Sanata Açılan Bir Hayat: Nejat İşler’in Kökenleri
1972 yılının 29 Şubat gününde İstanbul’un tarihi semtlerinden Eyüp’te dünyaya gelen Nejat İşler, mütevazı bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Dedesi Feshane fabrikasında sayacılık yapan bir işçiydi ve soyadının bu meslekten geldiği söylenir. Babası da işçi olarak hayatını sürdüren bir emekçiydi. İşler’in çocukluğu, emekçi bir çevrenin içinde, sade ama hayal gücüne yer açan bir atmosferde geçti.
Eğitim hayatı, ilkokuldan sonra Cağaloğlu Anadolu Lisesi'nde devam etti. Ancak buradaki uyum sorunları onu farklı yollar aramaya yöneltti. Okulun tiyatro koluna katılmasıyla, içinde büyüyen oyunculuk tutkusu ilk filizlerini verdi. Bu seçim onun için sadece derslerden kaçış değil, gelecekteki sanat yaşamının da ilk adımıydı. Lise sonrası üniversiteye giremeyince geçimini sağlamak için çay partileri düzenledi, ancak bu işte aradığını bulamadı. Yaşadığı maddi zorluklar onu Mahmutpaşa’dan tişört alıp Teşvikiye’de satmaya itti. Zamanla bu tezgâh kitap, dergi ve plaklarla doldu; adeta bir sokak kütüphanesine dönüştü.
İki yıl sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’nü kazanmasına rağmen askerlik nedeniyle bu yoldan vazgeçti. Tam da tiyatroya olan ilgisinin arttığı bir dönemde, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde seyrettiği “Danton’un Ölümü” adlı oyun, hayatında dönüm noktası oldu. Eskişehir’de dayısının yanına gidip konservatuvar sınavına girme kararı aldı. Ardından İstanbul’a döndüğünde Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na başvurdu ve 1991 yılında kazandı. 1995 yılında mezun oluncaya dek hem Devlet Tiyatroları’nda hem de bazı televizyon yapımlarında rol aldı. Bu süreçte geçimini sağlamak için tezgâh açmayı da sürdürdü.
Edebiyatla Harmanlanan Oyunculuk Serüveni
Nejat İşler, mezuniyetinin ardından iki yakın arkadaşı Aşkın Şenol ve Bekir Köşker ile birlikte “Kahramanlar ve Soytarılar Kumpanyası” adlı tiyatro grubunu kurarak sahne sanatlarına katkı sunmaya devam etti. Sadece oynamakla kalmayıp kendi oyunlarını yazdı. Yazdığı metinler yalnızca sahnelenmek için yazılsa da, zamanla edebi metinlere dönüştü. “Tuhaf Şehir Hikâyeleri”, “Biz Zavallı Erkekler” ve “Yalnızlık Benim Gizli Sevgilim” adlı kitapları, oyunculuğun yanında yazarlık kimliğinin de altını çizdi.
Kariyerine televizyon dizileriyle devam eden İşler, 1994 yılında “Gurur” adlı dizideki rolüyle ekranlara adım attı. Sonrasında “Deli Yürek”, “Şehnaz Tango”, “Nasıl Evde Kaldım”, “Aşk ve Gurur” gibi yapımlarda rol aldı. Asıl tanınırlığını ise “Gülbeyaz” ve “Aliye” dizileriyle kazandı. 1999 yılında “Eylül Fırtınası” ile sinemaya adım atan İşler, “Mustafa Hakkında Her Şey” ve “Anlat İstanbul” gibi yapımlarla sinema dünyasında da kendine sağlam bir yer edindi. 2004’te Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde, “Mustafa Hakkında Her Şey” filmindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu adayları arasında yer aldı.
Popüler kültürde yer edinmeye başladığı yıllarda dahi, şöhretin peşinde koşmaktan ziyade işini hakkıyla yapmayı öncelik olarak gördü. Tiyatronun onun için ayrı bir yeri vardı ve sahnede olmayı hep yaşam amacı olarak tanımladı. 2006 ve 2007 yıllarında “Çalıntı Gözler”, “Yaşamın Kıyısında”, “Barda” ve “Yumurta” gibi filmlerle sinema kariyerini zenginleştirdi. 2011'de “Kaybedenler Kulübü” filminde Kaan Çaydamlı’yı canlandırarak geniş bir hayran kitlesi edindi. Aynı yıl “Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi” dizisinde oynadığı Ercüment Çözer karakteriyle seyircide derin bir etki yarattı.
Müzik alanında da projelere katıldı; Duman grubunun “Ah” parçasını seslendirdi ve Suzan Kardeş’in “Makyaj Odası Şarkıları” adlı albümünde “Hancı” adlı parçayı yorumladı. Kanal D’de yayımlanan “Keşanlı Ali Destanı” dizisinde başrolü üstlendi ve “İntikam” dizisinde canlandırdığı Rüzgar karakteriyle dikkat çekti. Ancak sağlık sorunları nedeniyle bu projeden ayrılmak zorunda kaldı. 2014’te Cannes’da Altın Palmiye kazanan “Kış Uykusu” filminde yer alarak uluslararası başarıya ortak oldu.
Hastalıkla Gelen Dönüşüm ve Toplumsal Duruş
2013 yılında yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bir süre ekranlardan uzaklaştı. Bodrum Gümüşlük’te yaşamını sürdürmeye başladı. Sedef hastalığı nedeniyle zor günler geçirdi, hastaneye kaldırılarak yoğun bakımda tedavi altına alındı. Ancak bu süreç, onun hayata ve sanata bakışını değiştirmedi. Sosyal medyada yaptığı açıklamada “Ben zamanı satın almak istiyorum, mülk edinmek değil” sözleriyle maddi dünyanın dışına çıkan bir felsefeyi benimsediğini ifade etti. 2014’te taburcu olarak sağlığına kavuştu ve sanat yaşamına kaldığı yerden devam etti.
2015 yılında Gümüşlükspor’un başkanlığına seçilerek spora da katkı sundu. 2016 yılında yayımladığı “Gerçek Hesap Bu” adlı kitabının tüm telif gelirini bu kulübe bağışladı. 2018 yılında “Kaybedenler Kulübü Yolda” filmiyle tekrar izleyici karşısına çıktı. 2019’da BluTV’de yayımlanan yeni “Behzat Ç.” sezonunda yeniden Ercüment Çözer rolüne büründü. Aynı yıl yazdığı “Ben Hep Senin Yanındaydım” adlı kitapla bir kez daha edebiyata katkı sundu. Bu dönemde “Çukur” dizisinde canlandırdığı “Çağatay Erdenet” karakteriyle dikkat çekti.
2020 yılında “Ya İstiklal Ya Ölüm” filminde yer aldı ve “Şehit Mehmed” karakteriyle Kurtuluş Savaşı yıllarına ışık tuttu. 2021’de vizyona giren bu yapımda millî direnişin bir parçası olarak yer alması, onun toplumsal meselelerde de duyarlılığını ortaya koydu. Aynı yıl Sol Parti’ye katıldı. 2023’te Sosyalist Güç Birliği’nin kuruluş açıklamasında imzası bulunan 226 isimden biri oldu.
Nejat İşler, sadece başarılı bir oyuncu değil, aynı zamanda yazarlığı, sahneye olan tutkusu, müzikle kurduğu bağ ve sosyal duyarlılığıyla sanat dünyasının çok yönlü figürlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Gerek ekranlarda, gerek sahnede, gerekse sokakta edindiği deneyimlerle Türkiye’nin kültürel hafızasında silinmez bir yer edinmiştir.





