Dünya

Kanada Hükümeti Türk Depremzedelere Tanınan Özel Oturum Haklarını Uzatmama Kararı Aldı

Kanada, 2023 yılında meydana gelen büyük Kahramanmaraş depremi sonrası Türk vatandaşlarına sağladığı insani kolaylıklarda yolun sonuna geldi.

Abone Ol

Kuzey Amerika'nın en çok göç alan ülkelerinden biri olan Kanada, 2023 yılında meydana gelen büyük Kahramanmaraş depremi sonrası Türk vatandaşlarına sağladığı insani kolaylıklarda yolun sonuna geldi. Deprem felaketinden etkilenen binlerce kişi için hayata geçirilen geçici oturum ve çalışma izni programı, iki bin yirmi altı yılı itibarıyla yeni bir uzatma kararı alınmaksızın sona erdirildi. Ottava yönetiminin bu hamlesi, ülkede yeni bir hayat kurmaya çalışan binlerce Türk vatandaşı için belirsizlik dolu bir dönemin kapılarını aralarken, diplomatik çevrelerde de geniş yankı buldu.

Kanada Göçmenlik, Mülteciler ve Vatandaşlık Dairesi tarafından yürütülen bu süreçte, vize süreleri dolan kişilerin ülkeden ayrılması yönündeki takvim işlemeye başladı. İlk etapta insani yardım vizeleriyle ülkeye kabul edilen depremzedelerin, yasal kalış sürelerinin sona ermesiyle birlikte statüleri sona ermiş kabul ediliyor. Bu durum, sadece bireysel yaşamları değil, aynı zamanda Kanada içerisindeki iş gücü piyasasına entegre olmuş depremzede aileleri de derinden sarsan bir gelişme olarak kayıtlara geçiyor.

Depremzede Kontenjanıyla Giden Binlerce Kişi Dönüş Yolunda

Büyük felaketin hemen ardından Kanada'ya sığınan Türk vatandaşlarının sayısının yaklaşık yirmi bin olduğu resmi verilerle doğrulanmıştı. Bu kişilerin bir kısmı süreç içerisinde kendi imkanlarıyla veya gönüllü olarak Türkiye'ye geri dönerken, geriye kalan yaklaşık dokuz bin kişilik grubun durumu şu an en kritik başlığı oluşturuyor. Kanada makamlarının geçici statüleri kalıcı bir yerleşim iznine dönüştürmeme veya mevcut izinleri yenilememe yönündeki tavrı, bu büyük nüfus kitlesinin önümüzdeki haftalarda bavullarını toplamasına neden olacak gibi görünüyor.

Hukuki prosedürlere göre vize süresi sona eren ancak ülkeden ayrılmayan kişiler kaçak durumuna düşme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Kanada hükümetinin göçmenlik politikalarındaki bu katı tutumu, deprem bölgelerindeki imar çalışmalarının belli bir aşamaya gelmiş olmasıyla ilişkilendiriliyor. Ancak Kanada'da düzen kuran, çocuklarını okula başlatan ve iş hayatına atılan binlerce Türk için bu karar, ikinci bir yıkım etkisi yaratmış durumda.

TS 2023 Platformu Ve Depremzedelerin Hak Arayışı

Kanada'da kendilerine tanınan sürenin sonuna gelen depremzedeler, seslerini duyurabilmek amacıyla TS iki bin yirmi üç girişimi adı altında güçlü bir platform kurdular. Bu platform aracılığıyla yapılan açıklamalarda, Türkiye'deki deprem bölgelerinde hala barınma sorunlarının devam ettiği ve pek çok kişinin dönecek bir evi olmadığı vurgulanıyor. Türk vatandaşları, Kanada hükümetinden sadece süre uzatımı değil, aynı zamanda kalıcı oturum hakları için adil ve makul bir yol haritası belirlenmesini talep ediyorlar.

Depremzedeler, Kanada'ya sadece sığınmacı olarak değil, aynı zamanda topluma değer katan bireyler olarak geldiklerini ifade ediyorlar. Kurulan platform üzerinden yürütülen lobi faaliyetlerinde, Kanada Parlamentosu üyelerine ve göçmenlik bakanlığına mektuplar gönderilerek durumun insani boyutu gözler önüne seriliyor. "Bizler sadece can güvenliği için değil, yok olan hayatlarımızı yeniden inşa etmek için buradayız" diyen platform üyeleri, kararın yeniden gözden geçirilmesi için umutlarını koruyorlar.

Oturum İzinlerinin Yenilenmemesinin Hukuki Ve Sosyal Boyutu

Kanada'nın mevcut yasaları çerçevesinde geçici vize sahiplerinin statü değişikliği yapabilmesi için oldukça zorlu kriterleri yerine getirmesi gerekiyor. İnsani ve vicdani nedenlerle verilen izinlerin teknik olarak "yenilenmemesi", aslında fiilen bir iptal hükmü doğuruyor. Hukukçular, bu durumun uluslararası mülteci hukuku ile yerel göçmenlik yasaları arasındaki ince çizgide durduğunu belirtiyorlar. Ottava yönetimi, programın en başından beri "geçici" olduğunu savunarak yasal zeminde kendini güvenceye almış görünüyor.

Sosyal açıdan bakıldığında ise bu durumun yaratacağı travmaların boyutu oldukça derinleşiyor. Özellikle okul çağındaki çocukların eğitim hayatlarının kesintiye uğraması ve iş yerlerinden ayrılmak zorunda kalan yetişkinlerin ekonomik kayıpları, büyük bir adaptasyon sorununu beraberinde getirecek. Kanada'daki sivil toplum örgütleri de hükümetin bu tavrını eleştirerek, felaketin etkilerinin hala sürdüğü bir dönemde insanların belirsizliğe itilmesinin insani yardım ruhuyla bağdaşmadığını savunuyorlar.

Türkiye Ve Kanada Arasındaki Göçmenlik Diplomasisi

Yaşanan bu vize krizi, Ankara ve Ottava arasındaki diplomatik ilişkilerin de önemli bir gündem maddesi haline geldi. Türk yetkililer, vatandaşlarının mağduriyet yaşamaması adına gerekli görüşmeleri yürütürken, Kanada'nın iç güvenlik ve göçmenlik politikaları gereği geri adım atıp atmayacağı henüz netlik kazanmadı. İki ülke arasındaki göç trafiğinin son yıllarda artış göstermesi, Kanada tarafının yeni bir emsal oluşturmaktan çekinmesine neden olan en büyük faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Önümüzdeki günlerde vize süreleri kademeli olarak dolacak olan Türk vatandaşları için geri sayım hızlanırken, Kanada'da kalmanın yasal yollarını arayanların sayısı da artıyor. Bazı depremzedelerin sığınma talebi veya işveren sponsorluğu gibi farklı vize türlerine başvurması beklense de, dokuz bin kişinin tamamının bu yöntemlerle ülkede kalması teknik olarak mümkün görünmüyor. Tüm dünya, Kanada'nın bu katı tutumunda bir esneme yapıp yapmayacağını ve büyük göçün nasıl sonuçlanacağını yakından takip ediyor.