<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya Haber - Antalya Haberleri - Antalya Son Dakika</title>
    <link>https://www.antalyahakkinda.com</link>
    <description>Antalya haber ajansı olarak, Antalya Hakkında son dakika ve güncel haberlere ulaşabilirsiniz. Ulusal ve yerel haberciliğin tek adresi...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.antalyahakkinda.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 12 Aug 2026 02:31:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürdüğünüz Krem Nereye Kadar Etki Ediyor? Cildin Gizli Dünyası Ortaya Çıktı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/surdugunuz-krem-nereye-kadar-etki-ediyor-cildin-gizli-dunyasi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/surdugunuz-krem-nereye-kadar-etki-ediyor-cildin-gizli-dunyasi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güzellik ve sağlık rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelen kozmetik kozmetik formülasyonların biyolojik dokular üzerindeki etkileri son yıllarda bilim dünyasının en çok odaklandığı konular arasında yer alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güzellik ve sağlık rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelen kozmetik kozmetik formülasyonların biyolojik dokular üzerindeki etkileri son yıllarda bilim dünyasının en çok odaklandığı konular arasında yer alıyor. İnsan derisi dış etkenlere karşı mükemmel bir koruma mekanizması sunan komplike bir yapıya sahip olmasıyla bilinirken günlük yaşamda kullanılan kozmetiklerin bu bariyeri ne kadar aşabildiği konusu merak uyandırıyor. Biyolojik açıdan bakıldığında yüzeyde kalan veya alt katmanlara süzülen bileşenlerin tamamı moleküler ağırlıklarına göre farklı işlevler üstleniyor. Günlük olarak uygulanan solüsyonların ve kremlerin ezici bir çoğunluğu biyolojik yapının en dış kabuğunu oluşturan yüzeyel alanda kalmayı tercih ediyor.</p>

<p>Vücudu dış etkenlerden koruyan en dış bariyer yüzeyel koruma alanı olarak adlandırılıyor ve hücresel yenilenmenin başladığı yer olarak biliniyor. Hücrelerin sıkıca kenetlendiği bu özel alana nüfuz eden formülasyonlar su kaybını engellemeye odaklanarak dokunun esnekliğini korumasına doğrudan katkı sağlıyor. Dışarıdan uygulanan nemlendirici bileşenler dokunun derinliklerine su pompalamak yerine mevcut nemin buharlaşmasını önleyen koruyucu bir tabaka oluşturuyor. Böylece dış ortamın olumsuz şartlarına karşı koruyucu bir kalkan meydana getirilerek dokunun pürüzsüz görünmesi destekleniyor.</p>

<h3><strong>Salisilik Asit Formüllerinin Gözenek İçi Etki Mekanizması</strong></h3>

<p>Yağlı ve akneye meyilli dokularda kullanılan özel asit türevleri cilt yüzeyindeki gözenek kanallarına kadar inebilen ender formülasyonlar arasında değerlendiriliyor. Biyolojik lipidlerle uyumlu bir yapıya sahip olan salisilik asit molekülleri tıkanmış gözenek kanallarının içerisindeki birikintileri çözme kapasitesiyle öne çıkıyor. Yüzeyel katmanın altına geçmeksizin kanal içlerindeki ölü hücreleri ve birikmiş yağ yapılarını eriterek temizleyen bu bileşenler dokunun daha rahat nefes almasına imkan tanıyor.</p>

<p>Gözeneklerin derinliklerine kadar nüfuz edebilme yeteneği akne oluşumunu kaynağında engelleme hususunda kritik bir rol oynuyor. Derinlere ulaşan bu özel asit tiplemeleri doku yenilenme sürecini hızlandırırken yüzeydeki düzensiz görünümün ortadan kaldırılmasına da imkan sağlıyor. Hücrelerin tutunma bağlarını zayıflatarak soyulma sürecini yöneten bu içerikler mikro düzeyde bir temizlik gerçekleştirilmesine katkıda bulunuyor. Yapılan dermatolojik incelemeler bu tür aktiflerin kana karışmadan veya alt dokulara zarar vermeden sadece hedef bölgede çalıştığını kanıtlıyor.</p>

<h3><strong>Güneş Filtrelerinin Kan Dolaşımına Geçiş Riski Ve Araştırmalar</strong></h3>

<p>Güneşin zararlı ultraviyole ışınlarına karşı geliştirilen koruyucu kremlerin derinin alt kısımlarına sızıp sızmadığı sorusu tüketiciler arasında uzun süredir tartışılan konular arasında bulunuyor. Özellikle çinko oksit ve titanyum dioksit gibi mineral bazlı koruyucu maddelerin kan dolaşımına geçerek sistemik zararlar verebileceği yönündeki kaygılar uzmanlar tarafından detaylıca inceleniyor. Fiziksel engelleyiciler olarak tanımlanan bu mineral filtrelerin doku altına sızmak yerine yüzeyde ayna görevi görerek ışınları yansıttığı tespit ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Laboratuvar ortamında yürütülen kapsamlı testler mineral kökenli parçacıkların canı dokuların bulunduğu orta ve alt bölümlere ulaşamadığını net bir biçimde gösteriyor. Nanoteknolojik yöntemlerle küçültülmüş moleküller dahi koruyucu üst bariyeri geçemeyerek dış tabakada çakılı kalıyor. Bu bilimsel veriler ışığında uzmanlar güneş ürünlerinin sağladığı koruyucu etkinin tamamen yüzeyel kaldığını ve iç organlara veya kan dolaşımına herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığını vurguluyor. Güvenilir laboratuvarlardan onay almış formülleri kullanmak bu açıdan büyük bir önem taşıyor.</p>

<h3><strong>Kolajen Ve Elastin Liflerinin Yer Aldığı Derin Katmanlar</strong></h3>

<p>Derinin orta bölümünü oluşturan ve esneklikten sorumlu olan bağ dokusu alanı kolajen ile elastin liflerinin yoğun olarak konumlandığı bölge olarak biliniyor. Yaşlanma karşıtı olarak pazarlanan pek çok yüzeyel kremin bu alt katmanlara kadar ulaşarak kolajen üretimini doğrudan tetiklemesi moleküler boyut sınırlamaları nedeniyle oldukça zor görülüyor. Yüzeyden sürülen büyük moleküllü proteinlerin bu alt bölgelere kendi kendine ulaşması biyolojik engeller sebebiyle mümkün olamıyor.</p>

<p>Alt katmanlardaki elastikiyet kaybını gidermek amacıyla geliştirilen gelişmiş taşıyıcı sistemler ve mikro kapsül teknolojileri aktif maddelerin hedeflenen derinliğe ulaşmasına yardımcı oluyor. Biyolojik bariyerleri aşabilen özel lipozom teknolojileri sayesinde bazı küçük peptid molekülleri orta katmanın üst sınırlarına kadar iletilebiliyor. Ancak standart ürünlerin büyük çoğunluğunun bu derinliğe ulaşamayarak sadece yüzeydeki görünümü iyileştirdiği biliniyor. Biyolojik yapının en altını oluşturan yağ dokusu katmanına ise harici sürülen hiçbir standart kozmetik bileşenin erişmesi mümkün olmuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/surdugunuz-krem-nereye-kadar-etki-ediyor-cildin-gizli-dunyasi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/krem.jpg" type="image/jpeg" length="21353"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da özel hastanede fahiş fiyat iddiası: Bin 293 euroluk fatura CİMER'e taşındı]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-ozel-hastanede-fahis-fiyat-iddiasi-bin-293-euroluk-fatura-cimere-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-ozel-hastanede-fahis-fiyat-iddiasi-bin-293-euroluk-fatura-cimere-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Alanya ilçesinde güneş çarpması ve halsizlik şikayetiyle özel bir hastanenin acil servisine başvuran İsviçre vatandaşı iki genç kıza, muayene, kan tahlili ve serum tedavisi için toplam 1.293 euro fatura çıkarıldı. Ücretin fahiş olduğunu öne süren hastalar, Sağlık Bakanlığı ile CİMER'e başvururken, hastane ise fiyatlandırmanın Türk Tabipleri Birliği'nin HUV taban tarifesine göre yapıldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya'da tatilleri sırasında rahatsızlanarak özel bir hastanenin acil servisine başvuran İsviçre vatandaşı iki genç kız, kendilerine çıkarılan karşılığı yaklaşık 71 bin TL olan toplam 1.293 euroluk faturaya itiraz etti. Hastane yönetiminden ücretlendirmenin normal olduğu yanıtını aldıklarını belirten iki turist, konuyu Sağlık Bakanlığı ve CİMER'e taşıdı. Hastaneden yapılan açıklamada, fiyatlandırmada Türk Tabipler Birliği'nin (TTB) Hekimlik Uygulama Veri (HUV) tabanı fiyat tarifesinin kullanıldığı belirtildi.</p>

<p><img alt="Cimer Fatura Antalya Sikayet" class="detail-photo img-fluid" height="1072" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/fadime/cimer-fatura-antalya-sikayet.jpg" width="1600" /></p>

<h2>Acil serviste tedavi oldular</h2>

<p>İsviçre'de yaşayan Fatma Dilek Kırkbunar ile İsviçre vatandaşı arkadaşı Morena Marie Opprecht, 29 Temmuz günü saat 23.50 sıralarında Alanya'da tatil yaptıkları sırada halsizlik, bulantı ve güneş çarpması şikayetleriyle Başkent Üniversitesi Alanya Uygulama ve Araştırma Merkezi Acil Servisi'ne başvurdu. İki hastaya acil servis muayenesi, serum tedavisi, rutin kan tahlilleri ve ilaç uygulaması yapıldı. Aynı gece taburcu edilen hastalar adına kişi başı 646,72 euro (yaklaşık 35 bin 500 TL), toplamda ise 1.293 euro (yaklaşık 71 bin TL) tutarında fatura düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"İsviçre'ye göre bile çok pahalı"</h2>

<p>İki hasta hastane yönetimine yazılı itirazda bulunurken, ücretlendirmenin normal olduğu söylendi. Ödedikleri paranın fahiş olduğunu iddia eden Kırkbunar ve Opprecht, konuyu Sağlık Bakanlığı ile CİMER'e taşıdı.</p>

<p>Fatma Dilek Kırkbunar,</p>

<blockquote>
<p>"Biz arkadaşımla birlikte kaldığımız otelde rahatsızlandık. Sağlık durumumuz iyi değildi. Alanya'da tatil yapıyorduk. En yakın hastaneye gittik, acile giriş yaptık. Kayıt yapıldı. Bizden sigorta kartımız istendi. Kayıt sırasında kişi başı 210 euro (muayene ücreti) aldılar. Sonrasında kan alındı. Kan alma sırasında 'Burada kalsanız daha iyi olur. Size sadece serum takılacak' dediler. Kan alındıktan sonra tekrar kayıt yerine gittik. Orada tekrar 440 euro ödedik. Ben 210 euro ödemenin sebebini sorduğumda bunun kayıt parası olduğu söylendi. 440 euroyu ise serum için aldılar. İsviçreli arkadaşım da bunun İsviçre'ye göre bile çok pahalı olduğunu söyledi. Arkadaşımla tatile gelmiştik, mağdur olduk ve gerekli yerlere başvurularımızı yaptık"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Hastaneden HUV tarifesi açıklaması</h2>

<p>Hastane yönetimi ise yazılı açıklamasında, verilen sağlık hizmetlerinin fiyatlandırmasında Türk Tabipler Birliği'nin (TTB) Hekimlik Uygulama Veri (HUV) tabanı fiyat tarifesi girişi kullanıldığı bildirildi.</p>

<p>Bu tarifede her hizmet için zorluk derecesine göre bir birim belirlendiği ifade edilen açıklamada,</p>

<blockquote>
<p>"Hastaya uygulanan herhangi bir sağlık işleminin ücreti, bu işlemin HUV listesi tanımında görülen biriminin, işlemin uygulandığı ile ait o yıl için belirlenmiş TTB katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakama yüzde 10 KDV'nin ilave edilmesi ile bulunan değerdir. Bulunan bu değer taban rakam olup, altına inilemez ancak verilen hizmetin kalitesi doğrultusunda katsayı arttırılabilir (Yüksek teknoloji ekipman, acilde uzman hekim değerlendirmesi, tercümanlık, birebir danışmanlık hizmeti vb….). Ayrıca TTB HUV tarifesinde muayene saati ve muayene gününün tatil olmasına bağlı olarak birim değişikliği mevcut olup, hepsi için ayrı tanımlama vardır''</p>
</blockquote>

<p>denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-ozel-hastanede-fahis-fiyat-iddiasi-bin-293-euroluk-fatura-cimere-tasindi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/fadime/fahis-fiyat-antalya-cimer.jpg" type="image/jpeg" length="38586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da uzmanı açıkladı: Rahim ağzı kanserinde cerrahi yaklaşım değişti!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-acikladi-rahim-agzi-kanserinde-cerrahi-yaklasim-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-acikladi-rahim-agzi-kanserinde-cerrahi-yaklasim-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, rahim ağzı (serviks) kanseri tedavisinde güncel cerrahi yaklaşımların gereksiz büyük ameliyatların önüne geçtiğini belirterek, uygun hastalarda daha sınırlı müdahalelerle aynı başarıya ulaşılabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ağzı (serviks) kanserinin cerrahi tedavisinde son on yılda tıp dünyasında devrim niteliğinde adımlar atılıldığını, artık her hastaya en ağır ameliyatı yapmak yerine, "kişiye özel ve sadece gerektiği kadar" müdahale etme döneminin başladığını söyleyen Jinekolojik Onkoloji Uzman Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, rahim ağzı kanseri cerrahisindeki bu yeni ve hayat kurtaran yöntemler hakkında bilgi verdi.</p>

<p><img alt="Rahimagzi Kanseri Tedavi" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/fadime/rahimagzi-kanseri-tedavi.jpg" width="1600" /></p>

<h2>"Basit ameliyatlarda aynı derecede güvenli"</h2>

<p>Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, günümüzde büyük oranda önlenebilen nadir kanser türlerinden biri olan Rahim ağzı (serviks) kanserinin tedavisinde güncel tıp çalışmalarına dikkat çekti. Erdemoğlu, geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını belirterek,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Oysa güncel tıp çalışmaları, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösteriyor. Üstelik bu sayede hastalar, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşıyor. Hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılması (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabiliyor"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu</p>

<h2>Korunmada HPV aşısı ve düzenli tarama öne çıkıyor</h2>

<p>Kanserden korunmanın ilk adımının virüsten korunmak, ikinci adımının ise düzenli taramalar olduğunu belirten Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, HPV aşısı ile smear (Pap) ve HPV testlerinin bu süreçte kritik rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Erdemoğlu,</p>

<blockquote>
<p>"Aşı, ilk cinsel ilişkiden önce (9-14 yaşlarında) yapıldığında en yüksek korumayı sağlıyor. Ancak virüs bulaşmış ya da hücre değişimi tedavisi görmüş kişilerde bile, hastalığın tekrarlama riskini azalttığı için ileri yaşlarda da büyük fayda getiriyor. Tarama süreci ise smear (Pap) ve HPV testleri ile kolayca yapılabiliyor. Rahim ağzı kanseri erken evrelerde neredeyse hiç belirti vermediği için bu testleri düzenli yaptırmak hayati önem taşıyor. Hastalık ilerleyip belirti gösterdiğinde ise en sık karşılaşılan durum, adet dönemleri dışındaki veya cinsel ilişki sonrasındaki anormal kanamalar olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür şikayetleri olan hastaların hiç vakit kaybetmeden bir jinekoloji uzmanına başvurması büyük önem taşıyor"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Anne olma şansı korunabiliyor</h2>

<p>Çocuk sahibi olmak isteyen genç hastalarda rahmi koruyan cerrahi seçeneklerin ön plana çıktığı bilgisini paylaşan Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, tümörün küçük olması ve kanserin lenf bezlerine sıçramaması durumunda, sadece rahim ağzının alınması gibi yöntemlerle rahmin gövdesi korunabildiğini hatırlattı.</p>

<p>Erdemoğlu,</p>

<blockquote>
<p>"Deneyimli merkezlerde uygulanan bu yöntemle hastalar hem kanserden kurtuluyor hem de sonrasında anne olabiliyor. Rahim tamamen alınmak zorunda kalınan durumlarda, kemoterapi veya ışın tedavisinden önce yumurta ya da embriyo dondurulabiliyor, yumurtalıklar ışın alanının dışına taşınabiliyor. Bu nedenle üreme çağındaki her hastaya, hastalığın evresi ne olursa olsun tedaviden önce mutlaka doğurganlık danışmanlığı veriliyor. Eskiden ameliyatlarda leğen kemiği içindeki tüm lenf bezleri temizleniyordu. Ancak bu durum hastalarda yaşam boyu süren, bacaklarda aşırı şişme (lenfödem) problemine yol açıyordu. Bugün ise kanserin ilk uğrayacağı "nöbetçi" lenf bezi özel bir boyayla işaretlenip cerrahi sırasında inceleniyor. Eğer bu nöbetçi bez temiz çıkarsa diğer bezlere hiç dokunulmuyor. Bu yöntem hastayı kanserden korurken, ameliyat sonrası hayat kalitesini de en üst düzeyde tutuyor"</p>
</blockquote>

<p>ifade etti.</p>

<p>Günümüzde rahim ağzı kanseri cerrahisinin artık daha küçük, daha akıllı ve tamamen kişiye özel hale geldiğini kaydeden ve tedavinin mutlaka farklı uzmanlık alanlarının bir arada çalıştığı, deneyimli merkezlerde planlanmasının ve "tümör kurulu" kararıyla yürütülmesi başarı şansını ciddi oranda artırdığını söyleyen Erdemoğlu, doğru hastaya uygulanan doğru ameliyatın, hem kanseri tamamen geride bırakmayı hem de hayata ve annelik hayallerine kaldığı yerden devam etmeyi mümkün hale getirdiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmani-acikladi-rahim-agzi-kanserinde-cerrahi-yaklasim-degisti</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/fadime/rahim-agzi-kanseri-tedavi2.jpg" type="image/jpeg" length="46325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emzirme sadece bebeğin değil, annenin de sağlığını etkiliyor!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/emzirme-sadece-bebegin-degil-annenin-de-sagligini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/emzirme-sadece-bebegin-degil-annenin-de-sagligini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emzirme, annelerin fiziksel ve ruhsal sağlığını destekliyor. Uzmanlar, emzirmenin birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi bulunduğunu vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bebekler için en değerli besin kaynağı olan anne sütü, yalnızca sağlıklı büyüme ve gelişimi desteklemekle kalmıyor, emzirme sayesinde annelerin uzun vadeli sağlıklarının korunmasına da katkı sunuyor. Emzirme, emziren anneleri birçok hastalığa karşı korurken meme, rahim ve yumurtalık kanseri riskini azaltıyor. Ayrıca doğum sonrası iyileşme sürecini hızlandırıyor ve annelerin psikolojik dayanıklılığını artırıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nadir Cömert, emzirmenin anneye hem fiziksel hem de ruhsal açıdan çok yönlü faydalar sağladığını belirterek, bu sürecin yalnızca bebeğin değil, annenin yaşam kalitesini de olumlu yönde etkilediğini ifade etti.</p>

<h2>"Anne sağlığı açısından vazgeçilmez bir süreçtir"</h2>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nadir Cömert Op. Dr. Cömert, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Emzirme, anne ile bebek arasında güçlü ve güven temelli bir bağ kurulmasını sağlar. Bunun yanında annenin doğum sonrası toparlanmasını hızlandırır, birçok hastalığa karşı koruyucu etki gösterir ve psikolojik iyilik halini destekler. Bu nedenle emzirme, hem bebek hem de anne sağlığı açısından vazgeçilmez bir süreçtir."</p>
</blockquote>

<h2>Doğum sonrası stresi azaltıyor</h2>

<p>Doğum sonrası sürecin anneler için fiziksel ve duygusal açıdan hassas geçtiğini vurgulayan Op. Dr. Nadir Cömert, emzirmenin bu dönemde stresin azaltılmasına ve ruhsal iyilik halinin desteklenmesine katkı sunduğunu söyledi.</p>

<blockquote>
<p>"Yapılan araştırmalar, emziren annelerde stres hormonları olarak bilinen kortizol ve adrenalin düzeylerinin emzirmeyen annelere göre anlamlı ölçüde daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu hormonal değişim, annenin stres karşısında daha sakin tepkiler vermesine, kendini daha huzurlu hissetmesine ve bebeğiyle kurduğu duygusal bağın güçlenmesine katkı sağlar"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Kanser türlerine karşı koruyucu</h2>

<p>Emzirmenin uzun vadede anne sağlığı üzerinde önemli koruyucu etkileri bulunduğunu vurgulayan Op. Dr. Cömert, özellikle bazı kanser türlerine karşı sağladığı koruyucu etkiye dikkat çekti:</p>

<blockquote>
<p>"Emzirme döneminde östrojen hormonunun düşük seviyelerde seyretmesi, meme kanseri gelişme riskini azaltmaktadır. Araştırmalar, özellikle 30 yaşından önce doğum yapan ve en az bir yıl emziren kadınlarda yumurtalık kanseri görülme riskinin belirgin şekilde azaldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca emzirme sürecinde kemik yapımını destekleyen biyolojik mekanizmalar aktive olurken, kemik yıkımını gösteren belirteçlerde azalma görülmektedir. Bu durum ilerleyen yaşlarda kemik erimesi riskinin düşmesine katkı sağlamaktadır.</p>

<p><img alt="Emziren Anneler" class="detail-photo img-fluid" height="1257" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/emziren-anneler.jpg" width="1280" /></p>
</blockquote>

<h2>"Doğum sonrası iyileşme sürecinin doğal bir parçası"</h2>

<p>Emzirmenin doğum sonrasında annenin vücudunun hızla toparlanmasını da desteklediğini belirten Op. Dr. Cömert, şu bilgileri paylaştı,</p>

<blockquote>
<p>"Emzirme sırasında salgılanan oksitosin hormonu rahmin kasılmasını sağlayarak doğum sonrası kanamayı azaltır ve rahmin daha kısa sürede eski haline dönmesine yardımcı olur. Kanamanın azalması, uzun vadede kansızlık, halsizlik, çarpıntı ve çabuk yorulma gibi sorunların daha az görülmesini sağlar. Bu nedenle emzirme, doğum sonrası iyileşme sürecinin doğal bir parçası olarak değerlendirilmelidir."</p>
</blockquote>

<h2>Emzirmenin metabolizma üzerindeki olumlu etkisi</h2>

<p>Op. Dr. Nadir Cömert, emziren annelerin günlük enerji ihtiyacının yaklaşık 500 kalori arttığını belirterek şöyle konuştu,</p>

<blockquote>
<p>"Bu enerji ihtiyacının bir bölümü besinlerden karşılanırken, önemli bir kısmı gebelik döneminde depolanan yağlardan sağlanır. Böylece anneler doğum sonrası dönemde gebelikte aldıkları kiloları daha kolay verebilir. Düzenli emzirmenin, uygun şartlar sağlandığında doğumdan sonraki ilk haftalarda doğal aile planlamasına da katkı sağlayabileceği bilinmektedir. Ancak gebelikten korunma konusunda mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışılması gerekir."</p>
</blockquote>

<h2>6 aydan sonra ek gıda öneriliyor</h2>

<p>Op. Dr. Nadir Cömert, Hem anne hem de bebek sağlığı açısından önemli faydalar sağlayan emzirmenin, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri doğrultusunda bebeklerin yaşamın ilk altı ayında yalnızca anne sütüyle sürdürülmesi, ardından ise uygun ek gıdalarla birlikte iki yaş ve üzerine kadar devam ettirilmesi gerektiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/emzirme-sadece-bebegin-degil-annenin-de-sagligini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/doktor-bebej.jpg" type="image/jpeg" length="11771"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalyalılar dikkat! Aşırı sıcaklarda gizli tehlike]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyalilar-dikkat-asiri-sicaklarda-gizli-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyalilar-dikkat-asiri-sicaklarda-gizli-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya başta olmak üzere Türkiye genelinde etkisini gösteren sıcak havaların, ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirdiği uzmanı tarafından açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde etkisini gittikçe artıran sıcak havalar kalp, böbrek ve beyin başta olmak üzere birçok organ üzerinde sıhhî riskleri beraberinde getiriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Filiz Çalışkan Esen, güneş çarpmasının sadece sıcak havalarda değil, fark edilmeyen sıvı kaybının da ciddi sağlık sorunlarına sebep olabileceğini ifade etti. Vücudun su dengesinin bozulmasıyla birlikte kanın yoğunlaştığını, dolaşımın yavaşladığını ve organların oksijenlenmesinin azaldığını dile getiren Esen, bunun özellikle kalp, böbrek ve beyin üzerinde ciddi sorun oluşturduğunu ifade etti.</p>

<h2>"Kalp krizine kadar sonuçlar doğurabilir</h2>

<p>Aşırı sıcakların sodyum ve potasyum gibi hayati minerallerin kaybedildiğini belirten Esen şu şekilde konuştu,</p>

<blockquote>
<p>"Terleme ile birlikte sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineraller de kaybediliyor. Bu durum tansiyon düşüklüğü, ritim bozukluğu, bayılma ve hatta kalp krizine kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor. Aynı zamanda böbreklerin kanlanması azaldığı için akut böbrek hasarı gelişme riski de artıyor."</p>
</blockquote>

<h2>Sağlık kuruluşuna başvurulması gerekebilir</h2>

<p>Yaşanan şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, çarpıntı, kas krampları, bulantı, kusma, aşırı halsizlik ve idrar miktarında belirgin azalma gibi belirtilerin sıcak havalar sebebiyle vücudun verdiği önemli bir uyarı olabileceğini ifade eden Esen, bu belirtilerin yaşanması halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p><img alt="Filiz Çalışkan Esen" class="detail-photo img-fluid" height="649" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/filiz-caliskan-esen.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Risk grubunda bulunan bireyler dikkat!</h2>

<p>Risk grubunda bulunan, yaşlı bireyler, hamileler ,çocuklar, diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek hastaları ile açık alanda çalışanlar ve yoğun egzersiz yapan kişilerin sıcak havalardan daha hassas olduğunu ve etkilendiğini belirten Esen,</p>

<blockquote>
<p>"Günde en az 2,5-3 litre su tüketilmeli, güneşin en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli. Yaşlılar ve kronik hastalığı olan bireyler ise sıcak günlerde sıvı tüketimlerini daha da yakından takip etmelidir"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>"Yazın en büyük tehlikesi sıcak hava değil"</h2>

<p>Sıcak havalarda daha dikkatli olunması hakkında konuşan Esen,</p>

<blockquote>
<p>"Her yaz binlerce kişi, önlenebilir sebeplerden sıcak havanın olumsuz etkilerine maruz kalıyor. Oysa doğru önlemlerle bu risklerin büyük bölümü engellenebilir. Yazın en büyük tehlikesi sıcak hava değil; sıcak havayı ciddiye almamaktır"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyalilar-dikkat-asiri-sicaklarda-gizli-tehlike</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/08/asiri-sicaklarda-gizli-tehlike.jpg" type="image/jpeg" length="60918"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde yeni dönem: Maket görselleri paylaşıldı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalya-ataturk-devlet-hastanesinde-yeni-donem-maket-gorselleri-paylasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalya-ataturk-devlet-hastanesinde-yeni-donem-maket-gorselleri-paylasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılan Atatürk Devlet Hastanesi'nin yerine yapılacak 300 yataklı yeni hastanenin proje maketi hazırlandı. Sağlık Bakanlığı logolu tanıtım afişleri hastane çevresindeki panolarda yerini aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle hizmete kapatılan Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nin yeniden inşasına yönelik hazırlıklar sürüyor. Yıkım çalışmalarına henüz başlanmazken, 300 yatak kapasiteli yeni hastanenin proje maketi kamuoyuyla paylaşıldı.<img alt="Atatürk Devlet Hastanesi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/fadime/ataturk-devlet-hastanesi.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Yıkım öncesi yeni proje tanıtıldı</h2>

<p>Antalya'nın ilk büyük hastanesi olma özelliğini taşıyan Atatürk Devlet Hastanesi, 2025 yılının kasım ayında kademeli olarak hasta kabulüne kapatılmış, 31 Aralık 2025 tarihinden itibaren ise hasta kabulleri tamamen durdurulmuştu. 300 yatak kapasiteli olarak projesi onaylanan yeni hastane binasının yıkım çalışmalarına önümüzdeki günlerde başlanmasının beklendiği öğrenildi.</p>

<p><img alt="Atatürk Devlet Hastanesi.1.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="410" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/fadime/ataturk-devlet-hastanesi1jpg.webp" width="290" /></p>

<h2>Bakanlık logolu afişler panolara asıldı</h2>

<p>Yeni hastane için gerçekleştirilecek zemin etüt çalışmalarının ardından inşaat sürecine geçilecek. Bu süreç öncesinde hazırlanan proje maketinin görselleri, hastane çevresindeki panolara asıldı. Sağlık Bakanlığı logolu "300 Yataklı Atatürk Devlet Hastanesi" projesine ait tanıtım afişleri, bölgede dikkat çekti.</p>

<h2>SSK hastanesi olarak hizmet vermişti</h2>

<p>İlk açıldığı dönemde SSK Hastanesi olarak hizmet veren sağlık tesisi, 19 Şubat 2005 tarihinde Sağlık Bakanlığı'na devredilerek Atatürk Devlet Hastanesi adını aldı. Geçen yıl yapılan değerlendirmelerin ardından binanın depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılmasına karar verilmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalya-ataturk-devlet-hastanesinde-yeni-donem-maket-gorselleri-paylasildi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/fadime/ataturk-devlet-hastanesi-1.jpg" type="image/jpeg" length="99482"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında çocuklarda görülen ishal tehlikesine dikkat]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/yaz-aylarinda-cocuklarda-gorulen-ishal-tehlikesine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/yaz-aylarinda-cocuklarda-gorulen-ishal-tehlikesine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz ishallerinin çocuklarda hızla sıvı kaybına yol açabileceğini belirterek erken müdahale çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yılın en sıcak döneminde yükselen hava sıcaklıkları, hijyen eksiklikleri ve yaygınlaşan havuz kullanımı çocuk sağlığını tehdit eden unsurlar arasında öne çıkıyor. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda sıvı kaybının kısa süre içinde tehlikeli boyutlara gelebileceğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, yaz ishallerinin uygun sıvı desteği ve doğru beslenmeyle atlatılabildiğini vurguladı. Uzm. Dr. Torun, erken fark edilen belirtiler sayesinde sağlık kuruluşuna vakitlice başvurulmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<h2>Yaz ishallerinin temel nedenleri ve bulaş yolları</h2>

<p>Antalya'da Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, bu tablonun arkasında en sık virüslerin bulunduğunu, bakteriler ile parazitlerin de etkili olabildiğini kaydetti. İyi yıkanmamış sebze ve meyveler, tam pişmemiş etler, uygunsuz koşullarda bekletilen süt ürünleri, şüpheli içme suları ve temiz olmayan havuzların risk yarattığını bildiren Uzm. Dr. Torun, çocukların ellerini ağza götürmesi ve ortak oyuncak kullanımının mikropların yayılmasını hızlandırdığını ekledi.</p>

<h2>"Sıvı kaybı belirtileri ihmal edilmemeli"</h2>

<p>İshalin yalnızca sık ve sulu dışkılamadan ibaret olmadığını anlatan Uzm. Dr. Torun, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<blockquote>
<p>"Bulantı, kusma, ateş, karın ağrısı, halsizlik ve iştahsızlık tabloya eşlik edebilir. Ancak çocuklarda en büyük risk sıvı ve mineral kaybıdır. Ağız ve dudaklarda kuruluk, gözyaşının azalması, idrar miktarında azalma, gözlerde çöküklük, halsizlik ve bebeklerde bıngıldağın çökmesi gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."</p>
</blockquote>

<h2>"Antibiyotik her ishalde kullanılmamalı"</h2>

<p>Tedavide ana kuralın kaybedilen sıvıyı yerine koymak olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Torun, oral rehidratasyon solüsyonlarının (ORS) önemine işaret etti. Anne sütü alan bebeklerde emzirmenin sürdürülmesi gerektiğini, büyük çocuklarda ise yoğurt, çorba, pirinç, patates, muz ve makarna gibi hafif gıdaların seçilmesini tavsiye etti. Ailelerin en yaygın yanlışlarından birinin bilinçsiz antibiyotik kullanımı olduğunu belirten Uzm. Dr. Torun,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Çocukluk çağı ishallerinin büyük bölümü virüs kaynaklıdır ve antibiyotiklerin bu hastalarda faydası yoktur. Gereksiz antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozabilir ve antibiyotik direncine neden olabilir. Antibiyotik yalnızca hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Uygun probiyotik desteği ise bağırsak florasının dengelenmesine katkı sağlayabilir</p>
</blockquote>

<p> dedi.</p>

<h2>"Hijyen kuralları hastalıktan korunmada büyük önem taşıyor"</h2>

<p>Korunmada hijyenin ilk sırada yer aldığını belirten Uzm. Dr. Torun, şu açıklamayı yaptı:</p>

<blockquote>
<p>"Yemeklerden önce ve tuvalet sonrası eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı, meyve ve sebzeler bol suyla iyice temizlenmeli, et ve yumurta iyi pişirilmeli, güvenilir içme suyu tercih edilmeli ve açıkta satılan gıdalardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Gıdaların sıcak havalarda uygun şartlarda muhafaza edilmesi ve havuzların hijyen kurallarına uygun olması da enfeksiyon riskini azaltmada büyük önem taşımaktadır."</p>
</blockquote>

<h2>Hangi belirtiler ciddiye alınmalı ve ne zaman başvurulmalı?</h2>

<p>6 aydan küçük bebeklerdeki ishalin daha yakından izlenmesi gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Torun, şu uyarılarda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Sürekli kusma nedeniyle sıvı alamama, kanlı dışkılama, 39 derecenin üzerinde ateş, şiddetli karın ağrısı, belirgin sıvı kaybı, uzun süre idrar yapamama, aşırı halsizlik ve üç ila beş günden uzun süren ishal durumlarında mutlaka vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."</p>
</blockquote>

<h2>Erken müdahale komplikasyonları önlüyor</h2>

<p>Doğru sıvı takviyesi ve doğru beslenmeyle yaz ishallerinin kısa sürede gerilediğini söyleyen Uzm. Dr. Torun,</p>

<blockquote>
<p>"Aileler çocuklarının sıvı tüketimine özen göstermeli, hijyen kurallarını ihmal etmemeli ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmalıdır. Erken müdahale, özellikle küçük çocuklarda gelişebilecek ciddi komplikasyonların önlenmesinde en önemli adımdır"</p>
</blockquote>

<p>diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/yaz-aylarinda-cocuklarda-gorulen-ishal-tehlikesine-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/cocuklarda-ishal.jpg" type="image/jpeg" length="84576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktorlar 12 ay ömür biçmişti: Çareyi Antalya'da buldu!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/doktorlar-12-ay-omur-bicmisti-careyi-antalyada-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/doktorlar-12-ay-omur-bicmisti-careyi-antalyada-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Özel bir hastanede görev yapan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu, tarafından kontrolleri yapılan Windsor için acil ameliyat kararı alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de yaşayan 58 yaşındaki Stuart Reginald Windsor, tatil amacıyla geldiği Türkiye'de göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanede ileri kalp yetmezliği ve hayati risk taşıyan koroner damar hastalığı teşhisi aldı. Doktorların 12 ay ömür biçtiği Windsor, İngiltere'de 3 ay sonra olacak randevusunu beklemeyip Antalya'da yüksek riskli bir operasyonla sağlığına kavuştu.</p>

<h2>Fark etmeden kalp krizi geçirdi</h2>

<p>Manchester kentinde yaşayan ve evli, üç çocuk ve altı torun sahibi olan Stuart Reginald Windsor, uzun süre farkında olmadan birkaç kez kalp krizi geçirdi. Son olarak nefes darlığı ve göğsünde ağrı şikayetiyle bir hastaneye başvuran Windsor, ileri kalp yetmezliği ile iki koroner damarında ciddi tıkanıklık, üçüncü damarda ise darlık tespit edildi. Daha önce başka sağlık sorunları için aynı hastanede tedavi görev Windsor, kalp rahatsızlığı içinde aynı hastaneye başvurdu. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu tarafından kontrolleri yapılan Windsor için acil ameliyat kararı alındı. Kalp kasılma oranı yüzde 24-25 bandına kadar düşen Windsor, kritik ama başarılı bir operasyon geçirerek sağlığına kavuştu.</p>

<h2>''12 ay yaşayabilirsin dediler''</h2>

<p>Türkiye'ye gezi amacıyla geldiğini anlatan Windsor, göğsündeki ağrıların dayanılmaz hale gelmesi üzerine hastaneye başvurduğunu söyledi. Windsor, yapılan tetkiklerin ardından aldığı teşhisin kendisini derinden etkilediğini belirterek,</p>

<blockquote>
<p>"Doktorlar bana sadece bir arter damarımın açık kaldığını ve bu durumun çok ciddi olduğunu söylediler. Ben şok oldum. Bana 12 ay yaşayabilirsin dediler. İngiltere'de bir sonraki randevuya 3 ayım vardı. Eşim de yanımdaydı. İkimiz de büyük bir şok yaşadık"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Aynı gün anjiyo yapıldı</h2>

<p>10 Haziran'da kendisine durumunun ciddiyetinin anlatıldığını ve aynı gün anjiyo yapıldığını aktaran Windsor,</p>

<blockquote>
<p>"Detayları öğrenmek istemedim. Bana bunun büyük bir operasyon olduğu söylendi ve çok korktum. İngiltere'de bir söz vardır; 'Ne kadar az bilirsen o kadar iyidir.' Ben de sadece ameliyatın başarılı geçmesine odaklandım"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>''Sigara ve alkol yok''</h2>

<p>Ameliyat sonrasında sağlık durumunun eskiye göre belirgin şekilde düzeldiğini dile getiren Windsor,</p>

<blockquote>
<p>"Bulutların üstündeydim. Kalbimin kan pompalamasında yaşanan sorun düzeldi, değerlerim iyileşti. Çok mutluyum ve geleceğe umutla bakıyorum. İnşallah daha da iyi olacağım. Hastaneye geldiğim gün sigarayı bırakma kararı aldım. Artık sigara ve alkol yok. Daha uzun yaşayabilmek için daha sağlıklı beslenmeye ve yaşam tarzımı değiştirmeye çalışıyorum"</p>
</blockquote>

<p>şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha önce de trafik kazası sonrası şu an ameliyat olduğu hastanede dizine metal implant takıldığını ve diş tedavisi gördüğünü anlatan Windsor,</p>

<blockquote>
<p>"Türk doktorlarına güveniyorum. Daha önce de bunu tecrübe ettim"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p><img alt="Stuart Reginald Windsor" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/stuart-reginald-windsor.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Riskli ameliyat</h2>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cemal Kemaloğlu ise hastanın kendilerine eforla çabuk yorulma, nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle başvurduğu şeklinde konuştu. Yapılan tetkiklerde ileri kalp yetmezliği, her iki kalp kapağında ciddi yetmezlik ve üç koroner damardan ikisinin tamamen tıkalı, birinin ise kritik düzeyde daralmış olduğunun tespit edildiğini belirten Kemaloğlu, kalbin pompalama gücünü gösteren ejeksiyon fraksiyonunun da yüzde 24-25 seviyesinde bulunduğunu kaydetti.<br />
Bu seviyedeki hastalarda ameliyat riskinin oldukça yüksek olduğuna dikkati çeken Kemaloğlu,</p>

<blockquote>
<p>"Cerrahi dışında da pek bir şansı yoktu. Çünkü ciddi nefes darlığı ve göğüs ağrıları vardı. Kendisine ameliyatın yüksek riskli olduğunu ancak yapılması gerektiğini anlattık. O da bu riski kabul etti"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Sonuç başarılı</h2>

<p>Kemaloğlu, ameliyat kapsamında her iki kalp kapağının onarıldığını ve üç koroner damara baypas yapıldığını belirterek, hastanın bir aylık kontrolünde olumlu sonuçlar elde edildiğini söyledi. Hastanın kalp kasılma gücünün yüzde 25 seviyesinden yüzde 30'a yükseldiğini aktaran Kemaloğlu şu şekilde konuştu,</p>

<blockquote>
<p>"Şu anda aktif olarak yüzebilen, bisiklete binebilen bir hasta haline geldi. Sonuçtan oldukça memnunuz."</p>
</blockquote>

<h2>'' Güçlü bir güven oluştu''</h2>

<p>Kemaloğlu, hastalığın gelişiminde genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını belirterek, yüksek tansiyon, diyabet ve sigaranın da riski artırdığını söyledi.<br />
Hastanın daha önce geçirdiği kalp krizlerinin farkında olmadığını ifade eden Kemaloğlu, kalp yetmezliği geliştikten sonra şikayetlerin ortaya çıktığını belirtti.<br />
Sigaranın bırakılması ve düzenli ilaç kullanımının yaşam süresini uzattığını vurgulayan Kemaloğlu, hastanın tedavi sürecinde hekim-hasta güven ilişkisinin önemli katkı sağladığını dile getirdi. Kemaloğlu şu şekilde konuştu,</p>

<blockquote>
<p>"Başından beri aramızda güçlü bir güven oluştu. Kendi ülkesinde randevu almak için uzun süre beklediğini ve ameliyat olamayacağını söyledi. Bizim cesur yaklaşımımız onun da hoşuna gitti. Kendisi de cesur bir hastaydı ve bu riski aldı. Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz sonuçtan memnunuz."</p>
</blockquote>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/doktorlar-12-ay-omur-bicmisti-careyi-antalyada-buldu</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/antalyada-careyi-buldu-doktorlar-12-ay-omur-bicti.jpg" type="image/jpeg" length="66275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser tedavisinde doğru beslenme neden kritik?]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/kanser-tedavisinde-dogru-beslenme-neden-kritik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/kanser-tedavisinde-dogru-beslenme-neden-kritik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser tedavisinde kişiye özel planlanan beslenme; kilo kontrolünden bağışıklığın desteklenmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına kadar kritik bir rol üstleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye'de çok sayıda insanı etkileyen kanser sürecinde doğru beslenme yaklaşımı, tedavi başarısını doğrudan etkileyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Liv Hospital Ulus Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Özge Naz Kazan, kanser hastalarında kişiye özel planlanan beslenme tedavisinin yalnızca kilo kontrolü için değil, tedaviye uyumun artırılması, bağışıklığın desteklenmesi ve yaşam kalitesinin korunması açısından da kritik rol üstlendiğini belirtti. Kanser tanısı alan hastaların yalnızca hastalıkla değil, tedavinin neden olduğu birçok yan etkiyle de mücadele ettiğini ifade eden Dyt. Özge Naz Kazan,</p>

<blockquote>
<p><i>"Kanser tedavisi sırasında vücudun enerji ve protein ihtiyacı artarken iştahsızlık, bulantı, kusma, tat ve koku değişiklikleri, ağız yaraları, yutma güçlüğü ve bağırsak düzenindeki değişiklikler yeterli beslenmeyi zorlaştırabiliyor. Oysa doğru planlanan beslenme tedavisi, hastanın bu süreci daha güçlü geçirmesine önemli katkı sağlıyor"</i></p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Kas kaybını önlemek tedavinin başarısını etkiliyor</h2>

<p>Kanser hastalarında istemsiz kilo kaybı ve kas erimesinin sık görüldüğünü vurgulayan Dyt. Kazan, özellikle protein alımının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Dyt. Kazan,</p>

<blockquote>
<p><i>Kas kütlesinin korunması, hastanın tedaviye dayanıklılığını artırırken iyileşme sürecini de olumlu etkiliyor. Günlük beslenmede yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, tavuk, yağsız etler ve kuru baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına mutlaka yer verilmelidir. Gerektiğinde hekim ve diyetisyen kontrolünde tıbbi beslenme ürünlerinden de destek alınabilir"</i></p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>İştahsızlık doğru yöntemlerle yönetilebilir</h2>

<p>Tedavi sürecinde iştahsızlığın en sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğuna dikkat çeken Dyt. Kazan, büyük porsiyonlar yerine küçük ve sık öğünlerin tercih edilmesini önerdi. Dyt. Kazan,</p>

<blockquote>
<p><i>"İştahın daha iyi olduğu saatlerde ana öğünlerin planlanması, sevilen besinlerin tercih edilmesi ve öğünlerin enerji ile protein açısından zenginleştirilmesi günlük besin alımını artırabilir. Amaç hastanın ihtiyacını mümkün olduğunca karşılayabilmektir"</i></p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Bulantı ve tat değişikliklerinde beslenme düzeni önemli</h2>

<p>Kemoterapi başta olmak üzere bazı tedavilerin bulantı ve tat değişikliklerine neden olabileceğini belirten Kazan, bu dönemde beslenme alışkanlıklarında küçük değişikliklerin büyük rahatlama sağlayabileceğini ifade ederek şöyle devam etti:</p>

<blockquote>
<p><i>"Yağlı ve yoğun kokulu yiyeceklerden uzak durulmalı, besinler mümkünse oda sıcaklığında ya da soğuk olarak tüketilmeli, küçük porsiyonlarla sık beslenilmeli ve sıvı tüketimi ihmal edilmemelidir. Bu öneriler tedaviye bağlı şikâyetlerin hafiflemesine yardımcı olabilir."</i></p>
</blockquote>

<h2>Yeterli sıvı alımı iyileşmeyi destekliyor</h2>

<p>Su tüketiminin tedavi sürecindeki önemine değinen Dyt. Özge Naz Kazan, yeterli sıvı alımının böbrek fonksiyonlarının korunması, kabızlığın önlenmesi ve genel sağlık durumunun desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Dyt. Kazan, <i>"Hastaların sıvı ihtiyacı uygulanan tedaviye ve mevcut sağlık durumuna göre değişebilir. Bu nedenle günlük sıvı tüketimi mutlaka hekim ve diyetisyen önerileri doğrultusunda planlanmalıdır"</i> dedi.</p>

<h2>Besin güvenliği en az beslenme kadar önemli</h2>

<p>Kanser tedavisi gören bireylerde bağışıklık sisteminin baskılanabileceğini belirten Kazan, enfeksiyon riskini azaltmak için gıda güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Dyt. Kazan,</p>

<blockquote>
<p><i>"Eller yemek hazırlamadan önce mutlaka yıkanmalı, sebze ve meyveler iyi temizlenmeli, et, tavuk, balık ve yumurta uygun sıcaklıkta pişirilmeli, çiğ veya az pişmiş hayvansal ürünlerden kaçınılmalı ve son kullanma tarihi geçmiş hiçbir gıda tüketilmemelidir"</i></p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Tek tip kanser diyeti yoktur</h2>

<p>Toplumda yaygın olarak paylaşılan olağanüstü diyetler veya tek tip beslenme önerilerinin bilimsel karşılığı olmadığını ifade eden Dyt. Özge Naz Kazan, her hastanın ihtiyaçlarının birbirinden farklı olduğunun altını çizdi.</p>

<blockquote>
<p><i>"Kanserin türü, evresi, uygulanan tedavi yöntemi, hastanın yaşı, ek hastalıkları ve beslenme durumu birbirinden farklıdır"</i> diyen Dyt. Kazan, <i>"Bu nedenle herkes için geçerli tek bir kanser diyeti bulunmamaktadır. İnternet ve sosyal medyada yer alan bilimsel dayanağı olmayan beslenme önerileri tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir. En doğru yaklaşım, kişiye özel hazırlanmış tıbbi beslenme tedavisidir"</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Erken beslenme desteği tedaviyi güçlendiriyor</h2>

<p>Kanser tedavisinde beslenmenin yalnızca destekleyici değil, tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Dyt. Özge Naz Kazan, sözlerini şöyle tamamladı: <i>"Yeterli ve dengeli beslenme; tedaviye uyumu artırır, kas ve kilo kaybını önlemeye yardımcı olur, bağışıklık sistemini destekler ve yaşam kalitesini korur. Bu nedenle tedavi sürecinde ortaya çıkan beslenme sorunlarının erken dönemde değerlendirilmesi ve kişiye özel beslenme tedavisinin planlanması, başarılı bir tedavi sürecinin vazgeçilmez unsurlarından biridir."</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/kanser-tedavisinde-dogru-beslenme-neden-kritik</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 01:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/kanserrrr.jpg" type="image/jpeg" length="96021"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz güneş kremi kullanımına dikkat! Alerjik reaksiyonlar kaçınılmaz olabilir]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/bilincsiz-gunes-kremi-kullanimina-dikkat-alerjik-reaksiyonlar-kacinilmaz-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/bilincsiz-gunes-kremi-kullanimina-dikkat-alerjik-reaksiyonlar-kacinilmaz-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar yanlış güneş kremi seçiminin ciltte kabarma ve yanmaya yol açabileceğini belirtirken, ürünlerin kullanılmadan önce küçük bir bölgede test edilmesini öneriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan güneş ışınlarına karşı cildi korumak amacıyla sıklıkla tercih edilen güneş kremleri konusunda uzmanlardan uyarılar geldi. Kırşehir'de kozmetik işletmeciliği yapan Hüseyin Kılıçoğlu, bilinçsiz ürün kullanımının cilt sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirterek doğru seçim yapılmasının önemine dikkat çekti. İnsanların cilt yapıları ile bünyelerinin birbirinden farklı olduğunu ifade eden Kılıçoğlu, piyasadaki farklı içeriklere sahip markaların her cilt tipine hitap etmeyebileceğini vurguladı.</p>

<h2>Ciltte kabarma ve kaşıntıya yol açabilir</h2>

<p>Yanlış ürün seçiminin bazı ciltlerde alerjik reaksiyonları tetikleyebileceğine işaret eden Kılıçoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<blockquote>
<p><i>"İnsanların bünyeleri değişkenlik gösterir. Her marka güneş kremi bütün cilt tiplerine uygun olmayabilir. Bazı ürünler bazı ciltlerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Ciltte kabarma, kaşıntı, renk değişikliği ve yanma gibi sorunlar yaşanabilir. Bu nedenle güneş kremini kullanmadan önce küçük bir bölgede test edilmesi faydalı olacaktır"</i></p>
</blockquote>

<h2>Test etmeden kullanmayın</h2>

<p>Güneş kremlerinin ilk defa uygulanacağı zaman küçük bir bölgede denenmesi gerektiğinin altını çizen Kılıçoğlu,</p>

<blockquote>
<p><i>"Eğer herhangi bir olumsuz tepki oluşmuyorsa yüzünüze leblebi tanesi kadar ürün uygulayabilirsiniz"</i></p>
</blockquote>

<p>diyerek doğru kullanım miktarını aktardı. Cilt temizliğinde de dikkatli olunması gerektiğini belirten Kılıçoğlu, kuru cilde sahip kişilerin sabun kullanımından kaçınması gerektiğini aktararak,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><i>"Sabun kuru ciltleri daha fazla kurutabilir. Karma ve yağlı ciltlerde ise daha iyi sonuç verebilir"</i> </p>
</blockquote>

<p>fadelerini kullandı.</p>

<h2>SPF faktörleri ve düzenli kullanım uyarısı</h2>

<p>Ürünlerin koruma faktörlerine de değinen Kılıçoğlu,</p>

<blockquote>
<p><i>"Güneş kremlerinde yer alan 30 ve 50 SPF (koruma faktörü) seçenekleri kullanım süresiyle ilgilidir. Güneş kremlerinin yalnızca yaz aylarında değil, güneşe maruz kalınan her dönemde düzenli olarak kullanılması gerekir"</i></p>
</blockquote>

<p>diyerek açıklamalarını tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/bilincsiz-gunes-kremi-kullanimina-dikkat-alerjik-reaksiyonlar-kacinilmaz-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/gunes-kremi-1.jpg" type="image/jpeg" length="34240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınların korkulu rüyası idrar kaçırma kader değil: Uzmanlardan uyarı]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/kadinlarin-korkulu-ruyasi-idrar-kacirma-kader-degil-uzmanlardan-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/kadinlarin-korkulu-ruyasi-idrar-kacirma-kader-degil-uzmanlardan-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her iki kadından birini etkileyen idrar kaçırma sorunu yaşlanmanın doğal bir sonucu sayılmaz. Uzmanlar utanma duygusunun tedaviye engel olmaması gerektiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ve Türkiye'de milyonlarca kadının yaşam kalitesini olumsuz etkileyen idrar kaçırma problemi, uzmanlar tarafından yeniden masaya yatırıldı. Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Prof. Dr. Muhammet Murat Dinçer, Uzm. Dr. Ayşe Demirden ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özlem Yüksel Aybek, rahatsızlığın tetikleyici nedenleri, tedavi yöntemleri ve yaz aylarında artış gösteren vajinal enfeksiyon riskleri konusunda önemli uyarılarda bulundu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Muhammet Murat Dinçer, idrar kaçırmanın cinsiyete göre farklılık gösterdiğini vurgulayarak,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><i>"Kadınlarda en sık gördüğümüz idrar kaçırma tipi; stres tipi olarak tabir ettiğimiz karın içi basıncını artıran öksürme, ıkınma, ağır bir cisim kaldırma gibi durumlarda olan idrar kaçırmadır. 2’nci sıklıkla görülen ani sıkışma tipi, bazı hastalarda da bu 2 idrar kaçırma tipi bir arada olur. Bunun dışında tipler sayılabilir. Nörolojik hastalıklara bağlı gelişenler vs. Erkeklerde daha çok ani sıkışma tipi idrar kaçırmayı görüyoruz. Erkeklerde prostat var ve bu organın yaşlanmayla ortaya çıkardığı bir takım sorunlar var"</i></p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Her iki kadından biri bu sorunu yaşıyor</h2>

<p>Kadınlarda görülme oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dinçer,</p>

<blockquote>
<p><i>"Kadınlar özelinde görülme oranı yüzde 46 ila 50’lerde, her 2 kadından biri hayatının bir döneminde idrar kaçırmayla ilgili sorun yaşıyor. Yayınlara, bilimsel araştırmalara göre bu hastaların ancak 4’te birini görüyoruz. Niye böyle; birçok hasta başvurmuyor. Kadınlar için bu sorun oldukça ciddi. Erkekler bu konuda hassaslar, tedavi konusunda çok daha ısrarcılar. Erkekler, hemen hemen tamamına yakını eğer idrar kaçırma olduysa doktora başvuruyor. Aşırı aktif mesane olan kadınların yüzde 50’si idrar kaçırıyor, erkeklerin yüzde 16’sı. Nörojenik bir hastalığın ilk bulgusu olabilir. Multipl Skleroz (MS), ilk bulgusu bu olabilir, birçok hastalık var. Hastaları sorgularken gerekirse nöroloji konsültasyonu istiyoruz. Genç yaşlarda aniden ortaya çıkan idrar kaçırma her meslektaşım için uyarıcı bir faktör. Pelvik taban kaslarını güçlendirmek için çok etkin egzersizler var"</i></p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>Kilo kaybı semptomları ciddi oranda geriletiyor</h2>

<p>Hayat kalitesini bozan bu durumla baş etme yöntemlerine değinen Dinçer, şu bilgileri paylaştı:</p>

<blockquote>
<p>"Hanımlar için pelvik tabanı bozmayacak şekilde bağırsak alışkanlığını düzeltmek, bir takım tuvalet alışkanlıklarını yerleştirmek ve basit bir takım günlük yapabilecekleri egzersizlerle bu sorunların önüne geçmek mümkün. Kilo almamak, egzersiz yapmak lazım, yürüyüşler. Semptomatik bir hastayı düşünelim, yüzde 10 kilo kaybı yaşadığında semptomlar yüzde 30 geriliyor. Tedavide egzersizler bir seçenek ama her hasta için uygun değil. Uygun olan bir hasta varsa ortalama 6-9 ay içinde sonuç alabilir. Sürdürülebilir olması için düzenli olarak devam etmesi gerekli. Ani sıkışma tipi olan hastalarda ilaç tabi ki işe yarıyor ama en sık görülen stres tipte tedavi temel olarak cerrahi. Cerrahide seçenekler var; mesane içine yaptığımız bir takım enjeksiyonlar var, askı cerrahileri var. Ameliyat oluyorlar, ertesi gün kaçırmıyorlar, ağlayarak gelen hastalarımız var"</p>
</blockquote>

<h2>Yaşlanmanın doğal bir süreci değildir</h2>

<p>İdrar kaçırmanın yaşla ilişkisini değerlendiren Uzm. Dr. Ayşe Demirden ise şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>"Yaş ilerledikçe sıklığı artsa bile idrar kaçırma yaşlanmanın doğal bir süreci değildir. Birçok kadın bunun doğuma ve yaşlanmaya bağlı olduğunu düşündüğü ve ya utanıp çekindiği için doktora başvuramıyor oysa etkili tedavi seçenekleri bulunmakta. En sık gördüğümüz; öksürürken, hapşırırken, gülerken, merdiven çıkarken ya da egzersiz yaparken olan stres tipi idrar kaçırmadır. Bir diğer tip; ani sıkışma hissiyle eşlik eden sıkışma tipi. Bazı kadınlarda bu 2 tipi birlikte görebiliyoruz. Gebelik, doğum sayısı, menopoz, fazla kilo, sigara kullanımı, kabızlık, öksürük, ağır yük kaldırma vs. bunlar riski artırabiliyor. Başvuru olmamasının en büyük sebebi; utanıyor olması bunun normal olarak değerlendiriyor olması"</p>
</blockquote>

<h2>"Hiçbir idrar kaçırma normal olarak değerlendirilemez"</h2>

<p>Tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını belirten Uzm. Dr. Demirden,</p>

<blockquote>
<p>"Tedavi tamamen hastaya özeldir, her hastaya ameliyat gerekmiyor. Yaşam tarzı değişikliklerinden pelvik taban egzersizlerine kadar ilaç ve cerrahi işlemler gibi çeşitli tedavi seçeneklerimiz mevcut. Hiçbir idrar kaçırma normal olarak değerlendirilemez. Obezite de ne yazık ki kadın sağlığını çok olumsuz etkiliyor. Artan kilo nedeniyle pelvik taban kasları zayıflıyor ve ne yazık ki hasta idrar kaçırmayla karşımıza geliyor. Sigaranın her yerde olduğu gibi kadın sağlığına da olumsuz etkisi var. İdrar kaçırma şikayeti olan hastalarda özellikle sorguluyoruz ve tedavi sürecinde de mutlaka sigarayı bırakmasını öneriyoruz. Her kadın hiçbir şikayeti olmasa bile yılda bir jinekolojik muayeneye gelmek zorundadır, gelmelidir. İdrar kaçırmada erken tanı ve doğru tedavi çok önemli. Şikayeti olan her hasta lütfen utanmadan, çekinmeden bir kadın hastalıkları uzmanına başvursun"</p>
</blockquote>

<p>uyarısında bulundu.</p>

<h2>Yaz aylarında vajinal enfeksiyon riskine dikkat</h2>

<p>Sıcak havalarda artış gösteren enfeksiyonlara dikkat çeken Uzm. Dr. Özlem Yüksel Aybek ise şu değerlendirmeleri yaptı:</p>

<blockquote>
<p>"Her akıntı vajinal enfeksiyon değildir, kadınlarımız çok sık karıştırıyorlar. Şeffaf, beyaz renkli kokusu olmayan akıntılar genellikle normaldir. Önce detaylı muayene ediyoruz, öykülerini alıyoruz. Özellikle yaz aylarındayız, kadınlarda vajinal akıntı şikayetleri artıyor. Vajinal enfeksiyonların en sık sebebi; hava sıcaklığı, artan nem, terleme, özellikle yüzme sonrası ıslak mayoyla kalınmasıdır. Düzenli bakımı yapılmayan havuzlarda da enfeksiyon riski artabilir. Enfeksiyonlardan korunmak için yüzme sonrası mutlaka kuru kıyafetlere geçilmesi, pamuklu iç çamaşırların tercih edilmesi, genital bölgenin kuru tutulması önemlidir. Ayrıca rastgele ilaç kullanılmaması gerekir, bizim önerdiğimiz ilaçları kullansınlar. Basit ilaçlarla tedavi edecekken enfeksiyon daha dirençli duruma geçiyor. Özellikle tatil sonrası ‘Hocam havuza, denize girdik, akıntılarımız arttı’ ifadeleri bu dönemde artmış durumda. Enfeksiyon dirençli ise ağızdan alınacak antibiyotiklerle de desteklemek gerekir. Hatta çok çok ileri durumlarda artık damardan antibiyotikler vermek gerekebilir"</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/kadinlarin-korkulu-ruyasi-idrar-kacirma-kader-degil-uzmanlardan-uyari</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 23:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/idrar-kacirma.jpg" type="image/jpeg" length="47431"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da yaz sıcaklığına sistit uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-yaz-sicakligina-sistit-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-yaz-sicakligina-sistit-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da özel bir hastanede görev yapan Op. Dr. Egemen İşgören yaz sıcaklığının da etkisiyle artan sistit vakalarıyla ilgili uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi, tatil ve deniz keyfinin yanı sıra bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle kadınların sık karşılaştığı idrar yolu enfeksiyonlarından sistit, yaz aylarında artan sıcaklık, deniz ve kumla temas, yetersiz sıvı alımı ve hijyen zorlukları nedeniyle daha sık görülebiliyor. sistitin anatomik yatkınlık nedeniyle kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü belirten İşgören, bakterilerin idrar kesesine dışarıdan idrar kanalı yoluyla, dış genital organlardan, bağırsaklardan veya böbreklerden ulaşabildiğini kaydetti.</p>

<h2>''Kadınlarda sık görülüyor''</h2>

<p>Yaz aylarında artan sıcaklık, deniz ve kumla temas, yetersiz sıvı tüketimi ve hijyen zorlukları, özellikle kadınlarda sık görülen sistit vakalarının artmasına neden olabiliyor. Sistitin doğru tedavi edilmemesi halinde enfeksiyonun böbreklere kadar ilerleyebileceğini belirten Üroloji Uzmanı Op. Dr. Egemen İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Tekrarlayan sistitlerde altta yatan sebepler mutlaka araştırılmalı ve tedaviye devam edilmelidir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>10 kadından 6'sında görülüyor</h2>

<p><br />
Antalya'da özel bir hastanede görev yapan Op. Dr. Egemen İşgören, yaz aylarında artış gösteren sistit vakalarına dikkat çekerek, Sistitin, idrar yolu enfeksiyonları arasında en sık rastlanan rahatsızlık olduğunu söyledi aynı zamanda, hastalığın tekrarlamasını önlemek için alınması gereken önlemlerden bahsetti,</p>

<blockquote>
<p>"Sistit, idrar yolu enfeksiyonları arasında en sık rastlananıdır. Her 10 kadından yaklaşık 6'sında görülen bu rahatsızlık, birçok nedenle ortaya çıkabilir. Doğru bir tedavi programı ile şikayetlerden kurtulmak mümkündür. Ancak tedavi edilmezse enfeksiyon böbreklere yayılabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle tekrarlayan sistitlerde altta yatan sebepler mutlaka araştırılmalı ve tedaviye devam edilmelidir. İdrar yaparken ağrı, yanma ve sık idrara çıkma ile seyreden sistit bir idrar yolu enfeksiyonudur. Nadir de olsa sistit doğru tedavi edilmezse, böbreklere kadar ilerleyerek, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>''Hastalık genellikle birden gelişmekte''</h2>

<p><br />
Sistitin mikrobik ve mikrobik olmayan olmak üzere iki türde görüldüğünü aktaran İşgören, mikrobik sistitlerin akut, yani ani başlangıçlı ve kısa süreli, ya da tekrarlayan ve uzun seyirli kronik sistit şeklinde ortaya çıkabildiğini söyledi. Hastalığın genellikle aniden geliştiğini belirten İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Hastalık genellikle birden gelişmekte ve sık sık idrara gitme, idrar yaparken yanma, bazen karın ağrısı, idrarda kanama gibi şikayetlere neden olabilmektedir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<h2>Tedavi uygun şekilde yürütülmeli</h2>

<p><br />
Akut sistitte idrar yapmada zorluk, idrar yaparken yanma ve sızlama, sık ve az miktarda idrara çıkma, idrarda kan görülmesi ve karnın alt kısmında rahatsızlık hissi gibi belirtilerin ortaya çıkabildiğini anlatan İşgören, uygun antibiyotiğin yeterli süre kullanılmamasının ve hastaların hekime danışmadan bilinçsiz ilaç kullanmasının tekrarlayan sistitin en sık görülen nedenleri arasında yer aldığını bildirdi.</p>

<p>Tedavinin uygun şekilde sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Yeteri kadar uzun sürede uygun antibiyotik kullanılmaması ve hastaların şikayetler başlar başlamaz hekime danışmadan bilinçsiz ilaç kullanması tekrarlayan sistitin en sık görülen sebeplerindendir"</p>
</blockquote>

<p>şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="A W753336 01" class="detail-photo img-fluid" height="1706" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/a-w753336-01.jpg" width="2560" /></p>

<p><br />
Tekrarlayan sistitin altında farklı sağlık sorunlarının bulunabileceğini belirten İşgören, idrar yollarında taş ve tümör, idrar kesesinin sinirsel çalışma bozuklukları, idrar kesesinden böbreğe idrar kaçağı olarak bilinen reflü, büyümüş prostat, kadınlarda mesane sarkması, idrar yollarında darlık ve işeme bozukluklarının hastalığın nedenleri arasında yer aldığını söyledi. İşgören, kronik kabızlık, kadınlarda menopoz, bazı doğum kontrol ilaçları ve vajinal enfeksiyonların da tekrarlayan sistite neden olabildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Ağrılı mesane sendromu </h2>

<p>Mikrobik olmayan sistitin "Ağrılı Mesane Sendromu" olarak da adlandırıldığını belirten İşgören, bu hastalıkta mesane çeperinin önemli ölçüde kalınlaştığını ve mesanenin çalışma kapasitesinin sınırlandığını bildirdi. Hastalığın nedeninin tam olarak bilinmediğini kaydeden İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"İdrar kesesini döşeyen ve idrarın daha içerideki tabakalara geçmesini engelleyen örtünün çeşitli nedenlerle hasar görmesi ve idrarın iç tabakalara nüfuz ederek kimyasal iltihaba sebep olması olarak açıklanabilir. Hastalarda genellikle uzun zaman içerisinde yavaş yavaş artarak ilerleyen sık idrara gitme, gece sık idrara kalkma, idrarını hissettiğinde göbek altında ağrı yakınmaları olur. En önemli belirti ağrıdır. Ağrı; idrar yapınca hafifler. İdrarın uzun süre tutulması halinde ağrıyla birlikte idrarda kanamalar olabilir. Sebep bakteriler olmadığı için antibiyotiklerden hastalar fayda görmez"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>''Tedavi edilse bile tekrarlanacaktır''</h2>

<p><br />
Uzun süreli ve sık tekrarlayan sistitlerde uzman yardımı alınması gerektiğini vurgulayan İşgören, taş hastalığı, bazı tümörler, erkeklerde prostat bezi hastalıkları, idrar sisteminde tıkanıklık ve genişlemeler ile mesanenin çalışmasında sinir sistemi problemine bağlı aksaklıkların araştırılması gerektiğini söyledi. İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Bunların mutlaka araştırılıp ortaya çıkarılması ve tekrarlayan enfeksiyona neden olan etken neyse bu problemin tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde enfeksiyon, iltihaplanma tedavi edilse bile tekrarlayacaktır. Tedavide hastanın şikayetleri başladığında idrar kültürü yapılmalı ve antibiyotik kullanımına kültür alındıktan sonra başlanmalıdır"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.<br />
Bireylerin hijyenine dikkat etmesi, kabızlık varsa giderilmesi ve işeme bozukluğu şikayeti bulunuyorsa tedavi edilmesi gerektiğini belirten İşgören, bilinçli tedaviye rağmen enfeksiyonun tekrarlaması halinde uzun süreli baskılayıcı idrar yolları antiseptiklerinin, uygun antibiyotiklerin ve gerekirse hormonal ilaç tedavisinin kullanılabileceğini kaydetti.</p>

<h2>Bol bol sıvı tüketilmeli! </h2>

<p>Sistitten korunmak için özellikle su olmak üzere bol miktarda sıvı tüketilmesi gerektiğini belirten İşgören, bunun kemoterapi veya radyasyon tedavisinin ardından, özellikle tedavi günlerinde önemli olduğunu ifade etti. İdrar yapma isteği hissedildiğinde tuvalete gitmenin geciktirilmemesi gerektiğini kaydeden İşgören, dışkılama sonrasında temizliğin önden arkaya doğru yapılmasının anal bölgedeki bakterilerin vajinaya ve üretraya yayılmasını önlediğini söyledi. Enfeksiyona yatkın kişilerin banyo yapmak yerine duş almasının enfeksiyonları önlemeye yardımcı olabileceğini belirten İşgören, genital bölge çevresindeki cildin nazikçe yıkanması, sert sabunların kullanılmaması ve cildin sert şekilde temizlenmemesi gerektiğini bildirdi. Cinsel ilişkinin ardından mesanenin mümkün olan en kısa sürede boşaltılması gerektiğini ifade eden İşgören,</p>

<blockquote>
<p>"Bakterileri temizlemeye yardımcı olması için de dolu bir bardak su için. Genital bölgede deodorant spreyleri veya hijyen ürünleri kullanmaktan kaçının. Bu ürünler üretrayı ve mesaneyi tahriş edebilir. Yaz aylarında bu basit önlemlere dikkat edilerek sistit riski önemli ölçüde azaltılabilir. Şikayetler tekrarlıyorsa gecikmeden bir üroloji uzmanına başvurulması gereklidir"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-yaz-sicakligina-sistit-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/yaz-sicakliklarinda-sistit-vakalari.jpg" type="image/jpeg" length="97096"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanlıktan ünlü peynir markası için toplatma kararı!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/bakanliktan-unlu-peynir-markasi-icin-toplatma-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/bakanliktan-unlu-peynir-markasi-icin-toplatma-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, bir vatandaşın şikâyeti üzerine yapılan incelemede mikrobiyolojik kriterlere uygun olmadığı tespit edilen ünlü bir markanın "Olgunlaştırılmış Klasik Kırık Beyaz Peynir" ürünlerinin piyasadan toplatılarak imha edildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı, kamuoyunda listeria bakterisi iddialarıyla gündeme gelen ünlü bir peynir markasına ait ürünle ilgili açıklama yaptı. Bakanlığın verdiği bilgiye göre süreç, 16 Haziran 2026 tarihinde Alo 174 Gıda Hattı'na yapılan bir şikâyet üzerine başlatıldı. Laboratuvar analizleri sonucunda söz konusu ürünün Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği'ne uygun olmadığı tespit edildi. Bunun üzerine ilgili parti numarasına ait ürünlerin piyasadan toplatılarak imha edilmesine karar verildi. Ayrıca üretici işletmeye idari para cezası uygulandığı bildirildi.</p>

<h2>Benzer ürünler de incelemeye alındı</h2>

<p>Bakanlık, denetimlerin yalnızca ilgili partiyle sınırlı kalmadığını belirterek üretici firmanın benzer ürünlerinden de numuneler alındığını açıkladı. Bakanlığın açıklamasında, </p>

<blockquote>
<p>"Denetim kapsamında, şikâyete konu olan Tahsildaroğlu markalı, 290625 parti numaralı Olgunlaştırılmış Klasik Kırık Beyaz Peynir ürününden numune alınarak ivedilikle Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne gönderilmiştir"</p>
</blockquote>

<p>ifadeleri yer aldı.</p>

<p>Ayrıca üretici işletmeye idari para cezasının uygulandığı ve 290625 parti numaralı ürünler imha edilmek üzere piyasadan toplatıldığının belirtildiği açıklamada şu ifadeler yer aldı:</p>

<blockquote>
<p>"Ayrıca ilgili işletmenin denetim sıklığı artırılarak, üretmiş olduğu benzer ürünlerden numuneler alınmış olup, numunelerin analiz süreci devam etmektedir. Uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda gerekli yasal işlemler tesis edilecektir. Ayrıca ilgili işletmenin denetim sıklığı artırılarak, üretmiş olduğu benzer ürünlerden numuneler alınmış olup, numunelerin analiz süreci devam etmektedir. Uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda gerekli yasal işlemler tesis edilecektir."</p>
</blockquote>

<h2>Listeria bakterisi nedir?</h2>

<p>Listeria monocytogenes, gıda kaynaklı enfeksiyonlara neden olabilen bir bakteri türü olarak biliniyor. Bakteri özellikle süt ve süt ürünleri, çiğ et ile işlenmiş et ürünlerinde görülebiliyor. Bu bakterinin neden olduğu enfeksiyon ise listeriyoz olarak adlandırılıyor. Özellikle hamileler, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişiler açısından daha ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/bakanliktan-unlu-peynir-markasi-icin-toplatma-karari</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/peynir-toplatma.png" type="image/jpeg" length="50043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da rahim nakli yapılan hastada organ reddi gelişti]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde 18 Temmuz'da gerçekleştirilen kadavradan rahim naklinde, immünolojik organ reddi gelişmesi üzerine nakledilen rahim, hastanın yaşamını riske atmamak amacıyla ameliyatın ikinci gününde çıkarıldı. Hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi'nde 18 Temmuz'da kadavradan alınan organların nakledildiği hastalardan birine gerçekleştirilen rahim naklinde, immünolojik nedenlere bağlı organ reddi geliştiği bildirildi. Hastaneden yapılan açıklamada, aynı tarihte donörden alınan 1 kalp, 2 böbrek, 1 karaciğer, 2 kornea ve 1 rahmin, gerçekleştirilen başarılı ameliyatlarla uygun alıcılara nakledildiği belirtildi. Açıklamada, nakil sürecinin ilgili ekiplerin koordinasyonuyla gerçekleştirildiği ve organların uygun hastalara ulaştırıldığı ifade edildi.</p>

<p><img alt="Aw751361 01 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/aw751361-01-1.jpg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İmmünolojik nedenlere bağlı organ reddi </h2>

<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü'nün yapmış olduğu açıklamada,</p>

<blockquote>
<p>"Doku uyumunun tam olduğu M.B. isimli hastamıza nakledilen rahimde, immünolojik nedenlere bağlı organ reddi gelişmiştir. Hastamızın yaşamını riske atmamak amacıyla, nakledilen rahim ameliyatın ikinci gününde çıkarılmak zorunda kalınmıştır. Genel sağlık durumu iyi olan hastamızın tedavisi servisimizde devam etmektedir"</p>
</blockquote>

<p>diye ifade edildi. Aynı zamanda organ bağışıyla birçok hastaya umut olan donörün ailesine başsağlığı dilekleri iletilirken, gerçekleştirilen nakillerle tedavileri devam eden hastalara acil şifa temennisinde bulunuldu. Hastane yönetimi, organ bağışının önemine dikkat çekerek, bağış sayesinde birçok hastamızın yeniden yaşam umudu bulduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-rahim-nakli-yapilan-hastada-organ-reddi-gelisti</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 02:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/organ-nakli-1.jpg" type="image/jpeg" length="25281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ünlü tiyatrocu diz ağrılarına robotik cerrahi çözümü Antalya'da buldu]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/unlu-tiyatrocu-diz-agrilarina-robotik-cerrahi-cozumu-antalyada-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/unlu-tiyatrocu-diz-agrilarina-robotik-cerrahi-cozumu-antalyada-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da 5 bin kişiye sahne aldıktan sonra Antalya'ya gelerek iki dizinden aynı anda yapay zeka destekli robotik cerrahiyle protez ameliyatı olan sanatçı Sabri Özmener (65), yıllardır çektiği 'meslek hastalığı' olarak adlandırdığı ağrılarından kurtuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Devlet Tiyatroları'ndaki 41 yıllık meslek hayatının ardından emekli olan tiyatro sanatçısı ve yönetmen Sabri Özmener, uzun süredir yaşadığı ileri derece eklem kireçlenmesi ve bacak eğriliği nedeniyle Antalya'da ameliyat edildi. Antalya'da bir özel hastanede gerçekleştirilen ameliyatta, yapay zeka destekli robotik cerrahi yöntemi kullanılarak sanatçının her iki dizine aynı anda protez yerleştirildi.</p>

