<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya Haber - Antalya Haberleri - Antalya Son Dakika</title>
    <link>https://www.antalyahakkinda.com</link>
    <description>Antalya haber ajansı olarak, Antalya Hakkında son dakika ve güncel haberlere ulaşabilirsiniz. Ulusal ve yerel haberciliğin tek adresi...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.antalyahakkinda.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 01:18:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da babanın çağrısı karşılık buldu: Otizmli gençte dikkat çeken değişim!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-babanin-cagrisi-karsilik-buldu-otizmli-gencte-dikkat-ceken-degisim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-babanin-cagrisi-karsilik-buldu-otizmli-gencte-dikkat-ceken-degisim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da yüzde 70 zihinsel engel tanısı bulunan otizmli S.Y.’nin saldırgan davranışları nedeniyle zor günler geçiren ailesinin yardım çağrısı sonrası bir hayırsever harekete geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da otizmli 19 yaşındaki S.Y.’nin öfke ve saldırgan davranışları nedeniyle ailesinin yaşadığı zorlu süreç, aldığı özel eğitimle birlikte değişmeye başladı. Yüzde 70 zihinsel engel tanısı bulunan S.Y.’nin davranışları nedeniyle evde zaman zaman kaos yaşanırken, babası Ramazan Yıldız’ın yardım çağrısı sonrasında aileye destek ulaştı. Daha önce yayımlanan haberin ardından Akdeniz Otizm Derneği aileyle iletişime geçti. Derneğin girişimleriyle S.Y.’nin özel eğitim alabilmesi için destek arayışına girilirken, bir hayırsever gencin yaklaşık 5 aylık özel eğitim ücretini üstlendi. Hafta içi her gün 08.00-18.00 saatleri arasında özel eğitim almaya başlayan S.Y.’de yaklaşık iki ay içerisinde dikkat çekici bir değişim görüldü. Babası Ramazan Yıldız, oğlunun artık kendisine, ailesine ve evdeki eşyalara zarar vermediğini belirtti.</p>

<p><img alt="Otizimli" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/otizimli.jpg" width="1280" /></p>

<h2>"Şu an gayet mülayim"</h2>

<p>Yıldız, geçmişte evde sürekli tartışma ve öfke yaşandığını ifade ederek,</p>

<blockquote>
<p>“Önceden evde sürekli kaos, kavga, dövüş vardı. Şu an herkes çok mutlu. Oğlum da biz de mutluyuz. Önceden bir kaşını kaldırıp bakamıyordun çocuğa, hemen öfke patlaması oluyordu. Şu anda gayet mülayim"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>İsteklerini daha sakin ifade etmeye başladı</h2>

<p>Oğlunun davranışlarındaki değişimin günlük yaşamına da yansıdığını anlatan Yıldız, S.Y.’nin artık isteklerini daha sakin şekilde dile getirdiğini söyledi. Yıldız,</p>

<blockquote>
<p>“Bir şey istediği zaman, 'Yapabilir miyim, gidebilir miyim?' diye soruyor. Önceden daha farklıydı"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p>Oğlunun eğitim aldığı kurumda farklı spor ve etkinliklere de katıldığını aktaran Yıldız, S.Y.’nin havuza girdiğini, bisiklet sürdüğünü, koşu bandında çalıştığını ve doğada yürüyüş yaptığını anlattı. Eğitmenleriyle de iyi bir iletişim kurduğunu belirten Yıldız, oğlunun eğitim aldığı kuruma severek gittiğini ifade etti.</p>

<h2><img alt="Otizimli2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/otizimli2.jpg" width="1280" /></h2>

<h2>"Ümidimi kesmiştim"</h2>

<p>Oğlunda meydana gelen değişimin kendisi açısından büyük bir mutluluk olduğunu dile getiren Ramazan Yıldız, bu sürecin kendisi için beklenmedik olduğunu söyledi. Yıldız,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“İnşallah hep böyle devam eder yeni hali. Ümidimiz o yönde. Oğlumun bu şekilde değişmesi benim için mucize. Ben, yalan yok; ümidimi kesmiştim. Bu şekilde olacağı hiç aklıma gelmezdi. Allah razı olsun vesile olanlardan. Şu an gerçekten çok güzel"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Dernekten aileye destek mesajı</h2>

<p>Akdeniz Otizm Derneği Başkan Yardımcısı Halit Mert de S.Y.’nin yaşadığı davranış problemlerini ve ailesinin karşılaştığı güçlükleri öğrendikten sonra baba Ramazan Yıldız ile iletişime geçtiklerini söyledi. S.Y.’nin özel eğitim alabilmesi için yapılan çalışmalar sonucunda bir gönüllünün yaklaşık 5 aylık eğitim ücretini karşıladığını belirten Mert, eğitimin ikinci ayında önemli ilerleme sağlandığını ifade etti.</p>

<p>Mert,</p>

<blockquote>
<p>“Çok ciddi yol katetti. Davranış problemleri ortadan kalktı. Artık kendisine, ailesine zarar vermiyor. Eve, eşyalara zarar vermiyor"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<p>S.Y.’nin davranış problemlerindeki azalmanın ailesine de nefes aldırdığını belirten Mert,</p>

<blockquote>
<p>“Kardeşimizin davranış problemlerinin giderilmesi, daha iyiye gitmesi, ailesinin nefes alması, onun bu problemlerden kurtularak daha sağlıklı bir yaşama kavuşması için elimizden gelen desteği sağlamaya devam edeceğiz"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-babanin-cagrisi-karsilik-buldu-otizmli-gencte-dikkat-ceken-degisim</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/otizmli-genc33.png" type="image/jpeg" length="81075"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalyalılar müjde: Aksu ve Konyaaltı devlet hastanelerinde açılış takvimi belli oldu!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyalilar-mujde-aksu-ve-konyaalti-devlet-hastanelerinde-acilis-takvimi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyalilar-mujde-aksu-ve-konyaalti-devlet-hastanelerinde-acilis-takvimi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Aksu Devlet Hastanesi ve Konyaaltı Devlet Hastanesi’nin hizmete gireceği zamanları açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, Antalya’da sağlık alanında son yıllarda gerçekleştirilen yatırımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çetin, AK Parti hükümetleri döneminde 25 yıllık süreçte kentte sağlık alanında önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade etti. Şehir Hastanesi ile başlayan sürecin Döşemealtı Devlet Hastanesi ile devam ettiğini belirten Çetin, Aksu ve Konyaaltı devlet hastanelerindeki çalışmaların da sürdüğünü söyledi.  Aksu Devlet Hastanesi’nde çalışmaların son aşamaya geldiğini aktaran Çetin, hastanenin açılışının eylül ayında planlandığını, ancak gerekmesi halinde tarihin ekim ayına sarkabileceğini belirtti. Çetin,</p>

<blockquote>
<p>“Allah kısmet ederse eylül ayında açmayı planlıyoruz, belki ekime sarkabilir. Aksu Devlet Hastanemizi COP31'den önce eylül-ekim ayları gibi açmayı planlıyoruz. Hem Aksulu hem de Antalya'da yaşayanlara hizmet vermeye başlayacak. Rabbim tabii önce sağlık, sıhhat versin tüm hemşehrilerimize"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Konyaaltı Devlet Hastanesi yüzde 95 seviyesinde</h2>

<p>Konyaaltı Devlet Hastanesi’ndeki çalışmaların da önemli bir aşamaya ulaştığını belirten Çetin, yapım sürecinde yüzde 93-95 seviyesine gelindiğini söyledi. Hastanenin yılbaşı döneminde hizmete açılmasının hedeflendiğini aktaran Çetin,</p>

<blockquote>
<p>“Yine yılbaşı gibi Konyaaltı Devlet Hastanemizi açmayı planlıyoruz. Yüzde 93-95'lere geldi Konyaaltı Devlet Hastanesi"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>İlçelerde sağlık yatırımları sürüyor</h2>

<p>Antalya’daki sağlık yatırımlarının yalnızca kent merkezindeki hastanelerle sınırlı kalmadığını belirten Çetin, ilçelerde de hastane düzeyinde hizmet verecek kapsamlı poliklinikler ve farklı sağlık birimlerinin hayata geçirilmeye başlandığını ifade etti. Çetin, bu çalışmaların ilçelerde takip edildiğini belirterek,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Kapsamlı hastane düzeyinde poliklinikler, farklı sağlık birimleri açmaya başladık. Bunları da takip ediyoruz ilçelerimizde. Geçen aylarda Serik'te açtık. Demre'de bir yer bulduk, oraya sözünü verdik ve açacağız. İlçelerimizin hepsine sağlık yatırımımız temas ediyor"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyalilar-mujde-aksu-ve-konyaalti-devlet-hastanelerinde-acilis-takvimi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/antalyalilar-mujde.png" type="image/jpeg" length="67862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kepez'de evde sağlık hizmetleri binlerce kişiye ulaştı]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/kepezde-evde-saglik-hizmetleri-binlerce-kisiye-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/kepezde-evde-saglik-hizmetleri-binlerce-kisiye-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi, yaşlı, engelli ve hareket kısıtlılığı bulunan vatandaşlara yönelik evde sağlık ve sosyal destek uygulamaları kapsamında 4 bin 649 kişiye toplam 21 bin 672 hizmet sunuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi tarafından günlük yaşamında desteğe ihtiyaç duyan yaşlı, engelli ve hareket kısıtlılığı bulunan vatandaşlara yönelik çalışmalar devam ediyor. Evde sağlık ve destek hizmetleri kapsamında bugüne kadar 4 bin 649 kişiye toplam 21 bin 672 işlem gerçekleştirildi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz'ün göreve gelmesinin ardından sürdürülen çalışmalar, yalnızca sağlık hizmetleriyle sınırlı tutulmadı. Vatandaşların ulaşım ve kişisel bakım ihtiyaçlarının yanı sıra yaşam alanlarının temizliğine yönelik sosyal destekler de hizmet kapsamına alındı.</p>

<p><img alt="Evde Sağlık 3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/evde-saglik-3.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Doktor ve pansuman ekiplerinden binlerce işlem</h2>

<p>Sağlık ihtiyaçlarının vatandaşların bulunduğu yerde karşılanması amacıyla görev yapan doktor ekibi, bin 803 kişiye toplam 2 bin 939 işlem gerçekleştirdi. Pansuman ekipleri ise bin 289 kişiye 7 bin 152 işlem uyguladı. Kişisel bakım desteği kapsamında da 147 kişiye toplam bin 3 berber hizmeti sunuldu.</p>

<h2>Ulaşım desteği de sağlanıyor</h2>

<p>Sağlık hizmetlerine ulaşmakta güçlük yaşayan vatandaşlar için ambulans ve farklı ulaşım imkanları da sunuluyor. Ambulans ekipleri 760 kişiye 3 bin 210 işlem gerçekleştirirken, engelli araçlarıyla 253 kişiye 2 bin 924 kez ulaşım desteği verildi. Fizik tedavi hizmetlerine ulaşım ihtiyacı bulunan vatandaşlar için kullanılan fizik tedavi nakil aracıyla ise 66 kişiye 3 bin 431 kez destek sağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Evde Saglık Kepez" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/evde-saglik-kepez.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Ev temizliği hizmeti de veriliyor</h2>

<p>Sağlık Merkezi'nin çalışmalarında vatandaşların yaşam alanlarına yönelik destekler de yer alıyor. Kendi evlerinin temizliğini yapmakta zorlanan kişilere yönelik hizmet kapsamında 331 kişiye toplam bin 13 ev temizliği gerçekleştirildi. Kepez Belediyesi, doktor ve pansuman hizmetlerinden ambulans ve engelli ulaşımına, fizik tedavi naklinden kişisel bakım ve ev temizliğine kadar farklı alanlarda çalışmalarını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/kepezde-evde-saglik-hizmetleri-binlerce-kisiye-ulasti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/kepez-saglik.jpg" type="image/jpeg" length="14934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da 13 santimetrelik tümör ilk kez kullanılan yöntemle çıkarıldı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-13-santimetrelik-tumor-ilk-kez-kullanilan-yontemle-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-13-santimetrelik-tumor-ilk-kez-kullanilan-yontemle-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya'da uzun süredir yutma güçlüğü, yemek yerken takılma hissi ve göğüs ağrısı yaşayan 39 yaşındaki Emrah İlhan'ın yemek borusundaki 13 santimetrelik iyi huylu tümör, hastanede ilk kez uygulanan kapalı cerrahi yöntemle çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya'da yaşayan 39 yaşındaki Emrah İlhan, uzun süredir devam eden göğüs ağrısı, yemek yerken boğazında takılma hissi ve yutma güçlüğü şikayetleri nedeniyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu. Sosyal medyada çıkan haberlerin ardından muayene olmaya karar veren İlhan, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin tarafından değerlendirildi. Yapılan muayene ve tetkiklerde hastanın yemek borusunda iyi huylu tümör bulunduğu belirlendi. Endoskopiyle tanısı kesinleştirilen hasta için onayının alınmasının ardından kapalı yöntemle ameliyat kararı verildi.</p>

<p><img alt="13 Santim Tümör2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/13-santim-tumor2.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Hastanede ilk kez uygulanan yöntem kullanıldı</h2>

<p>Başarılı geçen operasyonun ardından hastanın durumuyla ilgili bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin, ameliyatın hastanede ilk kez gerçekleştirilen özel bir teknikle yapıldığını belirterek,</p>

<blockquote>
<p>"Hastamıza çok az sayıda sağlık tesisinde uygulanan ve hastanemizde ilk kez gerçekleştirdiğimiz teknikle, hastanın sağ tarafından yaklaşık 4 santimetrelik bir kesiyle girerek 13 santimetrelik kitleyi başarıyla çıkardık. Ameliyat sonrasında hastamızın yemek borusunu birkaç gün dinlendirdik ve bu süreçte damardan beslenmesini sağladık. Kapalı ameliyatlar, hastaların ameliyat sonrası dönemlerini daha konforlu geçirmeleri, estetik açıdan avantaj sağlamaları ve hastanede yatış süresini azaltmaları açısından önemli avantajlar sunuyor. İlçemizde bu tarz ameliyatlar daha önce yapılmadığı için hastalar genellikle başka merkezlere gitmek zorunda kalıyordu. Bu durum hasta ve hasta yakınlarını maddi açıdan da zorluyordu. Üniversite hastanemizde bu tür ameliyatları artık başarıyla gerçekleştirebiliyor olmanın gururunu yaşıyoruz"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ameliyatta hastanın sağ tarafından yaklaşık 4 santimetrelik kesiyle girilerek 13 santimetrelik kitle çıkarıldı. Operasyon sonrasında yemek borusunun iyileşmesi için birkaç gün beklenirken, bu süreçte hastanın damar yoluyla beslendiği belirtildi.</p>

<h2>"Yaşadığımı tekrar hissetmeye başladım"</h2>

<p>Ameliyat sonrasında sağlık durumunun iyiye gitmesinden duyduğu mutluluğu dile getiren Emrah İlhan, günlük ihtiyaçlarını yerine getirirken yaşadığı sorunların geride kaldığını söyleyerek,</p>

<blockquote>
<p>"Yemek yemek gibi temel ihtiyaçlarımı yaparken sorun yaşıyordum. Şimdi ise tekrar yaşadığımı hissetmeye başladım. Sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum. Hocam ve onun nezdinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-13-santimetrelik-tumor-ilk-kez-kullanilan-yontemle-cikarildi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/13-santim-tumor.png" type="image/jpeg" length="77595"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da uzmanı anlattı: "Uyku en kapsamlı biyolojik onarım süreci"]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-anlatti-uyku-en-kapsamli-biyolojik-onarim-sureci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-anlatti-uyku-en-kapsamli-biyolojik-onarim-sureci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, uykunun yalnızca dinlenme süreci olmadığını belirterek yetişkinlerin geceleri 7 ila 9 saat kesintisiz ve kaliteli uyumasının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da görev yapan Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, yetersiz ve kalitesiz uykunun günlük yaşam üzerinde çeşitli olumsuzluklara neden olabileceğini belirtti. Baş ağrısı, bellek zayıflaması, dikkat dağınıklığı ve kronik yorgunluğun yetersiz uykuyla ilişkilendirilebileceğini ifade eden Gencer, uykunun beynin işlevlerini tamamen durdurduğu pasif bir süreç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Gencer,</p>

<blockquote>
<p>"Yetişkin bir bireyin geceleri 7 ila 9 saat arasında kesintisiz ve kaliteli uyumasının tıbbi bir öneri değil; fizyolojik bir zorunluluktur. Bilimsel literatür, kronik uyku yetersizliğinin yalnızca yorgunlukla sınırlı kalmayıp pek çok ciddi sağlık sorunuyla doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır"</p>

<p>dedi.</p>
</blockquote>

<h2>Uykusuzluk hangi sorunlara yol açabilir?</h2>

<p>Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, derin uyku sırasında beynin gün içerisinde biriken zararlı maddelerden arındığını, öğrenilen bilgilerin kalıcı belleğe aktarılması, stres hormonlarının dengelenmesi ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi gibi süreçlerin gerçekleştiğini belirtti. Gencer,</p>

<blockquote>
<p>"Derin uyku evrelerinde beyin; gün boyu biriken zararlı atık maddeleri; özellikle de Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilen proteinleri özel bir temizlik mekanizması aracılığıyla uzaklaştırır. Öğrenilen bilgiler kalıcı belleğe aktarılır, stres hormonları yeniden dengelenir ve bağışıklık sistemi güçlenir. Kısaca ifade etmek gerekirse: uyku, beynin ve tüm organların kendini yenilediği en kritik dönemdir. Uykusuzluğun neden olduğu rahatsızlıklar arasında kalp-damar hastalıkları riskinde belirgin artış, tip 2 diyabet ve obezite eğilimi, bağışıklık sisteminin zayıflaması, depresyon ve anksiyete bozukluklarının tetiklenmesi, zihinsel işlev kaybının hızlanması ve unutkanlık, trafik kazaları başta olmak üzere dikkat gerektiren alanlarda hata oranının yükselmesine neden olmaktadır"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Sıcak hava uyku kalitesini neden etkiliyor?</h2>

<p>Gencer, sağlıklı şekilde uykuya geçebilmek için vücut iç sıcaklığının yaklaşık 1 ila 1,5 derece düşmesi gerektiğini belirtti. Ortam sıcaklığının yüksek olmasının bu süreci zorlaştırabileceğini ifade eden Gencer, sıcak havalarda uykuya dalmanın güçleşebileceğini ve uykunun daha yüzeysel hale gelebileceğini söyledi. Gencer,</p>

<blockquote>
<p>"Bu düşüş, beyine "uyku zamanı geldi" sinyalini veren en temel tetikleyicilerden biridir. Ortam sıcaklığı yüksek olduğunda vücut bu ısı düşüşünü gerçekleştiremez; dolayısıyla hem uykuya dalmak güçleşir hem de uyku yüzeysel kalır. Sıcak havalarda yaşanan uyku sorunlarının başlıca nedenleri ise vücut ısısının düşememesi, terleme ve sık uyanma, kalp hızının yükselmesi, gece neminin artması ve geç saatlere uzanan aydınlık gelmektedir. Vücut ısısının düşememesi nedeniyle yüksek ortam sıcaklığı derin uyku evresine geçişi doğrudan engeller. Beyin, vücut ısısı yeterince düşmeden derin uyku moduna geçemez. Gece boyunca aşırı terleme bireyi sık sık uyandırır; uyku bütünlüğünü bozarak sabah yorgun uyanılmasına zemin hazırlar. Sıcaklık arttıkça kalp, vücudu soğutmak için daha hızlı çalışır. Bu fizyolojik uyarılma hâli, sinir sisteminin dinlenme moduna geçişini geciktirir. Yüksek nem oranı terlemenin buharlaşmasını engeller ve vücudun kendini soğutma kapasitesini daha da kısıtlar. Yaz aylarında günün uzaması, akşam saatlerinde güneş ışığına maruziyeti artırır. Bu durum melatonin salgısını geciktirir ve uyku başlangıç saatini olumsuz etkiler"</p>
</blockquote>

<p>şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="U Y K U" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/u-y-k-u.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Sağlıklı uyku için öneriler</h2>

<p>Sıcak günlerde uyku kalitesinin korunabilmesi için bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğini belirten Gencer, oda sıcaklığının ve uyku öncesindeki alışkanlıkların önemine değindi. Gencer,</p>

<blockquote>
<p>"Yatmadan 1 ila 2 saat önce odayı havalandırın. Klima kullanılıyorsa 18-20 derece arasında ayarlanmalı; doğrudan üzerinize üflemeyecek şekilde konumlandırılmalıdır. Sıcak havalarda soğuk duş cazip gelse de ılık duş tercih edilmelidir. Ilık su, vücut yüzey sıcaklığını düşürerek iç ısının azalmasına katkı sağlar ve uykuya geçişi kolaylaştırır. Pamuklu, keten veya bambu içerikli çarşaf ve yastık kılıfları ısıyı hapsetmez, nem yönetimini destekler. Sentetik malzemeler terlemeyi artırarak, uyku konforunu bozar. Sıcak havalarda yeterli sıvı tüketimi zorunludur. Bununla birlikte yatmadan 1-2 saat önce aşırı sıvı alımından kaçınılması, gece tuvalete kalkma ihtiyacını azaltarak uyku sürekliliğini korur. Sindirim süreci vücut ısısını yükseltir; sıcak havalarda bu etki çok daha belirgin hissedilir. Yatmadan en az 2-3 saat önce hafif ve sindirimi kolay besinler tercih edilmelidir. Yatmadan 2-3 saat öncesine kadar yapılan yoğun fiziksel aktivite hem vücut ısısını hem de kortizol düzeyini yükselterek uykuya geçişi geciktirir. Yaz aylarının uzayan aydınlığına karşı kalın perde veya karartma perdesi kullanın. Işık maruziyetinin azaltılması, melatonin salgısının zamanında başlamasını destekler"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Hangi durumlarda doktora başvurulmalı?</h2>

<p>Uyku problemlerinin sürekli hale gelmesi durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Gencer, özellikle bazı belirtilerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer son olarak şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Haftada üç veya daha fazla gece uykuya dalma ya da uykuyu sürdürme güçlüğü, yeterli süre uyunmasına rağmen gündüzleri aşırı uyku hali ve işlevsellikte azalma, uyku sırasında horlama veya nefes durması şikayeti, bacaklarda huzursuzluk ve hareket ettirme isteğiyle belirgin rahatsızlık, uyku sorunlarına eşlik eden depresyon, yoğun kaygı veya ruh hali değişiklikleri gibi durumlarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurun. Bu belirtiler, altta yatan ve tıbbi müdahale gerektiren bir uyku bozukluğuna işaret ediyor olabilir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-anlatti-uyku-en-kapsamli-biyolojik-onarim-sureci</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/uyku2.jpg" type="image/jpeg" length="73781"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da uzmanı yaz gribine karşı uyardı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-yaz-gribine-karsi-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-yaz-gribine-karsi-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Süleyman İbze, yaz aylarında artan sıcaklık, yoğun klima kullanımı ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin uzaması viral enfeksiyonların yayılmasını kolaylaştırabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte klima kullanımının artması ve insanların kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi, viral enfeksiyonların yayılması açısından bazı riskleri beraberinde getiriyor. Halk arasında “yaz gribi” olarak bilinen enfeksiyonların yalnızca kış aylarında görülmediğini belirten Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Süleyman İbze, özellikle klima kullanılan ortamlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Yaz Gribi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/yaz-gribi.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Ani sıcaklık değişimlerine dikkat</h2>

<p>Yaz döneminde dışarıdaki yüksek sıcaklıktan klimalı ve soğuk ortamlara geçişin ya da bunun tersinin üst solunum yolu mukozasının adaptasyon sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirten Dr. İbze, kapalı alanlarda havalandırmanın da önem taşıdığını ifade ederek şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>"Toplumda gribin ve viral enfeksiyonların yalnızca kış ya da sonbahar aylarında görüldüğüne dair bir algı var. Viral enfeksiyonlarla yılın her döneminde karşılaşabiliyoruz. Sıcakta bu enfeksiyonların yayılmasını kolaylaştıran bazı faktörler var. Havuz ve deniz kullanımı da artıyor. Diğer önemli faktör ise ani sıcaklık değişimleri. Dışarıdaki aşırı sıcak havadan çok soğuk ve klimalı bir ortama girmek ya da bunun tam tersini yaşamak, özellikle üst solunum yolu mukozasının adaptasyon sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Klimalı ve yeterince havalandırılmayan ortamda hapşırma ve öksürmeyle ortama yayılan damlacıklar, aynı ortamı paylaşan kişilerin bulaş riskini artırabilir"</p>
</blockquote>

<h2>Hijyen ve sıvı tüketimi önemli</h2>

<p>Viral enfeksiyonlardan korunmak için günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlerin önemine dikkat çeken İbze, hastalık belirtileri ortaya çıktığında yakın temasın azaltılması gerektiğini söyledi. Özellikle yaz aylarında terlemeyle birlikte sıvı kaybının arttığını belirten İbze, yeterli sıvı tüketilmesinin de önemli olduğunu ifade ederek,</p>

<blockquote>
<p>"Hijyene dikkat etmek, elleri sık yıkamak ve bulaş riskini azaltacak önlemler almak gerekiyor. Hastalık belirtileri ortaya çıktığında yakın teması azaltmak, gerekli durumlarda maske kullanmak hastalığın daha kontrollü geçirilmesine yardımcı olacaktır. İyi beslenmeleri ve yeterli sıvı tüketmeleri gerekiyor. Özellikle yaz aylarında terlemeyle birlikte sıvı kaybımız arttığı için sıvı tüketimini de artırmamız önemli"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Yaz aylarında hastalıklar hafife alınıyor"</h2>

<p>İnsanların yaz döneminde viral enfeksiyonları kış aylarına kıyasla daha az önemseyebildiğini belirten Dr. İbze, bu nedenle dinlenme ve belirtilere yönelik tedavilerin gecikebildiğini vurgulayarak,</p>

