<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya Haber, Son Dakika Antalya, Gezi Rehberi ve Şehir Yaşamı | Antalya Hakkında</title>
    <link>https://www.antalyahakkinda.com</link>
    <description>Antalya haber ajansı olarak, Antalya Hakkında son dakika ve güncel haberlere ulaşabilirsiniz. Ulusal ve yerel haberciliğin tek adresi...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.antalyahakkinda.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 08:49:21 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlık açıkladı: Antalya’da köfteden bakın ne çıktı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-kofteden-bakin-ne-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-kofteden-bakin-ne-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı’nın güncellediği “Taklit ve Tağşiş” listesinde Antalya’dan 2 yeni firma yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan “Taklit ve Tağşiş” listesi Haziran 2026’nın ilk haftasında yeniden güncellendi. Vatandaş sağlığını tehdit eden ve ürünlerinde tağşiş yaptığı belirlenen firmaların yer aldığı listede Antalya’dan 2 yeni işletme daha yer aldı. Yapılan denetim ve analizler sonucunda Muratpaşa ve Kepez ilçelerinde faaliyet gösteren işletmelerin bazı ürünlerinde mevzuata aykırı içerikler tespit edildiği açıklandı.</p>

<p><img alt="taklit tağşiş2" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-02-133246.png" width="2134" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Köftede sakatat ve kanatlı et tespit edildi</h2>

<p>Bakanlık verilerine göre Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde faaliyet gösteren Eser Büfe - Hayati Eser isimli işletmenin dana ve kuzu köftelerinde kanatlı et bulunduğu belirlendi. Yapılan incelemelerde ürünlerin içerisinde ayrıca sakatat olarak taşlık kullanıldığı da tespit edildi. Böylece ürün içeriğinde belirtilmeyen farklı et ve sakatat kullanımının yapıldığı kaydedildi.</p>

<h2>Kıyma yerine soya kullanıldığı açıklandı</h2>

<p>Listede yer alan bir diğer firma ise Antalya’nın Kepez ilçesinde faaliyet gösteren Şanlı Gıda Dondurulmuş Ürünleri - Alime Karahan - Alime Şanlı oldu. Firmanın “Akdeniz Şanlı Gıda El Yapımı Cevizli İçli Köfte Lüx İçli Köfte (5 kg)” isimli ürününde yapılan incelemelerde kıyma yerine soya kullanıldığı açıklandı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı listede, ürün içeriğinde belirtilmeyen maddelerin kullanımının tüketiciyi yanıltıcı nitelik taşıdığı ve halk sağlığını tehdit edebileceği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-kofteden-bakin-ne-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/06/taklit-tagsis.jpg" type="image/jpeg" length="31845"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nden uzmanlar uyardı: Dijital dünya beyni tembelleştiriyor]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/akdeniz-universitesinden-uzmanlar-uyardi-dijital-dunya-beyni-tembellestiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/akdeniz-universitesinden-uzmanlar-uyardi-dijital-dunya-beyni-tembellestiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Akdeniz Üniversitesi'nden Doç. Dr. Nur Ebru Barcın ve Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan, aşırı ekran maruziyetinin getirdiği "dijital demans" riskine karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı uzmanları, akıllı telefon, tablet ve bilgisayar gibi teknolojik cihazların aşırı kullanımı ile bilgiye zahmetsizce ulaşma kolaylığının insan beynini tembelliğe sürüklediğini açıkladı. Doç. Dr. Nur Ebru Barcın ve Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan, modern çağın getirdiği ve "dijital demans" olarak adlandırılan bu durumdan korunabilmek için günlük yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Uzmanlar; araçlarda navigasyon kullanımının azaltılması, yakınların telefon numaralarının ezberlenmesi, el yazısı alışkanlığına dönülmesi, düzenli egzersiz, kitap okuma ve sosyal bağların güçlendirilmesi gibi hayati önerilerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bilgiye değil, bilgiye ulaşma yoluna enerji harcıyoruz</h2>

<p>AÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nur Ebru Barcın, son dönemde gündeme gelen "dijital demans" kavramının aslında tıbbi bir tanıdan ziyade metaforik bir kullanım olduğunu ifade etti. Aşırı ekran maruziyetinin her yaş grubunu tehdit ettiğini belirten Doç. Dr. Barcın,</p>

<blockquote>
<p>"Bu durum bizim tedavi etmeye çalıştığımız bir demans hastalığı değil. Bizim kriterlerimiz arasında değil ama metaforik bir kullanımı var. Ancak günümüz insanını da etkileyen bir durum"</p>
</blockquote>

<p>dedi. Dijitalleşme öncesinde insanların daha çok okuyup yazdığını hatırlatan Doç. Dr. Barcın, bilişsel süreçlerdeki değişimi şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p>"Aslında dijital dünya öğrenme biçimini değiştirdi. Mesela bilginin depolanmasına uğraşmıyoruz da daha çok bilgiye nereden ulaşacağımıza enerji harcıyoruz. Yani bir şeyi öğrenmekten ziyade çok kısa sürede maruz kalıyoruz. Öğrenmekten ziyade o bilgiye nasıl ulaşırız, onu aklımızda daha çok tutmaya çalışıyoruz. 'Google efekt' dediğimiz şey bu. Yani bir şey olduğu zaman bunu hatırlamaya uğraşmak yerine hemen Google'dan bakmak gibi."</p>
</blockquote>

<h2>"Klavye kullanmaktan el yazısını unutuyoruz"</h2>

<p>Gelişen teknolojiyle birlikte yapay zekanın da günlük yaşama entegre olduğunu ifade eden Doç. Dr. Barcın, "Mesela bir konuşma hazırlamak, yeni bir şey öğrenmeye çalışmak artık daha farklı yollarla oluyor" diyerek beynin esneklik (plastisite) özelliğine dikkat çekti:</p>

<blockquote>
<p>"Plastisite dediğimiz bir şey var. Beyin hücreleri öğrenmeye açık ama ekran maruziyetinde daha yüzeysel bir öğrenme oluyor. Öğrendiğimiz bilgileri kaydedecek kadar zamanımız olmuyor. O kadar çok uyarana maruz kalıyoruz ki dikkat bozuluyor, etkileniyor, sürdürülemiyor. Bunun sonucu uzun süreli dikkat gerektiren işlerde dikkatimizi sürdüremiyoruz. Kitap okumakta zorluk çekiyoruz. O kadar çok klavye kullanıyoruz ki el yazısı yazmayı unutuyoruz. O yüzden bunları da dengeli tutmaya çalışmak lazım."</p>
</blockquote>

<p>Aşırı teknoloji kullanımının doğrudan Alzheimer hastalığına yol açtığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Doç. Dr. Barcın,</p>

<blockquote>
<p>"Teknolojiyi tamamen dışlamaktan bahsetmiyorum. Bu yeni dünyaya uyum sağlamamız lazım. Çünkü bize getirdiği avantajlar çok fazla. Ama nasıl kullandığımız önemli"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı. Bilgiye erişimin kolaylaştığı bu dönemde teknolojiyi etkin kullanmanın ve ekrana bakma sürelerini kısıtlamanın önemine değinen Barcın; demans ve Alzheimer için asıl büyük risk faktörlerinin sosyalleşmemek, fiziksel ve zihinsel egzersiz yapmamak olduğunu vurguladı. Barcın,</p>

<blockquote>
<p>"Navigasyon yerine zihninizi zorlayarak, hatırlayarak ya da o anda çözüm üreterek yolumuzu bulmaya çalışmak önemli. Ya da telefon numaralarını ezberlemeye çalışmalıyız"</p>
</blockquote>

<p>diyerek zihni aktif tutma çağrısı yaptı.</p>

<h2><img alt="D I J I T A L D E M A N S T A N K O R U N M A K I C I N N A V I G A S 1339015 397725" class="detail-photo img-fluid" height="1462" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/06/ilayda/d-i-j-i-t-a-l-d-e-m-a-n-s-t-a-n-k-o-r-u-n-m-a-k-i-c-i-n-n-a-v-i-g-a-s-1339015-397725.jpg" width="1746" /></h2>

<h2>"Beyin uykuda temizleniyor"</h2>

<p>Sağlıklı bir yaşam tarzının 40'lı yaşlardan itibaren inşa edilmesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Barcın, haftada üç gün fonksiyonel antrenman yapılmasını, zihinsel olarak aktif kalınmasını ve sosyalleşilmesini önerdi. Uykunun beyin sağlığındaki kritik rolüne de değinen Doç. Dr. Barcın, mavi ışık tehlikesine karşı uyardı:</p>

<blockquote>
<p>"Eğer kaliteli bir uyku alamıyorsak ileride Alzheimer hastalığına yakalanma riskimiz artıyor. Kaliteli bir uyku için de yatmadan önce telefon kullanımı ya da mavi ışık maruziyetini azaltmamız lazım. Çünkü beyin uykuda temizleniyor. Glimfatik sistemle iyi, sağlam, sağlıklı bir uyku alırsak, beyin kendi içindeki, hücre içindeki zararlı proteinleri daha kolay temizliyor ama uykunuz kötüyse ileride hastalığa yakalanma riskimiz artıyor."</p>
</blockquote>

<h2>Çocuklarda gelişim geriliği ve otizm yanılgısı</h2>

<p>AÜ Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan da 2012 yılından bu yana bir Alman psikolog tarafından tanımlanan "dijital demans" kavramının, tam bir demans olmasa da o süreci hazırlayan bir basamak olduğunu belirtti. Ekran maruziyetinin yaş gruplarına göre etkilerinin değiştiğini söyleyen Prof. Dr. Doğan, özellikle 0-3 yaş döneminin bilişsel gelişimdeki önemini vurguladı:</p>

<blockquote>
<p>"Bir çocuk ile bir yaşlının ekran maruziyetinin sonuçları çok farklı. 0-3 yaş en önemli dönem. Sonra 3-6 yaş, 6-12 yaş diye devam ediyoruz. Her yaş grubundaki maruziyetin sonuçları farklı. Mesela gittiğimiz restoranlarda anne yemek yedirirken çocuğuna ekranı açıyor. 0-3 yaş, bilişsel fonksiyonların çok hızlı geliştiği bir yaş grubu. Etrafla ilgilenmesi gereken çocuk, yani görsel uyarılara maruz kalması gereken bir süreçte tam tersi ekranda hızlı hızlı geçen ve maalesef çok hızlı kaydırılırken çok yeni, belki uygun olmayan ekranlar da görebiliyor. Şekil verebiliyoruz beynimize. İşte bu plastisite süresince çocuk beyni, normal olmayanı normal kabul etmeye başlıyor ve onun için normal kavramı farklı bir noktaya ulaşıyor."</p>
</blockquote>

<p>Kliniklere konuşma gecikmesi şikayetiyle getirilen birçok çocuğun ailesi tarafından otizmli sanıldığını, oysa temel problemin aşırı ekran maruziyeti olduğunu ifade eden Prof. Dr. Doğan,</p>

<blockquote>
<p>"Tabii konuşma geciktikçe sosyal beceriler de geri kalıyor. Koşması gereken yaştaki çocuk oturmak zorunda kalınca olumsuzluklar ortaya çıkıyor. Pek çok anne baba 'Aman koşmasın, hareket etmesin, eline bir şey verelim, biz de rahat edelim' dediğinde çocuk sosyal olarak gecikmenin yanı sıra fiziksel olarak da gecikmeye başlıyor. Bu çocuklarda yürüme zorlukları görüyoruz. Daha dengesiz yürüme görüyoruz. Çünkü beyinde frontal alan ona göre gelişiyor. Yani çocuğun koşması, yürümesi, konuşması, etraftan uyaran görmesi lazım. 3-6 yaş arasında da aynı şey geçerli"</p>
</blockquote>

<p>dedi. Prof. Dr. Doğan, 6-12 yaş grubundaki kız çocuklarında ise ekrandaki yoğun makyajlı ve farklı tarzlardaki figürler sebebiyle estetik ve güzellik algısının yapay şekilde değiştiğini, çocukların spor ve sosyalleşme yerine ekrana bakmayı seçtiklerini belirtti.</p>

<h2>Yaşlılarda televizyon bağımlılığı depresyona yol açıyor</h2>

<p>Yaşlı nüfustaki ekran bağımlılığına ilişkin pandemi döneminden ve Japonya'dan örnekler veren Prof. Dr. Doğan, Japon yaşlılarının el becerilerini aktif kullandıklarını, yemek yapma, resim gibi uğraşlara sahip olduklarını ve her gün 1 saat bir araya gelerek sosyalleşebildiklerini aktardı. Günümüz şartlarında çekirdek aile modeline geçilmesiyle yalnızlaşan yaşlıların televizyon ve ekrana yöneldiğini ifade eden Doğan, tehlikeli bir boyuta dikkat çekti:</p>

<blockquote>
<p>"Ekrandan uzak durmayı sadece telefon için demeyelim, televizyon için de geçerli. Bize gelen bazı hastalarımıza günlerini nasıl geçirdiklerini sorduğumuzda gündüz kuşağındaki programlara maruz kaldıklarını öğreniyoruz. Bu bizim hiç istemediğimiz bir şey. Çok fazla ekran maruziyetinde kişi artık kendini oradaki bireylerle özdeşleştiriyor. O ekranda sorun yaşamış bir kadınla veya erkekle kendini özdeşleştiriyor ve onu takip etmeye başlıyor. İşte burada süreç başlıyor aslında. Kişide depresyon görüyoruz. Yaşlılarımız mutlaka sosyalleşmeli, dışarı çıkmalı, arkadaşıyla 1 saat kahve içmeli, yürüyüş yapmalı, yürüyüş yapamıyorsa dizleri ağrıyorsa da bir arkadaşını evine çağırmalı."</p>
</blockquote>

<p>Fiziksel gücü yerinde olan yaşlıların seramik veya resim gibi kurslara yönelmesini tavsiye eden Prof. Dr. Doğan, zihinsel sağlığı korumak adına sabah uyanır uyanmaz telefona sarılmamak gerektiğini dile getirdi. "Tabii telefonlarımızda çok fazla numara var. Hepsini hafızamızda tutamayız" diyen Doğan, en azından çekirdek aile üyelerinin numaralarının akılda tutulmasını önerdi.</p>

<h2>"Geçinmeye çalışmak bile en büyük sosyal beceridir"</h2>

<p>Sosyalleşmenin ve çevreyle kurulan iletişimin demanstan korunmadaki en güçlü kalkan olduğunu belirten Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan, insan ilişkilerindeki adaptasyon yeteneğinin zekayla olan doğrudan ilişkisini şu çarpıcı sözlerle özetledi:</p>

<blockquote>
<p>"Hatta bu kişiler çok sevmediğimiz kişiler olsa bile. Bakın bu kişilerle geçinmeye çalışmak bile en büyük sosyal beceridir. Tabii ki herkesi sevemeyiz ama var olmamızın şartı adapte olmamızdır. Burada da zeka ila adaptasyon devreye giriyor. Zeka ve adaptasyon çok yakın iki kavram. Biz bir ortama adapte olabiliyorsak zekiyiz demektir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/akdeniz-universitesinden-uzmanlar-uyardi-dijital-dunya-beyni-tembellestiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/06/ilayda/dijital-demans.jpg" type="image/jpeg" length="58319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Muratpaşa Belediyesi'ne Avrupa'dan dev gıda hibesi]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalya-muratpasa-belediyesine-avrupadan-dev-gida-hibesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalya-muratpasa-belediyesine-avrupadan-dev-gida-hibesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz kentlerinde sağlıklı gıda sistemleri oluşturmayı amaçlayan uluslararası "SHADES" projesine dahil olan Muratpaşa Belediyesi, kentte yürütülecek gıda dönüşüm çalışmaları için 66 bin Euro hibe aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Muratpaşa Belediyesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin güçlendirilmesini hedefleyen uluslararası "SHADES" projesine dahil oldu. Avrupa Birliği destekli proje kapsamında belediyeye, kentte yürütülecek gıda dönüşüm çalışmaları için 66 bin Euro hibe sağlanacak. Avrupa Birliği'nin "Yeşil Mutabakat" ve "Çiftlikten Sofraya" stratejileri doğrultusunda yürütülen projede Türkiye, İtalya, İspanya, Fransa, Yunanistan, Ürdün ve Fas'tan toplam 17 kurum yer alıyor.</p>

<h2>Proje ortakları arasında FAO ve Milano Belediyesi de var</h2>

<p>Akdeniz kentlerinde sağlıklı, kapsayıcı ve dirençli gıda sistemleri oluşturmayı amaçlayan SHADES projesinin ortakları arasında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Milano Belediyesi, ENCO srl ve Let's Food gibi güçlü küresel aktörler bulunuyor. Proje, özellikle okul yemek sistemleri üzerinden büyük bir dönüşüm sağlamayı hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Okullarda yapay zeka destekli sağlıklı menü dönemi</h2>

<p>Toplamda 36 ay sürecek proje kapsamında Muratpaşa Belediyesi, okul yemeklerinde yerel üreticileri destekleyen, mevsimsel ve organik ürünlerin ön planda olduğu sağlıklı menü uygulamalarını hayata geçirecek. Öğrencilerin sağlıklı beslenme konusunda bilinçlenmesi amacıyla yapay zeka destekli uygulamalar ve oyunlaştırılmış dijital eğitim araçları da geliştirilecek.</p>

<p>Projede ayrıca aileler ve öğretmenler için etkileşimli platformlar kurulacak, beslenme geri bildirim sistemleri oluşturulacak. Böylece sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yalnızca okullarda değil, ev yaşamında da yaygınlaşması sağlanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalya-muratpasa-belediyesine-avrupadan-dev-gida-hibesi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 01:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/antalya-muratpasa-belediyesine-avrupadan-dev-gida-hibesi.jpg" type="image/jpeg" length="43745"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da mucize bebek! 650 gram doğan Leyla bebek yaşama tutundu]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-mucize-bebek-650-gram-dogan-leyla-bebek-yasama-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-mucize-bebek-650-gram-dogan-leyla-bebek-yasama-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deprem felaketinin ardından Malatya'dan Antalya'ya yerleşen Yalçın ailesinin 24 haftalık ve 650 gram olarak dünyaya gelen bebekleri Leyla, 4 aylık yoğun bakım savaşını kazanarak taburcu oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Malatya'da yaşayan Duygu ve Ali Yalçın çifti, 6 Şubat depreminde ev ve iş yerlerini kaybedince Antalya'ya yerleşerek yeni bir hayat kurdu. İlk bebeklerini kucaklarına almaya hazırlanan çift, annenin rahim ağzı açıklığı rahatsızlığı nedeniyle büyük bir şok yaşadı. 24 haftalıkken 650 gram ağırlığında ve 33 santim boyunda dünyaya gözlerini açan Leyla bebek, doğar doğmaz yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınarak makinelere bağlandı.</p>

<h2><img alt="650 G R A M D O G A N L E Y L O S B E B E K H A Y A T A T U 1337875 397420" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/650-g-r-a-m-d-o-g-a-n-l-e-y-l-o-s-b-e-b-e-k-h-a-y-a-t-a-t-u-1337875-397420.jpg" width="1536" /></h2>

<h2>"Küçücüktü, tutamadım bile"</h2>

<p>Doğumun ardından yaşadığı zorlu süreci anlatan anne Duygu Yalçın,</p>

<blockquote>
<p>"Hamilelikte karnımda çok bir şey hissedemeden, karnım çok büyümeden doğumla karşı karşıya geldik"</p>
</blockquote>

<p>diyerek yaşadığı korkuyu şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p>"Ne olduğunu anlayamamıştık. Çok da korktuk. Çünkü gerçekten küçücüktü. Öyle orada, yenidoğan yoğun bakımda yatıyordu. Cihazlara, makinelere bağlıydı. O çok zor. Tarifi yok. Ben kelimelerle anlatamam onu. Karnınızda taşıyorsunuz. Hiçbir şey hayal ettiğiniz gibi olmuyor. Her şey çok ani gelişiyor. Bebeğinizi kucağınıza alamıyorsunuz. Yani o hayal ettiğiniz olay yok. Çok zor bir andı bizim için. İlk kez kuvözde gördük kızımızı. Çünkü çok ani müdahale gerekiyordu."</p>
</blockquote>

<p>Bebeğini ilk kez doğumdan üç hafta sonra kucağına alabildiğini belirten anne Yalçın,</p>

<blockquote>
<p>"Çok güzel bir duyguydu, kelimelerle anlatılmaz. Bebeğimizin ne kadar güçlü olduğunu, onu ilk kucağıma aldığımda hissettim. 800 grama çıkmıştı. Kucağıma aldığımda atletimin içine giriyordu. Küçücüktü, tutamadım bile. Hemşirelerimiz yardımcı oldular. Hiç kıpırdayamadım kucağıma verdiklerinde. Onun çok güçlü olduğunu o an hissettim"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2><img alt="650 G R A M D O G A N L E Y L O S B E B E K H A Y A T A T U 1337879 397420" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/650-g-r-a-m-d-o-g-a-n-l-e-y-l-o-s-b-e-b-e-k-h-a-y-a-t-a-t-u-1337879-397420.jpg" width="1600" /></h2>

<h2>Sağlık çalışanlarına teşekkür yağmuru</h2>

<p>Tedavi sürecinde kendilerine destek veren doktor ve hemşirelere teşekkür eden Duygu Yalçın,</p>

<blockquote>
<p>"Hocamız çok telkin etti. Gerçekten çok şanslı hissediyoruz hocamıza denk geldiğimiz için. Aynı zamanda yenidoğan hemşirelerimize teşekkür ederiz. Bizi bu süreçte hiç yalnız bırakmadılar. Eşim çalıştığı için gelemediğimiz zamanlar oldu. Hep fotoğrafları attılar bize. Onların emeğiyle, sabrıyla, Leyloş'un gücüyle buraya kadar geldik. Çok şükür"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Baba Ali Yalçın ise,</p>

<blockquote>
<p>"O anki duygular gerçekten tarif edilemiyor. Önce Allah'a, sonra doktorlara, hemşirelere güvendik. Kızımız güçlü çıktı maşallah"</p>
</blockquote>

<p>diyerek mutluluğunu paylaştı.</p>

<h2><img alt="650 G R A M D O G A N L E Y L O S B E B E K H A Y A T A T U 1337874 397420" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/650-g-r-a-m-d-o-g-a-n-l-e-y-l-o-s-b-e-b-e-k-h-a-y-a-t-a-t-u-1337874-397420.jpg" width="1536" /></h2>

<h2>"Yüzde 50'si kaybediliyor"</h2>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Yenidoğan Uzmanı Doç. Dr. Ali Annagür, Leyla bebeğin hayatta kalmasının büyük bir başarı olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Annagür,</p>

<blockquote>
<p>"Erken doğan bu bebeklerde kalp, akciğer, beyin, göğüs, bağırsak gibi tüm sistemlerle ilgili karşımıza komplikasyonlar çıkma ihtimali yüksek. 24 hafta ve altında doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 50'si kaybedilir. Yaşayanlarda özürlü oranı yüksek oluyor. Ama günümüzdeki teknolojik gelişmeler, tedavi seçeneklerinin daha iyiye doğru gitmesinin, bebeklerin sağlıklı, özürsüz bir şekilde hayata tutunmalarına büyük katkısı oluyor"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p>Bebek Leyla'nın büyük bir direnç gösterdiğini belirten Annagür,</p>

<blockquote>
<p>"Biz bu süreçte ekip olarak onun yanındaydık. Leyla, annesi ve babası, onların duası sayesinde bugünlere ulaştık. Biz Leyla'yı yaklaşık 4 ay kadar misafir ettik. Sağlıklı bir şekilde ailesine kavuşturmakta aracı olmaktan mutluyuz"</p>
</blockquote>

<p>şeklinde konuştu.</p>

<h2><img alt="650 G R A M D O G A N L E Y L O S B E B E K H A Y A T A T U 1337871 397420" class="detail-photo img-fluid" height="1486" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/650-g-r-a-m-d-o-g-a-n-l-e-y-l-o-s-b-e-b-e-k-h-a-y-a-t-a-t-u-1337871-397420.jpg" width="1892" /></h2>

<h2>Erken doğumun nedeni rahim yapısı</h2>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ali Fuat Şengör ise erken doğuma yol açan rahim ağzı açıklığına ilişkin tıbbi bilgileri paylaştı. Op. Dr. Şengör,</p>

<blockquote>
<p>"Rahmin yapısındaki bu şekil bozuklukları karşımıza rahim ağzı yetmezliği olarak çıkıyor. Biz bu durumu genelde 13-14'üncü haftada dikiş atarak önlemeye çalışıyoruz. Ama bazen gözden kaçabiliyor. Bebek büyürken rahmin aynı hızla büyüyememesinden dolayı bebeğin yerine sığmaması ve rahim ağzı kısalığından dolayı erken doğum gerçekleşiyor"</p>
</blockquote>

<p>diyerek annede de bu durumun geliştiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şengör,</p>

<blockquote>
<p>"Yenidoğan yoğun bakımın desteği ve iyi bakımları sayesinde çok şükür sağlam, sağlıklı olarak bebeğimizi taburcu ettik"</p>
</blockquote>

<p>açıklamasında bulundu.</p>

<p>Hastaneden sağlıklı bir şekilde taburcu edilen Leyla bebeğe kep ve cübbe giydirilirken, Yalçın ailesine hastane yönetimi tarafından "Yılın Ailesi" belgesi takdim edildi.</p>

<h2>4 kiloya ulaştı </h2>

<p>Antalya'da 650 gram ağırlığında, 33 santim boyunda, 24 haftalık dünyaya gelen Leyla İlge Yalçın bebek 5,5 aylık oldu. Duygu Yalçın ile eşi Ali Yalçın çiftinin aylarca yenidoğan yoğun bakımında cihaz ve makinelere bağlı yolunu gözlediği 'Leyloş bebek', zorlu hastane sürecinin sonunda 4 kiloya ulaştı. Yalçın çifti, şimdilerde bebekleri Leyla İlge ile evlerinde bir arada olmanın mutluluğunu yaşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-mucize-bebek-650-gram-dogan-leyla-bebek-yasama-tutundu</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/antalyada-mucize-bebek-650-gram-dogan-leyla-bebek-yasama-tutundu.jpg" type="image/jpeg" length="99781"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kansere karşı yerli hücre silahı: AÜ dünyadaki 8 merkezden biri oldu]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/kansere-karsi-yerli-hucre-silahi-au-dunyadaki-8-merkezden-biri-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/kansere-karsi-yerli-hucre-silahi-au-dunyadaki-8-merkezden-biri-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi’nde, kansere karşı laboratuvarda güçlendirilen hücrelerle savaşan yerli CAR-T tedavisi için 678 başvuru arasından seçilen 9 hastayla deneme süreci başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi (AÜ) bünyesinde faaliyete geçirilen İleri Sağlık Araştırma Merkezi, Türkiye'de tıp dünyasında çığır açacak yenilikçi bir tedavi yönteminin uygulama üssü haline geldi. Özellikle lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yüksek başarı oranlarına sahip olan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi, Türkiye'de üniversite tabanlı hayata geçirilen ilk CAR-T altyapısı olma unvanını taşıyor. Dünyada bu ileri düzey tedavi modelini uygulayabilen yalnızca 7 merkez bulunurken, Akdeniz Üniversitesi bu alandaki 8'inci küresel merkez olarak tescillendi. Kanserle mücadelede hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvar ortamında genetik olarak modifiye edilip güçlendirilmesini esas alan tedavi yöntemi için klinik araştırma süreçleri devam ederken, merkeze toplam 678 hasta başvuru yaptı. Yapılan detaylı tıbbi değerlendirmelerin ardından, ilk etapta durumu en elverişli kriterleri taşıyan 9 hasta belirlendi. Bu hastalardan alınan deneme kan örnekleriyle laboratuvarda test süreci resmen başlatıldı. İlk somut neticelerin haziran ayı başında alınması hedefleniyor.</p>

<p><img alt="Akdeniz Üni" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/akdeniz-uni.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Kan örnekleriyle denemelere başladık"</h2>

<p>Uzun yıllar süren AR-GE ve altyapı çalışmalarının neticesinde bu aşamaya gelindiğini ifade eden AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, tedaviyi ilk kez 14 Mart tarihinde kamuoyuna duyurduklarını hatırlattı. Yerli üretim ve klinik uygulama safhasına dair güncel bilgileri paylaşan Rektör Prof. Dr. Özkan, şu açıklamalarda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Şu anda 5,5 yıllık bir plan ve programın somutlaşmış halinin içindeyiz. 14 Mart’ta bu güzel haberi paylaşmıştık. Sağlık ve Türkiye adına da oldukça önemli bir gelişmeydi. Sonraki süreçte Sağlık Bakanlığımızın gerekli ruhsatlandırma işlemleri tamamlandı. Önce hastalar belirlendi, hangi hastaların bu tedaviye uygun olduğu tespit edildi. Hastalığı bu tedaviye en uygun olanlar belirlendikten sonra, kendilerinden alınan kan örnekleriyle denemelere başladık. Umuyorum ki haziran ayında artık ‘tedaviye başlandı ve süreç şu şekilde ilerliyor’ diyebiliriz"</p>
</blockquote>

<h2>Başvuran 678 hasta için çağrı merkezi kuruldu</h2>

<p>Tıbbi altyapının duyurulmasının ardından merkeze çok yoğun bir talep dalgası ulaştığını aktaran Prof. Dr. Özlenen Özkan, tedaviye uygun protokollerin titizlikle işletildiğini belirtti. Sürecin şeffaf ve organize bir şekilde yürütüldüğünü kaydeden Prof. Dr. Özkan, başvuru detaylarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Mail ve telefon yoluyla da çok sayıda başvuru aldık. Ancak elimizde kayıtları tam olan 678 hastadan söz ediyoruz. Bunlar içerisinden, tedavimize uygun 9 hasta belirlendi. Özellikle daha önce lenfoma tedavisi görmüş ancak yeterli yanıt alınamamış ve belirli kriterleri taşıyan hastalar arasından seçim yapıldı. Şu anda sistemimizde kayıtlı bu 9 hastayla tedavi sürecine başladık. Diğer yandan taleplere yetişebilmek için bir çağrı merkezi kuruldu"</p>
</blockquote>

<h2>CAR-T hücre teknolojisinin çalışma prensibi</h2>

<p>Yenilikçi bir immünoterapi modeli olan CAR-T yönteminde, hastanın kendi kanından ayrıştırılan bağışıklık hücreleri, laboratuvar ortamında genetik mühendislik yöntemleriyle kanser hücrelerini tanıyıp yok edecek şekilde programlanıyor. Hücrelerin dondurulmadan, taze olarak hastaya nakledilmesi tedavinin en ayırt edici ve başarı şansını artıran özellikleri arasında yer alıyor. Hastaya uygulama aşamasında ise oldukça minimal düzeyde kemoterapi verilmesi yeterli oluyor. Fiziki olarak İleri Sağlık Araştırma Merkezi binasının yaklaşık yüzde 25'lik kesimini kaplayan bu özel laboratuvar kompleksi, mevcut kapasitesiyle yılda ortalama 100 kanser hastasına tam teşekküllü hizmet sunabilecek donanıma sahip. Binanın geri kalan bölümlerinde ise farklı biyoteknolojik üretim tesisleri, araştırma laboratuvarları ve hücresel çalışma alanları konumlandırılacak. Haziran ayının gelmesiyle birlikte, laboratuvarda hazırlanan taze hücrelerin hastalara nakledilmesiyle tedavi sürecinin fiilen başlatılması planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/kansere-karsi-yerli-hucre-silahi-au-dunyadaki-8-merkezden-biri-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/au-kanser-1.jpg" type="image/jpeg" length="17568"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından detoks ürünleri uyarısı: "Yağ değil, yalnızca sıvı kaybettiriyor"]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/uzmanindan-detoks-urunleri-uyarisi-yag-degil-yalnizca-sivi-kaybettiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/uzmanindan-detoks-urunleri-uyarisi-yag-degil-yalnizca-sivi-kaybettiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sarıkaya, sağlıklı yaşam ve kilo verme amacıyla bilinçsizce kullanılan detoks ürünlerinin ciddi riskler barındırdığını vurguladı. Sarıkaya, dışarıdan uygulanan detoks müdahalelerinin çoğunlukla gereksiz olduğunu belirterek, "Vücudumuz detoks işlemini zaten 7 gün 24 saat kendisi yapıyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel bir hastanenin Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Sarıkaya, toplumda popüler olan detoks ürünleri ve kürlerine yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu. Bu ürünlerin yarardan çok zarar getirebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Sarıkaya, karaciğer ve böbreklerin vücudu arındırmak için fazlasıyla yeterli olduğunu ifade etti.</p>

<h2>"Vücut zaten kendisini temizliyor"</h2>

<p>Detoksun kelime anlamı olarak "detoksifikasyon" yani arınma demek olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Sarıkaya, insan vücudunun mükemmel bir temizleme sistemine sahip olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>"Vücudumuzda metabolizma sonucu oluşan toksinleri temizleyen karaciğer ve böbreklerimiz var. Bu organlar 7 gün 24 saat çalışarak vücudu zaten arındıyor. Karaciğerimiz bu konuda son derece etkili bir organdır. Dışarıdan ekstra bir detoks uygulamasına çoğu zaman ihtiyaç yoktur. Toplumda sıkça tüketilen limonlu ve sirkeli suyun bazı durumlarda zararı olabilir. Midemiz oldukça güçlü bir asit yapıya sahiptir. Ancak gastrit veya ülser gibi rahatsızlıklar varsa bu tür asidik içecekler mide ve yemek borusunda tahrişe yol açabilir."</p>
</blockquote>

<h2>"Detoks ürünleri yalancı kilo verdiriyor"</h2>

<p>Detoks kürlerinin ve hazır satılan ürünlerin zayıflama üzerindeki etkisinin tamamen bir yanılsama olduğunu belirten Prof. Dr. Sarıkaya,</p>

<blockquote>
<p>"Bu ürünler genellikle idrar söktürücü ve bağırsak boşaltıcı etkiler içerir. Kilo kaybı gibi görünen durum aslında sıvı ve bağırsak içeriği kaybıdır, yani gerçek bir yağ yakımı söz konusu değildir"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Bağırsak delinmesi ve karaciğer yetmezliği riski</h2>

<p>Bu tür uygulamaların sanıldığı kadar masum olmadığını, tıp literatüründe detoks nedeniyle hayatı tehlikeye giren hastalar olduğunu aktaran Prof. Dr. Sarıkaya, şu uyarılarda bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Literatürde bu uygulamalara bağlı akut karaciğer yetmezliği vakaları bulunmaktadır. Kolon hidroterapi (bağırsak yıkama) gibi yöntemler ise bağırsak mikrobiyotasını bozarak enfeksiyon riskini artırabilir, hatta bağırsak delinmesine kadar giden ciddi sorunlara yol açabilir. Ayrıca aşırı sıvı ve elektrolit kaybı kalp ritim bozukluklarına neden olabilir."</p>
</blockquote>

<h2>"Doktora danışmadan uygulamayın"</h2>

<p>Sağlıklı ve formda bir yaşam sürmek istenirken kulaktan dolma bilgilerle sağlığın tehlikeye atılmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Murat Sarıkaya,</p>

<blockquote>
<p>"Toksinlerden arınmaya çalışırken sağlığımızdan olmayalım. Bilimsel dayanağı olmayan, kulaktan dolma yöntemler yerine mutlaka bir uzmana danışılmalı"</p>
</blockquote>

<p>diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/uzmanindan-detoks-urunleri-uyarisi-yag-degil-yalnizca-sivi-kaybettiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 28 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/uzmanindan-detoks-urunleri-uyarisi-22yag-degil-yalnizca-sivi-kaybettiriyor22.jpg" type="image/jpeg" length="85416"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Kurban Bayramı uyarısı: Eti 12-24 saat dinlendirmeden tüketmeyin]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/uzmanindan-kurban-bayrami-uyarisi-eti-12-24-saat-dinlendirmeden-tuketmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/uzmanindan-kurban-bayrami-uyarisi-eti-12-24-saat-dinlendirmeden-tuketmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca kontrolsüz ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, taze kesilen etlerin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı'nda aşırı ve kontrolsüz et tüketimi; sindirim sistemi rahatsızlıkları, kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesi gibi sağlık problemlerini beraberinde getiriyor. Baş Diyetisyen Filiz Beycan, bayram sabahı hafif bir kahvaltı yapılması gerektiğini vurgulayarak, taze kesilen kurban etinin hemen tüketilmesinin sakıncalarına dikkat çekti.</p>

<h2>"Etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz"</h2>

<p>Eti kesilir kesilmez pişirmenin hazımsızlığa yol açacağını belirten Filiz Beycan,</p>

<blockquote>
<p>"Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>"Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor"</h2>

<p>Et pişirme teknikleri ve tüketim esnasında dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Beycan, ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini ifade etti. Sıvı tüketiminin böbrek sağlığı için kritik olduğunu hatırlatan Beycan, şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli."</p>
</blockquote>

<h2>"Etin yanında asitli içecekler değil ayran ve su tercih edilmeli"</h2>

<p>Vatandaşların bayramda en çok yaptığı hatalara değinen Beycan, asitli içecekler yerine sağlıklı alternatiflere yönelinmesi gerektiğini söyleyerek,</p>

<blockquote>
<p>"Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kronik hastalar için porsiyon kontrolü şart</h2>

<p>Kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin bayram süresince beslenmelerine ekstra özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Baş Diyetisyen, hastalıklara göre sınırlandırmaları şöyle açıkladı:</p>

<blockquote>
<p>"Efer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir."</p>
</blockquote>

<h2>"Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir"</h2>

<p>Kurban etinin doğru saklanması ve çözdürülmesi süreçlerinin bakteriyel riskleri önlemede hayati öneme sahip olduğunu belirten Filiz Beycan,</p>

<blockquote>
<p>"3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir"</p>
</blockquote>

<p>uyarısıyla sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/uzmanindan-kurban-bayrami-uyarisi-eti-12-24-saat-dinlendirmeden-tuketmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/uzmanindan-kurban-bayrami-uyarisi-eti-12-24-saat-dinlendirmeden-tuketmeyin.jpg" type="image/jpeg" length="69046"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da artan yağışlar kene riskini yükseltti: Uzmanlardan bayram uyarısı]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-artan-yagislar-kene-riskini-yukseltti-uzmanlardan-bayram-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-artan-yagislar-kene-riskini-yukseltti-uzmanlardan-bayram-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da bu yıl etkili olan yağışların bitki örtüsünü artırması, park, bahçe ve ormanlık alanlarda kene popülasyonunun yükselme riskini beraberinde getirdi. Uzmanlar, Kurban Bayramı'nda yeşil alanlara gidecek vatandaşları hayati risklere karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Hüseyin Çetin, değişen mevsim şartları ve artan bitki örtüsünün kene popülasyonuna etkilerine dikkat çekti. Kene tutunması vakalarında Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle ölümcül sonuçlar doğabileceğini belirten Çetin, açık alan dönüşlerinde kene kontrolü yapılmasının önemini vurguladı.</p>

<h2>"Paçalarımızı çoraplarımızın içine sokarak korunabiliriz"</h2>

<p>Bu yıl yeşil alanlarda kene görülme olasılığının tahmin edilenden daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Hüseyin Çetin,</p>

<blockquote>
<p>"Bu yıl bitki örtüsü ve bitki çoğalması arttı. Bu sebeple kenelerin de çoğalabileceğini tahmin ediyoruz. Doğal alanlara gidildiğinde, insanların park, bahçe ve ormanlık alanlarda kenelerle karşılaşma olasılığı bulunuyor. Özellikle bu tür yerlere giderken dikkatli davranmak gerekiyor. Otların yoğun olduğu bölgelerde mümkün olduğunca paçalarımızı çoraplarımızın içine sokarak kenelerden korunabiliriz"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2><img alt="Antalya'da Artan Yağışlar Kene Riskini Yükseltti" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/antalyada-artan-yagislar-kene-riskini-yukseltti.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>"Kene ısırığı insan hayatını tehlikeye atabilir"</h2>

<p>Kene tutunması durumunda yapılması gereken acil müdahaleleri sıralayan Çetin, çıplak elle müdahaleden kaçınılması gerektiğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Türkiye'de çok sayıda kene türü bulunuyor. Ülkemizde maalesef Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı nedeniyle zaman zaman ölümler yaşanıyor. Bir kene ısırığı insanın hayatını tehlikeye atabilir. Böyle bir durumla karşılaştığımızda mümkün olan en kısa sürede sağlık kuruluşuna gitmenizi öneriyoruz. Sağlık kuruluşundan çok uzaktaysanız, keneye kesinlikle çıplak elle dokunmadan onu bulunduğu yerden çıkarmaya çalışmalıyız. Üzerine herhangi bir madde dökmemeli, yakmaya çalışmamalıyız. Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h2>"Hayvanlarda kene tespit edilirse veterinerden destek alın"</h2>

<p>Mesire alanlarının düzenli olarak ilaçlandığını fakat yaban hayatı ve sokak hayvanları sebebiyle riskin devam ettiğini kaydeden Prof. Dr. Çetin,</p>

<blockquote>
<p>"Piknik ve mesire alanları kamu kurumları, belediyeler veya bakanlık tarafından düzenli olarak takip edilip ilaçlanıyor. Buna rağmen zaman zaman kenelerle karşılaşılabiliyor. Sahipsiz köpek ve kedilerden ya da kaplumbağa, sincap gibi canlılardan diğer omurgalı hayvanlara tutunmuş keneler çevrede bulunabiliyor. Bu nedenle mümkün olduğunca panik yapmadan, çıplak elle temas etmeden bunlardan kurtulmaya çalışmalıyız. Eğer hayvanlarda kene tespit edilirse, bir veterinerden destek alınarak bu sorun çözülebilir"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2><img alt="Antalya'da Artan Yağışlar Kene Riskini Yükseltti Uzmanlardan Bayram Uyarısı 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/antalyada-artan-yagislar-kene-riskini-yukseltti-uzmanlardan-bayram-uyarisi-2.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>"Keneler uzun süre fark edilmeyebilir"</h2>

<p>Özellikle çocuklu ailelerin açık alan aktiviteleri sonrasında çok daha hassas davranması gerektiğini belirten Çetin, vücudun gizli kalmış bölgelerinin taranması gerektiğini söyledi. Çetin,</p>

<blockquote>
<p>"Özellikle koltuk altı, kasık bölgesi ve vücudun diğer kıvrımlı bölgelerinde keneler tutunabilir. Bu nedenle ayna karşısında dikkatli kontrol yapmak önemlidir. Böylece olası problemi erken fark edebiliriz. Elbette çocukların oyun oynamasını engellemek doğru değil. Ancak yetişkinlerin bu konuda dikkatli olması gerekiyor. Çocuklar şortla oynayabilir, gezebilir ve eğlenebilir; fakat anne ve babaların eve dönüldüğünde ya da dönmeden önce çocukların vücudunda açıkta kalan veya gizli bölgelerde kene tutunup tutunmadığını kontrol etmesi büyük önem taşıyor. Çünkü keneler uzun süre fark edilmeyebilir"</p>
</blockquote>

<p>uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-artan-yagislar-kene-riskini-yukseltti-uzmanlardan-bayram-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/antalyada-artan-yagislar-kene-riskini-yukseltti-uzmanlardan-bayram-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="51819"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne karnında hayat kurtaran lazer! İkiz bebek tıbbi mucizeyle yaşama tutundu]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/anne-karninda-hayat-kurtaran-lazer-ikiz-bebek-tibbi-mucizeyle-yasama-tutundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/anne-karninda-hayat-kurtaran-lazer-ikiz-bebek-tibbi-mucizeyle-yasama-tutundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli’de sonlandırılması önerilen ikiz gebelik, Antalya’da 200 gramlık bebeğe anne karnında uygulanan fetoskopik lazer operasyonuyla kurtarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli’de ikamet eden Demet (34) ve Ersen Oymak (43) çiftinin ikiz gebelik sürecinde tıbbi literatüre geçecek bir başarı hikayesi yazıldı. Bebeklerden birine idrar yolu tıkanıklığı teşhisi konulması üzerine Ankara’daki sağlık merkezlerine başvuran çifte, gebeliğin sağlıklı ilerlemediği belirtilerek sonlandırma seçeneği sunuldu. Bu kararı kabul etmeyen aile, yaptıkları araştırmalar neticesinde Antalya’da görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Selahattin Kumru’ya ulaştı. Daha önce benzer şekilde 8 bebeğin anne karnında operasyonunu başarıyla gerçekleştiren Prof. Dr. Kumru ve ekibi, henüz 17 haftalık ve yaklaşık 200-250 gram ağırlığında olan mikro boyuttaki bebeğe fetoskopik lazer yöntemiyle müdahale etti. Operasyon çerçevesinde bebeğin idrar torbasına mini bir kamera ile girilerek lazer yardımıyla tıkanıklık giderildi. Müdahalenin ardından bebeğin yeniden idrar çıkışının sağlandığı ve yaşam şansının yükseldiği aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Antalyada Bebejk" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/antalyada-bebejk.jpg" width="1280" /></p>

