Antalya’nın Muratpaşa ilçesine bağlı Üçgen Mahallesi’nde yıllardır budanmayan ağaç dalları tehlike saçmaya devam ediyor. Elektrik tellerine kadar uzanan dalların tehlikesi, dün öğle saatlerinde 5,5 yaşındaki bir çocuğun üzerine düşmesiyle neredeyse faciaya dönüştü. Vücudunda çizikler oluşan küçük çocuk, olayı hafif yaralanmalarla atlattı. Mahalle sakinleri ise yıllardır yaptıkları şikâyetlere rağmen çözüm bulunamamasına tepki gösterdi.
"Felaketi atlattık"
Olay anına tanık olan Cemile Boşversin, yaşadıkları korkuyu şöyle anlattı:
“Dün bir anda işte Yiğit'le birlikte şurada kısa bir konuşma yaparken patır kütür ağacın dalı düştü. Yani nasıl olduğunu zaten anlama imkansız, anlayamadık bir türlü. Kaçalım, sağa kaçalım, sola kaçalım derken yani kıl payı kurtuldu çocuk ağacın tepesine düşmesinden ki biraz düştü zaten. Yüzünü çizdi, biraz darbe aldı. Felaketi atlattık. İnşallah bundan sonrası için bir çözüm bulunur ağaca.”
“Her fırsatta dile getirdim”
Üçgen Mahallesi Muhtarı Aynur Baycın ise yıllardır konuyu yetkililere ilettiğini belirterek şunları söyledi:
“Benim telefonumda da zaten TEDAŞ'a bildirdiğim şeyler, dilekçelerim var. Her fırsatta buradaki elektrik tellerinin yer altına alınması ve bu ağaçların budanması ile ilgili. Şimdi şöyle bir şey, bu elektrik kesilmeden budama işlemi yapılmıyor. TEDAŞ'ın, ben elektriği kesiyorum, siz budama işlemlerini yapın diye belediyeye bildirmesi lazımmış. Ben, Park Bahçeler Müdürümüz, bütün belediyedeki bu işle ilgilenen bütün birimlerin haberleri var. Dün de çok üzüldüm yani, hani mahallemde böyle bir çocuğun kafasına, yani çok daha kötü şeyler de olabilirdi Allah korusun. Hani ufak bir kazayla atlattık ama bu demek değildir ki bir daha olmayacak"
"Çözüm elektrik tellerinin yeraltına alınması"
Mahalle muhtarı Baycın, çözümün elektrik tellerinin yeraltına alınması olduğunu kaydederek,
"Yani bunun çözümü dediğim gibi, bu ağaçların budanması ve elektrik tellerinin bir an önce yer altına alınması. Bu konuyla ilgili ben vicdanen çok rahatım, gerçekten elimden geleni yaptım hatta kaymakamlığa bile gittim ben. İki yıl önce kaymakamlıkta da bir dilekçe yazıldı, bu elektrik tellerinin yer altına alınması için Üçgen Mahallesi adına. Zaten bütün sokaklarımız değil yani bizim iki üç sokağımız kaldı alınmadık. Yani çok az bir işimiz var. İnşallah en kısa zamanda çözümü ulaştırırız. Bir daha böyle bir olay yaşanmasın inşallah. Çok teşekkür ederim ben size. İyi çalışmalar diliyorum. Her zaman sesiniz oluyorsunuz. Onun için ayrıca teşekkür ederim. Sağ olun”
ifadelerini kullandı.
“Yıllardır şikayet ediyoruz”
Dalların elektrik tellerine kadar ulaştığını belirten vatandaş Tutku Akın da, defalarca şikâyet etmelerine rağmen sonuç alamadıklarını ifade etti:
“Bununla alakalı şikayeti aslında biz yıllardır gerçekleştiriyoruz. Ancak bugün yarın diye diye oyalanmıştık. Sosyal medya hesaplarımda ben etiketleyerek kurumları paylaşım yaptım. Kurumlardan yalnızca Muratpaşa Belediyesi cevap verdi. Ondan da 'İlgili birime aktarılmıştır' diye bir cevap aldık. Ben dedim ki 'Çocuk ölebilirdi, durum çok acil. Yani bugün gelemez misiniz?' İlgili birime aktarıldı diye tekrardan bir cevap aldım. Yani ağaç halen daha kesilmeyi bekliyor. Onun dışında dün biz polis ekibi çağırmıştık. Onlar belediyeye haber verdiler. Belediye ekiplerinden iki kişi geldi. Sadece düşen kütüğü alıp gittiler. Başka herhangi bir işlem olmadı”
“Birinin ölmesi mi gerekiyor?”
Yetkililerin sorumluluğu birbirine attığını söyleyen Akın, isyanını şu sözlerle dile getirdi:
“Biz yetkili değiliz diyorlar. CK'nın gelmesi gerek diyorlar. Ancak CK'nın resmi yazısı var elimizde. Orada da açıkça belediye sorumludur diyor. Belediye bize haber verecek, kayıt oluşturacak ki biz gideceğiz, organize şekilde bunu halledeceğiz. Diyorlar halen daha biz bekliyoruz. Hatta gelen belediye ekiplerine dedik ki biz sizi şikayet de edeceğiz. Yani bir türlü dönüş alamıyoruz. Dediler ki edebilirsiniz. Şikayet de edebilirsiniz. Böyle normal karşılanmasını biz istemiyoruz açıkçası. Yani illa birinin başına bir şey mi gelmesi gerekiyor? Hani ne olması gerekiyor? Yani birisi ölebilirdi deyince yani bunu nasıl algılanması lazım? Hepimiz merak içindeyiz.”