Gündem

Kurban hakkında doğru bilinen yanlışlar sıralanırken, Antalya'da psikolog çocuklar için uyarı yaptı!

Uzman Psikolog Tuğçe Yıldırım, Kurban Bayramı’nda kurban kesimine tanıklık eden 12 yaş altındaki çocuklarda travmatik etkiler oluşabileceğini belirterek aileleri uyardı.

Loading...

Abone Ol

Kurban Bayramı öncesi Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından kurban ibadetine ilişkin dikkat edilmesi gereken hususlar ve doğru bilinen yanlışlarla ilgili açıklama yapıldı. Açıklamada kurbanlık hayvanların taşıması gereken özellikler, kesim sırasında dikkat edilmesi gereken kurallar ve vekaletle kurban organizasyonlarında uygulanması gereken esaslar yer aldı. Kurbanlık hayvanlarda devenin 5, sığır ve mandanın 2, koyun ve keçinin ise 1 yaşını doldurmuş olması gerektiği belirtilirken, 6 ayını tamamlayan koyunun 1 yaşını doldurmuş kadar iri olması halinde kurban edilebileceği ifade edildi. Açıklamada koyun ve keçinin yalnızca 1 kişi adına kesilebileceği, deve, sığır ve mandanın ise 1 kişiden 7 kişiye kadar ortak olarak kurban edilebileceği vurgulandı. Kurban edilecek hayvanın sağlıklı ve organlarının tam olması gerektiği kaydedildi.

Hayvanların yanında bıçak bilenmemeli

Açıklamada, kurban kesimi sırasında hayvanlara iyi davranılması gerektiği belirtilerek, eziyet görmelerine veya strese girmelerine neden olacak davranışlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi. Hayvanların birbirlerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmaması gerektiği vurgulanırken, kurban kesimi için yapılacak bıçak bileme gibi hazırlıkların da hayvanların gözü önünde yapılmaması gerektiği belirtildi. Kesim işleminin ehil kişiler tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Kurban kesim günlerine dikkat çekildi

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açıklamasında kurbanlıkların mutlaka kurban kesim günleri içerisinde kesilmesi gerektiği belirtildi. Vekaletle kurban organizasyonlarında ise kurban kestirmek isteyen kişinin kesene vekalet vermesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Vekaletle kurban kestirmek isteyen kişinin, kesene vekalet vermesi gerekir. Eğer kurban ibadetinin yerine getirilmesi hususunda bir kurum aracı kılınıyorsa bu durumda kurbanın satın alınması, kesilmesi ve dağıtılması gibi hususlarda kapsamlı vekalet verilmeli. Hayvan, kurban niyetiyle ve vekalet veren kişi adına kesilmelidir. Kurban hisselerine ortak olanların tamamının niyeti ibadet olmalıdır. Hayvan kesim ücretleri veya organizasyon giderleri, kesilen kurbanlık hayvanların etleri, derileri veya sakatatından karşılanmamalı, bunlar ayrıca ödenmelidir. Hissedarlar belirlenmeden hayvanların topluca kesilmesi caiz değildir. Kurban etlerinin satılıp başka amaçlar doğrultusunda kullanılması doğru değildir. Ticari kuruluşlar, kurban organizasyonu kapsamında et satımını çağrıştıran uygulamalardan uzak durmalıdır. Kurban kesimi yurt içinde yerine getirilebileceği gibi yurt dışında da yerine getirilebilir. Bununla birlikte, imkanlar nispetinde kurbanın yurt içinde kesimine öncelik verilmelidir."

