Ağız içinde oluşan ve halk arasında aft olarak bilinen yaralar, toplumda sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yemek yemeyi, konuşmayı, diş fırçalamayı ve günlük yaşam aktivitelerini zorlaştırabilen bu ağrılı lezyonların, insanların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediği belirtiliyor. Antalya'da Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, ağız içi yaralarının genetik yatkınlık, stres, beslenme yetersizlikleri ve bağışıklık sistemiyle ilişkili birçok faktörden kaynaklanabileceğini ifade etti. Doç. Dr. Barıt,
"Bu ağrılı lezyonlar günlük yaşamı, yemek yemeyi, konuşmayı ve hatta gülümsemeyi bile zorlaştırabilir. Aftlar çoğu zaman kendiliğinden iyileşir ancak sık tekrarlayan vakalarda altta yatan nedenlerin araştırılması büyük önem taşır"
dedi.
Stres ve vitamin eksikliği etkili olabiliyor
Ağız içi yaralarının bulaşıcı olmadığını ve uçukla karıştırılmaması gerektiğini belirten Barıt, aftların kesin nedeninin tam olarak bilinmediğini söyledi. Barıt,
"Ağız içi yaralar bulaşıcı değildir ve uçuk ile karıştırılmamalıdır. Aftların kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte çok faktörlü bir tablo söz konusudur"
ifadelerini kullandı.
Yanak veya dudak içinin ısırılması, sert yiyeceklerin oluşturduğu tahrişler, diş fırçalama sırasında meydana gelen yaralanmalar ve protez kaynaklı sorunların aft oluşumunu tetikleyebileceğini aktaran Barıt, stres ve psikolojik faktörlerin de önemli rol oynadığını kaydetti. B12 vitamini, demir, çinko ve folik asit eksikliklerinin yanı sıra grip, yorgunluk ve uykusuzluk gibi bağışıklık sistemini etkileyen durumların da ağız içi yaralarının görülme sıklığını artırabileceği belirtildi.
Barıt ayrıca,
"Portakal, domates gibi asitli gıdalar, baharatlı ve sert yiyecekler ağız içini tahriş ederek mevcut yaraların ağrısını artırabilir. Ayrıca Behçet hastalığı, çölyak hastalığı, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi otoimmün veya inflamatuar hastalıklar da tekrarlayan ağız yaralarıyla ilişkili olabilir"
diye konuştu.
Uzun süren yaralarda uzman kontrolü öneriliyor
Ağız içi yaralarının özellikle sıcak ve asitli yiyeceklerle temas ettiğinde ağrı, yanma ve hassasiyete neden olabildiğini belirten Barıt, bu durumun konuşma, yutma ve diş fırçalama sırasında daha belirgin hale geldiğini ifade etti. Barıt,
"Ağız içi yaralarda şiddetli ağrı, yanma ve hassasiyet görülebilir. Bu şikayetler özellikle asitli veya sıcak yiyeceklerle temas ettiğinde artar. Yutma, konuşma ya da diş fırçalama sırasında rahatsızlık daha belirgin hale gelebilir"
dedi. Aftların çoğunlukla 7 ila 10 gün içerisinde iyileştiğini belirten Barıt, iki haftadan uzun süren veya sık tekrarlayan yaralarda uzman değerlendirmesinin gerekli olduğunu vurguladı.
Barıt,
"Aftlar genellikle 7-10 günde geçer. Ancak sık tekrarlıyor veya 2 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan bir sistemik sorun olabileceği için kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzmanına başvurmak gerekir"
ifadelerine de yer verdi.
Evde uygulanabilecek yöntemler
Ağız içi yaralarının kontrol altına alınmasında stres yönetimi, düzenli uyku, egzersiz ve dengeli beslenmenin önemli olduğunu belirten Barıt, ağız hijyeninin de ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.Barıt stres yönetimine dikkat çekerek,
"Stres yönetimini öğrenmek, günlük egzersiz yapmak, meditasyonu hayata dahil etmek ve düzenli uykuya önem vermek ağız içi yaraların kontrolünde destekleyici olabilir. Dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, vitamin ve mineral eksiklikleri kontrol ettirilmeli, ağız hijyenine dikkat edilmeli ve tahriş edici faktörlerden kaçınılmalıdır. Düzenli diş hekimi ve kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı kontrolleri de ihmal edilmemelidir"
diye konuştu.
Evde uygulanabilecek yöntemlere de değinen Barıt,
"Günde 3-4 kez tuzlu su veya karbonatlı su ile gargara yapılabilir. Papatya ya da ada çayı demlenerek gargara olarak kullanılabilir. Doğal bal, Hindistan cevizi yağı veya dut pekmezi uygulaması da destekleyici yöntemler arasında yer alabilir"
dedi.
Uzman kontrolünde uygulanabilecek tedavilere ilişkin bilgi veren Barıt, "Uygun vakalarda düşük seviyeli lazer tedavisi uygulanabilir. Sık ve şiddetli tekrarlayan ağız içi yaralarında ise sistemik kortikosteroid veya immünsüpresif ilaçlar uzman kontrolünde kullanılabilir. Günümüzde ağız içi yaralar modern yaklaşımlar ve basit önlemlerle daha konforlu şekilde yönetilebiliyor" ifadelerini kullandı.