Antalya'nın Döşemealtı ilçesi Organize Sanayi Bölgesi’nde meydana gelen ve 19 yaşındaki Batuhan Bebek’in hayatını kaybettiği trafik kazasına ilişkin davada ilk duruşmada karar çıktı. Mahkeme, TIR sürücüsü Cafer S.’nin eylemini “bilinçli taksirle ölüme neden olma” kapsamında değerlendirerek hapis cezasına karar verdi.
Duruşma sonrası konuşan acılı anne Hilal Bebek,
"Evlat acısı çok zor, ateşi hâlâ içimde. O daha 19 yaşındaydı, çok zorluklarla büyüttüm evladımı. Evin içinde her yerde onu görüyorum, gözümün önünden gitmiyor. Yaşıyor muyum, yaşamıyor muyum belli değil. İşten geldiğinde yanağımdan öperdi. Hâlâ ölmedi diyorum"
sözleriyle yaşadığı acıyı anlattı.
Ne olmuştu?
Kaza, 17 Mayıs 2026 tarihinde saat 16.00 sıralarında Antalya'nın Döşemealtı ilçesi Organize Sanayi Bölgesi 1. Kısım 6. Cadde üzerinde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Cafer S. yönetimindeki 20 FZ 303 plakalı TIR, iş yerinden çıkıp evine gitmek üzere motosikletiyle yola çıkan Batuhan Bebek (19) yönetimindeki 07 BVV 214 plakalı motosiklete çarptı. Çarpışmanın şiddetiyle yola savrulan genç, TIR'ın altında kalarak ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Batuhan Bebek'in hayatını kaybettiği belirlendi. Acı haberi alarak olay yerine gelen baba Dursun Bebek, oğlunun cansız bedenini görünce gözyaşlarına boğuldu. Gencin cenazesi, olay yerindeki incelemenin ardından otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Morgdaki işlemlerinin ardından Batuhan Bebek'in cenazesi, babası ve yakınları tarafından Döşemealtı'nda defnedilmek üzere teslim alındı. Olay sonrası gözaltına alınan sanık Cafer S., tutuklanarak cezaevine gönderildi.
İddianame hazırlandı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, kaza tespit tutanağına da yer verildi. Tutanakta, 20 FZ 303 plakalı TIR sürücüsü Cafer S.'nin sağa dönüş sırasında sürücünün sağ şeride veya dönüşe ayrılmış şeride girmesine ilişkin kuralı ihlal ettiği belirtildi. 07 BVV 214 plakalı motosiklet sürücüsü Batuhan Bebek'in ise meydana gelen kazada herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığı kaydedildi. İddianamede, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen ölü muayene tutanağına da yer verildi. Tutanakta, Batuhan Bebek'in kazada başına ve vücuduna aldığı ağır darbeler, çok sayıda kemik kırığı ve büyük damarlarının zarar görmesine bağlı kanama nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi.
"Çarpma ya da sürüklenme sesi duymadım"
Sanık ifadesinde, olay tarihinde kazadan önce dönüş için sinyal verdiğini hatırladığını, olay sırasında herhangi bir çarpma ya da sürüklenme sesi duymadığını, dönüşünü tamamladıktan sonra sağ aynadan motosikleti yerde yatar vaziyette gördüğünü ve durup kontrol ettiğini söyledi. Cafer S., dönüş yaptığı sırada aynalardan arka tarafı kontrol ettiğini ancak herhangi bir araç ya da motosiklet görmediğini savundu.
İddianamede, şüphelinin sevk ve idaresindeki 20 FZ 303 plakalı araçla trafikte seyir halindeyken dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve Batuhan Bebek'in ölümüne taksirle neden olduğu belirtilirken, 'taksirle ölüme neden olma' suçundan cezalandırılması talep edildi.
İlk duruşma görüldü
Batuhan Bebek'in ölümüne neden olduğu gerekçesiyle tutuklu olarak yargılanan Cafer S.'nin davasında ilk duruşma Antalya 29. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya taraf yakınları, sanık yakınları ve avukatlar katıldı.
