Kamu personelinin hayatını kaybetmesi durumunda geride kalan yakınlarına bağlanacak dul ve yetim aylıklarında vefat eden kişinin göreve başlama yılı kilit rol oynuyor. Mevzuat gereğince 1 Ekim 2008 tarihinden önce göreve başlayan kamu çalışanları 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre değerlendirilirken bu tarihten sonra ilk kez devlet memurluğu kadrosuna girenler ise 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında ele alınıyor. Yasal düzenlemeler çerçevesinde kardeşler, büyükanne veya büyükbaba gibi diğer akrabalar veraset ilamında resmi mirasçı olarak görünseler dahi Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetim aylığı bağlanan kişiler arasında yer alamıyor.

ATSO 14. Grup’ta nefes kesen yarış: Mustafa Ergün 5 oy farkla seçildi
ATSO 14. Grup’ta nefes kesen yarış: Mustafa Ergün 5 oy farkla seçildi
İçeriği Görüntüle

Evli olmayan ve geride çocuğu bulunmayan bir devlet memurunun hayatını kaybetmesiyle birlikte maaş bağlanabilecek yegane hak sahipleri anne ve baba oluyor. İlgili kurumlar ve vefat eden kamu görevlisinin ailesi arasındaki hukuki süreç tamamen bu iki ana yasal çerçevede yürütülüyor. Anne ve babanın yetim aylığından yararlanabilmesi için mevzuatta belirtilen yaş, gelir ve hizmet süresi kriterlerini eksiksiz olarak karşılaması büyük bir önem taşıyor.

Eski Mevzuata Tabi Olan Memurlarda Hak Sahipliği Şartları

1 Ekim 2008 öncesinde kamu görevine başlayan ve hayatını kaybeden bekar memurların anne ve babalarına aylık bağlanabilmesi için temel olarak vefat eden personelin en az 10 yıllık hizmet süresinin bulunması şartı aranıyor. Bununla birlikte kanundaki geçici maddeler sayesinde 5 ile 10 yıl arasında hizmeti bulunan personelin yakınları da belirli koşulları sağladıkları takdirde aylık hakkından faydalanabiliyor. Hizmet süresi şartı sağlandıktan sonra Sosyal Güvenlik Kurumu anne ve baba için birbirinden farklı özel nitelikler ve sağlık durumları incelemeye alıyor.

Eski kanun kapsamında annenin aylığa hak kazanabilmesi için dul ve muhtaç durumda olması yeterli görülürken babalar için hem muhtaçlık hem de çalışma gücünü kaybetmiş olma yani malullük durumu aranıyor. Ancak babanın 65 yaşını doldurmuş olması halinde malullük şartı ortadan kalkıyor ve sadece muhtaçlık durumu dikkate alınıyor. Hizmet süresi 5 ila 10 yıl arasında kalan kamu görevlilerinin anne ve babaları ise süreçte yeni kanunun sunduğu esnek sağlık ve yaş standartlarına göre değerlendirilerek maaş alabiliyor.

Yeni Sistemde Anne Ve Babanın Gelir Sınırı Kriteri

2008 yılından sonra ilk kez devlet memuru olarak göreve başlayanların vefatı halinde yakınlarına maaş bağlanabilmesi adına en az 5 yıllık prim ve hizmet süresi şartı öngörülüyor. Yeni mevzuata göre evli olmayan ve çocuğu bulunmayan kamu personelinin geride bıraktığı anne ve babası doğrudan birinci derece hak sahibi durumuna geçiyor. Normal koşullarda eş ve çocuklardan kalan hisse bulunması zorunluluğu bekar kamu görevlilerinin vefatında eş ve çocuk olmaması nedeniyle kendiliğinden aşılmış oluyor.

Yeni sistemde yetim aylığı bağlanması aşamasındaki en kritik virajı anne ve babanın aylık gelir düzeyi oluşturuyor. Anne ve babanın her türlü taşınır, taşınmaz, ticari veya ücretli kazançlarından elde ettikleri toplam gelirin net asgari ücret tutarının altında kalması zorunluluğu bulunuyor. Ayrıca anne ve babanın diğer çocuklarından bağlanan yetim aylıkları hariç olmak üzere kendilerine ait herhangi bir emekli maaşı veya gelirinin bulunmaması gerekiyor. 65 yaşını doldurmuş anne ve babalarda ise gelir ve hisse şartları çok daha esnek ilkelerle uygulanıyor.

Emekli İkramiyesi Ve Yasal Mirasçılara Toplu Ödeme Esasları

Vefat eden kamu görevlisinin geride bıraktığı en önemli finansal haklardan biri olan emekli ikramiyesinin ödenme süreci yetim aylığından farklı ilkelerle yürütülüyor. Kanun uyarınca ikramiye öncelikli olarak maaş bağlanmaya hak kazanan anne ve babaya ödeniyor. Ancak anne veya babanın gerekli şartları taşımaması nedeniyle kendilerine aylık bağlanamaması durumunda emekli ikramiyesi hak sahipliği statüsünden çıkarak genel miras hukuku kapsama alanına giriyor.

Maaş bağlanacak hiçbir yakının bulunmadığı hallerde birikmiş olan emekli ikramiyesi tutarı mahkemeden alınacak veraset ilamındaki hisseleri oranında kanuni mirasçılara paylaştırılıyor. Bu sayede aylık alma hakkı bulunmayan kardeşler veya diğer yakınlar ikramiye ödemesinden pay alabiliyor. Tüm bu süreçler Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı bünyesindeki ilgili daireler tarafından incelemeler tamamlandıktan sonra resmi kanallarla hak sahiplerine aktarılıyor.