Doğma büyüme Antalya’da yaşamış birisi olarak, bugünden itibaren çeşitli aralıklarla Antalya’da çözüme kavuşmayan dertlerimizi ele almak ve kangren olmuş sorunları belirtmek istiyorum.
Öncelikle şüphesiz ki Türkiye ve dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olan Antalya’da yaşamak başlı başına bir ayrıcalıktır. Fakat bu Antalya'nın kusursuz ve hiçbir sorunu olmayan bir şehir olduğu anlamına gelmiyor. Antalya birçok şehirden güzel ve vazgeçilmez olsa da çok eksik yönleri olduğunu dile getirmek de bizlere düşen bir görev. Hatta büyükşehirler kapsamında baktığımız zaman Antalya, zaman zaman bir kasaba ve köy havası bile veriyor.
Antalya’da yaşayanların çoğu bu yazıyı okurken “kasaba ve köy” deme nedenimi ben anlatmasam bile anlayacaktır diye düşünüyorum. İlla bir kanıt gerekiyorsa da herhangi bir arabaya binip şehri gezmeye başlayabilirsiniz, belki böbrek taşınızı düşürür ve Antalya’nın yollarının bile sağlığa faydası olduğunu görmüş olursunuz.
Şimdi gelelim dile getirmek istediğimiz ilk sorunumuza. Antalya’nın batısında bulunan ve adeta o dönemin içindeymiş gibi hissettiğiniz, denize sıfır olan Phaselis Antik Kenti.
"Buraya gelene kadar bir sürü sorunumuz var buna mı takıldın?" diyenleri duyar gibiyim. Ama evet buna takıldım, sırasıyla hepsine de takılacağım. Ulaşım, eğitim, iletişim, elektrik, su ve dahası aklınıza ne geliyorsa zamanla hepsini konuşacağız.
Dönelim Phaselis'e.
Akdeniz'in incisi ve Antalya’da hafta sonu veya tatil zamanlarınızda ailenizi alıp gitmek için muazzam bir turistik alan. Sahile sıfır olması, denizinin neredeyse derinleşmemesi, ince kumu ve tabii ki tarihi önemi. Buraya kadar hiçbir problemimiz yok, hatta her şey muazzam fakat gelelim Phaselis'e girerken çektiğimiz çileye.
Çile diyorum çünkü daha önce Phaselis’i ziyaret etmiş olanların da bildiği üzere yaklaşık 1.5-2 kilometrelik bir yoldan aşağıya inerek giriş kapısına ulaşılıyor ve bu yolun tamamı trafikten oluşuyor. Özellikle hafta sonu ve tatil günlerinde buraya girmek tamamen bir külfet. Bunun bana göre temel nedeni de kapıda alınması zorunlu olan “Müze Kart” sistemi. Sistem tabii ki güzel ama turistik bir yer ve nüfus olması nedeniyle sürekli yeni insanlar geliyor ve de sistem tam anlamıyla düzene oturamıyor.
Kaç kişi giderseniz gidin tek tek kart çıkartmanızın beklendiği ve uygulama yükletilen bir sistemi var. Turist sirkülasyonu olduğu için de bu sorun asla bitmiyor. 4-5 kişilik gelen ailelerde gişede önce hesap açıp sonra kart aldıkları için bu kuyruk hemen bitecek gibi görünse de tatil hevesinizin kırılmasına ve keyfinizin kaçmasına neden olana kadar devam ediyor.
Bu sorunla ilgili yerel medyada birden fazla ve çeşitli yıllarda yapılmış haberler var. Bu haberlerin yapılmasına rağmen değişen bir şey ise yok. Bir vatandaş ve aynı zamanda gazeteci olarak her gittiğimde aynı manzarayla karşılaşmak beni de derinden üzüyor.
Benim fikrime göre bu soruna çözüm olarak fiziksel karttan ziyade tamamen dijital bir sisteme oturtulması gerekiyor. Dijital sistemle eş zamanlı sayısı 1 tane olan gişelerin de artırılması şart. Son olarak, çoğu zaman insanlar dikkat etmese bile yolun girişine “Bu uygulamayı indirmeniz gereklidir” yazısı asılabilir ve araçta beklenilen sürede bu durum halledilir diye düşünüyorum.
Çözüm benim bahsettiğim kadar basit olmasa bile bunu benden daha komple ele alabilecek bir çalışan grubu mutlaka vardır. Umarım ilerleyen süreçte bu sorun çözülür ve Phaselis’e gitmek gözümüzde büyümez.
Saygılarımla.