Karahan, mevcut tahminlere göre hanehalkının elinde yaklaşık 600 milyar dolar değerinde altın olduğunu belirterek, altın fiyatlarındaki artışın önemli bir “servet etkisi” oluşturduğunu ifade etti.
Karahan’a göre son bir yılda altındaki yükselişin oluşturduğu servet artışı 100 milyar doların oldukça üzerinde, hatta 200 milyar dolara yaklaşmış durumda. Ancak bu durumun talep yönetimi açısından para politikasının dezenflasyon sürecini yavaşlatan bir unsur haline geldiğini vurguladı.
“Tasarruf üretime yönelmeli”
Doğu Perinçek ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, söz konusu birikimin Türkiye toplumunun önemli bir tasarruf gücüne işaret ettiğini söyledi. Perinçek, asıl sorunun bu tasarrufların yatırım ve üretim süreçlerine kanalize edilmemesi olduğunu belirterek, altına yönelen birikimlerin ekonomik büyümeye doğrudan katkı sunmadığını dile getirdi.
Altın ve döviz gibi araçlara yönelişin temel nedeninin Türk lirasındaki değer kaybı algısı olduğunu ifade eden Perinçek, bu tasarrufların üretime kazandırılması halinde hem servetin büyüyeceğini hem de mal arzının artmasıyla enflasyon baskısının azalabileceğini savundu.
Ayrıca yurt dışındaki bankalarda bulunan yaklaşık 500 milyar dolarlık tasarrufa da dikkat çeken Perinçek, bu kaynakların Türkiye’de yatırıma yönlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Enflasyon tahmin aralığı yükseltildi
TCMB’nin güncel Enflasyon Raporu’nda 2026 yıl sonu enflasyon tahmin aralığı da yukarı yönlü revize edildi. Daha önce yüzde 13–19 aralığında öngörülen tahmin, yüzde 15–21 bandına çıkarıldı.
Karahan, bu güncellemede etkili olan başlıca unsurları şöyle sıraladı:
Küresel korumacılık eğilimleri ve jeopolitik gelişmelerin ithalat fiyatlarına etkisi
Kuraklık ve don olaylarının gıda fiyatları üzerindeki baskısı
Çıktı açığının beklenenden daha sınırlı dezenflasyonist etki göstermesi
Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlardaki artışlar
Enflasyon ana eğilimindeki ataletin öngörülenden yavaş çözülmesi
Martta faiz indirimi beklenmiyor
Karahan, enflasyon görünümünün netleşmesi için mart ve nisan ayı verilerinin kritik olduğunu belirtti. Mart ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirimi yapılmayacağı mesajını veren Karahan, kısa vadede faiz indirimlerinin hızlandırılmasının zor göründüğünü ifade etti.
Talep koşullarının dezenflasyona verdiği desteğin sürdüğünü ancak son dönemde bu etkinin bir miktar zayıfladığını belirten Karahan, bu nedenle son PPK toplantısında indirim adımının küçültüldüğünü hatırlattı.




