h Dolar 8,7685 %0.34
h Euro 10,4544 %0.34
h Altın (Gr) 500,84 %1,06
h Bitcoin 290173 %-2.35173
h Ethereum 17506.5 %-4.0961
Antalya 27°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Türklerde kadının yeri ve önemi konuşuldu

 

, ALANYA HEP Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Topluluğu, sosyal medyada gerçekleştirdiği canlı yayınlarla tarihe ışık tutuyor. Yayınevi editörü Ayşegül Büşra Paksoy’un katıldığı canlı yayında, ‘Türklerde Kadının Yeri ve Önemi’ konuşuldu.

Çevrimiçi konferans, Üniversitenin Topluluk Başkan Yardımcısı Yavuz Hayıt’ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Yayınevi editörü Ayşegül Büşra Paksoy, çağlar öncesi topluluklarda kadının yerini anlatarak konuşmasına başladı.

Paksoy, “Türklerde kadının öneminden bahsetmek için İslamiyet öncesi ve İslamiyet sonrası diye ayırmamız yararlı olacaktır. İslamiyet öncesi Türklerde kadının yeri ve önemini konuşurken, ilk çağlardan itibaren, kadının toplumdaki yeri ile ilgili genel bir cümlemiz olabilir. Hemen hemen birçok toplumda kadının pek bir kıymet arz etmediğini söyleyebiliriz. Bunu bize tarihi kaynaklar, araştırmacıların araştırmaları da söylemekte. Hiçbir değere sahip değillerdi birçok toplumda ancak Türklerde böyle değildi. Eski Çin’de kadın kocasının kölesiydi. Böyle kabul edilirdi. Kocası ve çocuklarıyla beraber sofraya oturamazdı. Ayakta durup onlara hizmet ederdi. Eski Hint toplumunda da kadının miras hakkı yoktu. Çocukluğunda kadını babasına, gençliğinde kocasına, kocası vefat ettiyse erkek çocuğuna yahut kocasının ailesindeki erkeklere teslim ederdi. Hinduizm’in klasik en eski metinlerinde kadın; ölümden, kasırgadan, yılandan daha kötü ve aşağılık yaratık olarak geçmektedir. Budalarda ise kadınlar dine bile giremiyordu. Mısır’da kadınlar ve erkekler yakın haklara sahipken Firavun döneminde kadınlar köleleştirildi. Böyle bir duruma Türklerin en eski tarihlerinde bile rastlanamaz. Medeniyetin beşiği denilen Yunanlılarda ise kadınlar neredeyse kölelerle bir tutuluyordu” diye konuştu.

KADININ YERİ BAZI MESELELERDE ESKİDEN İYİYDİ

Ayşegül Büşra Paksoy, eski Türklerde kadına bakış hakkında da bilgiler aktardı. Eski Türk yöneticilerde genellikle çok eşliliğe rastlandığını, ancak halkta tek eşliliğin benimsendiğini söyleyen Paksoy, “Yönetici ailelerde de ilk eş daima hakanın yanında yer alırdı. Hakan savaşa gittiğinde onun görevlerini yerine getirir, ciddi bir mesuliyeti vardı. Miras hukukunda ise günümüzdeki gibi bir anlayış yoktu. O zaman miras babadan oğla geçerdi. Oğul yoksa kıza geçerdi. Eski Türklerde karı kocanın malları ortaktı. Kadının kocasından ayrı mal edinme hakkı vardı. Modern çağlara kıyasla elbette Türklerde de kadına karşı davranışlarda problemler vardı. Zihniyet olarak bize tuhaf gelen alışkanlıklar vardı. Bugün ile mukayese edildiğinde, bazı meselelerde bugünden daha iyi konumdaydı” diye konuştu.

MİTOLOJİDEN ÖRNEKLER VERDİ

Eski çağlarda kadının yeri ve önemi hakkında bilgiler aktaran Paksoy, mitolojik metin ve destanlardan örnekler vererek konuşmasına devam etti. Paksoy, şöyle konuştu:

“Yunan mitolojisinde kalan ‘Pandora’nın kutusu’ diye bir deyim vardır. Pandora, Zeus’un insanlardan öç almak için yarattığı ilk kadındır. Pandora’nın kutusunda ıstıraplar ve fenalıklar vardır. Mitolojiye göre kadın öç alma, ıstırap kötülük simgesi olarak görülürdü. O dönemin felsefesine yön veren isimler bile kadını bir köle olarak gören açıklamalar yapmıştır. Türk destanlarda da kadın, güzellik konusunda ayrıcalıklı kabul edilir. Dede Korkut hikâyelerinde bununla ilgili ifadelere de rastlarız. Seçilecek kadınlarda yiğitlik, cesaret aranırdı. Uygur yazıtlarına baktığımızda orada kadının rolü çok daha kesin haklarla bellidir. Han ya da hakanla birlikte devletin vazgeçilmez unsuruydu. Eski Türklerde kız ve erkek evlat birbirinden ayrı tutulmamıştır.”

Yaklaşık 1,5 saat süren canlı yayın, üniversite öğrencileri tarafından ilgiyle izlendi.

DHA

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli