Asrın felaketlerinin ardından tüm Türkiye'de hız kazanan zemin etütleri ve risk analizleri Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın güney kolu üzerinde yer alan Çanakkale'de de hayati bir önem taşıyor. Tarih boyunca pek çok büyük sarsıntıya ev sahipliği yapan kentte yaşayan vatandaşlar ile bölgeye yatırım yapmak isteyen yatırımcılar binaların yükseldiği toprağın jeolojik yapısını mercek altına alıyor. Uzmanlar tarafından paylaşılan güncel jeofizik verileri ve mikro bölgeleme çalışmaları şehir merkezinin ve çevre ilçelerin yapısal kaderini belirleyen en kritik parametreleri gün yüzüne çıkarıyor.
Kent merkezindeki alüvyon ovaların taşıma kapasitesinin düşüklüğü sarsıntının yıkıcı gücünü katlarken gözler doğal olarak anakaya formasyonlarının bulunduğu yüksek kesimlere çevriliyor. Çanakkale'de güvenli bir yaşam alanı inşa etmenin ilk kuralı yapının mühendislik hizmeti almasının yanı sıra zemin büyütmesi riskinin en az olduğu sert kayaçların üzerine konumlanmasından geçiyor. Bu bağlamda yürütülen bilimsel çalışmalar kentin kuzey ve doğu aksındaki bazı bölgelerin diğer alanlara oranla çok daha dirençli ve oturmuş bir zemin yapısına sahip olduğunu açıkça gösteriyor.
Esenler Bölgesi Sert Kayaç Yapısıyla Öne Çıkıyor
Şehir merkezinde deprem güvenliği denildiğinde akla gelen ilk yerleşim yerlerinin başında son yıllarda hızla modern binalarla donatılan Esenler Mahallesi geliyor. Bölgenin jeolojik yapısını inceleyen uzmanlar bu aksın alt katmanlarında volkanik kökenli andezit ve bazalt gibi oldukça sert, deformasyona uğraması zor olan kayaçların hakim olduğunu belirtiyor. Bu sert zemin yapısı deprem dalgalarının yüzeye ulaşırken büyümesini engelliyor ve üzerindeki yapılara binen yükü asgari düzeye indirgiyor.
Yüksek bir plato üzerinde konumlanan bu bölge sadece deprem sarsıntılarına karşı değil aynı zamanda sıvılaşma riskine karşı da tam bir koruma kalkanı sunuyor. Yamaç eğimi sayesinde yeraltı su seviyesinin oldukça derinde bulunması sarsıntı esnasında toprağın çamurlaşma etkisi göstermesinin önüne geçiyor. Kentin eski yerleşim yerlerindeki gevşek dolgu alanlarına kıyasla Esenler ve çevresi mühendislik projeleri için en ideal temel zeminini oluşturmaya devam ediyor.
Kepez Yamaçları Güvenli Geleceğin Yeni Adresi Oluyor
Çanakkale'nin güneybatısına doğru uzanan ve son dönemde yoğun bir yapılaşma ağına sahne olan Kepez beldesinin üst yamaçları zemin sağlamlığı açısından kentin en nitelikli noktaları arasında yer alıyor. Deniz seviyesinden yukarıya doğru tırmanan bu dik ve engebeli arazilerin tabanında milyonlarca yıl önce oluşmuş kireçtaşı ve marn formasyonları bulunuyor. Sıkışmış ve birbirine kenetlenmiş bu jeolojik katmanlar olası bir kırılma anında adeta bir takoz görevi görerek binaların kaymasını ya da çökmesini engelliyor.
Sahil şeridindeki gevşek kumul ve balçık yapının tam aksine Kepez'in üst kesimleri inşaat faaliyetlerinde ekstra zemin iyileştirmesine gerek bırakmayacak kadar yüksek bir taşıma kapasitesi barındırıyor. Bölgedeki yeni projelerin tamamında zemin etütlerinin bu sert tabakaya göre şekillenmesi kentin yapı stoğunun kalitesini de yukarıya çekiyor. Jeoloji mühendisleri Kepez'in iç ve üst kısımlarının kentin deprem master planında en güvenilir tampon bölgelerden biri olduğunu ifade ediyor.
Karacaören Aksı Jeolojik Yapısıyla Güven Veriyor
Merkeze bağlı köyler arasında yer alan ancak son yıllarda kentsel dönüşüm ve genişleme stratejilerinin merkez üssü haline gelen Karacaören mevkisi yer altı zemin mukavemetiyle dikkat çekiyor. Bölgenin altındaki jeolojik formasyonun büyük bir kısmını yaşlı sedimenter kayaçlar ve aşınmaya dirençli çakıltaşları oluşturuyor. Bu yapı sarsıntı anında oluşabilecek enerjiyi sönümleme noktasında gevşek yapılı alüvyon topraklara oranla %65,4 daha yüksek bir başarı sergiliyor.
Yapılan sondaj çalışmalarında Karacaören bölgesinde anakaya derinliğinin yüzeye oldukça yakın olması inşaat maliyetlerini düşürürken güvenlik katsayısını ise maksimum seviyeye çıkarıyor. Deprem dalgalarının yayılma hızının bu tür sert zeminlerde artması yüzeydeki sallantı süresini kısalttığı için binaların rezonansa girmesini yani yıkıcı sallantı döngüsüne yakalanmasını önlüyor. Güvenli konut arayışındaki yurttaşlar için bu aks geleceğin en sağlam yerleşim alanı olarak tescilleniyor.
Barbaros Mahallesinin Üst Kesimleri Riskleri Azaltıyor
Barbaros Mahallesi her ne kadar kıyı şeridine yakınlığıyla bilinse de mahallenin iç kısımlarına ve üst kotlarına doğru ilerledikçe zemin karakteri radikal bir şekilde değişim gösteriyor. Deniz etkisinden uzaklaşan ve rakımı yükselen bu iç hatlarda alüvyon tabaka yerini eski akarsu teraslarının oluşturduğu sıkışmış kil ve sert gre oluşumlarına bırakıyor. Bu durum kıyı şeridinde %8,2 seviyelerinde olan oturma ve kayma riskini üst kesimlerde neredeyse sıfıra indiriyor.
Bölgedeki yer altı su tabakasının derinlerde yer alması sarsıntı esnasında zeminin mukavemetini kaybetmesini engellerken yapıların temellerinin su alarak korozyona uğramasının da önüne geçiyor. Doğru mühendislik çözümleri ve radye temel sistemleriyle birleştiğinde Barbaros Mahallesi'nin üst bölgeleri Çanakkale merkezinde güvenle yaşanabilecek ender jeolojik alanlardan biri olarak kabul görüyor. Uzmanlar şehir planlamasında bu mikro bölgeleme detaylarının hayati olduğunu yineleyerek vatandaşları bilinçli olmaya çağırıyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım





