Yaşam

Artvin'de Kaç Köy Var?

Karadeniz Bölgesi'nin en doğusunda yer alan Artvin, sarp dağları, derin vadileri ve gür ormanlarıyla Türkiye'nin coğrafi açıdan en zorlu ama bir o kadar da büyüleyici illerinden biridir.

Abone Ol

Karadeniz Bölgesi'nin en doğusunda yer alan Artvin, sarp dağları, derin vadileri ve gür ormanlarıyla Türkiye'nin coğrafi açıdan en zorlu ama bir o kadar da büyüleyici illerinden biridir. Bu zorlu yeryüzü şekilleri, tarih boyunca bölgedeki yerleşim kalıplarını ve insanların yaşam tarzlarını doğrudan şekillendirmiştir. Kent merkezinin yanı sıra coğrafyanın getirdiği zorunluluklar nedeniyle nüfusun önemli bir kısmı kırsal alanlarda kümelenmiştir. Bölgenin engebeli yapısı, büyük yerleşim yerlerinin kurulmasını zorlaştırırken, bunun yerine doğayla uyumlu küçük toplulukların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

İlin dik yamaçları arasına serpiştirilmiş olan kırsal yerleşimler, sadece birer ikamet alanı değil, aynı zamanda asırlık geleneklerin, komşuluk ilişkilerinin ve doğaya karşı verilen yaşam mücadelesinin sürdüğü merkezlerdir. Coğrafi yalıtılmışlık, her vadide ve her köyde kendine has bir kültürün, mimarinin ve hatta şivenin korunmasına yardımcı olmuştur. Artvin'in genel nüfus dağılımına bakıldığında, köylerin ekonomik ve sosyal hayatın merkezinde yer aldığı net bir şekilde görülmektedir. Bu durum, kentin idari yapısının belirlenmesinde de kırsal alanlara büyük bir ağırlık verilmesini zorunlu kılmıştır.

Kentin Sınırları Dahilindeki Güncel Köy Sayıları

Artvin Valiliği ve İl Özel İdaresi verilerinden derlenen son bilgilere göre, şehir genelinde toplam 320 köy bulunmaktadır. Bu köyler, ilin sahip olduğu 9 farklı ilçe arasında, tamamen coğrafi koşullara ve arazi genişliklerine bağlı olarak dağılmıştır. Merkeze bağlı köylerin yanı sıra Ardanuç, Arhavi, Borçka, Hopa, Kemalpaşa, Murgul, Şavşat ve Yusufeli ilçelerine bağlı olan bu yerleşim birimleri, kentin idari haritasının ana gövdesini oluşturmaktadır. Her ilçenin kendine has topoğrafyası, bünyesinde barındırdığı köy sayısının ve bu köylerdeki hane yoğunluğunun değişmesinde en büyük etken olarak öne çıkmaktadır.

Son yıllarda yaşanan altyapı çalışmaları, yol yapımları ve dijitalleşme adımları sayesinde bu 320 köyün merkezle olan bağı her geçen gün daha da kuvvetlenmektedir. Ancak kış aylarında yaşanan yoğun kar yağışları ve heyelan gibi doğal afetler, kimi zaman bu yerleşim yerlerinin dış dünya ile olan bağını geçici olarak kesebilmektedir. İdari makamlar, özellikle kış turizmi ve tarımsal faaliyetlerin aksamaması adına, bu geniş kırsal ağda kesintisiz hizmet sunabilmek için yoğun bir mesai harcamaktadır. Toplamda 320'yi bulan bu yerleşimler, kentin yerel kimliğinin korunmasında adeta birer kilit taşı vazifesi görmektedir.

Coğrafi Koşulların Kırsal Nüfus Üzerindeki Doğrudan Etkileri

Artvin'in köylerinde yaşamı belirleyen en temel unsur, hiç şüphesiz bölgenin dik ve engebeli arazi yapısıdır. Evlerin birbirine uzak olduğu dağınık yerleşim tipi, özellikle iç kesimlerdeki dağlık köylerde baskın bir özellik olarak göze çarpmaktadır. Bir mahalleden diğerine geçmek için bile derin vadileri aşmak ya da dik yamaçları tırmanmak gerekebilmektedir. Bu durum, komşuluk ilişkilerinden imece usulü çalışmalara kadar sosyal hayatın her evresine kendine has bir dinamizm ve zorluk katmaktadır.

Tarım arazilerinin kısıtlı ve parçalı olması, köylülerin büyük ölçekli tarım yerine daha çok mikro düzeyde hayvancılık, arıcılık ve bağ bahçe tarımına yönelmesine neden olmuştur. Özellikle yüksek kesimlerde yer alan köylerde yaşayan vatandaşlar, yaz aylarında yaylacılık faaliyetlerine ağırlık vererek mevsimsel bir göç hareketi gerçekleştirmektedir. Doğu Karadeniz'in hırçın doğasıyla mücadele ederek hayatta kalan bu yerleşimlerde, su kaynaklarına yakınlık ve rüzgardan korunaklı yamaçlar, evlerin nereye inşa edileceğini belirleyen en hayati kriterler arasında yer almaktadır.

Tarihi Mirasın Ve Yöresel Mimarinin Köylerdeki Yansımaları

Artvin köylerini özel kılan bir diğer önemli unsur ise günümüze kadar ulaşmayı başarmış olan benzersiz ahşap mimari mirasıdır. Çivi kullanılmadan, tamamen ahşap kalasların birbirine geçirilmesiyle yapılan ve "çantı" olarak adlandırılan tarihi evler, köylerin siluetine estetik bir değer katmaktadır. Bu yapılar, bölgenin bol yağışlı iklimine ve nemine karşı dayanıklı olabilecek şekilde, tamamen yerel malzemeler kullanılarak asırlar önce inşa edilmiştir. Doğa ile tam bir uyum içinde olan bu konutlar, modern mimarinin tekdüzeliğine karşı adeta direnmeye devam etmektedir.

Kırsal yerleşimlerdeki bu tarihi doku, sadece evlerle sınırlı kalmayıp eski değirmenler, taş köprüler ve asırlık camilerle de kendini göstermektedir. Turizm potansiyelinin keşfedilmesiyle birlikte, pek çok köy doğaseverlerin ve fotoğrafçıların uğrak noktası haline gelmiştir. Geleneksel yaşam biçiminin bozulmadan sürdüğü bu alanlar, kültürel sürdürülebilirliğin en canlı örnekleri olarak varlıklarını korumaktadır. Kentin köyleri, geçmişle gelecek arasında köprü kuran canlı birer etnografya müzesi niteliği taşımaktadır.