Antik çağların görkemli miraslarından biri olan Apollonia, Akdeniz’in kıyılarına uzanan Antalya’nın Kaş ilçesi sınırlarında, Sahilkılınçlı Köyü yakınlarında konumlanır.
MÖ 4. yüzyılda Likya Birliği’ne bağlı olarak kurulan bu antik kent, günümüze ulaşan kalıntılarıyla hem mimari hem de tarihi açıdan dikkat çeken yerleşimlerden biridir.
Adını, Yunan mitolojisinin müzik, güneş, kehanet ve şifa tanrısı Apollon’dan alan şehir, antik dönemde Simena, İsinda ve Aperlae gibi yakın kentlerle birlikte bir federasyon yapısı içinde varlığını sürdürmüştür. Roma döneminde de aktifliğini koruyan kent, Bizans döneminde inşa edilen kilise ve yapılarla uzun süreli yerleşim gördüğünü ortaya koyar.
Kalıntılar ve Doğal Yapı
Apollonia, “L” harfine benzeyen bir kayalığın üzerine kurulmuş olup, kentin en yüksek noktasında yer alan akropol, surlarla çevrilidir. Bu alan, hem savunma hem de kutsal amaçlarla kullanılmıştır. Akropolün çevresinde; tiyatro, sarnıçlı hamam, heroon (onurlandırılmış kişi için yapılan anıt tapınak), iki Bizans kilisesi, ev kalıntıları ve sütunlu mezarlar yer alır. Kentin kuzeyinde yer alan nekropol alanı, Likya geleneğine uygun şekilde kayalara oyulmuş mezarlarla doludur.
Apollonia, yalnızca mimari kalıntılarıyla değil, aynı zamanda doğal dokusuyla da etkileyicidir. Kayalık arazi, doğal sarnıçlar, çevresindeki makilik ve yaban hayatıyla birlikte yürüyüşçüler ve doğa meraklıları için saklı bir cennet sunar.
Yılanların Bekçiliğinde Bir Antik Kent
Apollonia'nın yalnızca taş duvarlar ve mezarlarla değil, aynı zamanda mitolojik bir atmosferle de çevrili olduğu halk arasında nesiller boyu anlatılagelmiştir. En dikkat çekici şehir efsanelerinden biri, kentin Apollon tarafından kutsandığı ve yılanlara emanet edildiği yönündedir.
Efsaneye göre tanrı Apollon, bu şehri hem fiziksel saldırılardan hem de ruhani kötülüklerden koruması için yılanları görevlendirmiştir. Yılanlar, bu kutsal görevleriyle Apollonia’nın hem bekçileri hem de simgesel koruyucuları olmuşlardır. Rivayete göre, yılanlar bu görevlerine hâlâ devam etmekte; özellikle sıcak mevsimlerde kayalıklar ve taşlar arasında görülerek, eski inancın izlerini sürdürmektedir.
Yöre halkı, bölgede sıkça rastlanan bu yılanları sıradan canlılar olarak değil, kutsal varlıklar olarak görür. Bu inanç, kentte bulunduğu iddia edilen yılan figürleri ve taş kabartmalar ile de desteklenir. Her ne kadar bu figürlerin varlığı arkeolojik olarak belgelenmemiş olsa da, sözlü kültürde oldukça canlı bir yer tutar. Bu nedenle yılanlar, Apollonia’nın hem doğasında hem de hafızasında yer edinmiş güçlü bir sembol haline gelmiştir.
Günümüzde Apollonia’ya Bakış
Günümüzde Apollonia, Kaş-Kekova hattı üzerinde yer alması nedeniyle doğa yürüyüşçüleri, tarih meraklıları ve arkeoloji tutkunları tarafından ziyaret edilmektedir. Kalabalıktan uzak, sessizliği ve bozulmamış yapısıyla bu antik kent, keşfedilmeyi bekleyen bir Likya hazinesidir.
Ziyaretçiler, antik yapılar arasında dolaşırken, bir yandan binlerce yıl önce burada yaşamış insanların izlerini takip ederken bir yandan da efsanenin mistik havasını hissedebilirler. Yılan efsanesini bilenler için ise bu yürüyüş, sadece bir gezinti değil; kutsal bir hikâyeye adım atmaktır.