Emeklilerin ocak ayında alacağı zam kadar Ankara'da üzerinde çalışılan yeni düzenlemeler de büyük bir merakla bekleniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bütçede emekliler için kaynak ayrıldığını açıklamasının ardından farklı formüller gündeme geldi. En düşük emekli aylığının yükseltilmesi, tüm emeklilere refah payı verilmesi ve ileri yaştaki emeklilerin desteklenmesi gibi seçenekler tartışılıyor. Henüz kesinleşmiş bir karar bulunmazken emeklilerin büyük bölümünün gözden kaçırdığı çok kritik bir ayrıntı dikkat çekiyor.
En düşük aylığın artırılması, mevcut kök aylığı doğrudan değiştirmemektedir. Şu anda en düşük emekli aylığı 23.552 lira seviyesinde uygulanıyor ve kök aylığı bu tutarın altında kalan vatandaşların ödemeleri Hazine desteğiyle tamamlanıyor. Ocak ayında SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin kök aylıkları, temmuz ve aralık dönemindeki 6 aylık enflasyon oranında artırılacak. Bunun yanında en düşük emekli aylığının ayrıca bir kanunla yükseltilmesi de masadaki yerini koruyor.
Taban Aylık Uygulamasının Detayları
Taban aylık düzenlemesi emeklinin cebine giren parayı anlık olarak artırıyor fakat kök aylık ile ödenen aylık arasındaki makası kapatmıyor. Milliyet yazarı Cem Kılıç'ın paylaştığı örnek durumun vahametini net biçimde ortaya koyuyor. Kök aylığı 18.000 lira olan bir emekli, en düşük aylık uygulaması sayesinde 23.552 lira almaktadır. Ocak ayında kök aylıklara yüzde 10 zam yapılması durumunda bu kişinin kök aylığı 19.800 liraya çıkacak. Eğer en düşük emekli aylığı kanunla 26.000 liraya yükseltilirse emeklinin hesabına 26.000 lira yatırılmaya devam edilecek.
Yapılan bu hesaplamaya göre aradaki 6.200 liralık fark yine Hazine tarafından karşılanacak. Yani taban aylık yükselmesine rağmen kök aylık düşük kaldığı için bir sonraki temmuz zammında artış yine 19.800 liralık düşük kök aylık üzerinden hesaplanacak. Taban aylık aynı oranda artırılmazsa, bu emeklinin aylığı kağıt üzerinde zam yapılsa bile eline geçen tutar bakımından değişmeyebilir. Bu durum emeklilerin sonraki dönem zamlarında mağduriyet yaşamasına zemin hazırlamaktadır.
Refah Payında Yaş Sınırı Tartışmaları
Yeni düzenlemenin ikinci önemli başlığını ise refah payının emeklinin yaşına göre farklılaştırılması oluşturuyor. Üzerinde çalışılan seçenekler arasında 65 yaş üzerindeki emeklilere daha yüksek oranda refah payı verilmesi yer alıyor. Kulislerde bu yaş sınırının 60 yaşına indirilmesinin de aktif olarak değerlendirildiği konuşuluyor. Diğer yaş grubundaki emeklilerin ise daha düşük oranlarda da olsa bu artıştan yararlanması öngörülüyor.
Bu yaklaşımın temel gerekçesi olarak ileri yaştaki emeklilerin yeniden çalışma hayatına katılma imkânlarının çok sınırlı olması gösteriliyor. Ancak uzmanlar, yalnızca yaşa dayalı bir ayrımın ciddi adaletsizlikler doğurabileceğine dikkat çekiyor. Örneğin 62 yaşında, kirada oturan ve başka hiçbir geliri olmayan bir emekli ile 67 yaşında yüksek emekli aylığı ve kira geliri olan bir kişinin ekonomik ihtiyaçları birbirinden tamamen farklıdır. Bu nedenle yaş kriterinin yanında sosyal kriterlerin de gözetilmesi gerektiği savunuluyor.
Prim ve Aylık Bağlantısının Zayıflaması
Emekli aylıklarındaki en büyük kronik sorunlardan biri, farklı sürelerde ve farklı kazançlar üzerinden prim ödeyen kişilerin aylıkları arasındaki farkın kapanmasıdır. Taban aylık her artırıldığında, düşük prim ödeyenler ile daha uzun süre ve yüksek kazançtan prim ödeyenler zamanla aynı tutarı almaya başlıyor. Bu durum sosyal sigorta sisteminin temel mantığı olan ne kadar prim, o kadar aylık ilişkisini ciddi şekilde zayıflatıyor. Uzmanlar yeni düzenlemede yalnızca ele geçen taban tutarın değil, kök aylıkların da kalıcı olarak iyileştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Gündemdeki bir diğer seçenek ise kamuoyunda vatandaşlık maaşı olarak bilinen Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi olarak öne çıkıyor. Bu sistemle hanede kişi başına düşen geliri belirli bir seviyenin altında kalan aileler devlet tarafından destekleniyor. Tek geliri düşük emekli aylığı olan ve kirada yaşayan vatandaşlar için bu önemli bir katkı sağlayabilir. Ancak uzmanlar emekli aylığının primlere dayanan bir sosyal güvenlik hakkı olduğunu, gelir desteğinin ise ihtiyaca göre verilen bir sosyal yardım olduğunu belirtiyor. İki mekanizma birlikte işletilebilir ancak gelir desteği emekli aylığındaki yapısal sorunların çözümünün yerini asla tutmamalıdır. Kesin tablo aralık ayı enflasyon verilerinin açıklanması ve düzenlemenin Meclis'e gelmesiyle netleşecek. Emeklilerin kök aylıklarını e-Devlet sisteminden öğrenerek olası senaryoları kendi bütçeleri üzerinden hesaplaması tavsiye ediliyor.