Doğru bilinen yanlışlar sıralandı

Açıklamada kamuoyunda doğru bilinen bazı yanlışlara da yer verildi. "Kesimsiz kurban bağışı" ve benzeri adlarla yapılan bağışların dini açıdan kurban ibadeti yerine geçmediği vurgulandı. Ayrıca şu yanlış inanışların doğru olmadığı ifade edildi:

"Bir kurban hissesi yalnızca 1 kişi içindir. İmkanı olmayan birden fazla kişinin, tek kişilik bir hisseye ortak olabileceği anlayışı dinen doğru değildir. Kurbanlık hayvanın taşıması gereken vasıflar ve kesimle ilgili diğer hükümler, bütün kurban çeşitlerinde aynı olup, çeşitli gayelerle veya şükür niyetine kurban edilecek hayvanlarda, yaş gibi bazı şartların gerekli olmadığı inancı yanlıştır. İnsanların bir araya gelerek topluca Hz. Peygamber adına bir kurban hissesine girmeleri şeklinde bir uygulama dinimizde mevcut değildir. Dinimizde kabir kurbanı veya ölü kurbanı adıyla bir kurban türü bulunmamaktadır. Kurban kanının, alına veya araba tekerleği gibi eşyalara sürülmesi inancı doğru değildir. Evli olmayan kimselerin, gerekli mali imkana sahip olsalar da kurban kesemeyecekleri anlayışı yanlıştır. Kurban kesim işlemini kadınların yapamayacağı anlayışı doğru değildir. Kesme becerisine sahip olan kişi, erkek olsun kadın olsun, kurban kesimini gerçekleştirebilir. Büyükbaş bir kurbanlığın hissedar sayısının mutlaka 3, 5, 7 gibi tekli sayılarda olması gerektiği anlayışı doğru değildir. Kurbanlık hayvanın gerekli yaşını tamamladığı halde henüz kapak atmamış (2 yaşını doldurduğu halde dişini dökmemiş) ise kurban edilemeyeceği şeklindeki anlayış doğru değildir. Kurban etlerinin mutlaka yedi fakire dağıtılması gerektiği şeklindeki anlayış doğru değildir. Kurban etini üçe bölmek müstehaptır. Kurbanlık hayvana ortak olanların bazılarının adak veya akika (yeni doğan çocuğun şükrünü ifade etmek amacıyla kesilen) niyetiyle kurbana iştirak etmesinin kurbana engel olduğu şeklindeki anlayış hatalıdır. Seferi (yolcu) olanın kestiği kurbanın geçersiz olduğu anlayışı doğru değildir."

Uzman psikologdan ailelere uyarı

Uzman Psikolog Tuğçe Yıldırım ise özellikle 12 yaş öncesi çocukların kurban kesimine tanıklık etmesinin travmatik etkiler oluşturabileceğini söyledi. Çocukların gördükleri görüntüleri zihninde uzun süre taşıyabileceğini belirten Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

"Kurban kesimine tanıklık eden, alnına kan sürülen çocuklarda gece korkuları, uyku problemleri, kaçınma davranışları, olayın zihinde tekrar tekrar canlandırılması ve dünyayı daha tehdit edici bir yer olarak algılama gibi kaygı tepkileri, psikolojik sorunlar görülebilir."

Çocukların görsel hafızalarının güçlü olduğuna dikkat çeken Yıldırım, kurban kesimini izlemenin çocuklarda şiddet ve can kaybı algısı oluşturabileceğini söyledi. Bunun yalnızca psikolojik değil, davranışsal etkiler de doğurabileceğini belirten Yıldırım, bazı çocuklarda iştah kaybı, yemek yemeyi reddetme ve et tüketimine karşı isteksizlik görülebileceğini ifade etti.

“Paylaşma ve yardımlaşma vurgusu yapılmalı”

Kurban Bayramı’nın çocuklara anlatılırken kullanılan dile dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Yıldırım, "Kesmek, öldürmek, can almak" gibi ifadeler yerine "paylaşma, yardımlaşma, ihtiyaç sahiplerine ulaştırma" gibi kavramların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Yıldırım,

"Çocuklar bayramın sosyal ve onarıcı yönüne, paylaşma ve yardımlaşma kısmına dahil edilmelidir. Etlerin hazırlanması, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve bayram sofralarının paylaşım ruhu, çocuğun empati gelişimini desteklerken aynı zamanda bayramı güvenli ve olumlu duygularla ilişkilendirmesine katkı sağlar"

dedi.