Küresel iklim krizinin etkileri Türkiye’nin dört bir yanında baraj ve göletlerde hissediliyor. İzmir’den Tekirdağ’a, Hatay’dan Uşak’a kadar birçok ilde doluluk oranları kritik seviyelere indi. Antalya da bu tablodan bağımsız değil. Kentin önemli su kaynaklarından tarımsal faaliyetlerde kullanılan Ekşili Göleti ve tatlı su kaynağı Kırkgöz Gölü'nde incelemelerde bulunan Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karacı, hem baraj ve göletlerde yaşanan kuraklığa dikkat çekti hem de “Suyun varlığı değil, yönetimi sorun” diyerek acil önlem çağrısı yaptı.

Su krizi kapıda

Ekşili Göleti'ndeki kuraklığı gözler önüne seren Başkan Karancı, Antalya için tehlike çanları çaldığını söyledi.

"Öncelikle bugün döşeme altında Ekşili Göleti'ndeyiz. Şu an üzerinde bulunduğumuz aslında göletin su rezervlerinin içerisinde bir alandayız. Şu anda göletimizin su rezervi yüzde 5'in altına düşmüş durumda. Gördüğünüz gibi çok ciddi anlamda sular çekilmiş durumda. Bu sadece Antalya için geçerli değil, küresel bir krizden bahsediyoruz. Ve Türkiye genelinde birçok ilimizde son dönemde kamuoyuna yansıdığı gibi İzmir Çeşme'de, Uşak'ta, yine aynı şekilde Edirne'de, Tekirdağ'da, Giresun'da ve Hatay'da barajların dolluk oranının yüzde 0'a düştüğünü ve şehirlerimizde içme suyu amaçlı bile su temini noktasında ciddi sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Aslında bunlar bizim için sürpriz değil, bir gecede olmuş şeyler değil. Bunlar belirli süreçler sonucunda bu noktaya kadar gelinildi. Antalya'yı da buradan farklı görmemiz mümkün değil. Antalya için de aynı problemler, aynı tehlike çanları çalıyor" ifadelerini kullandı.

Su fakiri olma yolundayız!

Suyla ilgili asıl problemin suyun varlığı değil yönetimi olduğuna dikkat çeken Karancı,

"Aslında suyla ilgili ana problemimiz bizim suyun varlığı değil, suyun yönetimi olduğu noktasında bir kanımız var. Çünkü su yönetimine baktığımızda 7-8 tane farklı bakanlığın olduğunu görüyoruz. Bunların içerisinde kamu kurumları, merkezi yönetimler ve yerel idareler söz konusu. Dolayısıyla bu kurumların arasında entegrasyon olmadığı sürece, bu kurumlar işbirliği içerisinde çalışmadığı sürece suyu doğru yönetemeyiz ve suyu doğru yönetemediğimizde fakir oluruz. Rakamlara baktığımızda isterseniz Türkiye'nin su karnesine bir bakalım. 1900'lü yılların sonunda yani 2000 yılının başında kişi başına düşen yıllık su miktarımız 1650 metre küplü. Bugün de geldiğimizde bu rakamın 1200 metre küplere yaklaştığını görüyoruz. Bu bizi su fakiri bir ülke konumuna getirme noktasına kadar götürmüştür. Dolayısıyla bir an önce tedbir ve önlemlerin alınması gerekiyor. Özellikle şunu vurgulamak isterim ki, acil bir su kanununa ihtiyacımız var. Suyun doğru yönetilmesine ihtiyacımız var. Kurumlar arasında entegrasyona ihtiyacımız var" diye kaydetti.

Turizmin su tüketimi çok yüksek

Turizmin kentin su kaynakları üzerindeki baskısına dikkat çeken Karancı,

"Şu anda Antalya'nın nüfusu iki nokta yedi milyona ulaştı. Ve bunun yanında yaklaşık on yedi milyona yakın yabancı turist yedi sekiz milyon rakamlarında da yerli turistimizi ağırlıyoruz. Toplamda yirmi beş milyon turist misafir ediyoruz. Baktığımızda Antalya'da bir vatandaşın günlük su tüketimi yaklaşık iki yüz yirmi litreyken bir turistin su tüketimi ise yaklaşık yedi yüz sekiz yüz litreler yani üç dört katına kadar ulaşabiliyor"

Tarımda planlama şart

Öte yandan Başkan Karancı tarımda yapılan yanlış planlamaların da su krizini derinleştirdiğini söyledi ve ekledi:

"Bir diğer noktada şehrimizde birçok noktada atadan kalan zeytin ağaçların söküldüğünü ve yerine tropikal meyvelerin dikildiğine şahit oluyoruz. Bunlar da çok fazla su tüketen meyvelerdir, ürünlerdir. Doğru planlamanın yapılması gerekiyor tarımda. Eğer tarımı doğru planlayamazsanız yanlış planlamanın üzerine bir kurgu kurarsanız o ürünleri sulayacak suyu bulamazsınız"

“Kapalı sisteme geçilmezse üretim yapılamaz”

Ekşili Köyü’nde yaşayan Mustafa Ali Gözer, göletteki sorunların köylünün yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek tamirat ve kapalı sulama sisteminin aciliyetine dikkat çekti. Gözer, köyün sebzecilikte bir zamanlar öncü olduğunu ancak bugün kendi ürünlerini dahi dışarıdan almak zorunda kaldıklarını söyledi.

