Antalya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Mustafa Karancı, Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6.1 şiddetindeki depremin ardından yaptığı açıklamada,  ilk depremden bu yana geçen iki buçuk aylık süreçte bölgeyi yakından takip ettiklerini belirterek,

“SİMAV-FAYZONU ile ilgili yaklaşık 205 km uzunluğunda bir fay zonudur ve 7 farklı segmentten oluşur. En güneybatı segmentinde yani Sındırgı segmentinde meydana geliyor bu her iki depremde. 6.1 büyüklüğü küçümsenecek bir deprem değil ama bunun 7 şiddetine gelmesi demek, -ki geçmişte 7 şiddetinde depremler bu bölgede olmuştur- yaklaşık 32 kat daha büyük bir enerjinin ortaya çıkması demek. Dolayısıyla 6'dan 7'ye gelecek bir şiddetli depremde, büyüklükteki depremde çok daha büyük hasarlar alabiliriz. Hemen batısında geride fay zonumuz var, orayı tetikleyebileceğini düşünüyorum"

diye kaydetti.

Antalya'da çiçekçiler sevgililer günü mesaisine hazır
Antalya'da çiçekçiler sevgililer günü mesaisine hazır
İçeriği Görüntüle

“Antalya için 'güvenli bölge' algısı yanlış”

Depremin yalnızca Sındırgı ile sınırlı olmadığını vurgulayan Karancı, Antalya’nın da deprem riski taşıdığını kaydederek,.

“Antalya için de güvenli bir bölge algısı maalesef geçmiş yıllardan günümüze kadar gelmiş durumda. Oysa ki bizim hemen güneyimizde Kıbrıs-Helen fay hattımız vardır. Bir dalma batma zonudur ve en büyük depremlerin oluşabileceği bir fay sistemidir. Dolayısıyla Akdeniz açıklarında, Körfez'de meydana gelecek bir deprem Antalya'yı etkileyecektir. Yine Fethiye- Burdur fay zonumuz var, yaklaşık 300 km uzunluğunda. Burada geçmişte 7'nin üzerinde depremler meydana gelmiş. Olası depremlerden Antalya ilimiz yine etkilenebilecektir. Dolayısıyla 'Biz depremlerin ne zaman, nerede, nasıl olacağından çok; biz depreme ne kadar hazırlıklıyız ve bu çalışmaları ne kadar hızlandırabiliriz?' noktasında önlemler almalıyız diye düşünüyorum"

ifadelerini kullandı.

“Zemin parametreleri iyi araştırılmalı”

Yapılaşmada zemin etüdü ve mühendislik önlemlerinin önemine dikkat çeken Karancı, Antalya genelinde de riskli bölgeler bulunduğunu söyledi.

“Maalesef biz her türlü zemine yapılarımızı gerekli mühendislik önlem ve tedbirlerini almadan yapıyoruz. Antalya'mızın batı illerindeki Kekova, Kaş bölgesinde, Kale bölgesinde fay hatlarımız da var bölgesel. Bugün Kumluca'ya, Finike'ye baktığımızda yeraltı suyu seviyesi gerçekten yüzeye çok yakın ve tarım arazilerine yerleştiğini görüyoruz. Geçmiş dönemde yüksek katlı imara açılmış alanlar görüyoruz. Yine Antalya'da Konyaaltı hurma bölgemizde benzer yapılar ve benzer zeminler söz konusu. Antalya ilinden merkeze baktığımızda 630 kilometre yayılımı olan geniş bir traverten alanımız var. Burada da kendine özel riskler barındırıyor. Nispeten alüvyon zeminlere göre daha dayanımlı olsa da erime boşlukları, karstik boşluklar farklı bir risk teşkil ediyor. Dolayısıyla biz şehirleşmemizi ve yapımızı nerede, nasıl yaparsak yapalım, zeminle ilgili parametreleri son derece iyi araştırmalı ve yeterli mühendislik hizmetlerini almış olmalıyız”

dedi.

“99’dan sonra umut etmiştik 2023’te olmadığını gördük”

Karancı, geçmiş depremlerden alınmayan derslere dikkat çekerek çağrısını yineledi:

“Biz 99 depreminden sonra gerekli önlem tedbirleri alacağımızı umut ettik. Maalesef 2023'te bunun olmadığını gördük. Umut ediyorum ki ve sesleniyorum tüm yetkililere, ilgililere; Cumhuriyetimizin 102'inci yılında afetlerde vatandaşlarımızın hayatını kaybetmediği nice güzel yıllar diliyorum.”

Muhabir: İlayda Zeybek