<h2>“Diğer bebeğimi de kaybetme ihtimali beni etkiledi”</h2>

<p>Yaşadığı zorlu süreci aktaran anne Demet Oymak, rahatsızlığın hamileliğinin 14. haftasındaki kontrollerde tespit edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“O zaman hem bebeklerin cinsiyetini hem de erkek olanın idrar çıkışının olmadığını öğrendik. Bizi Denizli'den Ankara’ya sevk ettiler. Orada bize, şu an müdahale edilse bile bebeğin suyunun azalabileceği, ileride ciddi problemler yaşayabileceği ve böbrek rahatsızlığı nedeniyle doğsa bile yaşayamayabileceği söylendi. Hatta sonlandırmayı düşünüp düşünmediğimizi sordular. Biz bunu hiç istemedik. Oradan dönerken Selahattin Hoca’yı gördüm, Antalya’ya geldik. Operasyon başarılı geçti. Bir bebeğimin ciddi sorun yaşaması beni psikolojik olarak çok etkiledi. Çünkü ona bir şey olursa diğer bebeği de kaybetme ihtimalimiz vardı. Şu an sağlıklıyız”</p>
</blockquote>

<h2>“Maddi ve manevi olarak zor bir süreçti”</h2>

<p>Dört çocuk babası olan ve ikiz bebek müjdesiyle sarsıcı bir sürece giren baba Ersen Oymak ise hekimlerin 2020 yılındaki başarılı çalışmalarını referans alarak yola çıktıklarını ifade etti. Sürecin hassasiyeti nedeniyle sürekli gözlem gerektiğini dile getiren Oymak, süreci şu sözlerle özetledi:</p>

<blockquote>
<p>“4 çocuğumuz var. Eşim şu anda ikiz bebeklerimize hamile. Selahattin Hocamızın 2020 yılında anne karnında benzer bir ameliyat yaptığını öğrendik. Bu umutla geldik. Buradaki ekip hem maddi hem manevi yanımızda oldu. Şu anda çok şükür sorunumuz görünmüyor. Süreç hassas olduğu için bebeğin sürekli gözlemlenmesi gerekiyor. Bir baba olarak bu süreç benim için de çok zordu. Çünkü bebeğin doğamama ihtimali vardı. Antalya- Denizli olması ayrı bir avantaj oldu. Çünkü bu süreç ciddi masraf çıkarıyor. Borç harç bu tedaviyi sürdürmeye çalıştık”</p>
</blockquote>

<h2>Kamerayla girildi, lazerle iki kez müdahale edildi</h2>

<p>Uygulanan operasyonun teknik detaylarını ve teknolojinin tıbba sunduğu katkıları açıklayan Prof. Dr. Selahattin Kumru, ikizlerden sağlıklı olan bebekte bir problem görülmediğini, ancak diğer bebekteki tıkanıklığa cerrahi operasyon uygulandığını kaydetti. İlk operasyon sonrasında bölgede yara iyileşme dokusu gelişmesi nedeniyle ikinci bir cerrahi işlem daha yapmak zorunda kaldıklarını belirten Prof. Dr. Kumru, şu an için bebeğin idrar çıkışının mevcut ve durumunun iyi olduğunu bildirdi. Operasyon anında tahmini 200 gram ağırlığında ve 17 haftalık olan bebeğe uygulanan bu tedavinin tıp dünyasındaki yeri hakkında konuşan Kumru, şu bilgileri verdi:</p>

<blockquote>
<p>“Bu yöntemin bilinirliği hala oldukça düşük. Çünkü modern teknolojinin tıbba sunduğu yeni bir imkan. Hem doktorlar arasında hem de toplumda çok yaygın bilinmiyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon doğum olduğunu düşünürsek, 200 vaka ortaya çıkıyor. Bunların bir kısmı geç fark ediliyor, bir kısmı kaybediliyor ya da farklı yöntemlere yönlendiriliyor”</p>
</blockquote>

<h2><img alt="200 Grlık Bebek" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/200-grlik-bebek.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>Müdahale edilmeyen bebeklerin yüzde 75’i kaybediliyor</h2>

<p>Hastalığın seyrine ve anne karnındaki amniyon sıvısının önemine değinen Prof. Dr. Kumru, bu anomaliyle yaklaşık 10 binde 2 sıklıkta karşılaştıklarını ve teşhisin ultrason vasıtasıyla konulduğunu belirtti. İdrarın dışarı çıkamaması nedeniyle mesanenin normalden büyük göründüğünü söyleyen Kumru, operasyon kararından önce genetik inceleme önerdiklerini belirtti. Sıvı azalmasının akciğer gelişimini olumsuz etkilediğini, göbek kordonunun baskı altında kalmasıyla bebeğin anne karnında kaybedilebileceğini vurgulayan Kumru, cerrahi işleyişi ve risk faktörlerini şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p>“Bebeklerde nadir görülen, yaklaşık 10 binde 2 sıklıkta karşılaştığımız idrar yolu çıkış tıkanıklıklarını ultrasonda tespit ediyoruz. Böbreklerde üretilen idrar, idrar torbasında birikiyor ancak dışarı çıkamadığı için mesane normalden daha büyük görünüyor. Ameliyata karar vermeden önce genetik inceleme öneriyoruz. Eğer tüm değerlendirmeler uygunsa ve bebeğin idrar yapamamasına bağlı amniyon sıvısı azalıyorsa müdahale kararı alıyoruz. Suyun azalması akciğer gelişimini olumsuz etkiler. Göbek kordonu baskı altında kalabilir ve bebek anne karnında kaybedilebilir. Müdahale edilmeyen olgularda bebeklerin yaklaşık yüzde 25’i hayatta kalabiliyor. Son yıllarda daha gelişmiş merkezlerde fetoskopik lazer yöntemi ile bu işlem uygulanmaya başlandı. Operasyon sırasında anneye lokal ya da genel anestezi uygulanıyor. Daha sonra bebeğin göbek kordonundan veya kas içine kas gevşetici ilaç veriyoruz. Bebeğin hareket etmesini engelliyoruz”</p>
</blockquote>

<h2>Başarı oranı yüzde 75, ilk hasta 9 yaşında</h2>

<p>Operasyonun başarı şansının yüksek olduğunu fakat beraberinde ciddi riskler de barındırdığını ifade eden Prof. Dr. Kumru, işlem sonrasında da böbrek fonksiyonlarının takibinin hayati önem taşıdığını hatırlattı. Erken doğum, düşük, su gelmesi veya yeniden operasyon gereksinimi gibi komplikasyonlarla karşılaşma olasılığının yüzde 25 civarında seyrettiğini aktaran Kumru, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<blockquote>
<p>“Tıkanıklık nedeniyle bebeklerin böbreklerinde hasar olabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Kumru, “Bu nedenle bebeklerin doğumdan sonra da düzenli takip edilmesi gerekiyor. Lazer yöntemin başarı oranı yüzde 75 civarında. İşlemi yaparken dikkatli olmak gerekiyor. Kullandığımız kamera sistemi ve yaptığımız girişimler nedeniyle erken doğum, su gelmesi, düşük ya da tekrar işlem gereksinimi gibi riskler bulunuyor. Yaklaşık yüzde 25 oranında bu komplikasyonlarla karşılaşabiliyoruz. Şu ana kadar 9 bebeğe uyguladık. İlk lazer yaptığımız bebek yaklaşık 9 yaşında ve böbrek fonksiyonları iyi durumda. Diyalize ihtiyaç duymadı. Diğer hastalarımızı da takip ediyoruz”</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/anne-karninda-hayat-kurtaran-lazer-ikiz-bebek-tibbi-mucizeyle-yasama-tutundu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/antalya-200-grlik-bebek-tedavi.jpg" type="image/jpeg" length="10203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Kurban Bayramı'nda sağlıklı ve doğru beslenme uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/uzmanindan-kurban-bayraminda-saglikli-ve-dogru-beslenme-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/uzmanindan-kurban-bayraminda-saglikli-ve-dogru-beslenme-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bartın İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda uyarılarda bulundu. Pulat, özellikle kronik hastalığı bulunan vatandaşların kırmızı et tüketiminde dikkatli olması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat, vatandaşlara sağlıklı ve doğru beslenme konusunda tavsiyelerde bulundu. Bayram süresince değişen beslenme alışkanlıklarının sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaması için dikkatli olunması gerektiğini belirten Pulat, zoonotik hastalıklara karşı da tedbirli davranılması gerektiğini söyledi. Bayramların aile bireylerini bir araya getiren, paylaşma ve dayanışma kültürünü güçlendiren özel günler olduğunu ifade eden Pulat, Kurban Bayramı sofralarında kırmızı et tüketiminin arttığına dikkat çekti.</p>

<h2>“Dengeli ve kontrollü beslenme önemli”</h2>

<p>Kurban Bayramı’nda dengeli ve kontrollü beslenmenin öneminin arttığını belirten İl Sağlık Müdürü Özkan Pulat, özellikle kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini söyledi. Pulat,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Kurban Bayramında geleneksel sofralar daha zengin hale gelirken, kırmızı et tüketiminde artış yaşanmaktadır. Bu nedenle dengeli ve kontrollü beslenmenin önemi daha da artmaktadır. Özellikle kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik sağlık sorunları olan vatandaşlarımız yağ oranı düşük etleri tercih etmeli, et tüketiminde aşırıya kaçmamalıdır. Bu hem kalp sağlığı hem de sindirim sistemi açısından önemlidir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Yeni kesilen et hemen tüketilmemeli</h2>

<p>Yeni kesilen kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini belirten Pulat, etlerin bir süre dinlendirilmesinin sağlık açısından önemli olduğunu söyledi. Pulat,</p>

<blockquote>
<p>"Etlerin bir süre buzdolabında dinlendirildikten sonra, haşlama veya ızgara yöntemleriyle pişirilerek tüketilmesi sağlıklı bir tercih olacaktır. Kızartma yönteminden ise kaçınılmalıdır. Ayrıca etin sebzelerle birlikte hazırlanması, beslenme çeşitliliğine katkı sağlar"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ayrıca etin demir, B12 vitamini ve çinko açısından zengin olduğunu hatırlatan Pulat, C vitamini içeren sebze, salata ve meyvelerle birlikte tüketilmesinin demir emilimini artırdığını belirtti.</p>

<h2>“Bayram sabahı dengeli kahvaltı yapılmalı”</h2>

<p>Bayram sabahı yapılacak dengeli bir kahvaltının gün içerisindeki beslenme düzenini olumlu etkilediğini kaydeden Pulat, vatandaşlara fiziksel aktivite konusunda da tavsiyelerde bulundu. Pulat,</p>

<blockquote>
<p>"Bayram boyunca sindirim sisteminin düzenli çalışmasına destek olmak ve alınan kaloriyi dengelemek adına günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması ve fiziksel aktivitenin sürdürülmesi sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Son olarak vatandaşlarımızın bu mübarek bayramı hem sağlıklı hem de huzur içinde geçirmeleri için beslenme alışkanlıklarında ölçülü olmaları, hijyen kurallarına uymaları ve fiziksel hareketliliği ihmal etmemeleri önemlidir. Tüm vatandaşlarımızın sevdikleriyle bir arada sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bayram geçirmelerini temenni ederim"</p>

