Türkiye’nin sanayi ve kültür başkentlerinden biri olan Kocaeli bugün modern çehresiyle tanınsa da isminin ve varlığının arkasında binlerce yıllık devasa bir tarihsel birikim barındırmaktadır. Antik çağlardan Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş dönemine ve oradan Cumhuriyet’e uzanan bu süreçte bölge pek çok farklı isimle anılmış ve stratejik önemi nedeniyle her dönem egemen güçlerin odak noktası olmuştur. Şehrin bugünkü adını alış süreci rastgele bir isimlendirmeden ziyade bölgeyi fetheden bir kahramana duyulan vefanın ve yerli halkın benimsediği kültürel mirasın bir yansımasıdır. Tarih sayfaları karıştırıldığında bu bölgenin bağımsızlığını kazanması ve yerel kimliğini inşa etmesi sürecinde 1888 yılının büyük bir kırılma noktası olduğu açıkça görülmektedir. Antik köklerinden sıyrılıp Anadolu’nun bir parçası haline gelme serüveni bugün bildiğimiz Kocaeli kimliğinin temel taşlarını oluşturmuştur.
Antik Çağdan Bağımsız Mutasarrıflığa Geçiş Süreci
Kocaeli toprakları antik dönemde Nikomedya ismiyle Roma İmparatorluğu’nun en görkemli başkentlerinden biri olarak dünya tarihindeki yerini almıştı. Uzun yıllar boyunca bu isimle anılan ve Bizans döneminde de stratejik değerini koruyan bölge Türk akınlarının başlamasıyla birlikte yeni bir kimlik arayışına girdi. On dokuzuncu yüzyılın sonlarına gelindiğinde idari yapıda önemli bir değişiklik yapıldı ve 1888 yılında bu bölge bağımsız bir sancak statüsüne kavuşarak doğrudan merkeze bağlandı. Bu dönemde antik ismin yerini yavaş yavaş halk arasında yerleşen İzmit ismi almaya başladı. İzmit kelimesi aslında Nikomedya isminin zamanla yerel dilde dönüşüme uğramış ve Türkçeleşmiş bir formu olarak kabul edilmektedir. İdari anlamda kazandığı bu bağımsızlık bölgenin ekonomik ve sosyal olarak kendi ayakları üzerinde durmasının da önünü açmıştır.
Akçakoca Bey Ve Kocaeli İsminin Doğuşu
Kocaeli isminin kökeni doğrudan bir şahsiyetle ve onun kahramanlık hikayesiyle bağlantılıdır. Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında Osman Gazi’nin en yakın silah arkadaşlarından biri olan Akçakoca Bey bölgenin fethinde kilit bir rol oynamıştır. Sakarya ve Kocaeli çevresini kapsayan geniş bir havzayı Türk hakimiyetine katan bu büyük komutanın anısını yaşatmak isteyen devlet ve halk bölgeyi onun adıyla anmaya başlamıştır. Kelime anlamı itibarıyla Kocaeli ifadesi Akçakoca’nın yurdu veya Akçakoca’nın ili manasına gelmektedir. Bu isimlendirme sadece coğrafi bir tanım değil aynı zamanda bir vatan kurma mücadelesinin tapusu niteliğindedir. Akçakoca Bey’in bölgedeki askeri başarıları ve adil yönetimi isminin yüzyıllar boyunca unutulmamasını ve bir şehrin kimliğine bürünmesini sağlamıştır.
Kültürel Mirasın Ve Tarihi Kimliğin Modern Çağa Yansıması
Bir şehrin isminin bir fetih komutanından gelmesi o bölgedeki toplumsal hafızanın ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. Kocaeli bugün dev fabrikaların ve yoğun liman trafiğinin olduğu bir yer olsa da her sokağında ve ilçesinde Akçakoca Bey’in ve onunla birlikte bu toprakları yurt edinenlerin izlerini taşımaktadır. İsmin kökenindeki yiğitlik ve sahiplenme duygusu kentin modern yapısıyla harmanlanarak güçlü bir yerel aidiyet oluşturmuştur. Kentin her iki isminin de yani İzmit ve Kocaeli tabirlerinin de tarihsel bir derinliği bulunması şehrin çift katmanlı bir kültürel yapıya sahip olduğunun kanıtıdır. Biri antik dünyadan süzülüp gelen bir sesleniş diğeri ise Anadolu’nun fethini simgeleyen bir unvan olarak yan yana yaşamaya devam etmektedir.
İdari Değişimlerin Ve İsim Dönüşümlerinin Sosyal Etkileri
Kocaeli’nin isimlendirilme serüveni aynı zamanda bölgenin demografik ve siyasi değişimlerini de sembolize etmektedir. İmparatorluklar arasında el değiştiren ve her gelen medeniyetin kendi mührünü vurduğu bu coğrafya nihai kimliğini Türklerin bölgeye yerleşmesiyle bulmuştur. 1888 yılındaki idari düzenlemeyle tescillenen bu durum bölgenin İstanbul’un gölgesinden çıkarak kendi başına bir değer merkezi haline gelmesini hızlandırmıştır. Kocaeli ismi sadece haritalarda bir sınır çizgisini değil bir komutanın mirasını ve o mirasa sahip çıkan milyonların ortak hikayesini temsil etmektedir. Tarihçiler bölgenin bu isimlendirme sürecini incelerken aslında Anadolu’nun nasıl Türkleştiğini ve yerel isimlerin nasıl kalıcı hale geldiğini de bu örnek üzerinden açıklamaktadırlar.