“En acil olan kapalı sisteme geçilmesi çünkü vahşi sulama var. Suyun yüzde ellisi köyümüzden önce giriyor, gerisi kanallarda bitiyor. Yani en büyük sorunumuz bu, kapalı sisteme geçmesi. Göletimizin de tamiri" ifadelerini kullandı.

“Kaçaklar kapatılırsa 3-4 yıl yetecek suyumuz var”

Ekşili’deki göletin tamir edilmesi gerektiğini söyleyen bir diğer köy sakini, yıllardır süren kaçaklar ve eski kanallar nedeniyle suyun boşa aktığını belirterek,

“Göletimizin sorunlarından birisi üç tane kaçak vardır. Bu kaçakların giderilmesidir. Bunlar en azından su işleri de bu işlerle ilgileniyordur. Yakın zamanda zannedersem tamamlayacaklardır. Umuyoruz yani. Bekliyoruz da onlardan bu görevi. Sağ olsunlar. Kanallarımızın eski kanal olmasından dolayı bazı kanalları su kaçırıyordur. Su kaçırması suyun yokluğuna neden oluyor. Kapalı sistemde olursa daha da az bir zayiatla bu işi çözebileceğimize inanıyorum. Vatandaşımız bu şekilde biraz sıkkın. Göletimiz doğduğu zaman kaçak olmamış olsa, hiç birikmese 3-4 yıl bu suyun yeteceğine inanıyorum. Göletimizin birikmiş olan suyu. Bundan dolayı sizlere teşekkür ederim. Hoş geldiniz. Sizden sağ olun, var olun" diye konuştu.

“Sondajlarla günü kurtarıyoruz, kalıcı çözümler şart”

Kırkgözler’deki içme suyu koruma alanında incelemelerde bulunan Karancı, Antalya’nın içme suyunun büyük çoğunluğunu yeraltı sondajlarından temin ettiğini belirtti. Artan nüfus ve turizmle birlikte mevcut kaynakların yetersiz kaldığını vurgulayan Karancı, altyapı yatırımlarının ve yeni su kaynaklarının acil olarak devreye alınması gerektiğini söyledi. Karancı,

“Şu anda Döşemealtı’nda Kırkgözler'deyiz. Bu alan Antalya'nın içme suyu kaynaklarının sağlandığı koruma alanı altındaki bir havzamızdır. Antalya içme suyunun %96'sını yeraltı sondajlarından temin eder. Günlük yaklaşık 1 milyon metre küpün üzerinde Antalya'da içme suyunu karşılamak için sondajlardan su temin etmekteyiz. Bu noktada bizim sürdürülebilir olması açısından her yıl yeni sondajlar, daha derin sondajlarla şehre su temin etmek zorunda kalıyoruz. Turizm artıyor, şehre gelen yabancı sayısı artıyor, nüfus artıyor. Dolayısıyla tek kaynaklarımızın üzerinde daha fazla, daha derin sondajlarla çözüm üretmeye çalışıyoruz. Su temin projeleri için gerekli bütçenin ilgili idareler tarafından bir an önce ayrılması ve projelerin hayata geçirilmesi elzem olarak görüyoruz. Çünkü açılan her yeni sondaj, gelecekteki nesillere bırakmamız gereken su miktarını hızlı bir şekilde tükettiğine inanıyoruz. Dolayısıyla sondajlarla ancak günü kurtarıyoruz. Bu noktada ilgili idarelerden beklentimizde yer altından enerji tüketilerek çekilen yaklaşık günlük 1 milyon metreküpün sayaçlara ulaşmadan, hanelere ulaşmadan maalesef yüzde 40 gibi büyükçe bir bölümünü yolda kayıp kaçaklarla kaybediyoruz. Bu alanla ciddi mücadele yapılması gerekiyor. Altyapıya önlem verilmesi gerekiyor. Skada sisteminin tamamen Antalya iline yayılması gerekiyor ve bu noktada da altyapıya yatırım yapılması gerekiyor” diye kaydeti.
Muhabir: İlayda Zeybek