Antalya'da son günlerde gündeme gelen Boğaçayı'nın bakım durumu ve çevre yönetimine ilişkin tartışmalara Antalya Büyükşehir Belediyesi son noktayı koydu. AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Ethem Taş'ın sosyal medya hesapları üzerinden projenin ilgisiz bırakıldığı ve içerisinin yabani otlarla kaplandığı yönündeki eleştirileri üzerine Boğaçayı sahasında kameralar karşısına geçen yetkililer, bölgedeki ekolojik durumun detaylarını paylaştı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Danışmanı ve Çevre Yüksek Mühendisi Lokman Atasoy, bölgedeki sucul bitkilerin kesinlikle kirlilik olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Aslında şu arkamızda gördüğünüz sazlık olarak ifade edilen sucul bitki olarak ifade edilen bitkiler bir kirlilik ifade etmez. Bunun kirlilik olarak ifade edilmesi bilim açısından kesinlikle doğru değildir. Yukarıda bizim şu anda iki makine çalışıyor görüyorsunuz. 7 gün aslında çalışan makineler bunlar. Onların kestiği hasat ettiği sucul otların biriktiği ve daha sonra da bizim kepçeden alınmadan önceki görüntüler."
"Günde bir kamyon atık topluyoruz"
Açıklamalarını sürdüren Lokman Atasoy, geçmişte yapılan tartışmalara ve yürütülen temizlik çalışmalarına değinerek,
"Bu ne zamanki 2018 yılında burada bir Boğaçay tartışması oldu. O zamanlarda sizin de malumunuz bilim insanlarının birçoğu akademisyenler, meslek odalarımız buna karşı çıktılar. Ve çok kısa sürede maalesef o endişeler hayat buldu. Ama biz ne yaptık? Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak hemen ilk yıl aslında bu bilim kurulunu oluşturduk. İlk yıl deniz süpürgesini buraya getirdik kiralama şeklinde ve burada çok rahat çalışabildik. Daha sonraki yıllarda seviye biraz düşünce sucul ot kesme teknelerimizi bir tane sonra ikincisini faaliyette soktuk. Burada hiç olağanüstü bir durum yok. Bunlar bizim hep tahmin ettiğimiz şeylerdi. Günde biz burada bir kamyon kadar yani 8 ton kadar atık topluyoruz. Bu yıl sadece bu yıl envanterimizde var. 320 ton sucul ot topladık. Ve 4 ton civarında da fiziksel atık topladık. Burada sadece sucul otla mücadele etmiyoruz. Burada görüyorsunuz. Bir yerde topluyoruz. Sonra kepçemiz geliyor. Kepçemiz bunu alıyor ve kamyona yükleyip götürüyor."
ifadelerini kullandı.
"Bu bir kirlilik değil, bilakis temizliğin göstergesi"
Bölgedeki doğal dengenin önemine dikkat çeken Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ise ekosistem vurgusu yaparak,
"Doğa her zamanda en güzelini yapar. Kendisini düzenler doğa. İnsan müdahale ettiğinde siz doğayı bozmuş olursunuz. Şu andaki buradaki kamışlıklar birçok kuşun, birçok kuşa yuva, sığınak yeri balıkların da yumurta attığı materyalları oluşturuyor. Onun ötesinde biyolojik olarak evsel yani azotlu, fosforlu bileşikleri de kendine gübre olarak kullandığı için biyolojik olarak bir arıtmaya döngüsüne giriyor. Bu bir kirlilik değil. Bilakis temizliğin göstergesi. Düzenlenebilecek yerler düzenlenebilir. Yani makineler çalışıyor zaten. Düzenleyebildiğini düzenliyor. Ama geri kalan da bizim yaşamımız değil ama başka hayatların yaşam yeri orası. Ben sürekli söylüyorum. Boğaçay bırakalım doğa kendisini toparlasın, doğal halde kalsın diyorum"
diye kaydetti.
"Doğaya yapılan müdahale Konyaaltı Plajı'nı tehlikeye atıyor"
Projenin geçmişine ve olası risklerine dikkat çeken Jeoloji Mühendisleri Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ise şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yaklaşık 9-10 yıl öncesine gittiğimizde Boğaçay'ın projesi ilk lansmanı yapıldığında meslek odalarımız bu noktadaki görüşlerini ifade etmişlerdi. Ve deniz suyunun içeriye alınması yer altı sularımızı tuzlandıracağından kaynaklı bu projeden vazgeçilmişti. Ama bu alanda yapılan çalışma bugün 750 metreye 200 metre genişliğinde çok geniş bir havuz oluşturuldu. Bizim burada yaptığımız doğayla müdahale sonrasında biz Konya Altı Plajı'nızı da aslında kaybediyor noktasındayız. Dolayısıyla Boğaçay'ın hemen üstünde şu anda TOKI alanında da benzer şekilde kocaman bir yapılaşma alanı var. O bölgede de içme suyu kaynaklarımız var. Dolayısıyla bu hassasiyetimizi tüm dere yatakları noktasında ele almak gerektiğini düşünüyorum"
"Burası Antalya'nın en önemli kuş bölgelerinden biri"
Bölgenin ekolojik ve biyolojik zenginliğine dikkat çeken Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü Doktora Öğrencisi ve kuş gözlemcisi Umut Özten, habitatın korunması gerektiğini belirterek,
"Şimdi günümüzde geldiğimiz noktada bu habitat kaybı, habitat parçalanması ve habitatların dönüştürülmesi sebebiyle birçok canlı grubunun nesli tehdit altında. O yüzden elimizde de dönüştürülmemiş, değiştirilmemiş, insan eli değmemiş habitat bulmak neredeyse imkansız. Bu sebeple kalan habitatları da olduğu gibi saklamak oldukça önemli. Burası önceden tamamen sazlık bir alandı ve çok kuşların üremesi, göç etme sırasında dinlenme ve beslenme noktası olarak oldukça önem arz eden bir alandı. Burası dönüştürüldüğünden beri yani çok eski kayıtlardan bu yana burada 233 tane kuş türü tespit edildi. Yani burası Antalya'nın en önemli kuş bölgelerinden bir tanesi. O sebeple bu alanı bulduğu gibi bırakmak oldukça önemli"
ifadelerini kullandı.




