Doğu Anadolu’nun sarp dağları ve stratejik geçitleriyle bilinen şehri Bingöl, İslam tarihinin en önemli genişleme dönemlerinden birinde Müslüman ordularıyla tanışmıştır. Tarihi kayıtlar ve bölgedeki yerel anlatılar, kentin kaderini değiştiren bu büyük askeri harekatın yedinci yüzyılın ortalarına dayandığını göstermektedir. İslamiyet’in Arap Yarımadası’ndan çıkarak Mezopotamya ve ardından Anadolu içlerine doğru uzandığı o hareketli yıllarda, Bingöl ve çevresi Bizans ile kurulan sınır hattının en kritik noktalarından biri olarak kabul ediliyordu.
Hz. Ömer’in hilafeti döneminde, İslam ordularının kuzeye doğru gerçekleştirdiği sistemli fetih hareketleri meyvesini vermiş ve bölgenin kapıları 651 yılı civarında açılmıştır. O dönemdeki adıyla Çapakçur olarak anılan bu yerleşim yeri, stratejik konumu nedeniyle bölgedeki hakimiyet mücadelesinin odak noktası haline gelmişti. İslam komutanlarının askeri dehası ve bölge halkıyla kurulan ilk diplomatik temaslar, Bingöl’ün tarihinde yepyeni bir sayfanın açılmasına zemin hazırlayarak bugünkü kültürel dokunun ilk tohumlarını o günlerden atmıştır.
Halid Bin Velid Ve İslam Komutanlarının Bölgedeki Harekatı
Bingöl’ün fethine dair tarihi vesikalar incelendiğinde, İslam tarihinin "Allah’ın Kılıcı" lakaplı efsanevi komutanı Halid bin Velid’in ismi ön plana çıkmaktadır. Bazı kaynaklarda fetih operasyonunun doğrudan onun liderliğinde yürütüldüğü, bazı akademik çalışmalarda ise onun maiyetindeki komutanlardan biri olan Kibes’in bu operasyonda aktif rol aldığı belirtilmektedir. Her iki durumda da operasyonun, Hz. Ömer’in merkezi otoritesine bağlı ve yüksek disiplinli bir askeri stratejiyle yürütüldüğü açıkça görülmektedir.
Komuta kademesi arasındaki bu görev dağılımı, İslam ordularının sadece bir şehri almak değil, bölgede kalıcı bir asayiş ve yönetim birliği kurma amacını taşıdığını gösteriyordu. Halid bin Velid’in askeri dehasıyla şekillenen kuşatma planları, bölgedeki sarp kalelerin direncini kırmış ve yerel güçlerin İslam hakimiyetini tanımasını sağlamıştır. Bu askeri başarı, sadece bir zafer olarak kalmamış, aynı zamanda bölgedeki inanç ve yönetim yapısında köklü bir dönüşümün de habercisi olmuştur.
Azakpert Kalesi Kuşatması Ve Stratejik Çapakçur Zaferi
Bingöl’ün fethinde anahtar rol oynayan ve bugün Adaklı ilçesi yakınlarında kalıntıları bulunan Azakpert Kalesi, o dönemin en geçilemez savunma hatlarından biri olarak biliniyordu. İslam ordularının bu kaleyi ele geçirmesi, Çapakçur ve çevresindeki Bizans etkisinin tamamen kırılması anlamına geliyordu. Kalenin düşmesiyle birlikte, bölgedeki lojistik yolların kontrolü Müslümanların eline geçmiş ve dağınık haldeki yerleşim yerleri tek bir merkezden yönetilmeye başlanmıştır.
Kuşatma süreci, bölgenin zorlu coğrafi şartlarına rağmen İslam ordularının dayanıklılığını ve azmini ortaya koymuştur. Azakpert Kalesi’nin alınması, askeri bir başarının ötesinde, çevredeki diğer yerleşim birimleri için de bir domino etkisi yaratarak Bingöl’ün tamamının İslam toprağı olmasını hızlandırmıştır. Bu stratejik zafer, bölgedeki otorite boşluğunu doldurmuş ve halkın yeni yönetimle tanışarak güven ortamına kavuşmasına imkan tanımıştır.
Bizans Hakimiyetinin Sonu Ve Yeni İdari Dönem
Bingöl ve çevresinde yüzyıllardır devam eden Bizans hegemonyası, İslam ordularının bu kesin zaferiyle birlikte bölgedeki etkisini büyük ölçüde kaybetmiştir. Fetih sonrası kurulan yeni idari yapı, bölge halkına o döneme kadar görmedikleri bir adalet ve hoşgörü anlayışı sunmayı hedeflemiştir. Bizans’ın ağır vergi yükü ve baskıcı yönetiminden yorulan yerel unsurların bir kısmı, İslam ordularının getirdiği yeni düzene uyum sağlamakta zorlanmamış, bu da fethin kalıcı olmasını sağlamıştır.
Bu geçiş dönemi, Bingöl’ün mimarisinden sosyal yaşamına kadar her alanda hissedilmiştir. İdari merkezlerin yeniden yapılandırılması ve ticaret yollarının güvenliğinin sağlanması, Çapakçur’u kısa sürede bölgenin parlayan yıldızlarından biri haline getirmiştir. Bizans’ın bölgedeki son kalıntılarının da temizlenmesiyle birlikte, Bingöl artık İslam dünyasının Anadolu’daki en önemli uç kalelerinden biri olma görevini üstlenmeye başlamıştır.
Fethin Bingöl’ün Kültürel Mirasındaki Derin İzleri
Yedinci yüzyılda gerçekleşen bu büyük fetih, Bingöl’ün bugün sahip olduğu inanç sistemi ve geleneklerinin temelini oluşturmuştur. Halid bin Velid ve beraberindeki İslam mücahitlerinin bölgeye getirdiği manevi iklim, yüzyıllar içinde harmanlanarak bugünkü Bingöl insanının karakteristik özelliklerini şekillendirmiştir. Bölgede bulunan sahabe türbeleri ve eski cami temelleri, o dönemden kalan tarihi hafızanın en canlı şahitleri olarak varlığını sürdürmektedir.
Bugün Bingöl sokaklarında yankılanan kültürel zenginlik, Hz. Ömer dönemindeki o ilk fethin yarattığı büyük değişimin bir meyvesidir. Şehrin her bir köşesinde hissedilen bu tarihi derinlik, yerel tarihçiler ve araştırmacılar için hala keşfedilmeyi bekleyen pek çok detayı bünyesinde barındırmaktadır. Bingöl, o gün atılan temeller üzerinde yükselerek Anadolu’nun en önemli manevi ve tarihi merkezlerinden biri olma özelliğini gururla taşımaya devam etmektedir.




