Sanatla Yoğrulan Bir Çocukluk ve Tiyatroya İlk Adım


1956 yılının 11 Şubat günü İstanbul’da dünyaya gelen Oya Başar, sanatla erken yaşlarda tanışan isimlerden biridir. Babası Selanik göçmeni, annesi ise Kürt kökenlidir. Babasının mali müşavir olması, ailede disiplinli bir yapının hâkim olmasını sağlamış, ancak aynı zamanda kültürel zenginlik de Oya Başar’ın kişiliğinde önemli bir yer edinmiştir. Henüz sekiz yaşında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'na adım atması, onun tiyatroya olan ilgisinin ne kadar erken filizlendiğinin göstergesidir. Bu dönemde aldığı eğitimle birlikte tiyatro sahnelerinin havasını solumaya başlamış, ilerleyen yıllarda bu dünyadan hiç kopmamıştır.

Oya Başar’ın sahneyle kurduğu bağ yalnızca çocukluk hevesi olarak kalmamış, eğitim hayatının ardından da sahneyle iç içe olmayı sürdürmüştür. Oyunculuk alanında aldığı ilk profesyonel eğitimlerden biri, Ali Sururi ile çalışması olmuştur. Bu deneyim, onun hem sahne hakimiyetini hem de oyunculuk tekniğini geliştirmesinde önemli bir rol oynamıştır. Kariyerinin ilk yıllarında Devekuşu Kabare başta olmak üzere, İstanbul Tiyatrosu ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu gibi önemli topluluklarda görev aldı. Bu tiyatrolarda edindiği tecrübe, onun hem klasik hem de çağdaş tiyatro anlayışını özümsemesine olanak sağlamıştır.

Televizyonla tanışması da bu döneme denk gelir. Küçük rollerde başladığı ekran kariyeri zamanla büyüyerek, onu Türkiye’nin en sevilen televizyon yüzlerinden biri haline getirmiştir. Bu süreçte hem sahnede hem ekranda aktif olması, onun çok yönlü bir sanatçı profili çizmesini sağlamıştır.

“Olacak O Kadar” ile Zirveye Ulaşan Bir Kariyer


Oya Başar’ın kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri, 1986 yılında başlayan ve Türk televizyon tarihinde önemli bir yeri olan “Olacak O Kadar” adlı komedi programıdır. Levent Kırca ile birlikte kurdukları bu projede hem oyuncu hem yönetmen hem de yapımcı olarak görev almıştır. Bu çok yönlü katkısı, onu sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda yaratıcı bir güç haline getirmiştir. Program, siyasi ve toplumsal hicivleriyle dönemin ruhunu yansıtırken, Oya Başar da sahnedeki güçlü mizah anlayışıyla izleyicinin gönlünde taht kurmuştur.

Televizyon dünyasındaki başarısına rağmen tiyatroyu hiçbir zaman bırakmayan Başar, 2007 yılında yakalandığı meme kanseri hastalığını büyük bir mücadeleyle yenmiştir. Hastalığı atlatmasının ardından sahnelere dönmesi, onun hem mesleğine hem de hayata olan bağlılığının en güçlü örneklerinden biri olmuştur. Bu süreçten sonra yeniden İstanbul Şehir Tiyatroları’na dönen sanatçı, “Yedi Kocalı Hürmüz” adlı müzikalde sergilediği performansla takdir toplamıştır.

Oya Başar’ın sanat yolculuğu yalnızca oyunculukla sınırlı kalmamıştır. Kimi zaman yönetmenlik kimi zaman yapımcılık gibi görevleri de üstlenmiş, sahne arkasında da etkin bir figür olmuştur. Sanat yaşamı boyunca izleyicisine samimi, gerçek ve derinlikli karakterler sunan Başar, günümüzde hâlâ aktif bir şekilde televizyon ve tiyatro projelerinde yer almaktadır.

Aşk, Aile ve Hayatın İçindeki Yolculuğu


Oya Başar’ın özel yaşamı da tıpkı sanat kariyeri gibi inişli çıkışlı ve anlam yüklüdür. 1985 yılında hayatını Levent Kırca ile birleştiren Başar, bu evlilikten Umut ve Ayşe adında iki çocuğa sahip olmuştur. Ancak bu birliktelik, zaman içerisinde çeşitli nedenlerle iki kez sona ermiş; 2000 yılında boşanmış, 2001 yılında yeniden evlenmişlerdir. Ancak 2005 yılında ilişkileri kalıcı olarak sonlanmıştır. Yine de aralarındaki bağ hiçbir zaman tamamen kopmamış; 2015 yılında Levent Kırca’nın vefatının ardından Oya Başar, duygularını “Benim onunla 35 yılım geçti. Hayatımın 35 yılı gitti,” sözleriyle ifade etmiştir. Bu açıklama, onun yaşamındaki en büyük kırılma noktalarından birini yansıtır.

Levent Kırca ile yaşadığı bu derin ve karmaşık ilişkinin yanı sıra Oya Başar’ın bir dönem oyuncu Ali Karagöz ile yedi yıl süren bir ilişkisi de olmuştur. Özel hayatında zaman zaman zorluklar yaşamış olsa da, Başar her zaman ayakta kalmayı başarmış ve hayatına yeni anlamlar katmayı bilmiştir.

Sanatla dolu bir yaşamın içinde aile hayatını da dengelemeye çalışan Oya Başar, hem anne hem de bir sanat emekçisi olarak örnek bir profil sergilemiştir. Bugün hâlâ sahne ışıkları altında üretmeye ve izleyicisiyle buluşmaya devam eden sanatçı, Türk tiyatrosunun ve televizyonunun unutulmaz isimleri arasında yerini çoktan almıştır.

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım