Marmara Denizi’nin güneydoğu kıyılarında stratejik bir konuma sahip olan Yalova, tarih boyunca pek çok medeniyetin uğrak noktası olmuş ve bu süreçte farklı isimlerle anılmıştır. Kentin kimliği, sadece modern dönemde kazandığı il statüsüyle değil, binlerce yıl öncesine dayanan derin tarihsel kökleriyle şekillenmiştir. Bizans İmparatorluğu’nun hakimiyeti altında geçen uzun asırların ardından bölgenin Türk hakimiyetine geçiş süreci, beraberinde isimsel bir dönüşümü de getirmiştir. Selçukluların bölgeye gelişiyle başlayan bu yeni dönem, Haçlı Seferleri’nin yarattığı büyük yıkımlara rağmen kentin stratejik önemini yitirmesine engel olamamıştır. Tarihsel kayıtlarda kentin adı, bazen coğrafi özelliklerine vurgu yapacak şekilde, bazen de bölgeye yerleşen toplulukların sosyal yapısını yansıtacak biçimde karşımıza çıkmaktadır. Bu isimlendirmeler, kentin Marmara Havzası içindeki lojistik ve kültürel rolünün birer yansıması olarak tarih sayfalarındaki yerini almıştır.
Bizans Ve Selçuklu Dönemindeki Çatışmaların İsim Üzerindeki Etkisi
Yalova ve çevresi, orta çağ boyunca Bizans ile Türk devletleri arasında adeta bir tampon bölge görevi görmüştür. Bizans kaynaklarında bölgenin genel adı Pylai olarak anılırken, Selçuklu ordularının Anadolu içlerinden batıya doğru ilerlemesiyle birlikte bu isimlendirmeler yerini yavaş yavaş Türkçe kökenli tanımlamalara bırakmıştır. Ancak bu geçiş süreci oldukça sancılı olmuştur. Özellikle Haçlı Seferleri sırasında bölgenin bir geçiş güzergahı üzerinde bulunması, yerleşim birimlerinin ağır tahribata uğramasına neden olmuştur. Şehir yakılıp yıkılırken, idari yapıların bozulması isimlerin de halk ağzında farklılaşmasına yol açmıştır. Selçuklu yönetiminin bölgede kalıcı hale gelmesi, kentin bugünkü ismine temel teşkil edecek ilk dilbilimsel yapıların oluşmasını sağlamıştır. Bu dönemde askeri stratejiler kadar, bölgenin denizle olan yakın teması da isimlendirme süreçlerinde belirleyici bir faktör olarak ön plana çıkmıştır.
Evliya Çelebi Kayıtlarında Geçen Kara Yalovaç Tanımlaması
Türk edebiyatının ve tarihinin en önemli seyyahlarından biri olan Evliya Çelebi, meşhur eseri Seyahatname’de bölgeden bahsederken oldukça ilginç bir isimlendirme kullanmaktadır. Çelebi, şehri "Kara Yalovaç" olarak tanımlayarak tarihe önemli bir not düşmüştür. Buradaki "Yalovaç" kelimesinin eski Türkçede elçi veya haberci anlamına gelmesi, kentin o dönemdeki haberleşme ve ulaşım ağındaki kritik rolüne işaret etmektedir. "Kara" sıfatının ise Türk devlet geleneğinde genellikle büyüklüğü, gücü veya kuzey yönünü temsil ettiği bilinmektedir. Evliya Çelebi’nin gözlemlerinde bu isim, kentin sadece coğrafi bir birim değil, aynı zamanda idari ve sosyal bir merkez olduğunun kanıtıdır. Seyyahın notlarında geçen bu ifade, kentin Türklerin eline geçtikten sonra kazandığı yeni kimliğin en eski ve en değerli belgelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Katip Çelebi Ve Yalakabad İsmindeki Tarihsel Derinlik
Osmanlı dönemi coğrafyacıları ve alimleri arasında önemli bir yere sahip olan Katip Çelebi ise eserlerinde kentin ismini daha çok "Yalakabad" ve "Yalıova" şeklinde kaydetmiştir. Yalakabad ismi, o dönemdeki idari taksimatlarda sıkça kullanılan bir tabir olup, bölgenin bayındır hale getirilmiş bir düzlük olduğunu simgelemektedir. Farsça kökenli "abad" son ekinin, mamur edilmiş veya şenlendirilmiş yer anlamına gelmesi, Osmanlı’nın bu bölgeye verdiği önemi ve şehri yeniden inşa etme çabasını göstermektedir. Öte yandan "Yalıova" tabiri, kentin deniz kıyısındaki düzlük arazisini doğrudan tanımlayan bir ifade olarak kullanılmaya başlanmıştır. Katip Çelebi’nin bu çift isimli yaklaşımı, kentin hem resmi yazışmalardaki ağır ve saygın adını hem de halkın dilindeki coğrafi gerçeğini aynı anda yansıtmaktadır. Bu süreçte ismin evrilmesi, Türkçenin fonetik yapısına uyum sağlama sürecinin de bir parçasıdır.
Yalova İsminin Modern Döneme Geçişi Ve Yerleşmesi
Asırlar boyu süregelen bu isim çeşitliliği, zamanla yerini bugünkü sade ve akılda kalıcı olan Yalova ismine bırakmıştır. Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren resmi belgelerde Yalova isminin daha sık ve düzenli bir şekilde geçtiği görülmektedir. Bu ismin kalıcı hale gelmesindeki en büyük etken, kentin "yalı" ve "ova" kelimelerinin birleşimiyle oluşan doğal ve karakteristik yapısının herkes tarafından kabul görmüş olmasıdır. Özellikle Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte kentin modern bir kimliğe bürünmesi, eski karmaşık isimlendirmelerin tamamen terk edilmesine ve bugün kullandığımız ismin tescillenmesine yol açmıştır. Tarih boyunca kullanılan her bir isim, Yalova’nın katmanlı kültürel mirasının bir parçasını temsil ederken, bugünkü ad ise kentin doğayla olan barışık halini ve Marmara kıyısındaki asil duruşunu simgelemektedir. Günümüzde bu isim, sadece bir yerleşim yerini değil, aynı zamanda tarihsel bir sürekliliği ve kadim bir geçiş kapısını ifade etmektedir.





