Avrupa Çevre Ajansı’nın (AÇA) yayımladığı rapor, Avrupa’da her beş kalp-damar hastalığı ölümünden birinin çevresel nedenlerle ilişkili olduğunu ortaya koydu. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Antalya Şubesi Yönetim Kurulu, bu veriler ışığında yaptığı açıklamada, "Çevresel faktörler Antalya’da da kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor. Önlenebilir ölümler için acil önlem şart'' diyerek, kentte artan çevresel risklere karşı acil önlem çağrısı yaptı. Antalya’da çevresel riskleri azaltan, doğa temelli ve halk sağlığını merkeze alan politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten ÇMO Antalya Şubesi, “Antalya’nın geleceği temiz hava, sessiz sokaklar, yeşil alanlar ve sağlıklı bireyler üzerine kurulmalıdır" dedi.
Antalya çevresel stres altında
ÇMO Antalya Şubesi tarafından yapılan açıklamada, Antalya'nın, turizm, kentleşme, ulaşım yoğunluğu ve iklim değişikliğinin etkilerinin bir arada yaşandığı bir kent olarak çevresel stres faktörlerine karşı özellikle hassas bir bölge olduğuna dikkat çekildi.
Açıklamada, hava kirliliği, aşırı sıcaklıklar, pestisit kullanımı, gürültü kirliliği ve yeşil alan eksikliğinin kalp-damar sağlığı üzerinde doğrudan olumsuz etkiler yarattığı ifade edilirken şu bilgiler paylaşıldı:
"Kış aylarında artan konut ve sera ısınması kaynaklı partikül madde konsantrasyonları, yaz aylarında ise turizm kaynaklı trafik emisyonları, kalp ve damar hastalıkları açısından risk oluşturmaktadır. Antalya son yıllarda aşırı sıcak hava dalgalarıyla ve şiddetli yağış ve fırtınayla daha sık karşılaşmaktadır. Bu hava olayları özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için ölüm riskini artırmaktadır. Tarımsal üretimde kullanılan pestisitler, insan sağlığını dolaylı olarak etkilemekte; endokrin bozucu ve kardiyotoksik maddelere maruziyet riskini yükseltmektedir. Artan ulaşım, turizm tesisleri ve kentleşme, gürültü seviyelerini Dünya Sağlık Örgütü sınırlarının üzerine taşımakta; sürekli gürültüye maruz kalma, hipertansiyon ve kalp krizi riskini artırmaktadır. Özellikle şehir merkezinde ve sahil hattında yapılaşmanın artmasıyla kent içi yeşil alanların azalması, hem hava kalitesi hem de stres düzeyleri açısından olumsuz etkiler yaratmaktadır."
“Sağlıklı çevre, sağlıklı toplum”
ÇMO Antalya Şubesi, kalp-damar hastalıklarının önemli bir kısmının çevresel iyileştirmelerle önlenebileceğini vurgulayarak, Antalya’da bu kapsamda öncelik verilmesi gereken alanları şöyle sıraladı:
"Hava kalitesi ölçüm ağlarının genişletilmesi ve fosil yakıt kullanımının azaltılması, ısı dalgalarına karşı erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, tarımda pestisit kullanımının denetlenmesi, ulaşım planlamasında gürültü haritalarının dikkate alınması, sessiz bölgelerin korunması ve denetimlerin artırılması, şehir içi yeşil alanlar, parklar, yeşil koridorlar ve su öğelerinin artırılmasıyla hem hava kalitesinin hem de toplum sağlığının iyileştirilmesi ve çevre ve sağlık alanlarının bütünleşmesi, çevre mühendisleri ile iş birliği içinde “Sağlıklı Çevre, Sağlıklı Toplum” anlayışının güçlendirilmesi."
Açıklamanın devamında,
"Kalp ve damar hastalıklarının yalnızca bireysel yaşam tarzı faktörleriyle değil, yaşadığımız çevreyle de yakından ilişkili olduğu artık bilimsel olarak açıktır. Sağlıklı bir çevre, yalnızca doğayı değil, insan yaşamını da korur"
denildi
"Ölümler önlenebilir"
Avrupa Çevre Ajansı’nın 3 Kasım 2025 tarihinde yayımladığı rapora da yer veren ÇMO Antalya Şubesi raporla ilgili şu bilgileri paylaştı:
"AÇA raporuna göre, Avrupa Birliği’nde gerçekleşen her beş kardiyovasküler ölümden biri çevresel faktörlere bağlı olarak ortaya çıkmakta ve bu ölümlerin önlenebilir olduğu vurgulanmaktadır. Rapora göre, Avrupa’da her yıl 1,7 milyon kişi kalp-damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybederken, kardiyovasküler ölümlerin yaklaşık yüzde 18’inin çevresel nedenlerle ilişkili olduğu tahmin ediliyor. Verilere göre, hava kirliliğinin yılda 130 bin, iklimsel faktörlerin 115 bin, zararlı kimyasalların 74 bin ve gürültü kirliliğinin 20 binden fazla kişinin kardiyovasküler ölümünden sorumlu olduğu bulundu. Bu dört etken, kalp-damar hastalıklarının başlıca çevresel belirleyicileri olarak öne çıkmaktadır. Raporda, hava kalitesinin iyileştirilmesi, gürültü ve kimyasal maruziyetin azaltılması, iklimsel etkiler karşısında sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi ve doğa temelli çözümlerle şehirlerin yeşillendirilmesi gibi önlemlerin milyonlarca yaşamı koruyabileceği belirtildi"