Batı Karadeniz’in sarp coğrafyasında bir sanayi devi olarak yükselen Karabük şehri aslında göründüğünden çok daha derin bir tarihsel kökene ve isimlendirme geleneğine ev sahipliği yapıyor. Cumhuriyet döneminde demir çelik fabrikalarının kurulmasıyla modern bir kimlik kazanan bölgenin geçmişi incelendiğinde antik dönemlerin en güçlü imparatorluklarından biri olan Hititlerin bu topraklara bıraktığı izler dikkat çekiyor. Bölgenin idari ve yerleşik hayatının başlangıç noktası olarak kabul edilen Eflani bölgesi kentin tarihsel hafızasını bugüne taşıyan bir merkez olma özelliği taşıyor. Hitit tabletlerinden elde edilen bilgiler ışığında Karabük ve çevresinin henüz demir cevheriyle anılmadığı dönemlerde dokumacılık ve üretim faaliyetleriyle anılan bir isimle tarih sahnesine çıktığı anlaşılıyor. Modern Türkiye’nin sanayi kalesi olan bu şehir binlerce yıl önce Anadolu’nun kadim medeniyetleri tarafından stratejik bir yerleşim odağı olarak belirlenmiş ve o dönemdeki ihtiyaçlara göre isimlendirilmiştir.
Hititlerin Haluna Olarak Adlandırdığı Eflani Bölgesinin Stratejik Değeri
Anadolu’nun orta yerinden Karadeniz kıyılarına uzanan yolların kilit noktalarından biri olan Eflani Hititler döneminde sadece bir yerleşim yeri değil aynı zamanda bir üretim merkezi olarak biliniyordu. Hitit çivi yazılı metinlerinde geçen kayıtlar Karabük çevresinin en eski adının Haluna olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Dil bilimcilerin ve arkeologların yaptığı detaylı çalışmalar Haluna isminin o dönemdeki anlamının Yün ile doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu durum antik çağlarda bölgenin hayvancılık faaliyetleri ve yün üretimi konusunda bölgede belirleyici bir rol üstlendiğinin en büyük kanıtı sayılıyor. Hititlerin bu bölgeyi seçmiş olması sadece savunma ve lojistik kaygılarla değil aynı zamanda tekstil ve temel hammadde kaynaklarının zenginliğiyle de yakından ilgilidir. Haluna ismi bölgenin o zamanki ekonomik karakterini yansıtan bir kimlik kartı gibi tarih sayfalarında yerini korumaktadır.
Antik Dönem Ekonomisinde Yün Üretimi Ve Bölgesel İsimlendirme Geleneği
Eski Anadolu medeniyetlerinde yerleşim yerlerine isim verilirken o bölgede en çok üretilen ürünün veya doğanın sunduğu baskın bir özelliğin temel alınması oldukça yaygın bir gelenektir. Karabük’ün kadim geçmişinde karşımıza çıkan Haluna ismi de bu geleneğin en somut örneklerinden biridir. Yün anlamını taşıyan bu kelime Hitit ekonomisinin can damarlarından birini temsil ediyordu. Eflani çevresindeki meraların ve yüksek platoların küçükbaş hayvancılığa elverişli olması bu ismin neden bu kadar geniş kabul gördüğünü açıklıyor. Haluna döneminde bölge çevre yerleşimlerle yapılan takas ve ticaret faaliyetlerinde yün tedarikçisi olarak ön plana çıkıyordu. Bugünün sanayi kenti Karabük ismindeki kara çalıların arasından süzülen dumanlar varken binlerce yıl önce aynı topraklarda dokuma tezgahlarının sesi ve meralardaki hayvanların bereketi hüküm sürüyordu. Bu iki farklı dönem arasındaki üretim kültürü kentin aslında her devirde üretken bir yapıya sahip olduğunu kanıtlıyor.
Eflani Havzasındaki Arkeolojik Kanıtlar Ve Yerleşim Sürekliliği
Arkeolojik saha araştırmaları ve yüzey incelemeleri Eflani ve çevresindeki yerleşimin Hititlerden sonra da kesintiye uğramadan devam ettiğini gösteriyor. Haluna isminden bugünkü modern adlandırmalara kadar geçen süreçte bölge Friglerden Romalılara Bizanslılardan Selçuklulara kadar pek çok güce ev sahipliği yaptı. Ancak Hitit metinlerindeki bu ilk adlandırma kentin temel yapı taşını oluşturması bakımından büyük önem taşıyor. Bölgede bulunan höyükler ve antik kalıntılar Hititlerin Haluna adını verdikleri bu coğrafyayı ne kadar titizlikle kullandıklarını gözler önüne seriyor. Yerleşik hayatın ilk izlerinin bu havzada toplanması Karabük’ün sadece 20. yüzyılda doğmuş bir kent olmadığını aksine tarih öncesi çağlardan bu yana stratejik bir cazibe merkezi olduğunu kanıtlayan veriler arasında yer alıyor. Geçmişin Yün kenti günümüzün Çelik kentiyle aynı topraklarda farklı hikayeler anlatsa da köklü geçmiş hep baki kalıyor.
Tarihsel İsimlerden Cumhuriyet Döneminin Modern Kimliğine Uzanan Yol
Haluna isminin tarihsel sessizliğe bürünmesinden sonra bölge Orta Çağ ve Osmanlı dönemlerinde farklı idari isimlerle anılmaya devam etti. Ancak 1930’lu yıllarla birlikte yaşanan devrim niteliğindeki sanayileşme süreci kentin adını bir kez daha değiştirerek bugünkü Karabük ismini kalıcı hale getirdi. Antik Hitit metinlerindeki yün bereketi ile Cumhuriyet döneminin demir cevheri birleşerek kentin bugünkü sosyo-ekonomik yapısını inşa etti. Bir zamanların Haluna’sı bugün Türkiye’nin her yerine demir ve çelik gönderen bir güç merkezi haline gelirken isminin kökenindeki üretim azmini asla kaybetmedi. Tarihçiler ve kent araştırmacıları için Karabük’ün eski adını bilmek sadece bir etimolojik bilgi değil kentin genetik kodlarındaki çalışkanlık ve üretim yeteneğini keşfetmek anlamına geliyor.