Yürürlükteki 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 102'nci maddesi gereğince, kamu kurumlarında görev yapan memurların yıllık izin süreleri kıdemlerine göre belirlenmektedir. Hizmet süresi 1 yıldan 10 yıla kadar olan çalışanlar için bu süre 20 gün olarak uygulanırken, 10 yıldan fazla hizmeti bulunanlar için ise 30 güne çıkarılmaktadır. Gerekli görülen zorunlu durumlarda, izin sürelerine yolculuk için en fazla ikişer gün eklenebilmektedir.

Asgari Ücrette Geçmiş Yılların İzleri: Yeni Zam İçin Aynı Oran mı Bekleniyor?
Asgari Ücrette Geçmiş Yılların İzleri: Yeni Zam İçin Aynı Oran mı Bekleniyor?
İçeriği Görüntüle

Aynı kanunun 103'üncü maddesi ise izinlerin kullanım biçimini düzenlemektedir. Buna göre yıllık izinler, amirin onayıyla tek seferde kullanılabileceği gibi parçalar halinde de değerlendirilebilmektedir. Birbirini takip eden iki yıla ait izinlerin bir arada kullandırılması mümkün olmakla birlikte, cari yıl ile bir önceki yıl dışındaki eski döneme ait kullanılmayan izin hakları yanmaktadır. Bu durum, uzun süredir izin kullanmayan personelin planlama yapmasını zorunlu kılmaktadır.

Mevzuattaki Hafta Sonu Belirsizliği Ve Uygulama Esasları

Kanunun 99'uncu maddesinde devlet memurlarının haftalık çalışma süresinin genel olarak 40 saat olduğu ve cumartesi ile pazar günlerinin hafta tatili kabul edildiği belirtilmektedir. Ancak ne 657 sayılı Kanun metninde ne de konuyla ilgili yayımlanan genel tebliğlerde, yıllık izin hesaplamalarının iş günü üzerinden mi yoksa takvim günü üzerinden mi yapılacağı hususunda açık ve net bir ifade yer almamaktadır.

Mevcut uygulamanın temelini, geçmişte faaliyet gösteren Devlet Personel Başkanlığı tarafından 2016 yılında yayımlanan resmi bir görüş oluşturmaktadır. Bu mütalaaya göre, izin süresi içine denk gelen cumartesi ve pazar günleri yıllık izne dahil edilmektedir. Buna karşılık, aynı süreye denk gelen ulusal bayramlar, genel tatiller ve mesai günlerine isabet eden idari izinler toplam yıllık izin süresinden düşülmemektedir.

İş Kanunu Ve Devlet Memurları Arasındaki Çarpıcı Fark

Özel sektör çalışanları ile kamudaki işçi statüsünde görev yapanlar için mevzuat çok daha net kurallar içermektedir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56'ncı maddesinde yer alan açık hükme göre, yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayramlar, hafta tatilleri ve genel tatil günleri izin süresinden kesinlikle sayılmamaktadır.

Bu yasal ayrım, kamudaki memurlar ile işçiler arasında ciddi bir hesaplama farkı yaratmaktadır. Aynı takvim tarihlerinde izne çıkan bir işçinin tatilinden sadece mesai günleri düşülürken, memurun tatil süresinden hafta sonu günleri de düşülmektedir. Sonuç olarak aynı süreyi tatilde geçiren işçi daha az izin hakkı harcarken, memur aynı süre zarfında daha fazla izin günü kaybetmektedir.

Hukukçuların Ve Uzmanların Konuya Yaklaşımı

Hukukçular ve çalışma hayatı uzmanları, memurların izin süreleri içinde kalan hafta sonlarının hesaba dahil edilmesinin kanuni bir zorunluluktan ziyade idari bir alışkanlık olduğunu savunmaktadır. Cumartesi ve pazar günlerinin de tıpkı resmi tatiller ve idari izinler gibi resmi olarak mesai dışı günler olduğuna işaret edilmektedir.

Uzmanlar, hafta sonları ile diğer tatil günleri arasında yapılan bu farklı uygulamanın memurlar aleyhine bir eşitsizlik yarattığını dile getirmektedir. Mevcut hukuki altyapıda, memurların yıllık izinlerinin de tıpkı işçilerde olduğu gibi iş günü esasına göre hesaplanmasının önünde herhangi bir yasal engel bulunmadığı ifade edilmektedir.