<h2>Robotik cerrahiyle milimetrenin onda biri hassasiyetinde çifte diz protezi</h2>

<p>Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Cengiz Yılmaz, hastanın bacaklarında 'genu varum' olarak bilinen yapısal ve dışa doğru ciddi eğrilik olduğunu, sanatçı Özmener'in bir dizinde 18,5 derece, diğer dizinde ise 14 dereceye yakın varus deformitesi bulunduğunu kaydetti. Gelişen teknolojiyle protez operasyonlarında robotik cerrahi dönemine geçildiğini belirten Op. Dr. Yılmaz, yapay zeka destekli diz ameliyatının teknik detaylarını paylaştı. Ameliyat öncesinde diz ekleminin mevcut yapısını görebilmek amacıyla tomografi çektiklerini ifade eden Op. Dr. Yılmaz,</p>

<blockquote>
<p>“Tomografiyi Amerika'ya yapay zekaya gönderiyoruz. Orada dizine konulacak protezlerin planlaması yapılıyor. Bacağının mevcut deformitesinin eğriliğinin açıları ölçülüyor. O açılara uygun, dizini düzeltecek şekilde ve üstüne rahat basmayı sağlayacak ideal açılarda protezin yerleştirilmesini sağlıyor"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu. Robotik cerrahinin kemik kesilerinde hata payını minimuma indirdiğini ve protez ömrünü uzattığını vurgulayan Op. Dr. Yılmaz,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Robotun iyi tarafı, kemik kesilerini yaparken milimetrenin onda biri kadar hassasiyetle kemik kesisini yapabilmesi. Ayrıca bizim 30 yıllık tecrübemiz de robotla birleşiyor. Sonuç daha iyi, hasta yürümesinden daha memnun çok daha konforlu hale gelebiliyor"</p>
</blockquote>

<p>İki dizin aynı anda ameliyat edilmesinin her hastada tercih edilmediğine dikkati çeken Op. Dr. Yılmaz, iki taraflı operasyonların kriterlerine değindi. Yaşı ilerlemiş hastalarda bu uygulamayı tercih etmediklerini belirten Op. Dr. Yılmaz,</p>

<blockquote>
<p>“Özellikle yaşlı hastalarda hiçbir zaman önermiyoruz. Ama Sabri Bey gibi genç, dinamik, hareketli kişilerde yapıyoruz. Aylık ortalama 30 diz ameliyatı yapıyorsak bazen iki tarafı aynı anda yaptığımız oluyor"</p>
</blockquote>

<p></p>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>39 yıllık diz ağrısı ameliyatla son buldu</h2>

<p>Geç yaşta başladığı dans ve bale çalışmaları, ayrıca kumda oynadığı futbol maçları nedeniyle dizlerinde zamanla ciddi aşınma ve yıpranma oluştuğunu ifade eden Özmener, ameliyat öncesindeki süreci anlattı. Sahnede gösterdiği yüksek performansa rağmen arka planda uzun yıllardır büyük ağrılar çektiğini, sağ dizinden 1987 yılında geçirdiği operasyonun ardından sol dizine fazla yük binerek deformasyonun arttığını kaydeden Özmener,</p>

<blockquote>
<p>“Dizlerim meslek hastalığı. Çok geç yaşta dans etmeye başlayıp çok zorladığım için bu hale geldi. Ayrıca bale eğitimi de almaya çalıştım açığı kapatmak için. O arada dizlerimi çok yıpratmışım. Sağ dizimden 1987 yılında ameliyat olmuştum. Ondan sonra tabii sola yüklene yüklene o dizim de doğal olarak deforme oldu. Eskiden akşam eve geldiğimde mutlaka buz jelleri koyuyordum ayağıma, kremler sürüyordum, ağrı kesici alıyordum. Şimdi artık onlar olmayacak"</p>
</blockquote>

<p>  dedi.<img alt="Sanatcı Sabrı Ozmen" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/sanatci-sabri-ozmen.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Ameliyatını ardından ilk adımlarını attı</h2>

<p>Hastanedeki başarılı çifte diz operasyonunun ardından kısa sürede ayağa kalktığını belirten Özmener,</p>

<blockquote>
<p>“Hemen yürütmeye başladılar beni. Şimdi dizlerim birbirine değiyor. Yani bu dizler 20-25 yıldır birbirine dokunmuyordu. Ameliyattan uyandıktan sonra dizlerimi kıvırmaya, hareket ettirmeye başladım. Ertesi günü kaldırdılar, yürüteçle yürüttüler. Ondan sonra önce kısa mesafe, sonra koridorun sonuna kadar gittim. Ardından tek bastona indik bugün. Tek bastonla yürüyorum"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı. Diz ameliyatı sonrasındaki iyileşme evresinde rehabilitasyon sürecinin kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Özmener,</p>

<blockquote>
<p>“Buradaki en önemli konu ameliyattan sonra iyi hasta olmak, yani rehabilitasyona iyi cevap vermek. Fizik tedavi hareketlerini zamanında ve yerinde yapmak. Ameliyat sonrasında konfor kısmı ise kesin, ağrılarım olmayacak"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/unlu-tiyatrocu-diz-agrilarina-robotik-cerrahi-cozumu-antalyada-buldu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/robotik-cerrahiyle-milimetrenin-onda-biri-hassasiyetinde-cifte-diz-protezi.jpg" type="image/jpeg" length="16978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da uzmanından hayati uyarı: "Yaz mevsiminde gıda hijyenine dikkat edin"]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmanindan-hayati-uyari-yaz-mevsiminde-gida-hijyenine-dikkat-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmanindan-hayati-uyari-yaz-mevsiminde-gida-hijyenine-dikkat-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında yükselen hava sıcaklıklarının bakterilerin çoğalmasını hızlandırdığına dikkat çeken uzmanlar, özellikle mangal, piknik ve plajda tüketilen yiyeceklerin uygun koşullarda saklanmamasının besin zehirlenmelerine yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü Uzmanı Dr. Şirin Elmi, yaz aylarında artan hava sıcaklığının bakterilerin üreme hızını ciddi oranda artırdığını belirterek özellikle mangal partileri, plaj piknikleri ve uzun yolculuklarda yiyeceklerin uygun şartlarda saklanmaması nedeniyle besin zehirlenmeleri ile sık karşılaşıldığını belirtti.</p>

<p>Bu tür zehirlenmeler genellikle Salmonella, E. coli ve Staphylococcus gibi bakterilerden kaynaklandığının altını çizen Elmi,</p>

<blockquote>
<p>"Erken fark edildiğinde evde uygulanabilecek basit önlemlerle atlatılabilse de, bazı durumlarda ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle yaz mevsiminde gıda hijyenine her zamankinden daha fazla özen göstermek, hem kendinizi hem de ailenizi korumak açısından büyük önem taşıyor"</p>
</blockquote>

<p>dedi.</p>

<p><img alt="Besin Zehirlenmesi Antalya" class="detail-photo img-fluid" height="1706" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/fadime/besin-zehirlenmesi-antalya.jpg" width="2560" /></p>

<h2>Riskli gıdalara dikkat!</h2>

<p>Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzm. Dr. Şirin Elmi, yaz aylarında besin zehirlenmelerinden korunmanın yöntemlerini anlattı.</p>

<p>Uzm. Dr. Şirin Elmi,</p>

<blockquote>
<p>"Sıcak ve nemli hava, bakterilerin hızla çoğalması için ideal ortam oluşturur. Özellikle et, tavuk, mayonezli salatalar, süt ürünleri ve deniz ürünleri riskli gıdalar arasında yer alır. Yazın fark edilmeden tüketilen bozulmuş yiyecekler, mide bulantısı, kusma ve ishal gibi şikayetlere yol açabilir. Bazı vakalarda ise ciddi dehidrasyon ve hastaneye yatış gerektirebilir. Yaz keyfin bozacak besin zehirlenmesinden basit önlemlerle korunmak mümkündür. Hijyen kurallarına ve gıda güvenliğine dikkat ederek sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirilebilir"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<h2>Besin zehirlenmesinin belirtilerini sıraladı!</h2>

<p>Besin zehirlenmesinin şiddetli bulantı ve kusma başta olmak üzere karın ağrısı ve kramp, sulu veya kanlı ishal, baş ağrısı, ateş, halsizlik, kas ağrıları, ağız kuruluğu ve aşırı susama gibi belirtilerle kedisini gösterdiğini açıklayan Elmi, yaz aylarında besin zehirlenmesinden korunmak için önemli ipuçları verdi.</p>

<p>Gıdaların uygun sıcaklıkta saklanması gerektiğine vurgu yapan Elmi,</p>

<blockquote>
<p>"Buzdolabı sıcaklığını 4C’nin altında tutun. Sıcak havada bozulabilecek yiyecekleri 2 saatten fazla dışarıda bırakmayın. Özellikle mangalda etlerin iç kısmının da tamamen piştiğinden emin olun. Çiğ et ile pişmiş etleri aynı tabağa koymayın. Yemek hazırlamadan önce ve sonra ellerinizi sabunla en az 20 saniye yıkayın. Mutfak tezgahı ve ekipmanlarını temiz tutun. Mayonezli ve sütlü salataları buzdolabında saklayın ve aynı gün tüketin. Güneş altında uzun süre bekletmeyin"</p>
</blockquote>

<p>diye konuştu.</p>

<h2>Güvenilir gıda tüketimi vurgusu</h2>

<p>Özellikle yazın açıkta satılan yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini dile getiren Elmi,</p>

<blockquote>
<p>"Musluk suyu yerine şişelenmiş su tercih edin. Buzları da güvenilir kaynaklardan kullanın. Artan yemekleri en fazla 2 saat içinde buzdolabına kaldırın ve 1-2 gün içinde tüketin. Şüphe durumunda atın. Kusma ve ishal 24 saatten uzun sürerse, yüksek ateş, kanlı dışkı, şiddetli karın ağrısı veya idrar miktarında azalma olursa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması önemlidir. Özellikle çocuklarda ve yaşlılarda dehidrasyon çok hızlı ilerleyebilir"</p>
</blockquote>

<p>ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-uzmanindan-hayati-uyari-yaz-mevsiminde-gida-hijyenine-dikkat-edin</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/fadime/besin-zehirlenmesi-sicaklik.jpg" type="image/jpeg" length="47555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıp tarihinde yeni bir sayfa! Antalya'da 3. rahim nakli başladı]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/tip-tarihinde-yeni-bir-sayfa-antalyada-3-rahim-nakli-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/tip-tarihinde-yeni-bir-sayfa-antalyada-3-rahim-nakli-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada ilk kadavradan rahim naklini yapan Akdeniz Üniversitesi, Türkiye'nin üçüncü rahim nakli ameliyatına 36 yaşındaki hasta için başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya tıp literatüründe kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştirerek tarihi bir başarıya imza atan Akdeniz Üniversitesi, bu alandaki öncü rolünü sürdürüyor. Üniversite bünyesinde, Türkiye’nin üçüncü rahim nakli operasyonu için düğmeye basıldı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ın liderliğindeki uzman cerrahi ekip, anne olma hayali kuran 36 yaşındaki M.B. isimli hastayı sağlığına kavuşturmak adına ameliyata girdi. Dev operasyon için sabah saat 07.30 sularında teknik ve tıbbi hazırlıklara başlanırken, ameliyat saat 09.00 itibarıyla resmi olarak başlatıldı. Zorlu cerrahi işlemde, kadavradan temin edilen rahim dokusu alıcı M.B.'ye başarıyla transfer edilecek.</p>

<h2>Dünya literatüründeki Özkan tekniği yeniden devrede</h2>

<p>Akdeniz Üniversitesi bünyesinde ilk kez 2011 yılında kadavradan rahim naklinin başarıyla tamamlanması, küresel tıp dünyasında büyük bir devrim yaratmıştı. Operasyonu gerçekleştiren ekibin geliştirdiği cerrahi metodoloji, uluslararası tıp literatürüne "Özkan Tekniği" adıyla tescillenerek girmişti. Bu dünyaca ünlü teknik, Türkiye tıbbi tarihinde üçüncü defa bir hastaya şifa olmak amacıyla sahada uygulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Üniversitenin rahim naklindeki başarı kronolojisi</h2>

<p>Akdeniz Üniversitesi, organ nakli tarihindeki bu spesifik branşta daha önce iki büyük başarıya daha imza atmıştı. Tıp fakültesinde ilk olarak 2011 senesinde Derya Sert isimli hastaya Türkiye'nin ilk kadavradan rahim nakli operasyonu gerçekleştirilmişti. Bu tarihi ilkin ardından, takvimler 2021 yılını gösterdiğinde ise ikinci nakil Havva Erdem isimli hastaya yine aynı uzman kadro tarafından başarıyla tatbik edilmişti. M.B.'ye yapılan bu son müdahale ile birlikte üniversite, rahim nakli serisinde üçüncü başarılı etaba geçmiş oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/tip-tarihinde-yeni-bir-sayfa-antalyada-3-rahim-nakli-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/au-organ-nakli.jpg" type="image/jpeg" length="55253"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da koruyucu anne olmak için etkinliğe katılan kadının hayatı değişti!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-koruyucu-anne-olmak-icin-etkinlige-katilan-kadinin-hayati-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-koruyucu-anne-olmak-icin-etkinlige-katilan-kadinin-hayati-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da doğuştan rahmi olmayan 36 yaşındaki Mekkiye Bostancı için rahim nakli operasyonu başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da tıp dünyasında bir ilke daha imza atılması beklenen rahim nakli operasyonu başladı. Doğuştan rahmi olmayan ve 17 yıldır çocuk sahibi olma hayali kuran 36 yaşındaki Mekkiye Bostancı, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde kadavradan rahim nakli için ameliyata alındı. Operasyonu, dünyada ilk kadavradan rahim naklini gerçekleştiren ve geliştirdikleri yöntem "Özkan Tekniği" olarak tıp literatürüne giren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan'ın liderliğindeki ekip gerçekleştiriyor.</p>

<p><img alt="Rahim Nakli3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/rahim-nakli3.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Koruyucu aile etkinliğinde tanışması hayatını değiştirdi</h2>

<p>Mekkiye Bostancı, evliliğinin ilk yılında yapılan kontrollerde doğuştan rahminin olmadığını öğrendi. Geçtiğimiz yıl Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün yürüttüğü "Gönül Elçileri" projesi kapsamında düzenlenen koruyucu aile programına eşiyle birlikte katılan Bostancı, burada Prof. Dr. Özlenen Özkan ile tanıştı. Sohbet sırasında yaşadığı sağlık sorununu anlatan Bostancı'ya rahim nakli sayesinde anne olabileceği bilgisi verildi. Bunun ardından nakil bekleme listesine alınan Bostancı, yaklaşık 1,5 yıl boyunca uygun donör haberini bekledi.</p>

<p><img alt="Rahim Nakli2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/rahim-nakli2.jpg" width="1280" /></p>

<h2>Müjdeli haber tatilde geldi</h2>

<p>Yaklaşık 1,5 yıllık bekleyişin ardından Mersin'de tatilde bulunduğu sırada uygun kadavra bulunduğu haberi gelen Bostancı ve eşi vakit kaybetmeden Antalya'ya geldi. Yapılan hazırlıkların ardından sabah saatlerinde operasyon başladı. İlk olarak 56 yaşındaki kadavradan rahim alınırken, ardından Mekkiye Bostancı'ya nakil işlemi gerçekleştirildi. Yaklaşık 6 saat sürmesi beklenen operasyonun ardından sağlık durumunun uygun olması halinde tüp bebek tedavi sürecine geçileceği belirtildi.</p>

<h2>Türkiye'nin üçüncü rahim nakli olacak</h2>

<p>Akdeniz Üniversitesi, rahim nakli alanında dünya tıp tarihinde önemli başarılara imza attı. 2011 yılında gerçekleştirilen dünyanın ilk kadavradan rahim nakli sonrası Derya Sert, "Ömer Özkan" adını verdiği bebeğini sağlıklı şekilde dünyaya getirdi. 2021 yılında rahim nakli yapılan Havva Erdem ise 2022 yılında "Özlenen" adını verdiği kız bebeğini kucağına aldı. Her iki vakada da başarılı doğumların gerçekleşmesi, bugün yapılan üçüncü rahim nakli operasyonu için de büyük umut oluşturuyor. Operasyonun sonucunun sağlık ekiplerinin yapacağı değerlendirmelerin ardından kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-koruyucu-anne-olmak-icin-etkinlige-katilan-kadinin-hayati-degisti</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/rahim-nakli1.jpg" type="image/jpeg" length="96256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağışladığı kök hücre ile yıllar sonra annesini kurtardı]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/bagisladigi-kok-hucre-ile-yillar-sonra-annesini-kurtardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/bagisladigi-kok-hucre-ile-yillar-sonra-annesini-kurtardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lösemi hastası Fatma Çümen, TÜRKÖK'teki 1,2 milyon bağışçı içinden kendisiyle tam uyumlu çıkan öz oğlunun 6 yıl önceki kök hücre bağışıyla hayata tutundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli'de yaşamını sürdüren 55 yaşındaki Fatma Çümen, 3 Mayıs 2025 tarihinde evinde aniden rahatsızlanarak yüksek ateş şikayeti yaşadı. Tek çocuğu olan 34 yaşındaki Sezer Çümen tarafından ivedilikle hastaneye kaldırılan kadına yapılan tetkikler sonucunda lösemi teşhisi konuldu. Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesi'nde yaklaşık 1,5 ay süren yoğun kemoterapi tedavisinin ardından taburcu edilen Fatma Çümen'in klinik şikayetleri devam etti. Bunun üzerine ailesi tarafından Antalya'da bir hastaneye sevk edilen hastaya kemik iliği nakli yapılması kararlaştırıldı.</p>

<p><img alt="A W748610 10" class="detail-photo img-fluid" height="2706" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/a-w748610-10.jpg" width="4084" /></p>

<h2>Milyonda bir ihtimal TÜRKÖK veri tabanında gerçekleşti</h2>

<p>Nakil kararı doğrultusunda öncelikle Fatma Çümen'in kardeşlerinden doku örnekleri alındı. Kardeşlerinden birinin dokusu uyumlu bulunsa da mevcut sağlık sorunları nedeniyle bağışçı olamayacağı anlaşıldı. Bu gelişmenin ardından Çümen, Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) veri tabanına kaydedildi. Yaklaşık 1,2 milyon bağışçının taranması sonucunda, hastayla yüzde 100 uyum sağlayan bir donör tespit edildi. Yapılan detaylı incelemede, bu donörün 6 yıl önce Kızılay'a kök hücre bağışında bulunan öz oğlu Sezer Çümen olduğu belirlendi. Tıp dünyasını da şaşırtan bu tesadüfün ardından hazırlıklar hızla tamamlandı ve Fatma Çümen'e oğlundan alınan kök hücre başarıyla nakledildi.</p>

<h2>"Bu yaşa getirdiğim oğlum beni kurtardı"</h2>

<p>Başarılı geçen nakil operasyonunun ardından sağlığına kavuşarak taburcu edilen Fatma Çümen ve ailesi büyük bir sevinç yaşadı. Yıllar önce yaptığı bağışın annesine hayat vereceğini tahmin dahi edemediğini belirten Sezer Çümen, süreci şu sözlerle anlattı:</p>

<blockquote>
<p>"6 yıl önce yolda Kızılay'a kan verirken, oradaki arkadaş ‘Gelin siz de donör bağışında bulunun' demişti. Bir gün birisine uyum sağlar ve hayatı kurtulur diye bağışta bulunmuştum. Üzerinden yıllar geçti, şimdi karşımıza geldi. Annemle veri tabanında uyumlu olduğumuz ortaya çıkmış. Tabii bundan sonradan haberimiz oluyor. Kök hücre bankasından bir telephone geldi, iliğimin birine uyum sağladığını söylediler. Tabii bunun annem olduğunu ne karşı taraf ne de ben biliyorum. Ardından bir telefon daha geldi ve annem olduğunu öğrendim. Çok şaşırdık, inanamadık, ağladım. Naklimizi olduk. Annem yoğun bir kemoterapi aldı, zor bir süreç ama artık toparlıyor."</p>
</blockquote>

<p>Vatandaşları donör olmaya davet eden Çümen,</p>

<blockquote>
<p>"Başkasına verseydim de bu mutluluğu yaşardım. Bu bebeğe, çocuğa ya da yetişkin bir insana çıkabilir. Kimse bana bir şey olmaz demesin. Verecek olduğunuz bir tüp kan her şeyi değiştiriyor. Bizi örnek alarak bunu görebilirsiniz"</p>
</blockquote>

<p>ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Annesine Donör Oldu" class="detail-photo img-fluid" height="722" src="https://antalyahakkindacom.teimg.com/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/annesine-donor-oldu.jpg" width="1280" /></p>

<p>Tedavi sürecinin ardından hayata yeniden tutunan anne Fatma Çümen ise duygularını,</p>

<blockquote>
<p>"Bu yaşa getirdiğim oğlum beni kurtardı. Allah ondan razı olsun, hakkım helal olsun"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>diyerek dile getirdi.</p>

<h2>Hekimlerden hayati çağrı: Sadece bir tüp kan verin</h2>

<p>Olayın tıbbi boyutuna ilişkin açıklamalarda bulunan Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, nakil sürecinde kardeşler arasında doku uyumu şansının normal şartlarda yüzde 25 ile 40 arasında değiştiğini belirtti. TÜRKÖK sisteminin önemine vurgu yapan Çetin, şu bilgileri verdi:</p>

<blockquote>
<p>"Bu milyonda bir gelecek bir pozitif rastlantı. Annesinin kardeşleriyle özdeş iken kendisiyle özdeşliğini beklemiyorduk. Fakat şans eseri oğlu yüzde yüz, yani 12'de 12 uyumlu çıktı. Bunun üzerine taramayı hemen bırakıp çocuğu üzerinden ilerledik. Bu milyonda 1 görülecek nadir bir durum"</p>
</blockquote>

<p>Ulusal bağış ağının önemine değinen Çetin,</p>

<blockquote>
<p>"Verici olmak çok önemli ve hastaların hayatını kurtarıyor. Türkiye'nin kendi donör programı olmasaydı verici bulamayacaktık. Donör programına oğlu gidip başvurmasaydı, hastaya verici çıkmayacaktı, belki dünyada bulamayacaktık. Bu program sayesinde artık hastalarımıza uygun donörü bulabiliyoruz"</p>
</blockquote>

<p>şeklinde konuştu.</p>

<p>Tedavi ekibinde yer alan Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik ise hastanın klinik seyrini değerlendirerek şunları kaydetti:</p>

<blockquote>
<p>"Böyle bir örnek varken tüm toplumumuzun TÜRKÖK gibi bağışçılar için önemli bir kaynak olan Kızılay'a bağışçı olmasını öneriyorum. Her ne kadar yakınları için ihtiyaç olmasa da belki de hiç tanımadıkları lösemili çocuk ya da erişkin hasta için umut olabilirler. O hasta kendi yakınınız da olabilir. 30 yaş üstünde herhangi bir hastalığı olmayan tüm insanların sadece bir tüp kanla bağışçı olması bizim için çok önemli"</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/bagisladigi-kok-hucre-ile-yillar-sonra-annesini-kurtardi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/ilayda/annesine-donor-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="86861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da Asya Kaplan Sivrisineği hastanelik etti!]]></title>
      <link>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-asya-kaplan-sivrisinegi-hastanelik-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-asya-kaplan-sivrisinegi-hastanelik-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da geçtiğimiz günlerde görüntülenen Asya Kaplan Sivrisineği bu kez bir vatandaşın yaşadığı sağlık sorunuyla yeniden gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da geçtiğimiz günlerde görüntülenen Asya Kaplan Sivrisineği ile ilgili yeni bir iddia gündeme geldi. Öne sürülen bilgilere göre geçtiğimiz ay gece saatlerinde uyumak için yatağına giren bir vatandaş, uyku sırasında bir sivrisinek tarafından ısırıldı. İlk anda bunu sıradan bir sivrisinek ısırığı olarak değerlendiren vatandaş uyumaya devam etti. Gece boyunca artan kaşıntı nedeniyle uyanan vatandaş, kolunun tamamen şiştiğini fark etti. İddiaya göre şişliğin ardından kolunda yaralar oluşması üzerine hastaneye başvurdu.</p>

<div><iframe allow="fullscreen" allowfullscreen="" height="473px" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://streamable.com/e/18lbbp?" width="473px"></iframe></div>

<h2>Hastanede gerçeği öğrendi</h2>

<p>Hastanede yapılan kontrollerde vatandaşın Asya Kaplan Sivrisineği tarafından ısırıldığını öğrendiği öne sürüldü. Olası bir enfeksiyona karşı testlerden geçirilen vatandaşın yapılan incelemelerinde herhangi bir enfeksiyon bulgusuna rastlanmadığı belirtildi. Vatandaş, kolunda oluşan yara ve tahrişin yaklaşık bir ay süren krem tedavisinin ardından iyileştiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Antalya'da yeniden gündeme geldi</h2>

<p>Geçtiğimiz günlerde Antalya'da görüntülenmesiyle dikkat çeken Asya Kaplan Sivrisineği, bu olayla birlikte kentte ikinci kez gündeme geldi. Yaşanan olayın ardından sivrisineğin neden olduğu belirtilen şişlik ve cilt reaksiyonu, vatandaşlar arasında da endişeye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.antalyahakkinda.com/antalyada-asya-kaplan-sivrisinegi-hastanelik-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://antalyahakkindacom.teimg.com/crop/1280x720/antalyahakkinda-com/uploads/2026/07/asya-kaplanjpg-sinek.jpg" type="image/jpeg" length="21754"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