<blockquote>
<p>"İnsanlar yaz aylarında bu hastalıkları kış dönemine göre daha az önemseyebiliyor. Dinlenmeyi veya semptomlara yönelik tedaviyi geciktirebiliyorlar. Bu nedenle hastalık ağırlaşmasa bile belirtilerin daha uzun sürdüğünü görebiliyoruz. Özellikle risk grubunda bulunan kişilerde hastalığın daha ağır seyretmesi mümkün"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Yaz Gribi 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/yaz-gribi-2.jpg" width="1280" /></p>

<h2>"Her şikayet için acil servise başvurulmamalı"</h2>

<p>Son olarak acil servislerin yoğun çalışma temposuna dikkat çeken İbze, acil nitelik taşımayan şikayetlerin öncelikle aile hekimleri tarafından değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirtti. Üç günden uzun süren ateş, genel durumda belirgin bozulma ve risk grubundaki kişilerde devam eden veya şiddetlenen belirtilerin ise sağlık kuruluşuna başvurmayı gerektirebileceğini anlatan İbze şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>"Basit semptomların ve acil nitelik taşımayan şikayetlerin önemli bölümü birinci basamak olan aile hekimliklerinde rahatlıkla değerlendirilebilir. Halkımızın bunu bilmesi gerekiyor. Her sağlık sorununun çözüm yeri acil servis değildir. Üç günden uzun süren ateş, genel durumda belirgin bozulma veya risk grubundaki kişilerde devam eden ve şiddetlenen belirtiler bizim için uyarıcı. Bu durumda hastaların erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurmasını öneriyoruz."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-yaz-gribine-karsi-uyardi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/yaz-gribi-uyari.png" type="image/jpeg" length="72156"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da 21 yaşında hayatını kaybeden gencin organları 7 hastaya umut olacak!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-21-yasinda-hayatini-kaybeden-gencin-organlari-7-hastaya-umut-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-21-yasinda-hayatini-kaybeden-gencin-organlari-7-hastaya-umut-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya’da motosiklet kazasının ardından tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen 21 yaşındaki Baran Duman’ın ailesi organlarını bağışladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da 3 Ağustos 2026 tarihinde motosiklet kazası geçiren 21 yaşındaki Baran Duman, ağır yaralı olarak Antalya Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan Duman’ın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen 12 Ağustos’ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Genç yaşta evlatlarını kaybetmenin acısını yaşayan Duman’ın ailesi, hastanenin Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü tarafından yapılan görüşmenin ardından önemli bir karar aldı.</p>

<p><img alt="Organ Bağışı Antalya" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/organ-bagisi-antalya.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Aile organlarını bağışlama kararı aldı</h2>

<p>Duman’ın yakınları, 13 Ağustos’ta genç adamın organlarının bağışlanmasına onay verdi. Ailenin aldığı kararla birlikte Duman’ın kalbi, karaciğeri, 2 böbreği, pankreası ve 2 korneası organ nakli bekleyen toplam 7 hastaya umut olacak. Antalya Şehir Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden, ailenin yaşadığı en zor dönemde organ bağışı konusunda gösterdiği duyarlılığa dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Başkalarına umut olmak istediler”</h2>

<p>Aileler için zor bir durum olduğundan bahseden Ergüden</p>

<blockquote>
<p>"3 Ağustos 2026 tarihinde, 21 yaşındaki Baran Duman isimli hastamız motosiklet kazası sonucu hastanemize getirildi. Yapılan tetkiklerin ardından 12 Ağustos'ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Aileyle yapılan görüşmeler sonucunda yakınları, 13 Ağustos'ta büyük bir insanlık örneği göstererek Baran'ın organlarının bağışlanmasını kabul etti. Bu durumlar aileler için oldukça zor. En acılı dönemlerinde evlatlarının organlarını bağışlayarak başka insanlara umut olmak istediler. Hastanemiz, organları alacak hastalar ve onların aileleri adına kendilerine teşekkür ediyorum"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p><img alt="Organ Bağışı Antalya2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/organ-bagisi-antalya2.jpg" width="1280" /></p>

<h2>7 hastaya yeni bir umut</h2>

<p>Organ bağışının önemine de değinen Ergüden, Duman’ın bağışlanan organlarının 7 hastaya nakledileceğini belirtti. Organ nakli bekleyen hastaların yaşam mücadelesine dikkat çeken Ergüden, bağışların bu kişiler için yeni bir başlangıç anlamına gelebileceğini ifade etti. Ergüden,</p>

<blockquote>
<p>"Ülkemizde her gün organ bekleyen çok sayıda hasta hayatını kaybediyor. Organ bağışı yalnızca beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılabildiği için bunu çok onurlu bir görev olarak görüyoruz. Baran'ın bağışlanan organları 7 hastaya umut olacak ve onların hayata tutunmasını sağlayacak. Belki de bu hastalar uzun yıllar sağlıklı ve güzel bir hayat yaşayacak. Bizim de en büyük temennimiz bu. Ailenin gösterdiği özveri gerçekten takdire şayan. Bu davranışın diğer ailelere de örnek olmasını ve ülkemizdeki organ bağışı oranının artmasını temenni ediyoruz"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>“En acılı anlarında karar vermek zorunda kalıyorlar"</h2>

<p>Organ bağışı konusunda toplumdaki farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Ergüden, ailelerin böyle bir kararı yakınlarını kaybettikleri en zor dönemde vermek zorunda kaldığını söyledi. Ergüden,</p>

<blockquote>
<p>"Toplumumuzun bu konudaki bilincinin ve duyarlılığının artmasını istiyoruz. Herkesin, bir gün kendisinin veya bir yakınının da organ nakline ihtiyaç duyabileceğini düşünerek hareket etmesi gerekiyor. Bu süreçler kolay değil. En yakınınızı kaybediyorsunuz ve en acılı anınızda, çok kısa süre içerisinde böyle bir karar vermek zorunda kalıyorsunuz. Ancak bir gün biz de bu organlara ihtiyaç duyabiliriz. Ülke genelinde organ bağışı oranlarının artmasını ve nakil listelerinde bekleyen hastaların bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyoruz. Çünkü onların her biri, gelecek bir telefonla yeniden hayata tutunmanın umudunu taşıyor"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-21-yasinda-hayatini-kaybeden-gencin-organlari-7-hastaya-umut-olacak</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/7-hastaya-umut-antalya.png" type="image/jpeg" length="27044"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürdüğünüz Krem Nereye Kadar Etki Ediyor? Cildin Gizli Dünyası Ortaya Çıktı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/surdugunuz-krem-nereye-kadar-etki-ediyor-cildin-gizli-dunyasi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/surdugunuz-krem-nereye-kadar-etki-ediyor-cildin-gizli-dunyasi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güzellik ve sağlık rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelen kozmetik kozmetik formülasyonların biyolojik dokular üzerindeki etkileri son yıllarda bilim dünyasının en çok odaklandığı konular arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güzellik ve sağlık rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelen kozmetik kozmetik formülasyonların biyolojik dokular üzerindeki etkileri son yıllarda bilim dünyasının en çok odaklandığı konular arasında yer alıyor. İnsan derisi dış etkenlere karşı mükemmel bir koruma mekanizması sunan komplike bir yapıya sahip olmasıyla bilinirken günlük yaşamda kullanılan kozmetiklerin bu bariyeri ne kadar aşabildiği konusu merak uyandırıyor. Biyolojik açıdan bakıldığında yüzeyde kalan veya alt katmanlara süzülen bileşenlerin tamamı moleküler ağırlıklarına göre farklı işlevler üstleniyor. Günlük olarak uygulanan solüsyonların ve kremlerin ezici bir çoğunluğu biyolojik yapının en dış kabuğunu oluşturan yüzeyel alanda kalmayı tercih ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vücudu dış etkenlerden koruyan en dış bariyer yüzeyel koruma alanı olarak adlandırılıyor ve hücresel yenilenmenin başladığı yer olarak biliniyor. Hücrelerin sıkıca kenetlendiği bu özel alana nüfuz eden formülasyonlar su kaybını engellemeye odaklanarak dokunun esnekliğini korumasına doğrudan katkı sağlıyor. Dışarıdan uygulanan nemlendirici bileşenler dokunun derinliklerine su pompalamak yerine mevcut nemin buharlaşmasını önleyen koruyucu bir tabaka oluşturuyor. Böylece dış ortamın olumsuz şartlarına karşı koruyucu bir kalkan meydana getirilerek dokunun pürüzsüz görünmesi destekleniyor.</p>

<h3><strong>Salisilik Asit Formüllerinin Gözenek İçi Etki Mekanizması</strong></h3>

<p>Yağlı ve akneye meyilli dokularda kullanılan özel asit türevleri cilt yüzeyindeki gözenek kanallarına kadar inebilen ender formülasyonlar arasında değerlendiriliyor. Biyolojik lipidlerle uyumlu bir yapıya sahip olan salisilik asit molekülleri tıkanmış gözenek kanallarının içerisindeki birikintileri çözme kapasitesiyle öne çıkıyor. Yüzeyel katmanın altına geçmeksizin kanal içlerindeki ölü hücreleri ve birikmiş yağ yapılarını eriterek temizleyen bu bileşenler dokunun daha rahat nefes almasına imkan tanıyor.</p>

<p>Gözeneklerin derinliklerine kadar nüfuz edebilme yeteneği akne oluşumunu kaynağında engelleme hususunda kritik bir rol oynuyor. Derinlere ulaşan bu özel asit tiplemeleri doku yenilenme sürecini hızlandırırken yüzeydeki düzensiz görünümün ortadan kaldırılmasına da imkan sağlıyor. Hücrelerin tutunma bağlarını zayıflatarak soyulma sürecini yöneten bu içerikler mikro düzeyde bir temizlik gerçekleştirilmesine katkıda bulunuyor. Yapılan dermatolojik incelemeler bu tür aktiflerin kana karışmadan veya alt dokulara zarar vermeden sadece hedef bölgede çalıştığını kanıtlıyor.</p>

<h3><strong>Güneş Filtrelerinin Kan Dolaşımına Geçiş Riski Ve Araştırmalar</strong></h3>

<p>Güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına karşı geliştirilen koruyucu kremlerin derinin alt kısımlarına sızıp sızmadığı sorusu tüketiciler arasında uzun süredir tartışılan konular arasında bulunuyor. Özellikle çinko oksit ve titanyum dioksit gibi mineral bazlı koruyucu maddelerin kan dolaşımına geçerek sistemik zararlar verebileceği yönündeki kaygılar uzmanlar tarafından detaylıca inceleniyor. Fiziksel engelleyiciler olarak tanımlanan bu mineral filtrelerin doku altına sızmak yerine yüzeyde ayna görevi görerek ışınları yansıttığı tespit ediliyor.</p>

<p>Laboratuvar ortamında yürütülen kapsamlı testler mineral kökenli parçacıkların canı dokuların bulunduğu orta ve alt bölümlere ulaşamadığını net bir biçimde gösteriyor. Nanoteknolojik yöntemlerle küçültülmüş moleküller dahi koruyucu üst bariyeri geçemeyerek dış tabakada çakılı kalıyor. Bu bilimsel veriler ışığında uzmanlar güneş ürünlerinin sağladığı koruyucu etkinin tamamen yüzeyel kaldığını ve iç organlara veya kan dolaşımına herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığını vurguluyor. Güvenilir laboratuvarlardan onay almış formülleri kullanmak bu açıdan büyük bir önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Kolajen Ve Elastin Liflerinin Yer Aldığı Derin Katmanlar</strong></h3>

<p>Derinin orta bölümünü oluşturan ve esneklikten sorumlu olan bağ dokusu alanı kolajen ile elastin liflerinin yoğun olarak konumlandığı bölge olarak biliniyor. Yaşlanma karşıtı olarak pazarlanan pek çok yüzeyel kremin bu alt katmanlara kadar ulaşarak kolajen üretimini doğrudan tetiklemesi moleküler boyut sınırlamaları nedeniyle oldukça zor görülüyor. Yüzeyden sürülen büyük moleküllü proteinlerin bu alt bölgelere kendi kendine ulaşması biyolojik engeller sebebiyle mümkün olamıyor.</p>

<p>Alt katmanlardaki elastikiyet kaybını gidermek amacıyla geliştirilen gelişmiş taşıyıcı sistemler ve mikro kapsül teknolojileri aktif maddelerin hedeflenen derinliğe ulaşmasına yardımcı oluyor. Biyolojik bariyerleri aşabilen özel lipozom teknolojileri sayesinde bazı küçük peptid molekülleri orta katmanın üst sınırlarına kadar iletilebiliyor. Ancak standart ürünlerin büyük çoğunluğunun bu derinliğe ulaşamayarak sadece yüzeydeki görünümü iyileştirdiği biliniyor. Biyolojik yapının en altını oluşturan yağ dokusu katmanına ise harici sürülen hiçbir standart kozmetik bileşenin erişmesi mümkün olmuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/surdugunuz-krem-nereye-kadar-etki-ediyor-cildin-gizli-dunyasi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/krem.jpg" type="image/jpeg" length="99753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da özel hastanede fahiş fiyat iddiası: Bin 293 euroluk fatura CİMER'e taşındı]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-ozel-hastanede-fahis-fiyat-iddiasi-bin-293-euroluk-fatura-cimere-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-ozel-hastanede-fahis-fiyat-iddiasi-bin-293-euroluk-fatura-cimere-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Alanya ilçesinde güneş çarpması ve halsizlik şikayetiyle özel bir hastanenin acil servisine başvuran İsviçre vatandaşı iki genç kıza, muayene, kan tahlili ve serum tedavisi için toplam 1.293 euro fatura çıkarıldı. Ücretin fahiş olduğunu öne süren hastalar, Sağlık Bakanlığı ile CİMER'e başvururken, hastane ise fiyatlandırmanın Türk Tabipleri Birliği'nin HUV taban tarifesine göre yapıldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya'da tatilleri sırasında rahatsızlanarak özel bir hastanenin acil servisine başvuran İsviçre vatandaşı iki genç kız, kendilerine çıkarılan karşılığı yaklaşık 71 bin TL olan toplam 1.293 euroluk faturaya itiraz etti. Hastane yönetiminden ücretlendirmenin normal olduğu yanıtını aldıklarını belirten iki turist, konuyu Sağlık Bakanlığı ve CİMER'e taşıdı. Hastaneden yapılan açıklamada, fiyatlandırmada Türk Tabipler Birliği'nin (TTB) Hekimlik Uygulama Veri (HUV) tabanı fiyat tarifesinin kullanıldığı belirtildi.</p>

<p><img alt="Cimer Fatura Antalya Sikayet" class="detail-photo img-fluid" height="1072" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/fadime/cimer-fatura-antalya-sikayet.jpg" width="1600" /></p>

<h2>Acil serviste tedavi oldular</h2>

<p>İsviçre'de yaşayan Fatma Dilek Kırkbunar ile İsviçre vatandaşı arkadaşı Morena Marie Opprecht, 29 Temmuz günü saat 23.50 sıralarında Alanya'da tatil yaptıkları sırada halsizlik, bulantı ve güneş çarpması şikayetleriyle Başkent Üniversitesi Alanya Uygulama ve Araştırma Merkezi Acil Servisi'ne başvurdu. İki hastaya acil servis muayenesi, serum tedavisi, rutin kan tahlilleri ve ilaç uygulaması yapıldı. Aynı gece taburcu edilen hastalar adına kişi başı 646,72 euro (yaklaşık 35 bin 500 TL), toplamda ise 1.293 euro (yaklaşık 71 bin TL) tutarında fatura düzenlendi.</p>

<h2>"İsviçre'ye göre bile çok pahalı"</h2>

<p>İki hasta hastane yönetimine yazılı itirazda bulunurken, ücretlendirmenin normal olduğu söylendi. Ödedikleri paranın fahiş olduğunu iddia eden Kırkbunar ve Opprecht, konuyu Sağlık Bakanlığı ile CİMER'e taşıdı.</p>

<p>Fatma Dilek Kırkbunar,</p>

<blockquote>
<p>"Biz arkadaşımla birlikte kaldığımız otelde rahatsızlandık. Sağlık durumumuz iyi değildi. Alanya'da tatil yapıyorduk. En yakın hastaneye gittik, acile giriş yaptık. Kayıt yapıldı. Bizden sigorta kartımız istendi. Kayıt sırasında kişi başı 210 euro (muayene ücreti) aldılar. Sonrasında kan alındı. Kan alma sırasında 'Burada kalsanız daha iyi olur. Size sadece serum takılacak' dediler. Kan alındıktan sonra tekrar kayıt yerine gittik. Orada tekrar 440 euro ödedik. Ben 210 euro ödemenin sebebini sorduğumda bunun kayıt parası olduğu söylendi. 440 euroyu ise serum için aldılar. İsviçreli arkadaşım da bunun İsviçre'ye göre bile çok pahalı olduğunu söyledi. Arkadaşımla tatile gelmiştik, mağdur olduk ve gerekli yerlere başvurularımızı yaptık"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Hastaneden HUV tarifesi açıklaması</h2>

<p>Hastane yönetimi ise yazılı açıklamasında, verilen sağlık hizmetlerinin fiyatlandırmasında Türk Tabipler Birliği'nin (TTB) Hekimlik Uygulama Veri (HUV) tabanı fiyat tarifesi girişi kullanıldığı bildirildi.</p>

<p>Bu tarifede her hizmet için zorluk derecesine göre bir birim belirlendiği ifade edilen açıklamada,</p>

<blockquote>
<p>"Hastaya uygulanan herhangi bir sağlık işleminin ücreti, bu işlemin HUV listesi tanımında görülen biriminin, işlemin uygulandığı ile ait o yıl için belirlenmiş TTB katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakama yüzde 10 KDV'nin ilave edilmesi ile bulunan değerdir. Bulunan bu değer taban rakam olup, altına inilemez ancak verilen hizmetin kalitesi doğrultusunda katsayı arttırılabilir (Yüksek teknoloji ekipman, acilde uzman hekim değerlendirmesi, tercümanlık, birebir danışmanlık hizmeti vb….). Ayrıca TTB HUV tarifesinde muayene saati ve muayene gününün tatil olmasına bağlı olarak birim değişikliği mevcut olup, hepsi için ayrı tanımlama vardır''</p>
</blockquote>

<p>denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-ozel-hastanede-fahis-fiyat-iddiasi-bin-293-euroluk-fatura-cimere-tasindi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/fadime/fahis-fiyat-antalya-cimer.jpg" type="image/jpeg" length="87316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da uzmanı açıkladı: Rahim ağzı kanserinde cerrahi yaklaşım değişti!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-acikladi-rahim-agzi-kanserinde-cerrahi-yaklasim-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-acikladi-rahim-agzi-kanserinde-cerrahi-yaklasim-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, rahim ağzı (serviks) kanseri tedavisinde güncel cerrahi yaklaşımların gereksiz büyük ameliyatların önüne geçtiğini belirterek, uygun hastalarda daha sınırlı müdahalelerle aynı başarıya ulaşılabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ağzı (serviks) kanserinin cerrahi tedavisinde son on yılda tıp dünyasında devrim niteliğinde adımlar atılıldığını, artık her hastaya en ağır ameliyatı yapmak yerine, "kişiye özel ve sadece gerektiği kadar" müdahale etme döneminin başladığını söyleyen Jinekolojik Onkoloji Uzman Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, rahim ağzı kanseri cerrahisindeki bu yeni ve hayat kurtaran yöntemler hakkında bilgi verdi.</p>

<p><img alt="Rahimagzi Kanseri Tedavi" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/fadime/rahimagzi-kanseri-tedavi.jpg" width="1600" /></p>

<h2>"Basit ameliyatlarda aynı derecede güvenli"</h2>

<p>Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, günümüzde büyük oranda önlenebilen nadir kanser türlerinden biri olan Rahim ağzı (serviks) kanserinin tedavisinde güncel tıp çalışmalarına dikkat çekti. Erdemoğlu, geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını belirterek,</p>

<blockquote>
<p>"Oysa güncel tıp çalışmaları, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösteriyor. Üstelik bu sayede hastalar, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşıyor. Hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılması (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabiliyor"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>diye konuştu</p>

<h2>Korunmada HPV aşısı ve düzenli tarama öne çıkıyor</h2>

<p>Kanserden korunmanın ilk adımının virüsten korunmak, ikinci adımının ise düzenli taramalar olduğunu belirten Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, HPV aşısı ile smear (Pap) ve HPV testlerinin bu süreçte kritik rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Erdemoğlu,</p>

<blockquote>
<p>"Aşı, ilk cinsel ilişkiden önce (9-14 yaşlarında) yapıldığında en yüksek korumayı sağlıyor. Ancak virüs bulaşmış ya da hücre değişimi tedavisi görmüş kişilerde bile, hastalığın tekrarlama riskini azalttığı için ileri yaşlarda da büyük fayda getiriyor. Tarama süreci ise smear (Pap) ve HPV testleri ile kolayca yapılabiliyor. Rahim ağzı kanseri erken evrelerde neredeyse hiç belirti vermediği için bu testleri düzenli yaptırmak hayati önem taşıyor. Hastalık ilerleyip belirti gösterdiğinde ise en sık karşılaşılan durum, adet dönemleri dışındaki veya cinsel ilişki sonrasındaki anormal kanamalar olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür şikayetleri olan hastaların hiç vakit kaybetmeden bir jinekoloji uzmanına başvurması büyük önem taşıyor"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Anne olma şansı korunabiliyor</h2>

<p>Çocuk sahibi olmak isteyen genç hastalarda rahmi koruyan cerrahi seçeneklerin ön plana çıktığı bilgisini paylaşan Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, tümörün küçük olması ve kanserin lenf bezlerine sıçramaması durumunda, sadece rahim ağzının alınması gibi yöntemlerle rahmin gövdesi korunabildiğini hatırlattı.</p>

<p>Erdemoğlu,</p>

<blockquote>
<p>"Deneyimli merkezlerde uygulanan bu yöntemle hastalar hem kanserden kurtuluyor hem de sonrasında anne olabiliyor. Rahim tamamen alınmak zorunda kalınan durumlarda, kemoterapi veya ışın tedavisinden önce yumurta ya da embriyo dondurulabiliyor, yumurtalıklar ışın alanının dışına taşınabiliyor. Bu nedenle üreme çağındaki her hastaya, hastalığın evresi ne olursa olsun tedaviden önce mutlaka doğurganlık danışmanlığı veriliyor. Eskiden ameliyatlarda leğen kemiği içindeki tüm lenf bezleri temizleniyordu. Ancak bu durum hastalarda yaşam boyu süren, bacaklarda aşırı şişme (lenfödem) problemine yol açıyordu. Bugün ise kanserin ilk uğrayacağı "nöbetçi" lenf bezi özel bir boyayla işaretlenip cerrahi sırasında inceleniyor. Eğer bu nöbetçi bez temiz çıkarsa diğer bezlere hiç dokunulmuyor. Bu yöntem hastayı kanserden korurken, ameliyat sonrası hayat kalitesini de en üst düzeyde tutuyor"</p>
</blockquote>

<p>ifade etti.</p>

<p>Günümüzde rahim ağzı kanseri cerrahisinin artık daha küçük, daha akıllı ve tamamen kişiye özel hale geldiğini kaydeden ve tedavinin mutlaka farklı uzmanlık alanlarının bir arada çalıştığı, deneyimli merkezlerde planlanmasının ve "tümör kurulu" kararıyla yürütülmesi başarı şansını ciddi oranda artırdığını söyleyen Erdemoğlu, doğru hastaya uygulanan doğru ameliyatın, hem kanseri tamamen geride bırakmayı hem de hayata ve annelik hayallerine kaldığı yerden devam etmeyi mümkün hale getirdiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-acikladi-rahim-agzi-kanserinde-cerrahi-yaklasim-degisti</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/fadime/rahim-agzi-kanseri-tedavi2.jpg" type="image/jpeg" length="94437"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emzirme sadece bebeğin değil, annenin de sağlığını etkiliyor!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/emzirme-sadece-bebegin-degil-annenin-de-sagligini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/emzirme-sadece-bebegin-degil-annenin-de-sagligini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emzirme, annelerin fiziksel ve ruhsal sağlığını destekliyor. Uzmanlar, emzirmenin birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bebekler için en değerli besin kaynağı olan anne sütü, yalnızca sağlıklı büyüme ve gelişimi desteklemekle kalmıyor, emzirme sayesinde annelerin uzun vadeli sağlıklarının korunmasına da katkı sunuyor. Emzirme, emziren anneleri birçok hastalığa karşı korurken meme, rahim ve yumurtalık kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca doğum sonrası iyileşme sürecini hızlandırıyor ve annelerin psikolojik dayanıklılığını artırıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nadir Cömert, emzirmenin anneye hem fiziksel hem de ruhsal açıdan çok yönlü faydalar sağladığını belirterek, bu sürecin yalnızca bebeğin değil, annenin yaşam kalitesini de olumlu yönde etkilediğini ifade etti.</p>

<h2>"Anne sağlığı açısından vazgeçilmez bir süreçtir"</h2>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nadir Cömert Op. Dr. Cömert, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı,</p>

<blockquote>
<p>"Emzirme, anne ile bebek arasında güçlü ve güven temelli bir bağ kurulmasını sağlar. Bunun yanında annenin doğum sonrası toparlanmasını hızlandırır, birçok hastalığa karşı koruyucu etki gösterir ve psikolojik iyilik halini destekler. Bu nedenle emzirme, hem bebek hem de anne sağlığı açısından vazgeçilmez bir süreçtir."</p>
</blockquote>

<h2>Doğum sonrası stresi azaltıyor</h2>

<p>Doğum sonrası sürecin anneler için fiziksel ve duygusal açıdan hassas geçtiğini vurgulayan Op. Dr. Nadir Cömert, emzirmenin bu dönemde stresin azaltılmasına ve ruhsal iyilik halinin desteklenmesine katkı sunduğunu söyledi.</p>

<blockquote>
<p>"Yapılan araştırmalar, emziren annelerde stres hormonları olarak bilinen kortizol ve adrenalin düzeylerinin emzirmeyen annelere göre anlamlı ölçüde daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu hormonal değişim, annenin stres karşısında daha sakin tepkiler vermesine, kendini daha huzurlu hissetmesine ve bebeğiyle kurduğu duygusal bağın güçlenmesine katkı sağlar"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Kanser türlerine karşı koruyucu</h2>

<p>Emzirmenin uzun vadede anne sağlığı üzerinde önemli koruyucu etkileri bulunduğunu vurgulayan Op. Dr. Cömert, özellikle bazı kanser türlerine karşı sağladığı koruyucu etkiye dikkat çekti:</p>

<blockquote>
<p>"Emzirme döneminde östrojen hormonunun düşük seviyelerde seyretmesi, meme kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Araştırmalar, özellikle 30 yaşından önce doğum yapan ve en az bir yıl emziren kadınlarda yumurtalık kanseri görülme riskinin belirgin şekilde azaldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca emzirme sürecinde kemik yapımını destekleyen biyolojik mekanizmalar aktive olurken, kemik yıkımını gösteren belirteçlerde azalma görülmektedir. Bu durum ilerleyen yaşlarda kemik erimesi riskinin düşmesine katkı sağlamaktadır.</p>

<p><img alt="Emziren Anneler" class="detail-photo img-fluid" height="1257" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/emziren-anneler.jpg" width="1280" /></p>
</blockquote>

<h2>"Doğum sonrası iyileşme sürecinin doğal bir parçası"</h2>

<p>Emzirmenin doğum sonrasında annenin vücudunun hızla toparlanmasını da desteklediğini belirten Op. Dr. Cömert, şu bilgileri paylaştı,</p>

<blockquote>
<p>"Emzirme sırasında salgılanan oksitosin hormonu rahmin kasılmasını sağlayarak doğum sonrası kanamayı azaltır ve rahmin daha kısa sürede eski haline dönmesine yardımcı olur. Kanamanın azalması, uzun vadede kansızlık, halsizlik, çarpıntı ve çabuk yorulma gibi sorunların daha az görülmesini sağlar. Bu nedenle emzirme, doğum sonrası iyileşme sürecinin doğal bir parçası olarak değerlendirilmelidir."</p>
</blockquote>

<h2>Emzirmenin metabolizma üzerindeki olumlu etkisi</h2>

<p>Op. Dr. Nadir Cömert, emziren annelerin günlük enerji ihtiyacının yaklaşık 500 kalori arttığını belirterek şöyle konuştu,</p>

<blockquote>
<p>"Bu enerji ihtiyacının bir bölümü besinlerden karşılanırken, önemli bir kısmı gebelik döneminde depolanan yağlardan sağlanır. Böylece anneler doğum sonrası dönemde gebelikte aldıkları kiloları daha kolay verebilir. Düzenli emzirmenin, uygun şartlar sağlandığında doğumdan sonraki ilk haftalarda doğal aile planlamasına da katkı sağlayabileceği bilinmektedir. Ancak gebelikten korunma konusunda mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışılması gerekir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h2>6 aydan sonra ek gıda öneriliyor</h2>

<p>Op. Dr. Nadir Cömert, Hem anne hem de bebek sağlığı açısından önemli faydalar sağlayan emzirmenin, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri doğrultusunda bebeklerin yaşamın ilk altı ayında yalnızca anne sütüyle sürdürülmesi, ardından ise uygun ek gıdalarla birlikte iki yaş ve üzerine kadar devam ettirilmesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/emzirme-sadece-bebegin-degil-annenin-de-sagligini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/doktor-bebej.jpg" type="image/jpeg" length="87838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalyalılar dikkat! Aşırı sıcaklarda gizli tehlike]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyalilar-dikkat-asiri-sicaklarda-gizli-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyalilar-dikkat-asiri-sicaklarda-gizli-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya başta olmak üzere Türkiye genelinde etkisini gösteren sıcak havaların, ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirdiği uzmanı tarafından açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde etkisini gittikçe artıran sıcak havalar kalp, böbrek ve beyin başta olmak üzere birçok organ üzerinde sıhhî riskleri beraberinde getiriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Filiz Çalışkan Esen, güneş çarpmasının sadece sıcak havalarda değil, fark edilmeyen sıvı kaybının da ciddi sağlık sorunlarına sebep olabileceğini ifade etti. Vücudun su dengesinin bozulmasıyla birlikte kanın yoğunlaştığını, dolaşımın yavaşladığını ve organların oksijenlenmesinin azaldığını dile getiren Esen, bunun özellikle kalp, böbrek ve beyin üzerinde ciddi sorun oluşturduğunu ifade etti.</p>

<h2>"Kalp krizine kadar sonuçlar doğurabilir</h2>

<p>Aşırı sıcakların sodyum ve potasyum gibi hayati minerallerin kaybedildiğini belirten Esen şu şekilde konuştu,</p>

<blockquote>
<p>"Terleme ile birlikte sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineraller de kaybediliyor. Bu durum tansiyon düşüklüğü, ritim bozukluğu, bayılma ve hatta kalp krizine kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor. Aynı zamanda böbreklerin kanlanması azaldığı için akut böbrek hasarı gelişme riski de artıyor."</p>
</blockquote>

<h2>Sağlık kuruluşuna başvurulması gerekebilir</h2>

<p>Yaşanan şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, çarpıntı, kas krampları, bulantı, kusma, aşırı halsizlik ve idrar miktarında belirgin azalma gibi belirtilerin sıcak havalar sebebiyle vücudun verdiği önemli bir uyarı olabileceğini ifade eden Esen, bu belirtilerin yaşanması halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><img alt="Filiz Çalışkan Esen" class="detail-photo img-fluid" height="649" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/filiz-caliskan-esen.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Risk grubunda bulunan bireyler dikkat!</h2>

<p>Risk grubunda bulunan, yaşlı bireyler, hamileler ,çocuklar, diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek hastaları ile açık alanda çalışanlar ve yoğun egzersiz yapan kişilerin sıcak havalardan daha hassas olduğunu ve etkilendiğini belirten Esen,</p>

<blockquote>
<p>"Günde en az 2,5-3 litre su tüketilmeli, güneşin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli. Yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler ise sıcak günlerde sıvı tüketimlerini daha da yakından takip etmelidir"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>"Yazın en büyük tehlikesi sıcak hava değil"</h2>

<p>Sıcak havalarda daha dikkatli olunması hakkında konuşan Esen,</p>

<blockquote>
<p>"Her yaz binlerce kişi, önlenebilir sebeplerden sıcak havanın olumsuz etkilerine maruz kalıyor. Oysa doğru önlemlerle bu risklerin büyük bölümü engellenebilir. Yazın en büyük tehlikesi sıcak hava değil; sıcak havayı ciddiye almamaktır"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyalilar-dikkat-asiri-sicaklarda-gizli-tehlike</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/asiri-sicaklarda-gizli-tehlike.jpg" type="image/jpeg" length="98481"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde yeni dönem: Maket görselleri paylaşıldı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalya-ataturk-devlet-hastanesinde-yeni-donem-maket-gorselleri-paylasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalya-ataturk-devlet-hastanesinde-yeni-donem-maket-gorselleri-paylasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılan Atatürk Devlet Hastanesi'nin yerine yapılacak 300 yataklı yeni hastanenin proje maketi hazırlandı. Sağlık Bakanlığı logolu tanıtım afişleri hastane çevresindeki panolarda yerini aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle hizmete kapatılan Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nin yeniden inşasına yönelik hazırlıklar sürüyor. Yıkım çalışmalarına henüz başlanmazken, 300 yatak kapasiteli yeni hastanenin proje maketi kamuoyuyla paylaşıldı.<img alt="Atatürk Devlet Hastanesi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/fadime/ataturk-devlet-hastanesi.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Yıkım öncesi yeni proje tanıtıldı</h2>

<p>Antalya'nın ilk büyük hastanesi olma özelliğini taşıyan Atatürk Devlet Hastanesi, 2025 yılının kasım ayında kademeli olarak hasta kabulüne kapatılmış, 31 Aralık 2025 tarihinden itibaren ise hasta kabulleri tamamen durdurulmuştu. 300 yatak kapasiteli olarak projesi onaylanan yeni hastane binasının yıkım çalışmalarına önümüzdeki günlerde başlanmasının beklendiği öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Atatürk Devlet Hastanesi.1.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="410" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/fadime/ataturk-devlet-hastanesi1jpg.webp" width="290" /></p>

<h2>Bakanlık logolu afişler panolara asıldı</h2>

<p>Yeni hastane için gerçekleştirilecek zemin etüt çalışmalarının ardından inşaat sürecine geçilecek. Bu süreç öncesinde hazırlanan proje maketinin görselleri, hastane çevresindeki panolara asıldı. Sağlık Bakanlığı logolu "300 Yataklı Atatürk Devlet Hastanesi" projesine ait tanıtım afişleri, bölgede dikkat çekti.</p>

<h2>SSK hastanesi olarak hizmet vermişti</h2>

<p>İlk açıldığı dönemde SSK Hastanesi olarak hizmet veren sağlık tesisi, 19 Şubat 2005 tarihinde Sağlık Bakanlığı'na devredilerek Atatürk Devlet Hastanesi adını aldı. Geçen yıl yapılan değerlendirmelerin ardından binanın depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılmasına karar verilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalya-ataturk-devlet-hastanesinde-yeni-donem-maket-gorselleri-paylasildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/fadime/ataturk-devlet-hastanesi-1.jpg" type="image/jpeg" length="29824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında çocuklarda görülen ishal tehlikesine dikkat]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/yaz-aylarinda-cocuklarda-gorulen-ishal-tehlikesine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/yaz-aylarinda-cocuklarda-gorulen-ishal-tehlikesine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz ishallerinin çocuklarda hızla sıvı kaybına yol açabileceğini belirterek erken müdahale çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yılın en sıcak döneminde yükselen hava sıcaklıkları, hijyen eksiklikleri ve yaygınlaşan havuz kullanımı çocuk sağlığını tehdit eden unsurlar arasında öne çıkıyor. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda sıvı kaybının kısa süre içinde tehlikeli boyutlara gelebileceğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, yaz ishallerinin uygun sıvı desteği ve doğru beslenmeyle atlatılabildiğini vurguladı. Uzm. Dr. Torun, erken fark edilen belirtiler sayesinde sağlık kuruluşuna vakitlice başvurulmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<h2>Yaz ishallerinin temel nedenleri ve bulaş yolları</h2>

<p>Antalya'da Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, bu tablonun arkasında en sık virüslerin bulunduğunu, bakteriler ile parazitlerin de etkili olabildiğini kaydetti. İyi yıkanmamış sebze ve meyveler, tam pişmemiş etler, uygunsuz koşullarda bekletilen süt ürünleri, şüpheli içme suları ve temiz olmayan havuzların risk yarattığını bildiren Uzm. Dr. Torun, çocukların ellerini ağza götürmesi ve ortak oyuncak kullanımının mikropların yayılmasını hızlandırdığını ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Sıvı kaybı belirtileri ihmal edilmemeli"</h2>

<p>İshalin yalnızca sık ve sulu dışkılamadan ibaret olmadığını anlatan Uzm. Dr. Torun, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<blockquote>
<p>"Bulantı, kusma, ateş, karın ağrısı, halsizlik ve iştahsızlık tabloya eşlik edebilir. Ancak çocuklarda en büyük risk sıvı ve mineral kaybıdır. Ağız ve dudaklarda kuruluk, gözyaşının azalması, idrar miktarında azalma, gözlerde çöküklük, halsizlik ve bebeklerde bıngıldağın çökmesi gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."</p>
</blockquote>

<h2>"Antibiyotik her ishalde kullanılmamalı"</h2>

<p>Tedavide ana kuralın kaybedilen sıvıyı yerine koymak olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Torun, oral rehidratasyon solüsyonlarının (ORS) önemine işaret etti. Anne sütü alan bebeklerde emzirmenin sürdürülmesi gerektiğini, büyük çocuklarda ise yoğurt, çorba, pirinç, patates, muz ve makarna gibi hafif gıdaların seçilmesini tavsiye etti. Ailelerin en yaygın yanlışlarından birinin bilinçsiz antibiyotik kullanımı olduğunu belirten Uzm. Dr. Torun,</p>

<blockquote>
<p>"Çocukluk çağı ishallerinin büyük bölümü virüs kaynaklıdır ve antibiyotiklerin bu hastalarda faydası yoktur. Gereksiz antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozabilir ve antibiyotik direncine neden olabilir. Antibiyotik yalnızca hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Uygun probiyotik desteği ise bağırsak florasının dengelenmesine katkı sağlayabilir</p>
</blockquote>

<p> dedi.</p>

<h2>"Hijyen kuralları hastalıktan korunmada büyük önem taşıyor"</h2>

<p>Korunmada hijyenin ilk sırada yer aldığını belirten Uzm. Dr. Torun, şu açıklamayı yaptı:</p>

<blockquote>
<p>"Yemeklerden önce ve tuvalet sonrası eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı, meyve ve sebzeler bol suyla iyice temizlenmeli, et ve yumurta iyi pişirilmeli, güvenilir içme suyu tercih edilmeli ve açıkta satılan gıdalardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Gıdaların sıcak havalarda uygun şartlarda muhafaza edilmesi ve havuzların hijyen kurallarına uygun olması da enfeksiyon riskini azaltmada büyük önem taşımaktadır."</p>
</blockquote>

<h2>Hangi belirtiler ciddiye alınmalı ve ne zaman başvurulmalı?</h2>

<p>6 aydan küçük bebeklerdeki ishalin daha yakından izlenmesi gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Torun, şu uyarılarda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Sürekli kusma nedeniyle sıvı alamama, kanlı dışkılama, 39 derecenin üzerinde ateş, şiddetli karın ağrısı, belirgin sıvı kaybı, uzun süre idrar yapamama, aşırı halsizlik ve üç ila beş günden uzun süren ishal durumlarında mutlaka vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."</p>
</blockquote>

<h2>Erken müdahale komplikasyonları önlüyor</h2>

<p>Doğru sıvı takviyesi ve doğru beslenmeyle yaz ishallerinin kısa sürede gerilediğini söyleyen Uzm. Dr. Torun,</p>

<blockquote>
<p>"Aileler çocuklarının sıvı tüketimine özen göstermeli, hijyen kurallarını ihmal etmemeli ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmalıdır. Erken müdahale, özellikle küçük çocuklarda gelişebilecek ciddi komplikasyonların önlenmesinde en önemli adımdır"</p>
</blockquote>

<p>diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/yaz-aylarinda-cocuklarda-gorulen-ishal-tehlikesine-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/cocuklarda-ishal.jpg" type="image/jpeg" length="61681"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktorlar 12 ay ömür biçmişti: Çareyi Antalya'da buldu!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/doktorlar-12-ay-omur-bicmisti-careyi-antalyada-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/doktorlar-12-ay-omur-bicmisti-careyi-antalyada-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Özel bir hastanede görev yapan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu, tarafından kontrolleri yapılan Windsor için acil ameliyat kararı alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de yaşayan 58 yaşındaki Stuart Reginald Windsor, tatil amacıyla geldiği Türkiye'de göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede ileri kalp yetmezliği ve hayati risk taşıyan koroner damar hastalığı teşhisi aldı. Doktorların 12 ay ömür biçtiği Windsor, İngiltere'de 3 ay sonra olacak randevusunu beklemeyip Antalya'da yüksek riskli bir operasyonla sağlığına kavuştu.</p>

<h2>Fark etmeden kalp krizi geçirdi</h2>

<p>Manchester kentinde yaşayan ve evli, üç çocuk ve altı torun sahibi olan Stuart Reginald Windsor, uzun süre farkında olmadan birkaç kez kalp krizi geçirdi. Son olarak nefes darlığı ve göğsünde ağrı şikayetiyle bir hastaneye başvuran Windsor, ileri kalp yetmezliği ile iki koroner damarında ciddi tıkanıklık, üçüncü damarda ise darlık tespit edildi. Daha önce başka sağlık sorunları için aynı hastanede tedavi görev Windsor, kalp rahatsızlığı içinde aynı hastaneye başvurdu. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu tarafından kontrolleri yapılan Windsor için acil ameliyat kararı alındı. Kalp kasılma oranı yüzde 24-25 bandına kadar düşen Windsor, kritik ama başarılı bir operasyon geçirerek sağlığına kavuştu.</p>

<h2>''12 ay yaşayabilirsin dediler''</h2>

<p>Türkiye'ye gezi amacıyla geldiğini anlatan Windsor, göğsündeki ağrıların dayanılmaz hale gelmesi üzerine hastaneye başvurduğunu söyledi. Windsor, yapılan tetkiklerin ardından aldığı teşhisin kendisini derinden etkilediğini belirterek,</p>

<blockquote>
<p>"Doktorlar bana sadece bir arter damarımın açık kaldığını ve bu durumun çok ciddi olduğunu söylediler. Ben şok oldum. Bana 12 ay yaşayabilirsin dediler. İngiltere'de bir sonraki randevuya 3 ayım vardı. Eşim de yanımdaydı. İkimiz de büyük bir şok yaşadık"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Aynı gün anjiyo yapıldı</h2>

<p>10 Haziran'da kendisine durumunun ciddiyetinin anlatıldığını ve aynı gün anjiyo yapıldığını aktaran Windsor,</p>

<blockquote>
<p>"Detayları öğrenmek istemedim. Bana bunun büyük bir operasyon olduğu söylendi ve çok korktum. İngiltere'de bir söz vardır; 'Ne kadar az bilirsen o kadar iyidir.' Ben de sadece ameliyatın başarılı geçmesine odaklandım"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>''Sigara ve alkol yok''</h2>

<p>Ameliyat sonrasında sağlık durumunun eskiye göre belirgin şekilde düzeldiğini dile getiren Windsor,</p>

<blockquote>
<p>"Bulutların üstündeydim. Kalbimin kan pompalamasında yaşanan sorun düzeldi, değerlerim iyileşti. Çok mutluyum ve geleceğe umutla bakıyorum. İnşallah daha da iyi olacağım. Hastaneye geldiğim gün sigarayı bırakma kararı aldım. Artık sigara ve alkol yok. Daha uzun yaşayabilmek için daha sağlıklı beslenmeye ve yaşam tarzımı değiştirmeye çalışıyorum"</p>
</blockquote>

<p>şeklinde konuştu.</p>

<p>Daha önce de trafik kazası sonrası şu an ameliyat olduğu hastanede dizine metal implant takıldığını ve diş tedavisi gördüğünü anlatan Windsor,</p>

<blockquote>
<p>"Türk doktorlarına güveniyorum. Daha önce de bunu tecrübe ettim"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p><img alt="Stuart Reginald Windsor" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/stuart-reginald-windsor.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Riskli ameliyat</h2>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu ise hastanın kendilerine eforla çabuk yorulma, nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvurduğu şeklinde konuştu. Yapılan tetkiklerde ileri kalp yetmezliği, her iki kalp kapağında ciddi yetmezlik ve üç koroner damardan ikisinin tamamen tıkalı, birinin ise kritik düzeyde daralmış olduğunun tespit edildiğini belirten Kemaloğlu, kalbin pompalama gücünü gösteren ejeksiyon fraksiyonunun da yüzde 24-25 seviyesinde bulunduğunu kaydetti.<br />
Bu seviyedeki hastalarda ameliyat riskinin oldukça yüksek olduğuna dikkati çeken Kemaloğlu,</p>

<blockquote>
<p>"Cerrahi dışında da pek bir şansı yoktu. Çünkü ciddi nefes darlığı ve göğüs ağrıları vardı. Kendisine ameliyatın yüksek riskli olduğunu ancak yapılması gerektiğini anlattık. O da bu riski kabul etti"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Sonuç başarılı</h2>

<p>Kemaloğlu, ameliyat kapsamında her iki kalp kapağının onarıldığını ve üç koroner damara baypas yapıldığını belirterek, hastanın bir aylık kontrolünde olumlu sonuçlar elde edildiğini söyledi. Hastanın kalp kasılma gücünün yüzde 25 seviyesinden yüzde 30'a yükseldiğini aktaran Kemaloğlu şu şekilde konuştu,</p>

<blockquote>
<p>"Şu anda aktif olarak yüzebilen, bisiklete binebilen bir hasta haline geldi. Sonuçtan oldukça memnunuz."</p>
</blockquote>

<h2>'' Güçlü bir güven oluştu''</h2>

<p>Kemaloğlu, hastalığın gelişiminde genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını belirterek, yüksek tansiyon, diyabet ve sigaranın da riski artırdığını söyledi.<br />
Hastanın daha önce geçirdiği kalp krizlerinin farkında olmadığını ifade eden Kemaloğlu, kalp yetmezliği geliştikten sonra şikayetlerin ortaya çıktığını belirtti.<br />
Sigaranın bırakılması ve düzenli ilaç kullanımının yaşam süresini uzattığını vurgulayan Kemaloğlu, hastanın tedavi sürecinde hekim-hasta güven ilişkisinin önemli katkı sağladığını dile getirdi. Kemaloğlu şu şekilde konuştu,</p>

<blockquote>
<p>"Başından beri aramızda güçlü bir güven oluştu. Kendi ülkesinde randevu almak için uzun süre beklediğini ve ameliyat olamayacağını söyledi. Bizim cesur yaklaşımımız onun da hoşuna gitti. Kendisi de cesur bir hastaydı ve bu riski aldı. Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz sonuçtan memnunuz."</p>
</blockquote>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/doktorlar-12-ay-omur-bicmisti-careyi-antalyada-buldu</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/antalyada-careyi-buldu-doktorlar-12-ay-omur-bicti.jpg" type="image/jpeg" length="25437"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde doğru beslenme neden kritik?]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/kanser-tedavisinde-dogru-beslenme-neden-kritik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/kanser-tedavisinde-dogru-beslenme-neden-kritik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser tedavisinde kişiye özel planlanan beslenme; kilo kontrolünden bağışıklığın desteklenmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına kadar kritik bir rol üstleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye'de çok sayıda insanı etkileyen kanser sürecinde doğru beslenme yaklaşımı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Liv Hospital Ulus Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Özge Naz Kazan, kanser hastalarında kişiye özel planlanan beslenme tedavisinin yalnızca kilo kontrolü için değil, tedaviye uyumun artırılması, bağışıklığın desteklenmesi ve yaşam kalitesinin korunması açısından da kritik rol üstlendiğini belirtti. Kanser tanısı alan hastaların yalnızca hastalıkla değil, tedavinin neden olduğu birçok yan etkiyle de mücadele ettiğini ifade eden Dyt. Özge Naz Kazan,</p>

<blockquote>
<p><i>"Kanser tedavisi sırasında vücudun enerji ve protein ihtiyacı artarken iştahsızlık, bulantı, kusma, tat ve koku değişiklikleri, ağız yaraları, yutma güçlüğü ve bağırsak düzenindeki değişiklikler yeterli beslenmeyi zorlaştırabiliyor. Oysa doğru planlanan beslenme tedavisi, hastanın bu süreci daha güçlü geçirmesine önemli katkı sağlıyor"</i></p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Kas kaybını önlemek tedavinin başarısını etkiliyor</h2>

<p>Kanser hastalarında istemsiz kilo kaybı ve kas erimesinin sık görüldüğünü vurgulayan Dyt. Kazan, özellikle protein alımının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Dyt. Kazan,</p>

<blockquote>
<p><i>Kas kütlesinin korunması, hastanın tedaviye dayanıklılığını artırırken iyileşme sürecini de olumlu etkiliyor. Günlük beslenmede yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, tavuk, yağsız etler ve kuru baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına mutlaka yer verilmelidir. Gerektiğinde hekim ve diyetisyen kontrolünde tıbbi beslenme ürünlerinden de destek alınabilir"</i></p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>İştahsızlık doğru yöntemlerle yönetilebilir</h2>

<p>Tedavi sürecinde iştahsızlığın en sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğuna dikkat çeken Dyt. Kazan, büyük porsiyonlar yerine küçük ve sık öğünlerin tercih edilmesini önerdi. Dyt. Kazan,</p>

<blockquote>
<p><i>"İştahın daha iyi olduğu saatlerde ana öğünlerin planlanması, sevilen besinlerin tercih edilmesi ve öğünlerin enerji ile protein açısından zenginleştirilmesi günlük besin alımını artırabilir. Amaç hastanın ihtiyacını mümkün olduğunca karşılayabilmektir"</i></p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Bulantı ve tat değişikliklerinde beslenme düzeni önemli</h2>

<p>Kemoterapi başta olmak üzere bazı tedavilerin bulantı ve tat değişikliklerine neden olabileceğini belirten Kazan, bu dönemde beslenme alışkanlıklarında küçük değişikliklerin büyük rahatlama sağlayabileceğini ifade ederek şöyle devam etti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Yağlı ve yoğun kokulu yiyeceklerden uzak durulmalı, besinler mümkünse oda sıcaklığında ya da soğuk olarak tüketilmeli, küçük porsiyonlarla sık beslenilmeli ve sıvı tüketimi ihmal edilmemelidir. Bu öneriler tedaviye bağlı şikâyetlerin hafiflemesine yardımcı olabilir."</i></p>
</blockquote>

<h2>Yeterli sıvı alımı iyileşmeyi destekliyor</h2>

<p>Su tüketiminin tedavi sürecindeki önemine değinen Dyt. Özge Naz Kazan, yeterli sıvı alımının böbrek fonksiyonlarının korunması, kabızlığın önlenmesi ve genel sağlık durumunun desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Dyt. Kazan, <i>"Hastaların sıvı ihtiyacı uygulanan tedaviye ve mevcut sağlık durumuna göre değişebilir. Bu nedenle günlük sıvı tüketimi mutlaka hekim ve diyetisyen önerileri doğrultusunda planlanmalıdır"</i> dedi.</p>

<h2>Besin güvenliği en az beslenme kadar önemli</h2>

<p>Kanser tedavisi gören bireylerde bağışıklık sisteminin baskılanabileceğini belirten Kazan, enfeksiyon riskini azaltmak için gıda güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Dyt. Kazan,</p>

<blockquote>
<p><i>"Eller yemek hazırlamadan önce mutlaka yıkanmalı, sebze ve meyveler iyi temizlenmeli, et, tavuk, balık ve yumurta uygun sıcaklıkta pişirilmeli, çiğ veya az pişmiş hayvansal ürünlerden kaçınılmalı ve son kullanma tarihi geçmiş hiçbir gıda tüketilmemelidir"</i></p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Tek tip kanser diyeti yoktur</h2>

