Şehir isimleri, çoğu zaman kurulduğu coğrafyanın özelliklerini, o bölgede yaşayan toplulukları ve tarihsel süreçte yaşanan hâkimiyet değişimlerini yansıtan önemli göstergeler arasında yer alır. Bu durum, insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Diyarbakır için de geçerlidir. Dicle Havzası’nın yukarı bölümünde, nehrin sağ yakasında ve deniz seviyesinden yaklaşık 650 metre yükseklikteki bir plato üzerinde kurulan Diyarbakır, tarih boyunca önemli ticaret ve ulaşım yollarının kesiştiği stratejik bir merkez oldu. Irak ve İran’ı Akdeniz ile Karadeniz’e bağlayan yolların kavşağında yer alan şehir, milattan önce 2300’lü yıllardan itibaren kesintisiz bir yerleşim alanı olarak varlığını sürdürdü.
Diyarbakır’ın Kuruluş Yeri Ve Tarihi Önemi
Diyarbakır’ın coğrafi konumu, şehrin erken dönemlerden itibaren askeri, ticari ve idari bir merkez olarak öne çıkmasını sağladı. Kentin bulunduğu alan, doğal savunma avantajları sunan bir plato üzerinde yer alıyor. Bu durum, Diyarbakır’ın tarih boyunca güçlü surlarla çevrilmesine zemin hazırladı. Bugün dünyanın en büyük sur yapılarından biri olarak kabul edilen Diyarbakır Surları’nın bazı bölümlerinin milattan önce dördüncü yüzyıla kadar uzandığı düşünülüyor. Milattan sonra 349 yılında Roma İmparatoru II. Konstantinos’un, Sasani tehdidine karşı kenti surlarla çevirerek askeri ve idari merkez haline getirmesi, Diyarbakır’ın bölgedeki önemini daha da artırdı.
Şehrin Tarih Boyunca Kullanılan İsimleri
Diyarbakır, uzun tarihi boyunca farklı medeniyetlerin etkisiyle çeşitli isimlerle anıldı. Antik kaynaklarda şehrin Amidi ya da Amedi olarak geçtiği biliniyor. Bu isimler, Roma ve Bizans dönemlerinde yaygın biçimde kullanıldı. Osmanlı dönemine gelindiğinde ise şehir için Amid ve Kara Amid adları öne çıktı. Bölge genelini ifade eden isim olarak Diyar-ı Bekr kullanılırken, il merkezi için Amid isminin tercih edildiği görülüyor. Bu durum, şehir ile çevresindeki geniş coğrafyanın farklı adlandırmalarla anıldığını ortaya koyuyor.
Diyarı Bekr İsminin Ortaya Çıkışı
Diyar-ı Bekr adı, Arap akınları sonrasında bölgeye yerleşen Bekr aşiretiyle ilişkilendiriliyor. Bekr aşiretinin bu coğrafyada etkili olmasıyla birlikte bölge, Bekrlerin yurdu anlamına gelen Diyar-ı Bekr adıyla anılmaya başlandı. Bu isim, özellikle İslam kaynaklarında ve Orta Çağ metinlerinde sıkça yer aldı. Osmanlı hâkimiyeti döneminde ise Diyar-ı Bekr ifadesi zamanla Diyarbekir şekline dönüştü. Amid şehri merkez olmak üzere kurulan beylerbeyliğin adı da bu şekilde kullanıldı. Dilin doğal evrimi ve halk arasındaki telaffuz alışkanlıkları, günümüzde kullanılan Diyarbakır isminin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
Amed İsmi Üzerine Tarihi Yaklaşımlar
Amed ismi, Diyarbakır için kullanılan en eski adlardan biri olarak tarihsel kaynaklarda yer alıyor. Osmanlı döneminde Amid veya Amed isimlerinin kullanıldığı bilinirken, bu adın Diyarbakır’a sonradan verilmiş bir isim olmadığı da tarihi belgelerle ortaya konuyor. Buna rağmen Amed ismine yönelik farklı toplumsal tepkilerin zaman zaman gündeme geldiği görülüyor. Oysa Osmanlı arşivlerinde ve seyahatnamelerde bu ismin Diyarbakır için kullanıldığı açıkça yer alıyor. Bu durum, Amed adının kentin tarihsel isimlerinden biri olduğunu gösteriyor.
Ermeni Ve Antik Kaynaklarda Diyarbakır
Ermeni kaynaklarında Diyarbakır için Amed adının kullanılmadığı, bunun yerine farklı isimlerin geçtiği yönünde değerlendirmeler bulunuyor. Bazı tarihçiler, Ermenilerin bu bölgeyi Tigranakert ya da Tigrakent olarak adlandırdığını belirtiyor. Büyük Tigran döneminde, milattan önce birinci yüzyılda kurulan Büyük Ermenistan Devleti’nin başkentinin Tigranakert olduğu biliniyor. Bu dönemde Kuzey Mezopotamya ve çevresindeki birçok bölge Ermeni hâkimiyetine girmiş olsa da Diyarbakır’ın isimlendirilmesi konusunda farklı kaynaklar farklı adlara işaret ediyor.
Evliya Çelebinin Anlatımlarında Diyarbakır
Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, Diyarbakır hakkında aktardığı bilgilerle kentin isim kökenine dair dikkat çekici rivayetlere yer veriyor. Evliya Çelebi’ye göre bazı Acem kaynaklarında bölge Diyarı Bikr olarak anılıyor ve şehir merkezinde güzelliğiyle tanınan Amida isimli bir kadının hükümdarlık yaptığına dair anlatılar bulunuyor. Rivayetlere göre şehrin surlarının kalkan biçiminde çizilmesi ve ilk surların bu dönemde yapılması, Amida ismiyle ilişkilendiriliyor. Bu anlatımlar, Diyarbakır’ın isim kökeninin yalnızca tek bir kaynağa değil, farklı kültürel ve tarihsel anlatılara dayandığını gösteriyor.
Diyarbakır’ın ismi, binlerce yıllık geçmişin, farklı medeniyetlerin ve değişen hâkimiyetlerin ortak bir yansıması olarak günümüze kadar ulaştı. Şehrin tarihsel kimliği, taşıdığı isimlerle birlikte Mezopotamya’nın en köklü yerleşimlerinden biri olduğunu ortaya koymaya devam ediyor.




