6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve 11 ili derinden etkileyen yıkıcı depremlerin ardından, bölgedeki tarihi dokunun uğradığı zararı tespit etmek amacıyla başlatılan sivil girişim, uluslararası düzeyde büyük bir başarıya imza attı. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu ile Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Bölümü'nden Doç. Dr. Nusret Demir'in koordinasyonunda yürütülen "Kültürel Miras Alanlarında Deprem Hasarının Değerlendirilmesi Projesi", Avrupa'nın kültürel miras alanındaki en prestijli ödülü olarak kabul edilen 'Europa Nostra Ödülü'ne layık görüldü. Türkiye’ye "Yurttaş Katılımı ve Farkındalık Yaratma" kategorisinde bu büyük ödülü getiren girişim, kamuoyundan gelen anlık bildirimleri ileri düzey uydu analizleriyle birleştirerek devasa bir dijital izleme veri tabanı oluşturdu.
Sosyal medya paylaşımı kültürel hafıza hareketi başlattı
Her şeyin depremden iki gün sonra, 8 Şubat günü yapılan bir sosyal medya paylaşımıyla başladığını aktaran Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu, süreci şu sözlerle özetledi:
"Bu çağrıma Akdeniz Üniversitesi'nden Nusret Demir Hoca karşılık verdi. Bölgeye gitmeden de radar uyduları aracılığıyla buradaki kültürel mirasa gelen hasarı ve yer kabuğunun değişimlerini kaydedebileceğimizi, ölçebileceğimizi söyledi"
Çağrının hızla karşılık bulmasının ardından Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nusret Demir projeye dahil oldu. İlk adımı nasıl attıklarını anlatan Doç. Dr. Demir, şu ifadeleri kullandı:
"Çiler hocamız bu çağrıda 'Bölgedeki kültürel miras zararları ile ilgili kayıtlar alın' diyordu. Bölgeye giden arkadaşlardan bu şekilde bir ricası vardı"
Kendisi de uydu teknolojileri ve uzaktan algılama yöntemleriyle bölgeye fiziki olarak gitmeye gerek kalmadan hasar durum analizlerini yapabileceklerini Prof. Dr. Çilingiroğlu’na ilettiğini belirten Doç. Dr. Demir, sözlerine şöyle devam etti:
"Proje kapsamında deprem bölgesinde sadece antik kentler değil, bütün kültürel miras yapıları, binalar, müzeler, höyükler, her türlü kültürel miras yapısı, eseri analiz edildi"
50 uzmandan oluşan "Gönüllüler Ordusu" kuruldu
Herhangi bir finansal destek alınmadan, tamamen spontane ve gönüllülük esasıyla gelişen dayanışma süreci kısa sürede büyüdü. Prof. Dr. Çilingiroğlu'nun organizasyonuyla alanında uzman isimlerden oluşan bir kadro bir araya getirildi. Doç. Dr. Nusret Demir, teknik ekibin ve sahadaki gönüllülerin uyumlu çalışmasını şu şekilde aktardı:
"50 kadar teknik uzmanla birlikte gönüllü arkadaşlarımız çok değerli katkı verdi. Bütün bu eserleri çok detaylı şekilde koordinatları dahil, hangi döneme ait olduğu, türünü, yılını belirlediler. Hasarı da teknik olarak uydu verileriyle analiz ettik. O arkadaşlar yerden aldıkları hasar bilgilerini bize verdi ve bir sistem oluşturduk"
Sürecin bilimsel bir kaygıdan ziyade insani bir refleksle başladığını vurgulayan Doç. Dr. Demir, projenin arkasındaki motivasyonu şu sözlerle dile getirdi:
"Deprem zamanı insanların psikolojisini biliyoruz. Biz de bir şey yapma motivasyonuyla yaptık. Akademik çalışma olsun diye yapmamıştık. Tamamen bir gönüllü dayanışmasıydı bu çalışmamız"
En büyük hasar Osmanlı Dönemi yapılarında saptandı
Yürütülen titiz çalışmalarda, deprem bölgesindeki kurtarma ekiplerinden, yerel halktan, gazetecilerden ve bölgede görev yapan meslektaşlardan gelen fotoğraflar ile raporlar, uluslararası bilimsel iş birlikleriyle elde edilen uydu görüntüleriyle tek tek eşleştirildi. 11 il genelinde yapılan incelemelerde 1500'den fazla arkeolojik ve tarihi alanın hasar durumu kayıt altına alındı. Elde edilen verilere göre, sarsıntılardan en büyük hasarı Osmanlı Dönemi'ne ait mimari yapılar alırken; tarih öncesi dönemlerden kalan höyüklerin sarsıntılara karşı daha yüksek bir yapısal dayanıklılık gösterdiği saptandı. Ekipler, toplanan tüm bu hayati verileri araştırmacılar, restorasyon uzmanları ve yerel toplulukların kullanımına açmak üzere akademik bir makale yayımladı. Bilimsel yayının ardından, 2025 yılında verilerin harita üzerinde anlık olarak görülebildiği etkileşimli bir çevrimiçi harita sistemi de devreye sokuldu. Prof. Dr. Çiler Çilingiroğlu, ortaya konan bu açık erişimli kaynağın gelecekteki afet müdahaleleri için önemli bir model sağlama potansiyeli taşıdığını ifade etti.
Ödül töreni Lefkoşa'da düzenlenecek
Avrupa Birliği tarafından da desteklenen ve kıtanın kültürel miras alanındaki en prestijli tescili sayılan Europa Nostra Ödülü'nün, üniversite-toplum iş birliğinin en güzel örneklerinden biri olduğunu belirten Doç. Dr. Nusret Demir, ödül töreninin KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da gerçekleştirileceğini bildirdi. Başarının asıl sahibinin kolektif emektarlar olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Demir, sözlerini şöyle tamamladı:
"Gönüllü arkadaşlarımızın katkısı çok büyük. Biz projeyi beraber yaptık. Onlarsız kesinlikle olmazdı. Onlarını temsilen de Lefkoşa'da bulunmak istiyoruz"