Anadolu coğrafyasının kalbinde yer alan ve binlerce yıllık birikimiyle adeta açık hava müzesini andıran Kütahya bölgenin sosyo ekonomik yapısını şekillendiren en köklü yerleşim birimleri arasında bulunmaktadır. Şehir bugün modern bir görünüme sahip olsa da topraklarının altında barındırdığı katmanlar insanlık tarihinin en erken dönemlerine kadar uzanan bir hikayeyi fısıldamaktadır. Kütahya sadece bir yerleşim yeri değil aynı zamanda ticaret yollarının kesiştiği stratejik bir üs ve büyük imparatorlukların güç mücadelesine sahne olmuş bir kale şehir niteliği taşımaktadır. Bu zengin geçmiş şehrin isminden mimarisine kadar her noktada etkisini hissettirmekte ve araştırmacılar için bitmek bilmeyen bir inceleme alanı sunmaktadır. Şehrin tarih sahnesine ilk çıkışından bugünkü adını alana kadar geçirdiği evreler Anadolu’nun genel Türkleşme ve İslamlaşma süreciyle de paralel bir seyir izlemiştir.
Antik Çağ Metinlerinde Kotiaeion Ve İsim Kökenine Dair Tartışmalar
Kütahya isminin kökenine dair en somut veriler antik dönemden kalan nümismatik bulgular ve yazılı metinler aracılığıyla günümüze ulaşmıştır. Antik çağın en önemli coğrafyacılarından biri olan Strabon eserlerinde bu bölgeden bahsederken Kotiaeion ismini kullanmaktadır. Bu kelimenin anlamı üzerine yapılan derinlemesine araştırmalar ismin doğrudan bir şahısla bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Melaos nehrinin kıyısında filizlenen bu yerleşim birimi adını bölgeye hakim olan veya bölgeyi yöneten Kotys isimli bir figürden almıştır. Kotys ismi özellikle Trakya kökenli topluluklarda sıkça rastlanan bir isim olup Roma İmparatorluğu döneminde Anadolu’ya atanan komutanlar arasında da bu isme rastlanmaktadır. Kütahya Müzesi bünyesinde koruma altına alınan bazı antik sikkelerin üzerinde yer alan kısaltmalar bu ismin o dönemdeki resmiyetini kanıtlar niteliktedir. Yerel halk ve zamanla bölgeye gelen topluluklar bu antik telaffuzu kendi dillerine uyarlayarak bugün kullandığımız Kütahya formuna dönüştürmüşlerdir.
Hititlerden Friglere Uzanan Kuruluş Dönemi Ve Arkeolojik Kanıtlar
Şehrin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu sorusu tarihçileri uzun süre meşgul eden bir konu olmuştur. Yazılı kaynaklar Hitit metinlerine dayandırılarak M.Ö. ikinci bin yılın ortalarını işaret etse de yapılan yüzey araştırmaları ve kazılar yerleşim izlerinin çok daha eski çağlara dayandığını göstermektedir. Assuva konfederasyonu dönemine ait kayıtlarda adı geçen bazı bölgelerin bugünkü Kütahya sınırları içinde kaldığı düşünülmektedir. Hititlerin ardından bölgeye hakim olan Frigler döneminde ise şehir gerçek anlamda bir kültürel patlama yaşamıştır. Özellikle kaya mezarları ve açık hava tapınakları Frigya medeniyetinin Kütahya topraklarında ne denli köklü bir yapı kurduğunun en büyük göstergesidir. Bu dönemde şehir sadece tarım yapılan bir alan değil aynı zamanda maden işleme ve seramik sanatının temellerinin atıldığı bir zanaat merkezi haline gelmiştir. Antik dünyanın bu önemli geçiş noktası sahip olduğu yeraltı zenginlikleri sayesinde her dönemde büyük güçlerin iştahını kabartan bir cazibe merkezi olmayı başarmıştır.
Germiyanoğulları Başkentinden Osmanlı İmparatorluğu Doğuşuna Geçiş
Malazgirt Zaferi’nin ardından Türklerin Anadolu’nun içlerine doğru ilerleyişi Kütahya için yepyeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Selçuklu egemenliğinin ardından bölgede kurulan Germiyanoğulları Beyliği şehri kendilerine başkent seçerek burayı ilim ve sanatın merkezi haline getirmişlerdir. Kütahya bu dönemde inşa edilen camiler medreseler ve hamamlarla tam bir Türk İslam şehri kimliği kazanmıştır. Osmanlı Devleti’nin kuruluş sancılarının yaşandığı yıllarda ise şehir stratejik bir kale görevi görmüştür. Germiyan beyi İkinci Yakup Bey’in vasiyeti üzerine Osmanlı topraklarına katılan Kütahya bu imparatorluk döneminde de şehzadelerin yönettiği ve ordu merkezlerinin bulunduğu kritik bir sancak merkezi olmuştur. Şehzade Bayezid gibi önemli isimlerin burada valilik yapması kentin idari önemini her zaman zirvede tutmuştur. Ayrıca bölgedeki maden ocakları Osmanlı ordusunun silah ve mühimmat ihtiyacını karşılayan hayati bir damar olarak işlev görmüştür.
Milli Mücadele Dönemi Ve Cumhuriyet Türkiyesindeki Modern Kimlik
Kütahya’nın tarihi sadece antik dönem ve beylikler süreciyle sınırlı kalmamış modern Türkiye’nin temellerinin atıldığı en kritik savaşlara da ev sahipliği yapmıştır. Türk ve dünya askerlik tarihinin seyrini değiştiren Başkomutanlık Meydan Muhaberesi’nin bu topraklarda gerçekleşmesi şehre manevi bir derinlik de katmıştır. Dumlupınar ve çevresinde kazanılan büyük zafer Kütahya’nın sadece bir ticaret veya kültür şehri değil aynı zamanda bir bağımsızlık simgesi olduğunu tescillemiştir. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte sanayileşme hamlelerinden nasibini alan şehir özellikle seramik ve çini sanatıyla dünya çapında bir markaya dönüşmüştür. Antik dönemdeki maden işleme geleneği modern dönemde dev fabrikalar ve atölyelerle birleşerek Kütahya’nın ekonomik gücünü pekiştirmiştir. Bugün geçmişin Kotiaeion’u ile geleceğin modern Kütahya’sı arasında kurulan bu sağlam köprü şehrin mirasını koruyarak yarınlara taşıma noktasındaki en büyük güvencesidir.