Aliye Rona’nın Hayat Hikayesi

Aliye Rona, Türk sinema ve tiyatro sahnesinde derin izler bırakmış önemli bir sanatçıdır. 1 Ocak 1921’de günümüzde Suriye topraklarında bulunan Dera şehrinde doğmuş, gerçek adıyla Aliye Dilligil olarak dünyaya gelmiştir. Babası Trabzonlu demiryolu işletmecisi Ramiz Bey, annesi ise Servinaz Hanım’dır. Sanatçı bir aileye mensup olan Rona’nın kardeşleri arasında tiyatrocu Avni Dilligil ve gazeteci Turhan Dilligil bulunmaktadır. Henüz çocukluk yıllarında sanatın etkisi altında büyüyen Aliye Rona, ilerleyen yıllarda hem tiyatro sahnelerinde hem de sinemada güçlü karakterleri canlandırarak Türk sinemasının unutulmaz isimleri arasında yer almıştır.

Sanat Yolculuğunun İlk Adımları


Aliye Rona’nın eğitim hayatı Beyoğlu Akşam Kız Sanat Okulu’nda başlamış, sanatla ilgisi ise Kadıköy Halkevi’nde amatör tiyatro oyunculuğuyla perçinlenmiştir. 1930’lu yılların sonlarında tiyatro sahnesine adım atan Rona, dönemin önemli sanatçılarıyla çalışma fırsatı yakalamıştır. Ulvi Uraz ve ağabeyi Avni Dilligil ile birlikte Arena Tiyatrosu’nda sahne almış, İzmir Şehir Tiyatrosu’nda ise gelecekteki eşi Zihni Rona ile tanışmıştır. Bu birliktelik hem sahnede hem de özel hayatlarında uyumlu bir ortaklık yaratmıştır.

Sinema dünyasına geçişi 1947 yılında çekilen Kerim’in Çilesi filmiyle gerçekleşmiştir. Bu film, Rona’nın sinemadaki uzun soluklu kariyerinin başlangıcını oluşturmuş ve onu Türk sinemasının aranan oyuncularından biri haline getirmiştir. Sert mizaçlı Anadolu kadınlarını canlandırdığı rollerle hafızalara kazınan Rona, özellikle çilekeş, dik başlı ve mücadeleci karakterleri başarıyla yansıtmıştır. Bu özellikleriyle sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda dönemin güçlü kadın profilinin temsilcisi olmuştur.

Başarılarla Dolu Bir Kariyer


Sanat yaşamı boyunca 204 filmde rol alan Aliye Rona, oyunculuğunun yanı sıra dublaj sanatçılığı da yapmıştır. Özellikle 1960’lı yıllardan itibaren birçok başarılı projede yer alan Rona, yeteneğiyle çeşitli ödüllere layık görülmüştür. 1965 yılında Hepimiz Kardeşiz filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülünü kazanmıştır. Bu ödülü 1967 yılında Zalimler filmi ve 1968 yılında Son Gece filmi ile tekrar kazanarak başarısını perçinlemiştir. Ayrıca, 1969’da Adana Altın Koza Film Festivali’nde Kuyu filmiyle “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülüne layık görülmüştür. 1994 yılında ise Altın Koza Film Festivali’nde Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne hak kazanarak, sanat dünyasındaki yerini bir kez daha kanıtlamıştır.

Son Yılları 


Hayatının son yıllarında sağlık sorunlarıyla mücadele eden Aliye Rona, geçirdiği felç nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuş ve İstanbul’un Pendik ilçesindeki bir huzurevinde yaşamını sürdürmüştür. Ne yazık ki huzurevindeki yaşam koşulları ve yaşanan olumsuzluklar, sanatçının bu süreçte zorluklarla karşılaşmasına neden olmuştur. Bu dönemde verdiği bir röportajda en büyük hayalini dile getirerek, “Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ı oynamak istiyorum” demiştir. Ancak bu isteğini gerçekleştiremeden 29 Ağustos 1996’da geçirdiği beyin kanaması sonucu hayata veda etmiştir. Cenazesi, Karacaahmet Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedilmiştir.

Aliye Rona’nın özel arşivi, Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nda saklanmaktadır. Bu arşiv, Türk sinema ve tiyatro tarihine ışık tutan değerli bir kaynak olarak sanatseverler ve araştırmacılara hizmet etmektedir. Sanatçı, geride bıraktığı güçlü performansları ve ödülleriyle Türk sanat dünyasında silinmez bir iz bırakmıştır. Aliye Rona’nın yaşamı, hem dönemin zor koşullarında bir kadın sanatçının neler başarabileceğini hem de sanatın insan hayatındaki dönüştürücü gücünü gözler önüne sermektedir.

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım