Gelmeyen yaz, bitmeyen kış...

Abone Ol

Tarihler Mayıs ayını gösterse de ülkemizde ve Antalya'da hava şartları hala değişmedi yaz geldi mi yoksa kış hala bitmedi mi. Bu yıl mevsim geçişleri beklentilerin ötesinde kaldı. Eskiden Mayıs ayında çoktan denize girmiş yaz şarkıları eşliğinde plajlar da hareketlilik başlamıştı. Bu haftaki köşe yazım da siz değerli okurlarım ile havanın bizlere ruhsal ve meteorolojik olarak etkisini kaleme almak istedim.

Takvimler yazı gösteriyor ama içimiz hala kış gibi güneş doğuyor belki ama ısıtmıyor. Çünkü mesele mevsimler değil mesele bence ruh halimiz. Eskiden yaz demek hafiflikti, üzerimizdeki montları, ceketleri çıkardığımız gibi, dertlerimizi de bir kenara bırakır rahatlardık. Şimdi ise tam tersi öyle değil mi? Hava ısınsa bile içimizdeki ağırlık yerinden oynamıyor. Sanki kış sadece dışarıda değil cebimizde, zihnimizde ve umutlarımızda.

Gelmeyen yaz biraz da beklentilerin adı aslında. Daha iyi bir hayat, daha rahat bir nefes, daha huzurlu bir yarını bekliyoruz. Çünkü beklediğimiz yaz, sadece sıcak havadan ibaret değil aslında güven, refah ve iç huzur arıyoruz.
Bitmeyen kış ise alıştığımız zorluklar her gün biraz daha normalleşen sıkıntılar. Soğuk hava artık üşütmüyor bizleri neden mi? çünkü alıştık artık bu rutine. Ruhsal olarak hava şartları bizleri bu şekilde etkilediğini düşünüyorum.

Gelelim yaşadığımız hava şartlarının meteorolojik olarak durumu! Uzmanlara göre bu dalgalanmanın temelinde iklim sistemindeki değişimlerin olduğu söyleniyor. Atmosferin dengesini belirleyen basınç merkezleri, eskisi kadar istikrarlı değil. Özellikle ilkbahar aylarında beklenen ısınma yerini sık sık gelen soğuk hava dalgalarına bırakıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de jet akımlarındaki zayıflama ve dalgalanma olduğu belirtiliyor. Kutup bölgeleri ile orta enlemler arasındaki sıcaklık farkı azaldıkça, jet akımı daha kıvrımlı bir hal alıyor. Bu da soğuk havanın güneye, sıcak havanın ise kuzeye daha kolay sarkmasına yol açtığı söylenmiş. İşte bu durumda bize aynı hafta içinde hem mont giyip hem tişörtle dolaşmak zorunda bırakıyor.

Bilim insanları bu tür dalgalanmaların önümüzdeki yıllarda daha da artabileceğini söylüyor. Çünkü mesele sadece günlük hava durumu değil, uzun vadeli iklim eğilimleri. Yani gelmeyen yaz aslında gecikmiş bir mevsim değil değişen bir sistemin sonucu olduğu belirtilmiş. İşin özüne gelecek olursak artık mevsimleri takvimden değil, anlık değişimlerden okumak zorunda kalacağımız. Ve görünen o ki, bundan sonra yazlar da kışlar da eskisi gibi gelmeyecek. O özlenen güzel yazları ve yaşanan güzel kış aylarını tekrar yaşayabilmek ümidi ile...