Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı bünyesinde görev yapan kadın itfaiye erleri, kent genelinde erkek meslektaşlarıyla birlikte birçok farklı olaya müdahale ediyor. Yangın ve kurtarma çalışmalarının yanı sıra deprem, sel, patlama ve çökme gibi olağanüstü durumlarda da görev alan ekiplerde kadın personel de aktif şekilde yer alıyor. İtfaiye araçlarını kullanan, hortum taşıyan, merdivenlere tırmanan ve kurtarma çalışmalarına katılan kadın itfaiyeciler, mesleğin gerektirdiği fiziksel yeterlilikleri eğitim ve uygulamalarla geliştirdiklerini ifade ediyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ise kent genelindeki 48 istasyonla hizmet veriyor.

"Siz mi söndüreceksiniz?”
Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nda 6 yıldır görev yapan 28 yaşındaki Betül Erdal, itfaiyecilik mesleğini henüz 14 yaşındayken seçtiğini belirtti. İtfaiyecilik Lisesi ile başladığı eğitim sürecinin ardından mesleğini sürdüren Erdal, yıllardır kadın itfaiyecilere yönelik benzer ön yargılarla karşılaştığını söyledi. Erdal, mesleğe ilişkin yaşadığı deneyimleri şu sözlerle anlattı:
“Antalya İtfaiyesi'nde itfaiye eri olarak görev yapıyorum. Aslında mesleğimi daha küçük yaşlarda seçmiştim. 14 yaşında İtfaiyecilik Lisesi ile başladım. O zamandan bugüne kadar hala ‘Nasıl oluyor?' şeklinde bir önyargıyla karşılaşıyoruz. Biz de yaptığımız işleri, aldığımız eğitimleri, ekibimizi ve müdahale ettiğimiz olayları anlatarak bu ön yargıları kırmaya, bu işi yapabildiğimizi göstermeye çalışıyoruz”
İlk kez alevlerle karşılaştığı anı da anlatan Erdal, görev sırasında yaşadığı duyguları şöyle ifade etti:
“İlk kez alevlerle karşılaştığımda oldukça heyecanlıydım. Tabii ki orada yardıma ihtiyacı olan insanlar için bulunduğumuzdan, korkuyu hemen bir kenara bırakıp görev bilinciyle yangını söndürmeye devam ettim. Fiziksel şartların getirdiği zorlukları eğitimlerle ve yaptığımız uygulamalarla aşabiliyoruz. Ancak toplumun bakış açısını ve önyargılarını kırmak bence bizim için biraz daha zor. Mesleğimizi anlatıp yaptığımız işleri gösterdiğimizde ve insanların bakış açılarının değiştiğini gördüğümüzde tabii ki mutlu oluyoruz. Olaylara gittiğimizde, ‘Nasıl yani, siz mi söndüreceksiniz?' ya da ‘Siz mi yapacaksınız?' gibi tepkiler alıyoruz. Ancak görevi tamamladıktan sonra onların gözlerindeki ifadeden bu işi başardığımızı gördüklerini anlayabiliyoruz.”
"Kendilerine inansınlar"
İtfaiyeci olmak isteyen kadınlara da seslenen Erdal, mesleğe yönelik ön yargıların kadınların cesaretini kırmaması gerektiğini belirterek,
“Bu mesleği yapmak isteyen kadın arkadaşlarıma, cesaretlerini ve isteklerini kesinlikle kaybetmemelerini söyleyebilirim. Ön yargılara değil, kendilerine inansınlar. Çünkü biz kendimize inandıktan sonra her şeyi başarabiliriz”
dedi.

"Hortumu taşıyıp taşıyamayacağımız sorgulanıyor"
Antalya İtfaiyesi’nde 6 yıldır görev yapan 29 yaşındaki Seda Özyurt da Sağlık Meslek Lisesi'nde eğitim gördüğü sırada yaptığı stajın ardından itfaiyeciliğe yöneldiğini anlattı. Özyurt, çevresinden kadınların itfaiyeci olmasına yönelik çeşitli tepkiler aldığını belirtti. Özyurt, mesleğe nasıl başladığını ve karşılaştığı tepkileri şöyle anlattı:
“Sağlık Meslek Lisesi'ndeydim. Staj yaptığım dönemde bu alana geçmeye karar verdim ve mesleği sevmeye başladım. Tabii ki ailemden, çevremden ve diğer insanlardan, ‘Kadından itfaiyeci olur mu? Siz o hortumları nasıl taşıyacaksınız?' diyenler çok oldu. Hala da oluyor. Ama önemli değil. Mesleğimizde altıncı yılımızdayız ve severek yapıyoruz. Tabii ki zorlukları var ancak bu zorluklar kadın ya da erkek ayrımı olmaksızın hepimiz için geçerli”
“Korku yerini heyecana bırakıyor”
İlk yangına müdahale ettiği anı da anlatan Özyurt, yaşadığı korkunun zamanla görev heyecanına dönüştüğünü anlatarak,
“İlk kez alevlerin içine girdiğimde büyük bir heyecan hissettim. İster istemez insanın içinde bir korku oluyor ancak belli bir süre sonra bu korku heyecana dönüşüyor. Hiçbir zaman kaçma isteği gelmiyor, aksine daha da içine girmek istiyorsunuz. Galiba bizi bu meslekte tutan da bu. Ben zaten çocukluğumdan beri hareketli ve aksiyonlu meslekler yapmak istediğim için böyle bir korku hiç gelişmedi. Aksine hala çok heyecanlanıyorum”
ifadelerini kullandı.