<p>Toplumda yaygın olarak paylaşılan olağanüstü diyetler veya tek tip beslenme önerilerinin bilimsel karşılığı olmadığını ifade eden Dyt. Özge Naz Kazan, her hastanın ihtiyaçlarının birbirinden farklı olduğunun altını çizdi.</p>

<blockquote>
<p><i>"Kanserin türü, evresi, uygulanan tedavi yöntemi, hastanın yaşı, ek hastalıkları ve beslenme durumu birbirinden farklıdır"</i> diyen Dyt. Kazan, <i>"Bu nedenle herkes için geçerli tek bir kanser diyeti bulunmamaktadır. İnternet ve sosyal medyada yer alan bilimsel dayanağı olmayan beslenme önerileri tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir. En doğru yaklaşım, kişiye özel hazırlanmış tıbbi beslenme tedavisidir"</i></p>
</blockquote>

<p>dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Erken beslenme desteği tedaviyi güçlendiriyor</h2>

<p>Kanser tedavisinde beslenmenin yalnızca destekleyici değil, tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Dyt. Özge Naz Kazan, sözlerini şöyle tamamladı: <i>"Yeterli ve dengeli beslenme; tedaviye uyumu artırır, kas ve kilo kaybını önlemeye yardımcı olur, bağışıklık sistemini destekler ve yaşam kalitesini korur. Bu nedenle tedavi sürecinde ortaya çıkan beslenme sorunlarının erken dönemde değerlendirilmesi ve kişiye özel beslenme tedavisinin planlanması, başarılı bir tedavi sürecinin vazgeçilmez unsurlarından biridir."</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/kanser-tedavisinde-dogru-beslenme-neden-kritik</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 01:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/kanserrrr.jpg" type="image/jpeg" length="88578"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz güneş kremi kullanımına dikkat! Alerjik reaksiyonlar kaçınılmaz olabilir]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/bilincsiz-gunes-kremi-kullanimina-dikkat-alerjik-reaksiyonlar-kacinilmaz-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/bilincsiz-gunes-kremi-kullanimina-dikkat-alerjik-reaksiyonlar-kacinilmaz-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar yanlış güneş kremi seçiminin ciltte kabarma ve yanmaya yol açabileceğini belirtirken, ürünlerin kullanılmadan önce küçük bir bölgede test edilmesini öneriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan güneş ışınlarına karşı cildi korumak amacıyla sıklıkla tercih edilen güneş kremleri konusunda uzmanlardan uyarılar geldi. Kırşehir'de kozmetik işletmeciliği yapan Hüseyin Kılıçoğlu, bilinçsiz ürün kullanımının cilt sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirterek doğru seçim yapılmasının önemine dikkat çekti. İnsanların cilt yapıları ile bünyelerinin birbirinden farklı olduğunu ifade eden Kılıçoğlu, piyasadaki farklı içeriklere sahip markaların her cilt tipine hitap etmeyebileceğini vurguladı.</p>

<h2>Ciltte kabarma ve kaşıntıya yol açabilir</h2>

<p>Yanlış ürün seçiminin bazı ciltlerde alerjik reaksiyonları tetikleyebileceğine işaret eden Kılıçoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"İnsanların bünyeleri değişkenlik gösterir. Her marka güneş kremi bütün cilt tiplerine uygun olmayabilir. Bazı ürünler bazı ciltlerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Ciltte kabarma, kaşıntı, renk değişikliği ve yanma gibi sorunlar yaşanabilir. Bu nedenle güneş kremini kullanmadan önce küçük bir bölgede test edilmesi faydalı olacaktır"</i></p>
</blockquote>

<h2>Test etmeden kullanmayın</h2>

<p>Güneş kremlerinin ilk defa uygulanacağı zaman küçük bir bölgede denenmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçoğlu,</p>

<blockquote>
<p><i>"Eğer herhangi bir olumsuz tepki oluşmuyorsa yüzünüze leblebi tanesi kadar ürün uygulayabilirsiniz"</i></p>
</blockquote>

<p>diyerek doğru kullanım miktarını aktardı. Cilt temizliğinde de dikkatli olunması gerektiğini belirten Kılıçoğlu, kuru cilde sahip kişilerin sabun kullanımından kaçınması gerektiğini aktararak,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><i>"Sabun kuru ciltleri daha fazla kurutabilir. Karma ve yağlı ciltlerde ise daha iyi sonuç verebilir"</i> </p>
</blockquote>

<p>fadelerini kullandı.</p>

<h2>SPF faktörleri ve düzenli kullanım uyarısı</h2>

<p>Ürünlerin koruma faktörlerine de değinen Kılıçoğlu,</p>

<blockquote>
<p><i>"Güneş kremlerinde yer alan 30 ve 50 SPF (koruma faktörü) seçenekleri kullanım süresiyle ilgilidir. Güneş kremlerinin yalnızca yaz aylarında değil, güneşe maruz kalınan her dönemde düzenli olarak kullanılması gerekir"</i></p>
</blockquote>

<p>diyerek açıklamalarını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/bilincsiz-gunes-kremi-kullanimina-dikkat-alerjik-reaksiyonlar-kacinilmaz-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/gunes-kremi-1.jpg" type="image/jpeg" length="11286"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınların korkulu rüyası idrar kaçırma kader değil: Uzmanlardan uyarı]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/kadinlarin-korkulu-ruyasi-idrar-kacirma-kader-degil-uzmanlardan-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/kadinlarin-korkulu-ruyasi-idrar-kacirma-kader-degil-uzmanlardan-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her iki kadından birini etkileyen idrar kaçırma sorunu yaşlanmanın doğal bir sonucu sayılmaz. Uzmanlar utanma duygusunun tedaviye engel olmaması gerektiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ve Türkiye'de milyonlarca kadının yaşam kalitesini olumsuz etkileyen idrar kaçırma problemi, uzmanlar tarafından yeniden masaya yatırıldı. Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Prof. Dr. Muhammet Murat Dinçer, Uzm. Dr. Ayşe Demirden ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özlem Yüksel Aybek, rahatsızlığın tetikleyici nedenleri, tedavi yöntemleri ve yaz aylarında artış gösteren vajinal enfeksiyon riskleri konusunda önemli uyarılarda bulundu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Muhammet Murat Dinçer, idrar kaçırmanın cinsiyete göre farklılık gösterdiğini vurgulayarak,</p>

<blockquote>
<p><i>"Kadınlarda en sık gördüğümüz idrar kaçırma tipi; stres tipi olarak tabir ettiğimiz karın içi basıncını artıran öksürme, ıkınma, ağır bir cisim kaldırma gibi durumlarda olan idrar kaçırmadır. 2’nci sıklıkla görülen ani sıkışma tipi, bazı hastalarda da bu 2 idrar kaçırma tipi bir arada olur. Bunun dışında tipler sayılabilir. Nörolojik hastalıklara bağlı gelişenler vs. Erkeklerde daha çok ani sıkışma tipi idrar kaçırmayı görüyoruz. Erkeklerde prostat var ve bu organın yaşlanmayla ortaya çıkardığı bir takım sorunlar var"</i></p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Her iki kadından biri bu sorunu yaşıyor</h2>

<p>Kadınlarda görülme oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dinçer,</p>

<blockquote>
<p><i>"Kadınlar özelinde görülme oranı yüzde 46 ila 50’lerde, her 2 kadından biri hayatının bir döneminde idrar kaçırmayla ilgili sorun yaşıyor. Yayınlara, bilimsel araştırmalara göre bu hastaların ancak 4’te birini görüyoruz. Niye böyle; birçok hasta başvurmuyor. Kadınlar için bu sorun oldukça ciddi. Erkekler bu konuda hassaslar, tedavi konusunda çok daha ısrarcılar. Erkekler, hemen hemen tamamına yakını eğer idrar kaçırma olduysa doktora başvuruyor. Aşırı aktif mesane olan kadınların yüzde 50’si idrar kaçırıyor, erkeklerin yüzde 16’sı. Nörojenik bir hastalığın ilk bulgusu olabilir. Multipl Skleroz (MS), ilk bulgusu bu olabilir, birçok hastalık var. Hastaları sorgularken gerekirse nöroloji konsültasyonu istiyoruz. Genç yaşlarda aniden ortaya çıkan idrar kaçırma her meslektaşım için uyarıcı bir faktör. Pelvik taban kaslarını güçlendirmek için çok etkin egzersizler var"</i></p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>Kilo kaybı semptomları ciddi oranda geriletiyor</h2>

<p>Hayat kalitesini bozan bu durumla baş etme yöntemlerine değinen Dinçer, şu bilgileri paylaştı:</p>

<blockquote>
<p>"Hanımlar için pelvik tabanı bozmayacak şekilde bağırsak alışkanlığını düzeltmek, bir takım tuvalet alışkanlıklarını yerleştirmek ve basit bir takım günlük yapabilecekleri egzersizlerle bu sorunların önüne geçmek mümkün. Kilo almamak, egzersiz yapmak lazım, yürüyüşler. Semptomatik bir hastayı düşünelim, yüzde 10 kilo kaybı yaşadığında semptomlar yüzde 30 geriliyor. Tedavide egzersizler bir seçenek ama her hasta için uygun değil. Uygun olan bir hasta varsa ortalama 6-9 ay içinde sonuç alabilir. Sürdürülebilir olması için düzenli olarak devam etmesi gerekli. Ani sıkışma tipi olan hastalarda ilaç tabi ki işe yarıyor ama en sık görülen stres tipte tedavi temel olarak cerrahi. Cerrahide seçenekler var; mesane içine yaptığımız bir takım enjeksiyonlar var, askı cerrahileri var. Ameliyat oluyorlar, ertesi gün kaçırmıyorlar, ağlayarak gelen hastalarımız var"</p>
</blockquote>

<h2>Yaşlanmanın doğal bir süreci değildir</h2>

<p>İdrar kaçırmanın yaşla ilişkisini değerlendiren Uzm. Dr. Ayşe Demirden ise şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>"Yaş ilerledikçe sıklığı artsa bile idrar kaçırma yaşlanmanın doğal bir süreci değildir. Birçok kadın bunun doğuma ve yaşlanmaya bağlı olduğunu düşündüğü ve ya utanıp çekindiği için doktora başvuramıyor oysa etkili tedavi seçenekleri bulunmakta. En sık gördüğümüz; öksürürken, hapşırırken, gülerken, merdiven çıkarken ya da egzersiz yaparken olan stres tipi idrar kaçırmadır. Bir diğer tip; ani sıkışma hissiyle eşlik eden sıkışma tipi. Bazı kadınlarda bu 2 tipi birlikte görebiliyoruz. Gebelik, doğum sayısı, menopoz, fazla kilo, sigara kullanımı, kabızlık, öksürük, ağır yük kaldırma vs. bunlar riski artırabiliyor. Başvuru olmamasının en büyük sebebi; utanıyor olması bunun normal olarak değerlendiriyor olması"</p>
</blockquote>

<h2>"Hiçbir idrar kaçırma normal olarak değerlendirilemez"</h2>

<p>Tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını belirten Uzm. Dr. Demirden,</p>

<blockquote>
<p>"Tedavi tamamen hastaya özeldir, her hastaya ameliyat gerekmiyor. Yaşam tarzı değişikliklerinden pelvik taban egzersizlerine kadar ilaç ve cerrahi işlemler gibi çeşitli tedavi seçeneklerimiz mevcut. Hiçbir idrar kaçırma normal olarak değerlendirilemez. Obezite de ne yazık ki kadın sağlığını çok olumsuz etkiliyor. Artan kilo nedeniyle pelvik taban kasları zayıflıyor ve ne yazık ki hasta idrar kaçırmayla karşımıza geliyor. Sigaranın her yerde olduğu gibi kadın sağlığına da olumsuz etkisi var. İdrar kaçırma şikayeti olan hastalarda özellikle sorguluyoruz ve tedavi sürecinde de mutlaka sigarayı bırakmasını öneriyoruz. Her kadın hiçbir şikayeti olmasa bile yılda bir jinekolojik muayeneye gelmek zorundadır, gelmelidir. İdrar kaçırmada erken tanı ve doğru tedavi çok önemli. Şikayeti olan her hasta lütfen utanmadan, çekinmeden bir kadın hastalıkları uzmanına başvursun"</p>
</blockquote>

