AHK TV

Akdeniz'de korkutan tablo! "Tatlı sularımızı kaybettik"

Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, bu yıl beklenen poyrazın esmemesi nedeniyle deniz yüzeyindeki atıkların kıyıya sürüklendiğini belirterek, ormansızlaşma ve tatlı sulardaki kirliliğin deniz ekosistemini ve canlı yaşamını tehdit ettiğini vurguladı.

Abone Ol

Antalya kıyılarında ve deniz ekosisteminde yaşanan kirlilik ile değişimlere dikkat çeken Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, insanların kıyıları ve akarsuları temiz tutmasının deniz temizliği için hayati önem taşıdığını vurguladı. Bu yıl rüzgar yönünün kirlilik üzerindeki olumsuz etkilerine değinen Prof. Dr. Gökoğlu,

"İnsanlarımız kıyı ne kadar temiz kullanırsa deniz de o kadar temiz kalacaktır. Kıyı derken tabii akarsuları da kastediyoruz. Şu ana kadar kuvvetli bir poyraz yaşamadık bu sene. Sürekli olarak güneyden kuzeye doğru bir esinti var. Bu esinti deniz yüzeyindeki bütün atıkları kıyıya yanaştırıyor. Yani sahile itiyor. Oysa poyraz olsa, poyraz ne yapıyordu? Kıyıdan aşağı doğru bu kirliliği sürükleyecek. Yüzeydeki o katı atıkları açığa çekecek. Alttan da açığın berrak suyunu çektiği zaman kıyılarımız temizleniyordu. Bu sene bunu yaşayamadık. Tatlı sular en çok kirliliğin geldiği noktalar. Tatlı sularımızı ne yazık ki kaybettik. Yani gün geçtikçe de kaybediyoruz. Tatlı sulardan çok kirlilik girdisi var. Dolayısıyla bu gelen kirlilik denize ulaşıyor tatlı sular aracılığıyla"

diye kaydetti.

Deniz suyundaki renk değişiminin nedeni

Yağış miktarındaki artışın ve kıyı yapısındaki bozulmaların deniz suyunun rengini doğrudan etkilediğini belirten Gökoğlu,

"Bu sene yağışlar çok oldu. Sudaki renk hala açılmadı. Suya baktığımız zaman siyahımsı yeşilimsi bir görüntü var. Bunun nedeni de sudaki katı madde miktarı. Yağışla beraber çok besin maddesi girdi denize. Plankton da var. Planktonun kendisi zaten askıda katı madde miktarını arttırıyor. Bütün bunların nedenleri ormansızlaşmanın çok büyük etkisi var. Kıyı yapılarının bozulması. Bir de kıyılarımızdaki küçük derecikleri biz ne yaptık? Ağızlarını temizledik. Oysa o derelerin ağzındaki sazlıklar, otlar, kamışlar bir kere tatlı sudan gelen kirliliği biyolojik olarak, kendine besin olarak tüketiyordu. Biyolojik bir temizlik yapıyordu"

dedi.

Hem insanlara hem de deniz canlılarına zararlı

Kıyıdaki birikintilerin ve mikroplastiklerin insan sağlığı ile deniz canlıları üzerinde yarattığı ölümcül tehlikeleri sıralayan Gökoğlu,

"Bu mikroplastiklerin diğer bir etkisi de, mikroorganizmalar plastiklerin üzerine tutunur ve bir mikrobiyal kirliliğin insana bulaşmasında da etki olur. Yine bütün bu kirlilik deniz tabanında çöküp tortu yapıyor. En ufak bir etkide bu bulanmaya sebep oluyor. Büyük bir tortu var Konyaaltı sahili çakılların üzerinde. Bütün canlılara bu mikroplastik, yani plastik atıkları gerekirse, diğer o askıdaki katı miktarı, yahut zararlı olabilecek organizmalarla birlikte bütün canlılara sirayet ediyor. Yine plastikler deniz kaplumbağaları gibi, kuşlar gibi, balıklar gibi birçok organizmaya tutunup, kaplumbağanın yutmasına, sindirim sistemlerinin tıkanmasına, aynı etki kuşlar için de geçerli, balıklar için de geçerli, birçok canlının beslenme fizyolojisini bozuyor. Dolayısıyla birçoğunun ölümüne sebep oluyor"

ifadelerini kullandı.