Antalya’da emekli ziraat mühendisleri Müge ve Süleyman Sayın çiftinin yıllar önce sahiplendiği “Foça” isimli kedi, zamanla ailenin vazgeçilmez bir parçası oldu. Papyonlarıyla mahallede tanınan Foça, çiftin yürüyüşten semt pazarına kadar günlük yaşamının merkezine yerleşti.
Hikayesi tesadüfen başladı
Hayvan sevgisinin hayatlarında her zaman önemli bir yeri olduğunu söyleyen Müge Sayın, önceki yıllarda da muhabbet kuşu baktığını kuşlarının ölmesinin ardından büyük eksiklik hissettiklerini ifade etti.
Sayın,
"Ben hep kedi sahiplenmek istiyordum. Kediyi daha böyle içinize sokarak seviyorsunuz. Foça'nın hikayesi de tesadüfen başladı. Foça'nın annesi deniz kenarındaki kayalıkta yavrulamış. Alt komşumuz da yavruları bizim giriş kattaki depoya getirmişti. Anne kedi yavrularını yaklaşık 1 ay burada emzirdi, büyüttü. Sonra yavrular sokağa bırakıldı. Ben de sahiplenmek istedim. Eşim de kabul etti. Adı da Foça oldu. Çünkü Foça'da doğmuştu. Ondan sonra hayatımız çok değişti"
diye konuştu.
"Zamanla ailenin ferdi oldu"
Foça'nın zamanla ailelerinin bir ferdi haline geldiğini belirten Müge Sayın, "Ne istediğini artık anlıyoruz, her hareketinden ne demek istediğini biliyoruz" dedi.
İlk dönemlerde apartmanda bazı sorunlar yaşadıklarını, zamanla herkesin Foça'yı sevdiğini söyleyen Süleyman Sayın ise
'İlk aylar çok yaramazdı. Hatta 'Biz bununla baş edemeyeceğiz, birisine verelim' diye düşündük. 1 yıl sonra onu verme düşüncesi aklımızdan bile geçmedi. Ne istediğini hareketlerinden anlıyoruz. Mama isterse farklı davranıyor. Su içeceği zaman odaya gelir, miyavlar, lavaboya atlar. Ben avucumu açarım, avucumdan su içer"
ifadesini kullandı.
"Ayrılamıyoruz"
"Her gün yaklaşık 2 kilometrelik aynı rotada yürüyüş yapıyoruz" diyen Süleyman Sayın,
"Akşamları daha çok eşimin yanında olmayı seviyor. Ben ayrı odadaysam bazen beni tercih ediyor. Sabah yaş mama veriyoruz. O sakinleşince kahvaltımızı yapıyoruz. Saat 11.00-12.00 gibi bahçeye çıkarıyorum. Yaklaşık 1-2 saat dolaşıyor. Her gün yaklaşık 2 kilometrelik aynı rotada yürüyüş yapıyoruz"
dedi.
Çocuk parkında Foça ile vakit geçirdiklerini anlatan Süleyman Sayın,
"Ben bankta oturuyorum, o bazen yanıma, bazen altıma geliyor. Etrafı, çocukları izliyor. Bir süre sonra miyavlıyor, 'Hadi gidelim sıkıldım' der gibi davranıyor. Sonra eve dönüyoruz"
şeklinde konuştu.
"Pazarcılar artık onu tanıyor"
Semt pazarlarına da birlikte gittiklerini söyleyen Süleyman Sayın,
"Pazar arabasını görünce nereye gideceğimizi anlıyor. Pazarcılar artık onu tanıyor. 'Foça hoş geldin' diyenler oluyor. Pazarın içine benimle girmez. Girişte bekler. Bazen arabanın altına girer, bazen etrafta dolaşır. Ben alışverişimi yapıp çıkınca 'Foça' diye seslenirim, hemen koşarak gelir. Berber, terzi, herkes onu biliyor. Papyonlarıyla tanınıyor. Yaklaşık 10-15 papyonu var. Eşim sürekli değiştiriyor. Bir gün papyonsuz çıkmıştı, komşular hemen 'Biz Foça'yı papyonsuz görmek istemiyoruz' dedi. Küçüklüğünden beri papyon takıyoruz"
ifadesini kullandı.
"Onsuz bir hayatı düşünemiyoruz"
Foça'nın hayatlarına kattığı en büyük değişimin hareket ve sosyalleşme olduğunu dile getiren Süleyman Sayın, onsuz bir hayatı düşünemediklerini söyledi.
Sayın,
"Foça olmasaydı hayatımız çok sıkıcı olurdu. Ben bilgisayar başından kalkmazdım. O bizi dışarı çıkarıyor, yürütüyor, insanlarla iletişim kurmamızı sağlıyor. Onun sayesinde her gün yürüyoruz. Onsuz bir hayatı düşünemiyoruz"
diye konuştu..