Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında özellikle domates fiyatlarında yılbaşından bu yana dikkat çeken bir hareketlilik yaşanıyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, domateste arzın düşük olduğunu belirterek üretim planlamasının önemine dikkat çekti.
"Fiyat istikrarını yakalayamıyoruz"
Domatesin ocak ayından sonra fiyatlarının yükseldiğini ifade eden Nevzat Akcan,
"Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü"
dedi.
Geçtiğimiz yıl üreticinin domateste beklediği geliri elde edemediğini aktaran Akcan, bu durumun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini değiştirdiğini de anlatarak,
"Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz"
diye konuştu.
"Az olan ürün daha çok para ediyor"
Önceki yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını dile getiren Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de aynı tablo yaşandığını vurguladı. Antalya Büyükşehir Belediyesi'nden aldığı istatistik bilgilerine göre ürün kaybının yüksek olduğunu ifade eden Akcan,
"Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi'nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor"
dedi.
"İthalat çözüm değil"
Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan,
"Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul'da, Ankara'da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil"
diye konuştu.
"Bu mesleğin risk oranı çok yüksek"
Ailesinden öğrendiği mesleği sürdürerek çiftçilikle uğraşan 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyet ve risklerin yüksek olduğunun altını çizdi. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyleyerek,
"Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi'nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz"
ifadelerini kullandı.
Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine de değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirten Karacula şunları söyledi:
"Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor. Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira."