Yaşam

Antalya için deprem uyarısı: "Büyük bir sarsıntı olasılığı var"

Antalya'da son günlerde Akdeniz açıklarında yaşanan sismik hareketlilik vatandaşları tedirgin ederken, Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, bölgenin 7’nin üzerinde yıkıcı deprem üretme potansiyeline sahip olduğu uyarısında bulundu ve ekledi: "Falcılara büyücülere değil uzmanlara kulak verin"

Abone Ol

Akdeniz’de son dönemde meydana gelen peş peşe sarsıntılar, Antalya'da "Daha büyük bir deprem mi geliyor?" sorusunu gündeme taşıdı. Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı, bölgenin sismik geçmişini ve gelecekteki risklerini değerlendirdi. Karancı, yaşanan hareketliliğin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak, "Daha büyük bir depremin olabilme ihtimali var. Ancak falcılara büyücülere inanmayın" dedi.

"Bölge aktif şekilde enerji biriktirmeye devam ediyor"

Bölgedeki sismik verileri paylaşan Karancı, son 10 gün içerisinde 3 şiddetinin üzerinde 5 depremin kaydedildiğini belirterek şunları söyledi:

"Bu depremler yeni değil. Son 1 yıla baktığımızda yine Doğu Akdeniz'de, Demre açıklarında, Kaş açıklarında 45 tane depremin olduğunu görüyoruz. Son 20 yıla baktığımızda ise aynı bölgede 3'ün üzerinde bin 200 tane deprem olduğunu görüyoruz AFAD verilerine göre. Dolayısıyla bu bölgede geçmiş dönemlerde de son yıllarda da ciddi bir sismik hareket var. Bölge aktif bir şekilde deprem üretmeye, enerji biriktirmeye devam ediyor. Geçmiş dönemlerde 7'nin üzerinde deprem üretmiş, yıkıcı deprem üretmiş, üretme potansiyeli olan bir bölgeden bahsediyoruz. Dolayısıyla tabii ki bu bölgede daha büyük depremlerin olabiliresi vardır."

Antalya’nın yeni fay hattı haritası güncelleniyor

Antalya’nın deprem haritasındaki yerinin değiştiğine ve yeni diri fayların tespit edildiğine dikkat çeken Karancı, 2026 yılındaki güncellemeye işaret ederek,

"1992 yılında Maden Teknik ve Arama Genel Müdürlüğü'nün (META) yapmış olduğu bir harita çalışması var. Türkiye'deki diri fayları haritalama yönünde bir çalışma. Bu çalışma ilk başladığı yıllarda ülkemizde 150 tane diri fay haritamız vardı. Şu anda META haritalarına göre ülkemizde 485 tane diri fay haritamız da mevcut. 2026 yılı içerisinde bu haritanın yapılan paleosistemolojik çalışmalarla yenileneceğini biliyoruz ve aktif fay zonumuzun sayısı 500'ün üzerine çıkacak. Antalya'da da yine geçmiş dönemlere baktığımızda şehrimizin merkezinden geçen diri fay haritamız yokken yeni fay haritalarında muhtemel suretledir ki Antalya'da yeni fayları görmüş olacağız"

diye konuştu.

"Falcılara değil, bilim insanlarına kulak verin"

Antalya’nın çevresindeki tehlikeli fay zonlarını tek tek sıralayan Karancı, vatandaşları asılsız haberlere karşı uyararak,

"Aslında bizim biraz yanılgımız Antalya'da yakın tarihte deprem olmaması ve deprem haritalarında aktif fay zonlarının görünmemesinden kaynaklı. Ama Antalya'ya baktığımızda hemen güneyimizde az önce de bahsettiğimiz Kıbrıs Yayı var. Dalma-Batmazonudur. Geçmiş dönemlerde büyük depremler üretmiştir. Yeni dönemde de bu depremleri üretmeye devam edecektir. Hemen batımızda yaklaşık 100 km mesafeden geçen Burdur Fethiye fay zonumuz var ki geçmiş dönemde o da 7'nin üzerinde depremler üretmiş, yıkıma sebebiyet vermiş. Antalya'yı etkileyebilecek bir fay zonudur. Doğumuzda yapılan son çalışmalarla aktif olmadığı düşünülen Aksu fay zonu var ki Isparta'ya kadar uzanır. Bu bölgede dolayısıyla fay zonlarının arasında kalmış bir şehirden bahsediyoruz. Vatandaşlarımıza bu noktada şunu özellikle söylemek gerekiyor. Asparagaz haberlerden uzak durmaları gerekiyor. Falcılara, büyücülere inanmamaları gerekiyor. Şu gün şu saatte şurada deprem olacak senaryolarına inanmamaları gerekiyor. Özellikle AFAD gibi, üniversiteler gibi konusunda uzman kişilere kulak vermeleri gerekiyor"

ifadelerini kullandı.

Zemin yapısının önemi kritik

Depremin şiddetini artıran zemin yapısı ve imar planlaması hakkında kritik uyarılarda bulunan Karancı,

"Bir binanın yapım aşamasından daha önemli proje aşamasının da temelini zemin ve temel etütleri oluşturur. Dolayısıyla biz yapacağımız yapıyı, binayı nasıl bir zemin üzerine oturtacağız bunun etütlerini son derece iyi yapmalıyız. Dolayısıyla alüvyon zeminlerde, yeraltı suyunun yüzeye yakın olan zeminlerde deprem dalgaları daha yavaş hareket eder. Ve şiddetini büyütür bu noktalarda. Dolayısıyla yıkımın daha büyük olduğu alanlardır. Sağlam taş-kaya dediğimiz birimlerde ise deprem dalgaları çok daha hızlı hareket eder ve o bölgeyi hızlı bir şekilde terk eder. Dolayısıyla bu noktalardaki yıkım alüvyon zeminlere göre çok daha az olur. Dolayısıyla burada yapılacak olan, yeni imara açılacak alanlarda, tarım alanlarından uzak durulması gerektiğini, yeraltı suyu seviyesinin yakın olduğu, özellikle sıvılaşmanın olacağı bölgelerde yapılışmanın son derece yanlış olduğunu düşünüyoruz. Yetkililere de bu noktada, bundan sonraki imar planı çalışmalarımızda jeolojik temelle yapılması gerektiğini önemle vurguluyoruz"

diye kaydetti.