<p>dedi.</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/uzmanindan-kurban-bayraminda-saglikli-ve-dogru-beslenme-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/bartin-il-muduru.jpg" type="image/jpeg" length="25338"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı'nda ağır yük uyarısı: Bel ve kaslara dikkat!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/kurban-bayraminda-agir-yuk-uyarisi-bel-ve-kaslara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/kurban-bayraminda-agir-yuk-uyarisi-bel-ve-kaslara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Metehan Saraçoğlu, bayramda kurban eti taşırken yapılan hatalı hareketlerin fıtık ve kas yırtılmasına yol açacağını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı'nda ibadetlerini yerine getiren vatandaşların, et kesimi ve taşıma işlemleri sırasında bedensel sağlıklarını riske attığı saptandı. Bayram dönemlerinde hastanelerin acil servislerinde ve polikliniklerde kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarında gözle görülür bir artış yaşandığını belirten uzmanlar, hatalı fiziksel aktivitelerin kalıcı hasarlar bırakabileceği konusunda önemli uyarılarda bulunuyor.</p>

<h2>"Fıtık ve kas yırtılmasını tetikleyebilir"</h2>

<p>Liv Hospital Samsun bünyesinde görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Metehan Saraçoğlu, kurban ibadetinin kesim ve nakil aşamalarında omurga mekaniğinin korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Yanlış kaldırma ile taşıma tekniklerinin ciddi kas yırtılmalarına ve bel incinmelerine zemin hazırladığına değinen Opr. Dr. Saraçoğlu, şu kritik açıklamada bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Özellikle ağır yük kaldırırken ani hareket yapılması bel tutulması, kas yırtılması ve fıtık problemlerini tetikleyebilir"</p>
</blockquote>

<h2>"Omurga sağlığını olumsuz etkileyebilir"</h2>

<p>Kesim ve pay etme işlemleri sırasında saatlerce aynı pozisyonda, öne doğru eğilerek çalışmanın insan fizyolojisine aykırı olduğunu hatırlatan Opr. Dr. Saraçoğlu, vücut mekaniğinin zorlanmasının getirdiği tehlikeleri şu sözlerle özetledi:</p>

<blockquote>
<p>"Kurban kesimi sırasında kontrolsüz güç uygulanması ve uygun olmayan pozisyonlarda çalışılması sırt, boyun ve diz ağrılarını artırabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca destek alınmalı ve ağır yükler tek kişi tarafından kaldırılmamalıdır"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h2>Ağrı durumunda ısrar etmek tehlikeyi büyütüyor</h2>

<p>Bayram yoğunluğu ve telaşı içinde vücuttan gelen alarm sinyallerinin kulak ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizen uzman hekim, ani gelişen ağrılarda işe ara verilmesi gerektiğini aktardı. Hareket kabiliyetinde kısıtlanma ya da kaslarda akut bir gerilme hissedildiği an dinlenme fazına geçilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Saraçoğlu,</p>

<blockquote>
<p>"Basit görülen kas zorlanmaları ilerleyen süreçte daha ciddi ortopedik problemlere dönüşebilir"</p>
</blockquote>

<p>diyerek sözlerini noktaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/kurban-bayraminda-agir-yuk-uyarisi-bel-ve-kaslara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/kurban-kesimi-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="34043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastalığına çareyi gördüğü haber sayesinde geldiği Antalya'da buldu!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/hastaligina-careyi-gordugu-haber-sayesinde-geldigi-antalyada-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/hastaligina-careyi-gordugu-haber-sayesinde-geldigi-antalyada-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kazakistan'da yaşayan kalp hastası Ulbossın Sartayeva (71), 'Kalbe küçük kesiyle büyük müdahale' haberini gördükten sonra tedavi için geldiği Antalya'da sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kazakistan'ın Çimkent şehrinde yaşamını sürdüren Ulbossın Sartayeva, 4 yıldır devam eden kalp hastalığına çareyi Antalya’da buldu. Kızının sosyal medyada yaptığı araştırma sonucu kapalı kalp ameliyatlarıyla ilgili haber videolarını gören Sartayeva, binlerce kilometre uzaktan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geldi. Sartayeva, Doç. Dr. Birkan Akbulut’un meme altından 6 santimetrelik kesiden girerek gerçekleştirdiği kalp kapak değişimi ameliyatıyla yıllardır mücadele ettiği rahatsızlığından kurtuldu. Ulbossın Sartayeva’nın kendilerine nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleriyle müracaat ettiğini belirten Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Birkan Akbulut, yapılan kontroller sonucunda hastanın meme altından küçük bir kesiyle minimal invaziv yöntemle kalp kapağı değişimi yapıldığını ifade etti. Hastanın bir gece yoğun bakımda kontrol altında tutulduktan sonra servise alındığını kaydeden Doç. Dr. Akbulut, taburcu edileceğini ifade etti.</p>

<h2>"Sağlık turizminde bir ilk"</h2>

<p>Hastanın kendisine, 'Kalbe küçük kesiyle büyük müdahale' başlıklı haberi sosyal medya paylaşımlarından görüp ulaştığını anlatan Doç. Dr. Akbulut,</p>

<blockquote>
<p>"Ayrıca bildiğimiz kadarıyla Sağlık Bakanlığı'nın sağlık turizmi kapsamında gelen bir yabancı hastaya ilk kez kapalı kalp ameliyatı yapıldı"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p><img alt="Haberde Gördü" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/haberde-gordu.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kızı Türkiye'de yaşıyormuş</h2>

<p>Hasta kadının Türkiye’de yaşayan kızı Zhanar Zhazybayeva, Kazakistan’da annesini muayene eden doktorların kalp kapağının değişmesi gerektiğini ifade ederek,</p>

<blockquote>
<p>"Kalp kapağının değişmesi gerektiğini söylediler ama biz Türkiye'de yaptırmak istedik, çünkü Türk doktorlar daha başarılı"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p>Annesinin bu ameliyatı kapalı olmak istediğini söyleyen Zhazybayeva, sosyal medyada yaptığı araştırmada hastalığın tedavisiyle ilgili haberlere rastladığını belirtti. Cep telefonundan annesine haber videolarını gönderdiğini anlatan Zhazybayeva, "</p>

<blockquote>
<p>Annem buraya geldi ve biz de hastaneye Birkan Hoca'ya başvurduk. O da kabul etti. Allah razı olsun. Annem şimdi çok şükür, çok iyi. 5-6 gün önce ameliyatı oldu"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Doktora dua etti</h2>

<p>Antalya’da sağlığına kavuşan Ulbossın Sartayeva, kendisini sağlığına kavuşturan doktoruna dualar etti. Sartayeva,</p>

<blockquote>
<p>"Birkan Hoca çok başarılı, çok bilgili bir doktor. Allah onun yolunu açık etsin. Daha yükseklere, daha başarılı ameliyatlar yapsın. Başka insanlara da çok yardım etsin. Çok teşekkür ederim Birkan Hoca'ya"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/hastaligina-careyi-gordugu-haber-sayesinde-geldigi-antalyada-buldu</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/haberleri-gordu-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="58728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Elmalı’ya 2 yeni sağlık tesisi yapılacak!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalya-elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalya-elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’nın Elmalı ilçesinde yapılacak 3 hekimli Aile Sağlığı Merkezi ile KETEM için iş birliği protokolü imzalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın Elmalı ilçesinde hayata geçirilecek yeni sağlık yatırımları için önemli bir adım atıldı. Antalya Valiliği, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü, Elmalı Belediyesi ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) arasında, ilçeye kazandırılacak Aile Sağlığı Merkezi ile KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) için iş birliği protokolü imzalandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Protokol Antalya Valiliği’nde imzalandı</h2>

<p>Elmalı ilçesi Yeni Mahalle’de inşa edilecek olan 3 hekimli Aile Sağlığı Merkezi ve KETEM projesine ilişkin protokol töreni Antalya Valiliği Hükümet Konağı’nda gerçekleştirildi. İmza törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Elmalı Kaymakamı Faruk Erdem, Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ve ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman katıldı.</p>

<h2>İnşaat tamamlandıktan sonra teslim edilecek</h2>

<p>Yapılan açıklamaya göre sağlık tesisleri, ATSO Elmalı Eğitim ve Sağlık Merkezi’nin zemin ve ikinci katında hizmet verecek. İnşaat çalışmalarının tamamlanmasının ardından Aile Sağlığı Merkezi ile KETEM’in Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edileceği belirtildi. Yeni sağlık yatırımlarının tamamlanmasıyla birlikte Elmalı ilçesinde vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin daha da güçlenmesi hedefleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalya-elmaliya-2-yeni-saglik-tesisi-yapilacak</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/saglik-tesisi-2.jpg" type="image/jpeg" length="51311"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[400 uzman Antalya’da romatizmal hastalıkları ele alacak!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/400-uzman-antalyada-romatizmal-hastaliklari-ele-alacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/400-uzman-antalyada-romatizmal-hastaliklari-ele-alacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası katılımlı Türk Romatoloji Kongresi, 20-24 Mayıs 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası katılımlı Türk Romatoloji Kongresi, 20-24 Mayıs 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek. Kongrede romatolojik hastalıkların tanı ve tedavisine ilişkin güncel gelişmeler uzman isimlerin katılımıyla değerlendirilecek. Kongrede; GLP1 reseptör agonistleri ve inflamatuar romatizmal hastalıklar, obezitenin hastalık aktivitesi ve ilaç etkinliği üzerindeki etkisi, yapay zekâ çağında FTR hekiminin sosyal medya kullanımı, hukuki sorumluluklar, Car-T tedavileri, fibromiyalji, mikrobiyata ve beslenme gibi çok sayıda konu masaya yatırılacak. Ayrıca romatolojide steroidlerin akılcı kullanımı, osteoporoz, eklem ağrılı çocuk hastalar, MR görüntülemenin erken tanıdaki rolü ve tedavisi zor PsA yaklaşımı da kongrede ele alınacak başlıklar arasında yer alacak.</p>

<h2>Bilimsel program dikkat çekiyor</h2>

<p>Kongre Eş Başkanı Ayşegül Ketenci, romatolojinin günümüzde bir yan dal olarak tanımlandığını ancak hastalık yelpazesinin genişliği nedeniyle her FTR hekiminin bu alanda bilgi sahibi olması gerektiğini belirtti. Kongre Eş Başkanı Özgür Akgül ise kongrede romatolojik hastalıkların tanı ve tedavisindeki güncel gelişmelerin bilimsel veriler ışığında ele alınacağını ifade etti. Akgül, vaka sunumları, interaktif oturumlar, kurslar ve bilimsel tartışmalarla kapsamlı bir program hazırlandığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>19 panel ve onlarca bildiri sunulacak</h2>

<p>Türk Romatoloji Kongresi kapsamında 19 panel, 5 uydu sempozyumu, Görüntüleme Okulu MR Görüntüleme Kursu, 6 sözel bildiri oturumu, 83 sözel bildiri ve 70 poster bildiri sunumu gerçekleştirilecek. Hasan Eker yönetimindeki BURKON tarafından organize edilen kongreye yaklaşık 400 uzmanın katılması bekleniyor. Bilimsel toplantı ve sunumların yer alacağı organizasyon 4 gün sürecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/400-uzman-antalyada-romatizmal-hastaliklari-ele-alacak</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/saglik-haber-antalya.jpg" type="image/jpeg" length="10919"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı açıkladı: "Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor"]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/uzmani-acikladi-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/uzmani-acikladi-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım, "17 Mayıs Avrupa Obezite Günü" dolayısıyla çocukluk çağı obezitesi ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım, "Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağı obezitesi, hem Türkiye’de hem de dünyada giderek artan önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken yaşta edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın çocuklarda obezite riskini artırdığına dikkat çekerken, ailelerin bu konuda bilinçli hareket etmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Antalya'da Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Ahmet Yıldırım, "17 Mayıs Avrupa Obezite Günü" kapsamında çocukluk çağı obezitesi ve korunma yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p><img alt="Çocuk Obezite" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/cocuk-obezite.jpg" width="1280" /></p>

