Yaşam

Kilis'in Kökeni Nedir?

Kilis, sadece coğrafi konumuyla değil, isminin taşıdığı derin anlamlarla da tarihçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

Abone Ol

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bereketli toprakları üzerinde yükselen ve asırlardır farklı medeniyetlerin geçiş güzergahında yer alan Kilis, sadece coğrafi konumuyla değil, isminin taşıdığı derin anlamlarla da tarihçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Antik çağlardan bu yana stratejik bir kale ve ticaret merkezi olma vasfını koruyan bu kadim şehir, tarih sahnesine çıktığı ilk günden itibaren pek çok farklı isimle anılmıştır. Kentin kökenlerine dair yapılan araştırmalar, Mezopotamya’dan Akdeniz’e uzanan bu hattın nasıl bir kültürel potada eridiğini ve isimlerin zaman içerisinde nasıl bir dönüşüme uğradığını açıkça ortaya koymaktadır. Günümüzde modern bir serhat şehri olarak anılan bölge, aslında isminin içinde barındırdığı anlamlarla hem coğrafi yapısını hem de buraya yerleşen halkların dil özelliklerini yansıtmaktadır.

Antik Çağlardan Roma Dönemine Uzanan Ciliza Mirası

Kilis topraklarının bilinen en eski yazılı kaynaklardaki izleri, bölgenin Roma İmparatorluğu’nun hakimiyeti altında olduğu dönemlere kadar uzanmaktadır. O devirlerde bu yerleşim birimi, latince kökenli olan Ciliza siv ürmajijant ismiyle kayıtlara geçmiştir. Roma askeri yollarının ve ticaret kervanlarının uğrak noktası olan bu bölge, o dönemde bir garnizon şehri işlevi görmekteydi. Ciliza ismi, bölgenin fiziksel özelliklerine atıfta bulunan bir tanımlama olarak kabul edilse de, zamanla yerel dillerin etkisiyle fonetik bir değişime uğramıştır. Arkeolojik kazılar ve antik haritalar üzerinde yapılan incelemeler, bu ismin sadece bir bölgeyi değil, aynı zamanda o dönemdeki idari bir yapıyı da temsil ettiğini doğrulamaktadır. Romalıların bu stratejik noktayı tahkim etmesi, kentin isminin kalıcılığını artırmış ve ilerleyen yüzyıllarda Türklerin bölgeye gelişiyle birlikte oluşacak yeni isimlendirmelere temel oluşturmuştur.

Müslüman Türklerin Gelişi Ve Kiris Kelimesinin Dönüşümü

Dokuzuncu yüzyıldan itibaren Orta Asya’dan Anadolu’ya doğru akan büyük Türk göçleri, Kilis’in kaderini ve ismini kökten bir değişime uğratmıştır. Bölgeye yerleşen Müslüman Türk toplulukları, hazır buldukları yerleşim merkezindeki mevcut isimleri kendi lehçelerine ve telaffuz biçimlerine uyarlamışlardır. Tarihi metinler, Türklerin bölgeye geldiklerinde karşılaştıkları "Kiris" ifadesini zamanla yumuşatarak ve kendi dillerindeki karşılıklarıyla özdeşleştirerek "Kilis" şekline dönüştürdüklerini işaret etmektedir. Bu dönüşüm sadece basit bir ses değişimi değil, aynı zamanda kentin yeni sahipleri tarafından benimsendiğinin ve kültürel olarak millileştirildiğinin bir göstergesidir. Türk lehçelerinde düzlük veya geniş ova gibi anlamlara gelen bu ifadeler, kentin coğrafi yapısıyla da tam bir uyum içerisindedir. Şehrin düz bir arazi üzerine kurulu olması, göçer toplulukların buraya isim verirken somut gerçeklerden hareket ettiğini kanıtlamaktadır.

Orta Asya Bozkırlarından Gelen Bal Dalağı Benzetmesi

Kilis isminin kökenine dair en özgün ve kültürel derinliği olan açıklamalardan biri de Şor Türkleri’nin dil hazinesinde gizlidir. Tarihi kaynaklar ve dil bilimsel araştırmalar, Şor Türkleri’nin kendi dillerinde "bal dalağı" kavramını ifade etmek için "Kilis" sözcüğünü kullandıklarını belirtmektedir. Bu benzetme, şehrin sadece fiziksel yapısına değil, aynı zamanda o dönemdeki bereketine ve bolluğuna yönelik bir atıf olarak değerlendirilmektedir. Balın tatlılığı ve peteğin düzenli yapısı, Türklerin bu bölgedeki yerleşim düzenine ve kentin sunduğu imkanlara duydukları hayranlığın bir yansıması olarak kabul edilebilir. Orta Asya’nın derinliklerinden getirilen bu kadim kelime, Anadolu’nun güneyindeki bu verimli ovalarla birleşerek kentin günümüzdeki kimliğini oluşturan temel taşlarından biri olmuştur. Bu etimolojik bağ, Kilis’in köklerinin ne kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını simgelemektedir.

Düzlük Ve Erişilebilirlik Anlamında Coğrafi Tanımlamalar

Kilis kelimesinin halk arasındaki ve eski lehçelerdeki en yaygın karşılığı, "dümdüz" veya "pürüzsüz yer" ifadeleriyle tanımlanmaktadır. Bölgenin çevresindeki dağlık alanlara kıyasla, kentin üzerine kurulduğu arazinin ovayı andıran yapısı, bu ismin verilmesindeki en mantıklı ve bilimsel gerekçe olarak kabul görür. Tarih boyunca bu bölgeden geçen gezginler ve vakanüvisler, Kilis’in konumu itibarıyla ulaşımı kolay ve tarıma elverişli düzlüklerden oluştuğunu sıkça vurgulamışlardır. Kelime anlamı olarak "düz" ifadesinin tercih edilmesi, kentin askeri savunmasından ziyade tarımsal ve ticari potansiyeline odaklanan bir yaklaşımı temsil etmektedir. Bugün Kilis dendiğinde akla gelen geniş zeytinlikler ve uzayıp giden bağlar, aslında asırlar önce bu şehre ismini verenlerin ne kadar isabetli bir karar verdiğini tescillemektedir. Kentin ismi, coğrafyanın kader olduğunu bir kez daha hatırlatarak, geçmişten geleceğe uzanan bir kültürel köprü görevi görmektedir.