Yaşam

Kocaeli İsmini Nereden Almaktadır?

Türkiye’nin sanayi başkenti olarak anılan Kocaeli şehri sadece dev fabrikalardan ibaret olmayıp derinliklerinde insanlık tarihinin en önemli evrelerini barındıran çok katmanlı bir geçmişe sahiptir.

Abone Ol

Türkiye’nin sanayi başkenti olarak anılan Kocaeli şehri sadece dev fabrikalardan ibaret olmayıp derinliklerinde insanlık tarihinin en önemli evrelerini barındıran çok katmanlı bir geçmişe sahiptir. Antik dönemlerden modern çağlara kadar uzanan bu yolculukta bölge hem stratejik konumu hem de doğal kaynaklarıyla her zaman egemen güçlerin iştahını kabartan bir merkez olmuştur. Tarihsel veriler ışığında incelendiğinde şehrin bugün taşıdığı kimliğin temel taşlarının milattan önceki yüzyıllarda atıldığı görülmektedir. Efsanelerin gerçeklerle harmanlandığı bu coğrafyada isimler değişse de bölgenin vazgeçilmez bir yerleşim odağı olma özelliği hiçbir zaman değişmemiştir. Körfezin kıyısından yükselen bu topraklar bir zamanlar dünya imparatorluklarının yönetildiği saraylara ev sahipliği yapmış ve ismi zaman içinde büyük dönüşümler geçirerek bugünkü halini almıştır.

Antik Dönemin Mitolojik Kökleri Ve Astakus Yerleşimi

İlk çağlarda Bitinya olarak adlandırılan geniş coğrafyanın bir parçası olan Kocaeli topraklarında kurulan ilk ciddi yerleşim birimi milattan önce 712 yılına kadar uzanmaktadır. O dönemde deniz aşırı topraklardan gelen Megaralılar ve Atinalı denizciler bugün Başiskele olarak bilinen sahil şeridinde Astakus isminde bir kent inşa ettiler. Bu isim rastgele seçilmiş bir tabir olmayıp Yunan mitolojisinde derin bir karşılığa sahipti. Efsanelere göre denizlerin hakimiyetini elinde tutan Tanrı Poseidon ile su perisi Olbia’nın birleşmesinden doğan Astakus bu şehrin koruyucusu ve ismiyle müsemma lideri olarak kabul ediliyordu. Zaman içerisinde Skylax ve Olbia isimleriyle de anılan bu sahil kenti körfezin sunduğu güvenli liman imkanları sayesinde hızla gelişerek ticaret yollarının kilit noktası haline gelmiştir. Antik dünyanın deniz ticareti bu bölgenin gelişmesinde en büyük itici güç olmuştur.

Nicomedia Dönemi Ve Roma İmparatorluğu Başkentliği

Bölge tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biri milattan önce 262 yılında yaşanmıştır. Astakus halkı o dönemde daha stratejik bir nokta olan ve bugünkü İzmit kent merkezinin bulunduğu yamaçlara göç etme kararı almıştır. Burada kurulan yeni şehre Bitinya Krallığı’nın ihtişamını temsil eden Nicomedia adı verilmiştir. Şehir sadece bir yerleşim yeri olmanın ötesine geçerek krallığın merkezi idaresini temsil etmeye başlamıştır. Roma İmparatoru Diocletian dönemine gelindiğinde ise kentin önemi doruk noktasına ulaşmıştır. İmparator 284 yılında burayı fethettiğinde Nicomedia’yı koca imparatorluğun doğu kanadındaki ana başkenti ilan etmiştir. Şehir o yıllarda Roma ve İskenderiye ile yarışan devasa bir metropol haline gelse de İmparator Konstantin’in Bizans’ı yani bugünkü İstanbul’u başkent yapmasıyla siyasi ağırlığını yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştır.

Türk Hakimiyetine Geçiş Ve Akçakoca Beyin Etkisi

On birinci yüzyılın sonlarına doğru Anadolu’nun kapılarının Türk boylarına açılmasıyla birlikte Selçuklu birlikleri Kocaeli sınırlarına kadar dayanmıştır. Ancak Haçlı Seferleri’nin başlaması ve Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos’un karşı saldırıları bölgenin yeniden el değiştirmesine neden olmuştur. Bölgenin kaderini kalıcı olarak değiştiren asıl gelişme Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinde yaşanmıştır. Orhan Bey’in en yetenekli ve sadık komutanlarından biri olan Akçakoca bu stratejik bölgeyi fethederek Türk bayrağını surlara dikmiştir. Fethin ardından antik çağdan kalan Nicomedia ismi Türkçenin ses yapısına uygun olarak önce İznikmid daha sonra ise İzmit şeklinde telaffuz edilmeye başlanmıştır. Akçakoca Bey’in bu topraklardaki askeri ve idari başarıları bölgenin isminin zamanla onun şahsına atfen Kocaeli olarak anılmasının da önünü açmıştır.

Bağımsız Sancak Statüsünden Cumhuriyet Şehrine Uzanan Yol

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine gelindiğinde bölgenin modernleşme serüveni hız kazanmıştır. On dokuzuncu yüzyılda bölgeye demiryolunun ulaşması sadece ticari hayatı değil aynı zamanda sosyal dokuyu da baştan aşağı değiştirmiştir. İstanbul’a olan yakınlığı ve sanayi faaliyetlerinin ilk tohumlarının atılmasıyla 1888 yılında İzmit müstakil bir sancak haline getirilmiştir. Bu idari bağımsızlık bölgenin ekonomik olarak kendi kimliğini inşa etmesine büyük katkı sağlamıştır. Birinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki işgal yıllarında büyük acılar çeken kent Kurtuluş Savaşı ile birlikte özgürlüğüne kavuşmuştur. Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle birlikte hem İzmit hem de Kocaeli isimleri kentin yerel ve genel yönetimini temsil eden ayrılmaz birer parça olarak günümüze kadar taşınmıştır. Bugün bu isimler hem kadim bir devlet adamının mirasını hem de binlerce yıllık kültürel harmanı simgelemeye devam etmektedir.