<p>uyarısında bulundu.</p>

<h2>Yaz aylarında vajinal enfeksiyon riskine dikkat</h2>

<p>Sıcak havalarda artış gösteren enfeksiyonlara dikkat çeken Uzm. Dr. Özlem Yüksel Aybek ise şu değerlendirmeleri yaptı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Her akıntı vajinal enfeksiyon değildir, kadınlarımız çok sık karıştırıyorlar. Şeffaf, beyaz renkli kokusu olmayan akıntılar genellikle normaldir. Önce detaylı muayene ediyoruz, öykülerini alıyoruz. Özellikle yaz aylarındayız, kadınlarda vajinal akıntı şikayetleri artıyor. Vajinal enfeksiyonların en sık sebebi; hava sıcaklığı, artan nem, terleme, özellikle yüzme sonrası ıslak mayoyla kalınmasıdır. Düzenli bakımı yapılmayan havuzlarda da enfeksiyon riski artabilir. Enfeksiyonlardan korunmak için yüzme sonrası mutlaka kuru kıyafetlere geçilmesi, pamuklu iç çamaşırların tercih edilmesi, genital bölgenin kuru tutulması önemlidir. Ayrıca rastgele ilaç kullanılmaması gerekir, bizim önerdiğimiz ilaçları kullansınlar. Basit ilaçlarla tedavi edecekken enfeksiyon daha dirençli duruma geçiyor. Özellikle tatil sonrası ‘Hocam havuza, denize girdik, akıntılarımız arttı’ ifadeleri bu dönemde artmış durumda. Enfeksiyon dirençli ise ağızdan alınacak antibiyotiklerle de desteklemek gerekir. Hatta çok çok ileri durumlarda artık damardan antibiyotikler vermek gerekebilir"</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/kadinlarin-korkulu-ruyasi-idrar-kacirma-kader-degil-uzmanlardan-uyari</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/idrar-kacirma.jpg" type="image/jpeg" length="75304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da yaz sıcaklığına sistit uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-yaz-sicakligina-sistit-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-yaz-sicakligina-sistit-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da özel bir hastanede görev yapan Op. Dr. Egemen İşgören yaz sıcaklığının da etkisiyle artan sistit vakalarıyla ilgili uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi, tatil ve deniz keyfinin yanı sıra bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle kadınların sık karşılaştığı idrar yolu enfeksiyonlarından sistit, yaz aylarında artan sıcaklık, deniz ve kumla temas, yetersiz sıvı alımı ve hijyen zorlukları nedeniyle daha sık görülebiliyor. sistitin anatomik yatkınlık nedeniyle kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü belirten İşgören, bakterilerin idrar kesesine dışarıdan idrar kanalı yoluyla, dış genital organlardan, bağırsaklardan veya böbreklerden ulaşabildiğini kaydetti.</p>

<h2>''Kadınlarda sık görülüyor''</h2>

<p>Yaz aylarında artan sıcaklık, deniz ve kumla temas, yetersiz sıvı tüketimi ve hijyen zorlukları, özellikle kadınlarda sık görülen sistit vakalarının artmasına neden olabiliyor. Sistitin doğru tedavi edilmemesi halinde enfeksiyonun böbreklere kadar ilerleyebileceğini belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Egemen İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Tekrarlayan sistitlerde altta yatan sebepler mutlaka araştırılmalı ve tedaviye devam edilmelidir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>10 kadından 6'sında görülüyor</h2>

<p><br />
Antalya'da özel bir hastanede görev yapan Op. Dr. Egemen İşgören, yaz aylarında artış gösteren sistit vakalarına dikkat çekerek, Sistitin, idrar yolu enfeksiyonları arasında en sık rastlanan rahatsızlık olduğunu söyledi aynı zamanda, hastalığın tekrarlamasını önlemek için alınması gereken önlemlerden bahsetti,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Sistit, idrar yolu enfeksiyonları arasında en sık rastlananıdır. Her 10 kadından yaklaşık 6'sında görülen bu rahatsızlık, birçok nedenle ortaya çıkabilir. Doğru bir tedavi programı ile şikayetlerden kurtulmak mümkündür. Ancak tedavi edilmezse enfeksiyon böbreklere yayılabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle tekrarlayan sistitlerde altta yatan sebepler mutlaka araştırılmalı ve tedaviye devam edilmelidir. İdrar yaparken ağrı, yanma ve sık idrara çıkma ile seyreden sistit bir idrar yolu enfeksiyonudur. Nadir de olsa sistit doğru tedavi edilmezse, böbreklere kadar ilerleyerek, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>''Hastalık genellikle birden gelişmekte''</h2>

<p><br />
Sistitin mikrobik ve mikrobik olmayan olmak üzere iki türde görüldüğünü aktaran İşgören, mikrobik sistitlerin akut, yani ani başlangıçlı ve kısa süreli, ya da tekrarlayan ve uzun seyirli kronik sistit şeklinde ortaya çıkabildiğini söyledi. Hastalığın genellikle aniden geliştiğini belirten İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Hastalık genellikle birden gelişmekte ve sık sık idrara gitme, idrar yaparken yanma, bazen karın ağrısı, idrarda kanama gibi şikayetlere neden olabilmektedir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Tedavi uygun şekilde yürütülmeli</h2>

<p><br />
Akut sistitte idrar yapmada zorluk, idrar yaparken yanma ve sızlama, sık ve az miktarda idrara çıkma, idrarda kan görülmesi ve karnın alt kısmında rahatsızlık hissi gibi belirtilerin ortaya çıkabildiğini anlatan İşgören, uygun antibiyotiğin yeterli süre kullanılmamasının ve hastaların hekime danışmadan bilinçsiz ilaç kullanmasının tekrarlayan sistitin en sık görülen nedenleri arasında yer aldığını bildirdi.</p>

<p>Tedavinin uygun şekilde sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Yeteri kadar uzun sürede uygun antibiyotik kullanılmaması ve hastaların şikayetler başlar başlamaz hekime danışmadan bilinçsiz ilaç kullanması tekrarlayan sistitin en sık görülen sebeplerindendir"</p>
</blockquote>

<p>şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="A W753336 01" class="detail-photo img-fluid" height="1706" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/a-w753336-01.jpg" width="2560" /></p>

<p><br />
Tekrarlayan sistitin altında farklı sağlık sorunlarının bulunabileceğini belirten İşgören, idrar yollarında taş ve tümör, idrar kesesinin sinirsel çalışma bozuklukları, idrar kesesinden böbreğe idrar kaçağı olarak bilinen reflü, büyümüş prostat, kadınlarda mesane sarkması, idrar yollarında darlık ve işeme bozukluklarının hastalığın nedenleri arasında yer aldığını söyledi. İşgören, kronik kabızlık, kadınlarda menopoz, bazı doğum kontrol ilaçları ve vajinal enfeksiyonların da tekrarlayan sistite neden olabildiğini ifade etti.</p>

<h2>Ağrılı mesane sendromu </h2>

<p>Mikrobik olmayan sistitin "Ağrılı Mesane Sendromu" olarak da adlandırıldığını belirten İşgören, bu hastalıkta mesane çeperinin önemli ölçüde kalınlaştığını ve mesanenin çalışma kapasitesinin sınırlandığını bildirdi. Hastalığın nedeninin tam olarak bilinmediğini kaydeden İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"İdrar kesesini döşeyen ve idrarın daha içerideki tabakalara geçmesini engelleyen örtünün çeşitli nedenlerle hasar görmesi ve idrarın iç tabakalara nüfuz ederek kimyasal iltihaba sebep olması olarak açıklanabilir. Hastalarda genellikle uzun zaman içerisinde yavaş yavaş artarak ilerleyen sık idrara gitme, gece sık idrara kalkma, idrarını hissettiğinde göbek altında ağrı yakınmaları olur. En önemli belirti ağrıdır. Ağrı; idrar yapınca hafifler. İdrarın uzun süre tutulması halinde ağrıyla birlikte idrarda kanamalar olabilir. Sebep bakteriler olmadığı için antibiyotiklerden hastalar fayda görmez"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>''Tedavi edilse bile tekrarlanacaktır''</h2>

<p><br />
Uzun süreli ve sık tekrarlayan sistitlerde uzman yardımı alınması gerektiğini vurgulayan İşgören, taş hastalığı, bazı tümörler, erkeklerde prostat bezi hastalıkları, idrar sisteminde tıkanıklık ve genişlemeler ile mesanenin çalışmasında sinir sistemi problemine bağlı aksaklıkların araştırılması gerektiğini söyledi. İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Bunların mutlaka araştırılıp ortaya çıkarılması ve tekrarlayan enfeksiyona neden olan etken neyse bu problemin tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde enfeksiyon, iltihaplanma tedavi edilse bile tekrarlayacaktır. Tedavide hastanın şikayetleri başladığında idrar kültürü yapılmalı ve antibiyotik kullanımına kültür alındıktan sonra başlanmalıdır"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.<br />
Bireylerin hijyenine dikkat etmesi, kabızlık varsa giderilmesi ve işeme bozukluğu şikayeti bulunuyorsa tedavi edilmesi gerektiğini belirten İşgören, bilinçli tedaviye rağmen enfeksiyonun tekrarlaması halinde uzun süreli baskılayıcı idrar yolları antiseptiklerinin, uygun antibiyotiklerin ve gerekirse hormonal ilaç tedavisinin kullanılabileceğini kaydetti.</p>

<h2>Bol bol sıvı tüketilmeli! </h2>

<p>Sistitten korunmak için özellikle su olmak üzere bol miktarda sıvı tüketilmesi gerektiğini belirten İşgören, bunun kemoterapi veya radyasyon tedavisinin ardından, özellikle tedavi günlerinde önemli olduğunu ifade etti. İdrar yapma isteği hissedildiğinde tuvalete gitmenin geciktirilmemesi gerektiğini kaydeden İşgören, dışkılama sonrasında temizliğin önden arkaya doğru yapılmasının anal bölgedeki bakterilerin vajinaya ve üretraya yayılmasını önlediğini söyledi. Enfeksiyona yatkın kişilerin banyo yapmak yerine duş almasının enfeksiyonları önlemeye yardımcı olabileceğini belirten İşgören, genital bölge çevresindeki cildin nazikçe yıkanması, sert sabunların kullanılmaması ve cildin sert şekilde temizlenmemesi gerektiğini bildirdi. Cinsel ilişkinin ardından mesanenin mümkün olan en kısa sürede boşaltılması gerektiğini ifade eden İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Bakterileri temizlemeye yardımcı olması için de dolu bir bardak su için. Genital bölgede deodorant spreyleri veya hijyen ürünleri kullanmaktan kaçının. Bu ürünler üretrayı ve mesaneyi tahriş edebilir. Yaz aylarında bu basit önlemlere dikkat edilerek sistit riski önemli ölçüde azaltılabilir. Şikayetler tekrarlıyorsa gecikmeden bir üroloji uzmanına başvurulması gereklidir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-yaz-sicakligina-sistit-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/yaz-sicakliklarinda-sistit-vakalari.jpg" type="image/jpeg" length="94587"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlıktan ünlü peynir markası için toplatma kararı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/bakanliktan-unlu-peynir-markasi-icin-toplatma-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/bakanliktan-unlu-peynir-markasi-icin-toplatma-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, bir vatandaşın şikâyeti üzerine yapılan incelemede mikrobiyolojik kriterlere uygun olmadığı tespit edilen ünlü bir markanın "Olgunlaştırılmış Klasik Kırık Beyaz Peynir" ürünlerinin piyasadan toplatılarak imha edildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, kamuoyunda listeria bakterisi iddialarıyla gündeme gelen ünlü bir peynir markasına ait ürünle ilgili açıklama yaptı. Bakanlığın verdiği bilgiye göre süreç, 16 Haziran 2026 tarihinde Alo 174 Gıda Hattı'na yapılan bir şikâyet üzerine başlatıldı. Laboratuvar analizleri sonucunda söz konusu ürünün Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği'ne uygun olmadığı tespit edildi. Bunun üzerine ilgili parti numarasına ait ürünlerin piyasadan toplatılarak imha edilmesine karar verildi. Ayrıca üretici işletmeye idari para cezası uygulandığı bildirildi.</p>

<h2>Benzer ürünler de incelemeye alındı</h2>

<p>Bakanlık, denetimlerin yalnızca ilgili partiyle sınırlı kalmadığını belirterek üretici firmanın benzer ürünlerinden de numuneler alındığını açıkladı. Bakanlığın açıklamasında, </p>

<blockquote>
<p>"Denetim kapsamında, şikâyete konu olan Tahsildaroğlu markalı, 290625 parti numaralı Olgunlaştırılmış Klasik Kırık Beyaz Peynir ürününden numune alınarak ivedilikle Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne gönderilmiştir"</p>
</blockquote>

<p>ifadeleri yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca üretici işletmeye idari para cezasının uygulandığı ve 290625 parti numaralı ürünler imha edilmek üzere piyasadan toplatıldığının belirtildiği açıklamada şu ifadeler yer aldı:</p>

<blockquote>
<p>"Ayrıca ilgili işletmenin denetim sıklığı artırılarak, üretmiş olduğu benzer ürünlerden numuneler alınmış olup, numunelerin analiz süreci devam etmektedir. Uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda gerekli yasal işlemler tesis edilecektir. Ayrıca ilgili işletmenin denetim sıklığı artırılarak, üretmiş olduğu benzer ürünlerden numuneler alınmış olup, numunelerin analiz süreci devam etmektedir. Uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda gerekli yasal işlemler tesis edilecektir."</p>
</blockquote>

<h2>Listeria bakterisi nedir?</h2>

<p>Listeria monocytogenes, gıda kaynaklı enfeksiyonlara neden olabilen bir bakteri türü olarak biliniyor. Bakteri özellikle süt ve süt ürünleri, çiğ et ile işlenmiş et ürünlerinde görülebiliyor. Bu bakterinin neden olduğu enfeksiyon ise listeriyoz olarak adlandırılıyor. Özellikle hamileler, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişiler açısından daha ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/bakanliktan-unlu-peynir-markasi-icin-toplatma-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/peynir-toplatma.png" type="image/jpeg" length="82426"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
