Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin en stratejik noktalarından birinde konumlanan ve binlerce yıllık geçmişiyle medeniyetlerin buluşma noktası olan Şırnak, sadece bugünkü ismiyle değil, taşıdığı derin anlamlarla tarih sahnesinde yer alıyor. İnsanlık tarihinin en büyük anlatılarından biri olan Büyük Tufan ile özdeşleşen kent, rivayetlere göre Nuh Peygamber'in gemisinin Cudi Dağı'na oturmasıyla kurulan ilk yerleşim yerlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu köklü geçmiş, şehrin isminden kültürel dokusuna kadar her alanda kendini hissettirirken, bölgenin tarihsel süreçte geçirdiği idari ve isimsel değişimler, Mezopotamya’nın kuzeyindeki bu kadim coğrafyanın nasıl bir değişim geçirdiğini de gözler önüne seriyor. Şırnak, bugün modern bir il kimliği taşısa da sokaklarındaki yankı ve dağlarındaki isim izleri hala o ilk kuruluş günlerinin kutsiyetini ve anlamını muhafaza etmeyi sürdürüyor.
Şehr-i Nuh İfadesinden Modern Şırnak İsmine Uzanan Etimolojik Yolculuk
Şehrin bilinen en eski ve en köklü adı, doğrudan kurucusu ve manevi hamisi kabul edilen Hz. Nuh ile ilişkilidir. "Nuh'un Şehri" anlamına gelen "Şehr-i Nuh" tamlaması, kentin tarihsel hafızasındaki en güçlü imgeyi oluşturmaktadır. Tufan sonrası yaşamın yeniden filizlendiği bu bölge, asırlar boyunca bu isimle anılarak kutsal bir merkez olma niteliği taşımıştır. Ancak dilin zaman içerisindeki doğal akışı, bölgedeki farklı etnik yapıların ağız özellikleri ve fonetik değişimler, bu asil ismin evrilmesine neden olmuştur. Şehr-i Nuh tamlaması, zamanla yerel halkın dilinde kısalmaya başlayarak "Şernah" ve ardından "Şırnek" telaffuzlarına dönüşmüştür. Bugün resmi olarak kullandığımız "Şırnak" ismi, aslında bu binlerce yıllık "Nuh'un Şehri" ifadesinin günümüze ulaşan en sadeleşmiş ve modernleşmiş halidir. İsmin bu şekilde değişmesi, kentin ruhundaki o derin anlamı kaybetmemiş, aksine onu günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir.
Cudi Dağı’nın Gölgesinde Filizlenen Kadim Yerleşim Kültürü
Şırnak’ın eski isimlerinin ve kuruluş efsanesinin merkezinde hiç kuşkusuz Cudi Dağı yer almaktadır. Kutsal metinlerde geminin durduğu yer olarak işaret edilen bu devasa yükselti, kentin hem koruyucusu hem de isminin kaynağı olmuştur. Gemiden inen ilk insanların dağın eteklerinde kurduğu yerleşimler, zamanla büyüyerek bölgenin en önemli idari merkezlerinden birini meydana getirmiştir. Şehrin eski isimlerinin her birinde bu dağlık yapının ve yüksek rakımın getirdiği korunaklı yaşamın izlerini görmek mümkündür. Mezopotamya’nın uçsuz bucaksız düzlüklerinden sonra yükselen bu ilk tepeler, tarih boyunca istilalardan kaçan topluluklar için güvenli bir liman, ticaret kervanları için ise zorlu ama bereketli bir geçiş noktası olmuştur. Bu coğrafi yapı, ismin korunmasında ve dış etkilerden minimum düzeyde etkilenerek günümüze ulaşmasında da kilit bir rol oynamıştır.
Siirt’ten Ayrılarak Türkiye’nin Yetmiş Üçüncü Vilayeti Olma Süreci
Şırnak’ın sadece ismi değil, idari statüsü de Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemli dönüm noktalarından birini temsil etmektedir. Uzun yıllar boyunca Siirt iline bağlı bir ilçe olarak yönetilen bölge, artan nüfusu, stratejik konumu ve gelişen ekonomik potansiyeli nedeniyle müstakil bir vilayet olma gerekliliğini ortaya koymuştur. 16 Mayıs 1990 tarihinde yürürlüğe giren 3647 sayılı kanunla birlikte Şırnak, Siirt’ten ayrılarak Türkiye’nin 73. ili olma statüsüne kavuşmuştur. Bu idari karar, şehrin kendi kaderini tayin etmesi ve yatırımlardan doğrudan pay alması noktasında devrim niteliğinde bir adım olmuştur. İl statüsü kazandıktan sonra Şırnak, çevresindeki ilçelerle olan bağlarını güçlendirmiş ve bölgedeki kamu hizmetlerinin daha etkin bir şekilde yürütüldüğü bir merkez haline gelmiştir. Bu tarihsel geçiş, "Şehr-i Nuh"un modern Türkiye’deki kurumsal kimliğinin tescillendiği an olarak kayıtlara geçmiştir.
Tarihi İsimlerin Günümüz Sosyal Dokusundaki İzleri
Günümüzde Şırnak sokaklarında dolaşan bir kişi, şehrin eski isimlerine ve "Nuh'un Şehri" vurgusuna her köşe başında rastlayabilir. Esnafların dükkan isimlerinden yerel festivallere, eğitim kurumlarından spor kulüplerine kadar pek çok alanda "Şehr-i Nuh" ismi hala gururla taşınmaktadır. Bu durum, şehir halkının tarihine olan bağlılığının ve kentin manevi kökenlerine duyduğu saygının en büyük göstergesidir. İsimdeki fonetik değişimler sadece birer harf değişikliği değil, aynı zamanda bu toprakların yaşadığı medeniyet değişimlerinin de birer sessiz tanığıdır. Perslerden Osmanlılara kadar bu bölgeye hakim olan her güç, şehrin ismindeki bu kutsal vurguyu benimsemiş ve korumuştur. Bugünün modern Şırnak’ı, bir yandan yüksek binaları ve geniş caddeleriyle geleceğe bakarken, diğer yandan her telaffuz edildiğinde binlerce yıl öncesinin tufan hikayesini ve yeniden doğuş efsanesini hatırlatmaya devam etmektedir.



