Yaşam

Sivas'ın Eski Adı Nedir?

Türkiye coğrafyasının en eski ve en köklü yerleşim birimlerinden biri olan Sivas, binlerce yıllık geçmişi boyunca pek çok büyük medeniyetin göz bebeği olmuş ve her hakimiyet döneminde farklı bir kimlikle anılmıştır.

Abone Ol

Türkiye coğrafyasının en eski ve en köklü yerleşim birimlerinden biri olan Sivas, binlerce yıllık geçmişi boyunca pek çok büyük medeniyetin göz bebeği olmuş ve her hakimiyet döneminde farklı bir kimlikle anılmıştır. Anadolu’nun orta yerinde stratejik bir kavşak noktası olması, şehrin sadece mimari ve kültürel yapısını değil, aynı zamanda isminin evrimini de doğrudan etkilemiştir. Tarihsel süreç incelendiğinde, bu kadim kente hükmeden devletlerin kendi dillerine, inançlarına ve şehre verdikleri öneme göre çeşitli adlar türettikleri görülmektedir. Bugün "Sivas" olarak bildiğimiz kelime, aslında yüzyıllar süren dilsel bir aşınmanın ve kültürel bir harmanlanmanın sonucunda ortaya çıkmıştır. Hititlerden başlayarak Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’ya uzanan bu isim yolculuğu, kentin tarihsel derinliğini yansıtan en önemli belgelerden biri olarak kabul edilmektedir.

Antik Çağ Ve Roma Döneminde Yükselen Tanrı Şehri Unvanı

Sivas’ın antik dönem kayıtlarına bakıldığında, şehrin ilk ve en görkemli isimlerinden birinin "Sebaste" olduğu görülmektedir. Roma İmparatorluğu döneminde, özellikle İmparator Augustus’a atfen verilen bu isim, Yunanca’da "yüce" veya "saygıdeğer" anlamlarına gelmektedir. Ancak kentin isimlendirilmesi sadece bununla sınırlı kalmamıştır. Tarihi belgeler, bölgenin bir dönem "Diaspolis" yani "Tanrı Şehri" olarak anıldığını da ortaya koymaktadır. Bu isim, kentin o dönemdeki dini ve ruhani ağırlığını simgelemektedir. Yine aynı dönemlerde kentin coğrafi büyüklüğüne ve askeri önemine vurgu yapan "Megalopolis", "Kabira" ve "Talaurs" gibi isimlerin de kullanıldığı bilinmektedir. Her bir isim, o dönemdeki siyasi otoritenin şehre bakış açısını ve kentin bölgedeki prestijini yansıtan birer mühür niteliği taşımaktadır. Bu antik adlandırmalar, Sivas’ın sadece yerel bir merkez değil, dünya ölçeğinde tanınan bir metropol olduğunun kanıtıdır.

Türklerin Anadoluya Girişi Ve Danişment İli Dönemi

Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’nun kapılarının Türklere açılmasıyla birlikte Sivas, Türk-İslam kimliğiyle yeniden şekillenmeye başlamıştır. Bu dönemde bölgeye hakim olan Danişmentliler, şehri kendi yönetim merkezleri haline getirmiş ve bölge uzun süre "Danişment İli" olarak anılmıştır. Bu adlandırma, kentin sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda bir beyliğin siyasi ve askeri gücünü temsil eden bir bölge olduğunu göstermektedir. Selçuklu Devleti’nin yükselişiyle birlikte ise şehir, mimari eserlerle donatılarak "Darü’l-Ala" yani "Yücelik Yurdu" olarak nitelendirilmiş olsa da, resmi kayıtlarda antik isimlerin Türkçe telaffuzla harmanlandığı görülmektedir. Türk hakimiyeti altındaki Sivas, ismindeki yabancı seslerden yavaş yavaş arınarak yerel ağza uygun bir forma bürünmeye başlamıştır. Bu süreç, şehrin kültürel bir köprü vazifesi gördüğü en canlı dönemlerden biridir.

Osmanlı İmparatorluğu Ve Eyalet-i Rum Düzenlemeleri

Osmanlı Devleti’nin idari yapılanması içerisinde Sivas, her zaman geniş bir bölgeyi kapsayan bir eyalet merkezi olarak konumlandırılmıştır. Osmanlı arşivlerinde şehrin adı uzun bir süre "Eyalet-i Rum" olarak geçmektedir. Buradaki "Rum" tabiri, Roma mirasından kalan toprakları ve bu coğrafyanın tarihsel devamlılığını ifade etmektedir. Zamanla merkezi otoritenin güçlenmesi ve idari sınırların yeniden belirlenmesiyle birlikte, bu geniş idari birim "Eyalet-i Sivas" olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Bu dönemde Sivas, sadece bir şehir adı olmaktan çıkıp, Amasya’dan Tokat’a kadar uzanan devasa bir coğrafyanın yönetim merkezinin adı haline gelmiştir. Osmanlı dönemi, Sivas isminin fonetik olarak bugünkü haline en çok yaklaştığı ve resmiyet kazandığı evre olarak tarihteki yerini almıştır. Arşivlerdeki tapu tahrir defterleri ve fermanlar, bu isimlendirmenin ne kadar köklü bir bürokratik geleneğe dayandığını ispatlamaktadır.

Sipas Efsanesi Ve Kelimenin Modern Forma Dönüşümü

Şehrin bugünkü isminin kökenine dair en yaygın halk inanışlarından biri de "Sipas" kelimesine dayanmaktadır. Eski dillerde ve bazı bölgesel lehçelerde şükran, teşekkür veya kutsal su kaynağı gibi anlamlara gelen bu sözcüğün, zamanla "Sivas" şekline evrildiği ileri sürülmektedir. Özellikle kentin su kaynakları bakımından zengin olması ve antik çağdaki dini önemi, bu ismin kökenindeki kutsallık atfını desteklemektedir. Sebaste isminin halk ağzında "Sevas" ve sonrasında "Sivas" olarak değişmesi teorisiyle birleşen bu halk anlatısı, ismin hem akademik hem de kültürel bir temele oturduğunu göstermektedir. Günümüzde kullanılan Sivas adı, aslında içinde binlerce yıllık Roma sadakatini, Selçuklu zarafetini ve Osmanlı idari gücünü barındıran devasa bir kelime mirasıdır. Kentin her bir sokağında ve taşında saklı olan bu eski isimler, Sivas’ın sadece bir şehir değil, bir tarih özeti olduğunu her fırsatta hatırlatmaya devam etmektedir.