"Görüş alanımda herhangi bir motosiklet yoktu"
Organize Sanayi Bölgesi içerisinde bulunan bir firmaya süt getirdiğini belirten sanık Cafer S., olay gününe ilişkin yaptığı savunmasında,
"Yük boşaltma işleminin ardından kantar noktasına gitmek üzere hareket ettim. Güzergahım üzerinde sağa dönüş yapmam gerekiyordu. Bu nedenle önce sağ sinyalimi vererek sağ tarafa geçtim. Ardından sola sinyal verip sola yöneldim, sonrasında tekrar sağ sinyalimi vererek sağ taraftaki girişe yöneldim. Girişe yaklaşırken geniş açıyla sağa manevra yaptım. Manevra sırasında motosikleti fark etmedim, görüş alanımda herhangi bir motosiklet yoktu. Dönüşümü tamamladıktan sonra motosikletin ön tekerleğin altında, yerde olduğunu gördüm. Bunun üzerine TIR'ı hemen durdurdum. Aşağı inince motosikletin yaklaşık 7-8 metre sürüklendiğini anladım. TIR'ın kör noktasında kaldığını düşünüyorum. Kullandığım TIR yaklaşık 17,5 metre uzunluğundaydı"
diye konuştu.
"Çocuğum yaklaşık 10-15 metre sürüklenmiş"
Duruşmada sanıktan şikayetçi olduğunu dile getiren maktulün babası Dursun Bebek, sanığın savunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını ifade ederek,
"Sanık, motosikleti görmediğini söylüyor ancak çocuğumun kafasında kaskı vardı. Çocuğum yaklaşık 10-15 metre sürüklenmiş. Sanığın sesi duymadığını belirtmesi de kabul edilebilir değil. Yaklaşık 60 metre uzaklıktaki güvenlik görevlisi sesi duyarken, sanığın bunu duymamış olması hayatın olağan akışına uygun değildir. Sanık ilk çarptığı anda durmuş olsaydı olay bu noktaya gelmeyecekti, çocuğum bugün hayatta olacaktı. Sanığın sosyal medya hesabına baktığımda, seyir halindeyken videolar çektiğini ve bu videoları paylaştığını gördüm"
diye konuştu.
Anne duruşmada gözyaşlarına boğuldu
Duruşma sırasında gözyaşlarına hakim olamayan anne Hilal Bebek ise mahkeme başkanına seslenerek,
'Ben çocuğumu 19 yıl ne emeklerle büyüttüm, siz de annesiniz'
dedi.
Sanığa 4 yıl 5 ay hapis cezası
İfadelerin ve taraf avukatlarının beyanlarının ardından mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme hakimi ise sanık Cafer S.'nin eyleminin 'bilinçli taksirle ölüme neden olma' suçunu oluşturduğuna hükmederek, sanığın 4 yıl 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi.
"Evladını kaybeden bilir, kaybetmeyen anlayamaz"
Kararın ardından maktulün ailesi ve avukatı açıklamalarda bulundu. Adalete güvendiklerini söyleyen Baba Dursun Bebek,
"Adalete güvendik, bundan sonra da güvenmeye devam edeceğiz. Allah kimsenin başına böyle bir acı vermesin. Bir daha böyle kazaların yaşanmamasını diliyorum. Çocuk acısı çok ağır bir acı. Bir ailenin yaşadığı ıstırabı ancak evladını kaybeden bilir, kaybetmeyen anlayamaz"
şeklinde konuştu.
"Çok zorluklarla büyüttüm evladımı"
Evlat acısının çok zor olduğunu ve oğlunun yokluğuna alışamadığını dile getiren acılı anne Hilal Bebek ise,
"Evlat acısı çok zor, ateşi hâlâ içimde. O daha 19 yaşındaydı. Evin içinde her yerde onu görüyorum, gözümün önünden gitmiyor. Yaşıyor muyum, yaşamıyor muyum belli değil. Çok zorluklarla büyüttüm evladımı. Ben onunla anne oldum, onunla büyüdüm. Bir anne olarak çocuğumla ilgili çok büyük hayallerim vardı. İşten geldiğinde yanağımdan öperdi. Hâlâ ölmedi diyorum. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın"
sözleriyle yaşadığı acıyı anlattı.
"Sanığın asli kusurlu olduğu tespit edildi"
Dava sürecinde yeniden alınan Adli Tıp Kurumu raporunda sanığın asli kusurlu bulunduğunu söyleyen ailenin avukatı A. Bekir Keser ise konuşmasında,
"Dava sürecinde yeniden alınan adli tıp raporunda da sanığın asli kusurlu olduğu tespit edildi. Olayda tek kusurlu kişinin sanık olduğu ortaya konuldu. Mahkeme heyeti de dosyaya oldukça hakimdi. Sanık her ne kadar basit taksir kapsamında yargılansa da mahkeme hükmü bilinçli taksir üzerinden kurdu. Önümüzde muhtemelen bir istinaf süreci var. Bundan sonra da bu sürecin takipçisi olacağız"
dedi.