Denizli’de ikamet eden Demet (34) ve Ersen Oymak (43) çiftinin ikiz gebelik sürecinde tıbbi literatüre geçecek bir başarı hikayesi yazıldı. Bebeklerden birine idrar yolu tıkanıklığı teşhisi konulması üzerine Ankara’daki sağlık merkezlerine başvuran çifte, gebeliğin sağlıklı ilerlemediği belirtilerek sonlandırma seçeneği sunuldu. Bu kararı kabul etmeyen aile, yaptıkları araştırmalar neticesinde Antalya’da görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Selahattin Kumru’ya ulaştı. Daha önce benzer şekilde 8 bebeğin anne karnında operasyonunu başarıyla gerçekleştiren Prof. Dr. Kumru ve ekibi, henüz 17 haftalık ve yaklaşık 200-250 gram ağırlığında olan mikro boyuttaki bebeğe fetoskopik lazer yöntemiyle müdahale etti. Operasyon çerçevesinde bebeğin idrar torbasına mini bir kamera ile girilerek lazer yardımıyla tıkanıklık giderildi. Müdahalenin ardından bebeğin yeniden idrar çıkışının sağlandığı ve yaşam şansının yükseldiği aktarıldı.
“Diğer bebeğimi de kaybetme ihtimali beni etkiledi”
Yaşadığı zorlu süreci aktaran anne Demet Oymak, rahatsızlığın hamileliğinin 14. haftasındaki kontrollerde tespit edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“O zaman hem bebeklerin cinsiyetini hem de erkek olanın idrar çıkışının olmadığını öğrendik. Bizi Denizli'den Ankara’ya sevk ettiler. Orada bize, şu an müdahale edilse bile bebeğin suyunun azalabileceği, ileride ciddi problemler yaşayabileceği ve böbrek rahatsızlığı nedeniyle doğsa bile yaşayamayabileceği söylendi. Hatta sonlandırmayı düşünüp düşünmediğimizi sordular. Biz bunu hiç istemedik. Oradan dönerken Selahattin Hoca’yı gördüm, Antalya’ya geldik. Operasyon başarılı geçti. Bir bebeğimin ciddi sorun yaşaması beni psikolojik olarak çok etkiledi. Çünkü ona bir şey olursa diğer bebeği de kaybetme ihtimalimiz vardı. Şu an sağlıklıyız”
“Maddi ve manevi olarak zor bir süreçti”
Dört çocuk babası olan ve ikiz bebek müjdesiyle sarsıcı bir sürece giren baba Ersen Oymak ise hekimlerin 2020 yılındaki başarılı çalışmalarını referans alarak yola çıktıklarını ifade etti. Sürecin hassasiyeti nedeniyle sürekli gözlem gerektiğini dile getiren Oymak, süreci şu sözlerle özetledi:
“4 çocuğumuz var. Eşim şu anda ikiz bebeklerimize hamile. Selahattin Hocamızın 2020 yılında anne karnında benzer bir ameliyat yaptığını öğrendik. Bu umutla geldik. Buradaki ekip hem maddi hem manevi yanımızda oldu. Şu anda çok şükür sorunumuz görünmüyor. Süreç hassas olduğu için bebeğin sürekli gözlemlenmesi gerekiyor. Bir baba olarak bu süreç benim için de çok zordu. Çünkü bebeğin doğamama ihtimali vardı. Antalya- Denizli olması ayrı bir avantaj oldu. Çünkü bu süreç ciddi masraf çıkarıyor. Borç harç bu tedaviyi sürdürmeye çalıştık”
Kamerayla girildi, lazerle iki kez müdahale edildi
Uygulanan operasyonun teknik detaylarını ve teknolojinin tıbba sunduğu katkıları açıklayan Prof. Dr. Selahattin Kumru, ikizlerden sağlıklı olan bebekte bir problem görülmediğini, ancak diğer bebekteki tıkanıklığa cerrahi operasyon uygulandığını kaydetti. İlk operasyon sonrasında bölgede yara iyileşme dokusu gelişmesi nedeniyle ikinci bir cerrahi işlem daha yapmak zorunda kaldıklarını belirten Prof. Dr. Kumru, şu an için bebeğin idrar çıkışının mevcut ve durumunun iyi olduğunu bildirdi. Operasyon anında tahmini 200 gram ağırlığında ve 17 haftalık olan bebeğe uygulanan bu tedavinin tıp dünyasındaki yeri hakkında konuşan Kumru, şu bilgileri verdi:
“Bu yöntemin bilinirliği hala oldukça düşük. Çünkü modern teknolojinin tıbba sunduğu yeni bir imkan. Hem doktorlar arasında hem de toplumda çok yaygın bilinmiyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon doğum olduğunu düşünürsek, 200 vaka ortaya çıkıyor. Bunların bir kısmı geç fark ediliyor, bir kısmı kaybediliyor ya da farklı yöntemlere yönlendiriliyor”
Müdahale edilmeyen bebeklerin yüzde 75’i kaybediliyor
Hastalığın seyrine ve anne karnındaki amniyon sıvısının önemine değinen Prof. Dr. Kumru, bu anomaliyle yaklaşık 10 binde 2 sıklıkta karşılaştıklarını ve teşhisin ultrason vasıtasıyla konulduğunu belirtti. İdrarın dışarı çıkamaması nedeniyle mesanenin normalden büyük göründüğünü söyleyen Kumru, operasyon kararından önce genetik inceleme önerdiklerini belirtti. Sıvı azalmasının akciğer gelişimini olumsuz etkilediğini, göbek kordonunun baskı altında kalmasıyla bebeğin anne karnında kaybedilebileceğini vurgulayan Kumru, cerrahi işleyişi ve risk faktörlerini şu sözlerle aktardı:
“Bebeklerde nadir görülen, yaklaşık 10 binde 2 sıklıkta karşılaştığımız idrar yolu çıkış tıkanıklıklarını ultrasonda tespit ediyoruz. Böbreklerde üretilen idrar, idrar torbasında birikiyor ancak dışarı çıkamadığı için mesane normalden daha büyük görünüyor. Ameliyata karar vermeden önce genetik inceleme öneriyoruz. Eğer tüm değerlendirmeler uygunsa ve bebeğin idrar yapamamasına bağlı amniyon sıvısı azalıyorsa müdahale kararı alıyoruz. Suyun azalması akciğer gelişimini olumsuz etkiler. Göbek kordonu baskı altında kalabilir ve bebek anne karnında kaybedilebilir. Müdahale edilmeyen olgularda bebeklerin yaklaşık yüzde 25’i hayatta kalabiliyor. Son yıllarda daha gelişmiş merkezlerde fetoskopik lazer yöntemi ile bu işlem uygulanmaya başlandı. Operasyon sırasında anneye lokal ya da genel anestezi uygulanıyor. Daha sonra bebeğin göbek kordonundan veya kas içine kas gevşetici ilaç veriyoruz. Bebeğin hareket etmesini engelliyoruz”
Başarı oranı yüzde 75, ilk hasta 9 yaşında
Operasyonun başarı şansının yüksek olduğunu fakat beraberinde ciddi riskler de barındırdığını ifade eden Prof. Dr. Kumru, işlem sonrasında da böbrek fonksiyonlarının takibinin hayati önem taşıdığını hatırlattı. Erken doğum, düşük, su gelmesi veya yeniden operasyon gereksinimi gibi komplikasyonlarla karşılaşma olasılığının yüzde 25 civarında seyrettiğini aktaran Kumru, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tıkanıklık nedeniyle bebeklerin böbreklerinde hasar olabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Kumru, “Bu nedenle bebeklerin doğumdan sonra da düzenli takip edilmesi gerekiyor. Lazer yöntemin başarı oranı yüzde 75 civarında. İşlemi yaparken dikkatli olmak gerekiyor. Kullandığımız kamera sistemi ve yaptığımız girişimler nedeniyle erken doğum, su gelmesi, düşük ya da tekrar işlem gereksinimi gibi riskler bulunuyor. Yaklaşık yüzde 25 oranında bu komplikasyonlarla karşılaşabiliyoruz. Şu ana kadar 9 bebeğe uyguladık. İlk lazer yaptığımız bebek yaklaşık 9 yaşında ve böbrek fonksiyonları iyi durumda. Diyalize ihtiyaç duymadı. Diğer hastalarımızı da takip ediyoruz”