<h2>"Büyük ölçüde önlenebilir bir sorun"</h2>

<p>Çocukluk çağı obezitesinin Türkiye ve dünya genelinde hızla artan ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Yıldırım,</p>

<blockquote>
<p>"Erken dönemde önlenmezse yetişkinlikte diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve psikososyal sorunlara zemin hazırlamaktadır. Çocukluk çağı obezitesi büyük ölçüde önlenebilir bir sorundur. Aileler, okullar ve toplumlar ile erken yaşta sağlıklı alışkanlıklar kazandırılması, gelecek nesilleri olası hastalık risklerinden koruyacaktır. ‘Şişman çocuk sağlıklıdır’ yanılgısından vazgeçip, düzenli kontroller ve dengeli yaşam tarzıyla hareket edilmelidir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>"Beslenme tarzı ve hareketsizlik büyük etken"</h2>

<p>Çocuklarda obeziteye neden olan etkenlere değinen Yıldırım,</p>

<blockquote>
<p>"Aşırı kalorili ve işlenmiş gıda tüketimi, şekerli içecekler, fast food ve paketli atıştırmalıklar obezitenin en sık görülen nedenleri arasında yer almaktadır. Bunun yanında yetersiz fiziksel aktivite, uzun ekran süresi, aile beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, uyku düzeninin bozulması ve psikososyal faktörler de obeziteyi tetiklemektedir"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"Ciddi hastalıklara yol açabilir"</h2>

<p>Obezitenin çocuklarda erken dönemde fark edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım,</p>

<blockquote>
<p>"Obez çocuklarda erken müdahale ile büyüme ve gelişme olumsuz etkilenmeden sağlıklı kiloya dönmek mümkündür. Tedavi edilmeyen obezite ise ilerleyen yaşlarda Tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, eklem sorunları ve özgüven kaybı gibi komplikasyonlara yol açabilir"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Çocuk Obezite 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/cocuk-obezite-2.jpg" width="1280" /><br />
<br />
"Alışkanlıklar erken yaşta kazandırılmalı"</h2>

<p>Çocuklarda obeziteden korunmak için ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Yıldırım,</p>

<blockquote>
<p>"Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su, ayran veya süt tercih edilmelidir. Çocukların ekran süresi sınırlandırılmalı, günlük en az 60 dakika fiziksel aktivite yapmaları sağlanmalıdır. Ayrıca ailelerin sağlıklı yaşam konusunda çocuklarına örnek olması büyük önem taşımaktadır. Yaşa uygun yeterli ve kaliteli uyku obezite riskini azaltmaktadır. Çocukta kilo artışı fark edildiğinde vakit kaybetmeden çocuk doktoru ve diyetisyene başvurulmalıdır"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/uzmani-acikladi-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/cocuk-obezite3.jpg" type="image/jpeg" length="85958"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da uzmanı açıkladı! İdrar kaçırma kader değil, tedavisi mümkün]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-acikladi-idrar-kacirma-kader-degil-tedavisi-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-acikladi-idrar-kacirma-kader-degil-tedavisi-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, sosyal izolasyona yol açan idrar kaçırma sorununun türleri, nedenleri ve modern tedavi yöntemlerini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplum genelinde çoğunlukla ilerleyen yaşın getirdiği doğal bir süreç yahut doğum eylemlerinin ardından kaçınılmaz bir netice şeklinde algılanan idrar kaçırma problemi, aslında kadınların hem sosyal yaşantısını hem de ruh sağlığını derinden sarsan ciddi bir klinik tablodur. Pek çok kadının utanma ve çekinme duygusu sebebiyle hekimlerden gizlediği bu rahatsızlık, zamanla özgüven zedelenmesinden bireyin kendini toplumdan tamamen soyutlamasına kadar varan geniş bir yelpazede psikolojik sorunları beraberinde getiriyor. Antalya Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı İbrahim Uğraş Toktaş, kadın popülasyonunda sıkça rastlanan bu patolojinin kökenleri, klinik çeşitleri ve güncel tedavi yaklaşımları hakkında hayati bilgiler paylaştı. İdrar kaçırmanın sadece bedensel bir konfor kaybı yaratmadığına dikkat çeken Toktaş, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Sosyal hayatı esir alabiliyor"</p>
</blockquote>

<p>Bu rahatsızlığın kadınları uzun mesafeli seyahatlere çıkmaktan alıkoyduğunu, toplumsal organizasyonlara katılımı engellediğini, hatta kişilerin rahatça gülmekten veya hapşırmaktan dahi ürker hale geldiğini belirten Toktaş, yaşam kalitesini böylesine düşüren bu durumun kontrol altına alınabildiğini ve doğru bir tedavi şemasıyla tam şifaya ulaşmanın mümkün olduğunu vurguladı.</p>

<h2>Rahatsızlığın üç farklı türü ve tetikleyici unsurları</h2>

<p>Klinik pratikte bu problemin farklı biçimlerde tezahür ettiğini kaydeden Uzm. Dr. İbrahim Uğraş Toktaş, patolojiyi şu sözlerle kategorize etti:</p>

<blockquote>
<p>"Üç temel tipte görülüyor. Stres tipi idrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya ağır kaldırma gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Sıkışma tipi ise aniden gelen ve durdurulamayan tuvalet ihtiyacı ile gelişmektedir. Karışık yani mikst tipte ise her iki durum aynı anda görülmektedir"</p>
</blockquote>

<p>Deneyimli uzman ayrıca; leğen kemiği tabanında yer alan pelvik kas grubunun mukavemetini kaybetmesi, geçmişteki zorlu ve travmatik doğum süreçleri, menopoz dönemiyle birlikte ortaya çıkan hormonal dalgalanmalar, aşırı kilo (obezite), kronikleşmiş kabızlık problemleri ve diyabet (şeker hastalığı) gibi sistemik rahatsızlıkların idrar kaçırma mekanizmasını doğrudan tetikleyen majör risk faktörleri olduğunu sözlerine ekledi.</p>

<h2>Ameliyatsız çözümler ve yaşam tarzı revizyonu</h2>

<p>Tedavi protokolünün her hastanın özel durumuna göre spesifik olarak dizayn edildiğini ifade eden Toktaş, iyileşme sürecinin ilk kulvarında cerrahi içermeyen koruyucu metotların yer aldığını belirtti. Toktaş, tedavi başarısına dair şu bilgileri aktardı:</p>

<blockquote>
<p>"Tedavide ilk adım yaşam tarzı değişikliği. Doğru uygulanan pelvik taban egzersizleri idrar sızıntısını belirgin şekilde azaltabilmektedir. Bunun yanında kilo verme, sigaranın bırakılması ve mesane eğitimi gibi yaşam tarzı düzenlemeleriyle yüksek başarı oranları elde edilmektedir. Menopoza bağlı sorunlarda ise lokal tedaviler semptomların hafiflemesine katkı sağlamaktadır"</p>
</blockquote>

<h2>Ameliyat kararı standart değil, kişiye özel olmalı</h2>

<p>Cerrahi müdahale seçeneğinin, ancak konservatif ve ameliyatsız tedavi metotlarından arzu edilen klinik başarı elde edilemediği takdirde masaya yatırıldığını vurgulayan Uzm. Dr. Toktaş, cerrahi süreç hakkındaki kritik detayları şu cümlelerle açıkladı:</p>

<blockquote>
<p>"Cerrahi karar kişiye özel verilmelidir. Cerrahi karar standart bir uygulama değildir. Hastanın yaşı, fiziksel özellikleri, şikayetlerinin düzeyi ve gelecekteki gebelik planları değerlendirilerek kişiye özel planlama yapılmalıdır. Özellikle stres tipi kaçırmalarda uygulanan askı operasyonları ve organ sarkmasının eşlik ettiği durumlarda tercih edilen onarıcı cerrahiler, detaylı klinik değerlendirme sonrasında belirlenmektedir"</p>
</blockquote>

<p>Tıp teknolojisinde yaşanan inovasyonlar sayesinde bu ameliyatların günümüzde ekseriyetle kapalı (laparoskopik) ya da minimal invaziv (en az kesi içeren) tekniklerle icra edildiğini kaydeden Toktaş; operasyon geçiren hastaların çok kısa bir süre zarfında normal hayat ritimlerine dönebildiklerini ve kaybettikleri sosyal özgürlüklerini yeniden kazandıklarını belirterek sözlerini noktaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-acikladi-idrar-kacirma-kader-degil-tedavisi-mumkun</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 02:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ilayda/kadinlarda-idrar-kacirma.jpg" type="image/jpeg" length="66258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya’da sağlık turizmi zirvesi]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-saglik-turizmi-zirvesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-saglik-turizmi-zirvesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya, uluslararası sağlık destinasyonu olma yolunda stratejik merkez olarak öne çıktı. Düzenlenen Sağlık Turizmi Zirvesi'nde 100'ün üzerinde ülkeden gelen büyükelçi, diplomatik temsilci, yatırımcı, akademisyen ve sektör temsilcileri sağlık turizmi alanındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Antalya Sağlık Turizmi Zirvesi, sağlık turizmi alanında uluslararası katılımla düzenlendi. Zirvede, Türkiye'nin sağlık turizmindeki küresel hedefleri, yatırım imkanları ve uluslararası iş birlikleri ele alındı.</p>

<p><img alt="Antalya'da Sağlık Turizmi Zirvesine 100'Den Fazla Ülkeden Katılım" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/melisa/antalyada-saglik-turizmi-zirvesine-100den-fazla-ulkeden-katilim.jpg" width="1280" /></p>