“O anı unutamıyorum"
Özyurt, meslek hayatında unutamadığı olaylardan birinin iki kadının hayatını kaybettiği ev yangını olduğunu belirterek,
“Unutamadığım bir ev yangını var. Yangında iki kadın hayatını kaybetmişti. Yangına giderken evde iki kişinin olduğunu bilmiyordum. Yangını söndürdükten sonra soğutma çalışması yaparken fark etmiştik. O anı unutamıyorum. Bunun yanında Manavgat yangını, seller ve doğal afetler de tabii ki unutulmaz ancak benim aklımda en çok kalan olay bu oldu”
diye konuştu.
“Hortum bizim için en basit ekipmanlardan biri”
Mesleğin fiziksel zorluklarından çok toplumdaki ön yargıların kendilerini zorladığını belirten Özyurt, konuya ilişkin açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bizi en fazla önyargılar zorluyor. Çünkü bu iş sevilmeden yapılabilecek bir iş değil. Kimse sevmediği bir iş için ateşin içine girmek ya da kendisini tehlikenin içine atmak istemez. Ancak maalesef önyargılar daha fazla etkiliyor. Yoksa bana göre işin bir zorluğu yok. İnsan sevdiği zaman bir şekilde her şeyi yapabiliyor. Yangına girdiğimizde taşıdığımız ekipmanlar nedeniyle üzerimizde gerçekten çok fazla ağırlık oluyor. Bütün bunları bir kenara bırakıp hala bizim bir hortumu taşıyıp taşıyamayacağımız konusunda şüphe duyan insanlar var. Oysa hortum bizim için kullandığımız en basit ve en hafif ekipmanlardan biri. Bu konuda bile önyargılarla karşılaşabiliyoruz.”
“Keşke hemşire ya da öğretmen olsaydın diyenler var”
Vatandaşlardan farklı tepkiler aldıklarını belirten Özyurt, özellikle çocukların ve kız çocuklarının kadın itfaiyecilere gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti de dile getirerek,
“Bazen çok güzel tepkiler de alıyoruz. ‘Aferin kızım, kadınları her yerde görmek bizi çok mutlu ediyor' diyenler olduğu gibi, ‘Kızım keşke hemşire ya da öğretmen olsaydın, burada ne işin var?' diyenler de oluyor. Ancak genel olarak insanların tepkileri olumlu. Özellikle çocuklar, kız çocukları bizi gördüklerinde çok mutlu oluyor ve bizimle fotoğraf çektirmek istiyorlar. Bu da bizi mutlu ediyor”
şeklinde konuştu.
İtfaiyeciliği tercih etmek isteyen kadınlara da tavsiyede bulunan Özyurt,
“Eğer gerçekten bu mesleği istiyorlarsa öncelikle kendilerini geliştirsinler. Bir seferde olmasa bile sürekli denesinler. Gerçekten istiyorlarsa bunun üzerine gitsinler ancak mesleğin zorluklarının da farkında olsunlar”
dedi.
"Kendi arkadaşımı kurtarmak en zoruydu"
32 yaşındaki itfaiye eri Hüseyin Zengin de lise yıllarından itibaren itfaiyeciliğe yöneldiğini ve Ege Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Bölümü'nü birincilikle tamamladığını söyledi. Zengin, mesleğe yönelme sürecini şu sözlerle anlattı:
“Ben üniformayı çok seven bir insanım. Aynı zamanda Türkiye'de ilk kez 2009 yılında açılan İtfaiyecilik ve Sivil Savunma Bölümü mezunuyum. Çevremde açıkçası hiç itfaiyeci yoktu. Ancak üniformayı çok sevdiğim ve canla başla çalışılan bir meslek olduğu için lise yıllarımdan itibaren doğrudan bu mesleğe yöneldim. Liseden sonra da Ege Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Bölümü'nü birincilikle bitirdim. Bizler aslında psikolojik olarak birçok şeye alıştık. En kötü acılara, bir cesetten uzuv kopmasına ya da yangının farklı boyutlarına kadar birçok durumla karşılaştık ve bunlara alıştık. Ancak beni en çok zorlayan olay, kendi arkadaşımı kurtarmak oldu”
“Bir kedi ve bir çocuğu kurtarmak her şeye bedel"
Son olarak itfaiyecilik mesleğinin öneminin özellikle büyük yangın ve afetlerin ardından daha fazla anlaşıldığını belirten Zengin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bizim mesleğimiz maalesef vatandaşlarımızın başına bir olay gelmeden yeterince değer görmeyen bir meslek. Ancak son dönemde artan orman yangınları ve Bolu'daki otel yangınıyla birlikte vatandaşların bu konuda daha fazla bilinçlendiğini düşünüyorum. Hayat kurtarmak kadar güzel bir şey yok. Bir canlıyı, bir kediyi ya da bir çocuğu kurtarmak bütün yorgunluğumuza bedel oluyor. Bu nedenle itfaiyecilik, hayat kurtarmanın en güzel olduğu mesleklerden biri. Bu dünyaya tekrar gelsem, aynı mesleği yine gururla tercih ederdim.”