<h2>100'ün üzerinde ülkeden temsilci katılımı sağlandı</h2>

<p>Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan Bay, Türkiye'nin sağlık turizmindeki stratejik gücüne dikkat çekerek Antalya'nın uluslararası sağlık destinasyonu olma yolunda önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sağlık turizmi, yatırım ve uluslararası tanıtım vizyonunun yansımalarının öne çıktığı zirvede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi temsilcileri de yer aldı. Zirveye Kamboçya, Lübnan, Bangladeş, Somali, Afganistan, Maldivler ve Pakistan başta olmak üzere 100'ün üzerinde ülkeden temsilciler katıldı. Kazakistan Antalya Başkonsolosluğu, Moldova temsilcileri ile Bakü'den sağlık yatırım çevreleri de organizasyonda yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Antalya'da Sağlık Turizmi Zirvesine 100'Den Fazla Ülkeden Katılım-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/melisa/antalyada-saglik-turizmi-zirvesine-100den-fazla-ulkeden-katilim-1.jpg" width="1280" />27. Dönem Antalya Milletvekili İbrahim Aydın yaptığı konuşmada tarım, orman ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına değinerek üretim ve kalkınma alanlarında verilen destekleri anlattı. Uluslararası konuşmacılar Travis Fox ve Mitchell Fox ise küresel sağlık turizmi, sağlık diplomasisi ve yatırım fırsatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Proje Danışmanı Mehmet Tekeli de Türkiye'nin sağlık turizmindeki büyüme potansiyeli ve yatırım süreçlerine ilişkin bilgiler paylaştı. Zirvede düzenlenen oturumlarda ülkeler arası sağlık iş birlikleri, uluslararası hasta hareketliliği, sağlık yatırımları, akademik ortaklıklar ve sürdürülebilir sağlık turizmi modelleri ele alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-saglik-turizmi-zirvesi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/melisa/antalyada-saglik-turizmi-zirvesine-100den-fazla-ulkeden-katilim-2.jpg" type="image/jpeg" length="54358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya Genelinde Tedirginlik Yaratan Lassa Ateşi Salgını Hakkında Bilinmesi Gerekenler]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/dunya-genelinde-tedirginlik-yaratan-lassa-atesi-salgini-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/dunya-genelinde-tedirginlik-yaratan-lassa-atesi-salgini-hakkinda-bilinmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[assa ateşi adı verilen rahatsızlık, ilk kez Nijerya'da tespit edilen ve Lassa virüsü aracılığıyla yayılan viral bir hastalık türü olarak tanımlanmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>assa ateşi adı verilen rahatsızlık, ilk kez Nijerya'da tespit edilen ve Lassa virüsü aracılığıyla yayılan viral bir hastalık türü olarak tanımlanmaktadır. Bu rahatsızlık, dünya genelinde akut viral hemorajik ateş kategorisinde değerlendirilmekte olup özellikle Batı Afrika bölgesindeki ülkelerde endemik bir yapı sergilemektedir. Virüsün ana kaynağı olarak bilinen çok memeli fareler, çevreye yaydıkları atıklar vasıtasıyla patojeni insan ekosistemine dahil etmektedir. Bu kemirgenlerin dışkı ve idrarıyla temas eden her türlü yüzey, yiyecek veya eşya, virüsün insan bünyesine girmesi için uygun bir zemin hazırlamaktadır.</p>

<p>Salgının yayılım gösterdiği coğrafyalar incelendiğinde Nijerya, Sierra Leone, Liberya ve Gine gibi ülkelerin ön planda olduğu görülmektedir. Ancak son yıllarda uluslararası seyahatlerin artması ve ekolojik dengelerin değişmesi, virüsün sınırları aşma potansiyelini de beraberinde getirmektedir. Bilim insanları, virüsün özellikle hijyen koşullarının yetersiz olduğu kırsal bölgelerde daha hızlı yayıldığını belirtirken, erken müdahale edilmediği durumlarda organ yetmezliği gibi ciddi komplikasyonların gelişebileceği konusunda uyarılarını sürdürmektedir.</p>

<h2><strong>İnsandan İnsana Geçiş Riskleri Ve Bulaşma Yolları</strong></h2>

<p>Virüsün sadece kemirgenler üzerinden yayıldığını düşünmek büyük bir yanılgı olur çünkü Lassa ateşi aynı zamanda insandan insana bulaşma özelliğine de sahiptir. Enfekte olmuş bir bireyin kanı, idrarı, tükürüğü veya diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas edilmesi durumunda virüs sağlıklı bir kişiye saniyeler içinde geçebilmektedir. Bu durum özellikle hastanelerde görev yapan sağlık personeli için büyük bir risk oluşturmakta ve koruyucu ekipman kullanımının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. Virüsün havada asılı kalan damlacıklar yoluyla bulaştığına dair kesin bir kanıt bulunmasa da, yakın temasın en büyük bulaş kaynağı olduğu tescillenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla yürütülen çalışmalar, genellikle kemirgen kontrolü ve bireysel temizlik önlemleri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Evlerde yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, ev çevresindeki fare yuvalarının yok edilmesi ve kişisel hijyene özen gösterilmesi en temel savunma mekanizmaları arasında yer almaktadır. Toplum içinde bir vaka görüldüğünde, o kişinin temas ettiği tüm insanların izole edilmesi ve gözlem altında tutulması, salgının büyümesini engellemek için uygulanan en etkili yöntemlerin başında gelmektedir.</p>

<h2><strong>Hastalığın Seyri Sırasında Ortaya Çıkan Kritik Belirtiler</strong></h2>

<p>Lassa ateşine yakalanan bireylerde semptomlar genellikle bir ila üç hafta süren bir kuluçka döneminin ardından yavaş yavaş kendini göstermeye başlamaktadır. Başlangıç aşamasında hafif ateş, halsizlik ve genel vücut kırgınlığı gibi sıradan bir gribal enfeksiyonu andıran şikayetler görülmektedir. Ancak günler ilerledikçe bu tablo ağırlaşarak şiddetli baş ağrısı, boğazda yanma, kas ağrıları ve göğüs bölgesinde hissedilen baskı gibi daha belirgin semptomlara dönüşmektedir. Birçok vakada mide bulantısı, yoğun kusma ve ishal gibi sindirim sistemi problemleri de tabloya eşlik ederek hastanın bitkin düşmesine neden olmaktadır.</p>

<p>Hastalığın daha tehlikeli evrelerinde ise vücudun çeşitli noktalarında ödem oluşumu, düşük tansiyon ve iç organlarda kanamalar gözlemlenebilmektedir. Özellikle yüz bölgesindeki şişlikler ve diş eti, burun veya göz gibi bölgelerdeki sızıntı şeklindeki kanamalar hastalığın ciddiyetini ortaya koyan en bariz işaretlerdir. Lassa ateşinden kurtulan bazı hastalarda kalıcı veya geçici işitme kayıplarının yaşandığı da tıbbi kayıtlara geçmiştir. Nörolojik olarak ise bilinç bulanıklığı, titremeler ve ilerleyen safhalarda koma hali, hastanın yaşamını yitirmesine sebep olan kritik süreçleri temsil etmektedir.</p>

<h2><strong>Tedavi Süreçleri Ve Koruyucu Önlemlerdeki Son Durum</strong></h2>

<p>Günümüzde Lassa ateşiyle mücadelede en yaygın olarak kullanılan tıbbi yöntem, antiviral bir ilaç olan ribavirin kullanımıdır. Bu ilacın özellikle semptomların başladığı ilk altı gün içerisinde hastaya verilmesi, hayatta kalma şansını önemli ölçüde artıran en önemli faktör olarak değerlendirilmektedir. İlaç tedavisinin yanı sıra hastanın sıvı ve elektrolit dengesinin korunması, oksijen desteği sağlanması ve ikincil enfeksiyonların önlenmesi amacıyla yoğun bir bakım süreci uygulanmaktadır. Hastanın genel durumuna göre tansiyon düzenleyici tedaviler ve gerekirse kan nakli gibi müdahaleler de sürece dahil edilmektedir.</p>

<p>Hastalığa karşı henüz dünya genelinde onaylanmış ve yaygın kullanıma sunulmuş bir aşı bulunmamaktadır. Bilimsel çalışmalar ve klinik denemeler devam etse de, şu an için en etkili korunma yöntemi virüsün kaynağı olan kemirgenlerden uzak durmaktır. Türkiye özelinde bakıldığında ise bugüne kadar resmi makamlarca kaydedilmiş veya raporlanmış bir Lassa ateşi vakasına rastlanmadığı bildirilmiştir. Ancak küresel salgın risklerine karşı sınır kapılarında ve sağlık kuruluşlarında teyakkuz halinin sürdürülmesi, olası bir riskin önceden bertaraf edilmesi açısından büyük önem arz etmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/dunya-genelinde-tedirginlik-yaratan-lassa-atesi-salgini-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/dunya-genelinde-tedirginlik-yaratan-lassa-atesi-salgini-hakkinda-bilinmesi-gerekenler.jpg" type="image/jpeg" length="90190"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ruhi Çenet'ten karantina açıklaması!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/ruhi-cenetten-karantina-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/ruhi-cenetten-karantina-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YouTube videolarıyla tanınan Ruhi Çenet'in hantavirüs tespit edilen gemide seyahat ettiği gündem olmuştu. Çenet karantina açıklaması yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>YouTube içerikleriyle tanınan Ruhi Çenet, hantavirüs tespit edilen gemide bulunduğunu açıklamasının ardından karantinaya girmişti. Daha önce sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda gemiden 24’üncü günde indiğini belirten Çenet, yaşadıklarını takipçileriyle paylaşmıştı. Hantavirüs nedeniyle farklı vakaların gündeme gelmesinin ardından, gemide bulunan diğer 3 Türk vatandaş gibi Ruhi Çenet’te karantina altında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sağlık durumuyla ilgili açıklama yaptı</h2>

<p>Karantina süreciyle ilgili açıklama yapan Ruhi Çenet, sağlık ekipleri tarafından düzenli olarak takip edildiklerini ifade etti.<br />
Çenet,</p>

<blockquote>
<p>“Evde ailemle birlikte karantinadayız. Her gün 2 defa sağlık bakanlığından arıyorlar. Evden dışarıya çıkmıyoruz. Tüm testlerimiz yapıldı. Haziran'ın son haftasına kadar karantinada kalacağız”</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Gemide hantavirüs tespit edilmişti</h2>

<p>Hantavirüs vakasının görüldüğü uluslararası seyahat gemisiyle ilgili gelişmeler yakından takip edilirken, Türkiye’ye getirilen bazı vatandaşların da evlerinde karantinaya alındığı açıklanmıştı. Sağlık ekiplerinin temaslı kişilere yönelik takip ve kontrol çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/ruhi-cenetten-karantina-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/05/ruhi-cenet.jpg" type="image/jpeg" length="33436"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs şüphesiyle karantinaya alınan 3 Türk vatandaşının test sonucu açıklandı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/hantavirus-suphesiyle-karantinaya-alinan-3-turk-vatandasinin-test-sonucu-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/hantavirus-suphesiyle-karantinaya-alinan-3-turk-vatandasinin-test-sonucu-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hantavirüs şüphesi nedeniyle Türkiye’ye getirildikten sonra evlerinde karantinaya alınan 3 Türk vatandaşına yapılan testlerin sonucu belli oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından gelen son dakika haberine göre hantavirüs şüphesi nedeniyle Türkiye’ye getirildikten bu sabah sonra evlerinde karantinaya alınan 3 Türk vatandaşına test yapıldığı biliniyordu. 3 vatandaşa yapılan testlerin sonucu belli oldu.</p>

<h2>Evlerinde karantinaya alınmışlardı</h2>

<p>Bu sabah Türkiye’ye getirilen ve Hantavirüs şüphesi nedeniyle evlerinde karantina altına alınan 3 Türk vatandaşına yönelik sağlık kontrolleri tamamlandı. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, vatandaşlara uygulanan testlerin negatif çıktığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Takip devam edecek</h2>

<p>Bakanlık açıklamasında, test sonuçlarının negatif olmasına rağmen yakın takip ve izolasyon süreçlerinin başlatıldığı belirtildi. Yetkililer, sağlık durumlarının kontrollü şekilde izleneceğini ifade etti. Sağlık ekiplerinin süreç boyunca gerekli tüm tedbirleri uyguladığı kaydedildi.</p>

<p>Bakanlık tarafından yapılan açıklama şu şekilde: </p>

<blockquote>
<p>"Bu kişilerden gerekli numuneler alınmıştır. Sonuçlarının negatif olduğu saptanmış olup; önerilen süre boyunca karantinada tutulacaktır.</p>

<p>Yapılan izlemelerde şu ana kadar herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/hantavirus-suphesiyle-karantinaya-alinan-3-turk-vatandasinin-test-sonucu-aciklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/03/son-dakika-2.jpg" type="image/jpeg" length="44316"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
