Dünya genelinde ve Türkiye'de milyonlarca kadının yaşam kalitesini olumsuz etkileyen idrar kaçırma problemi, uzmanlar tarafından yeniden masaya yatırıldı. Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Prof. Dr. Muhammet Murat Dinçer, Uzm. Dr. Ayşe Demirden ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özlem Yüksel Aybek, rahatsızlığın tetikleyici nedenleri, tedavi yöntemleri ve yaz aylarında artış gösteren vajinal enfeksiyon riskleri konusunda önemli uyarılarda bulundu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Muhammet Murat Dinçer, idrar kaçırmanın cinsiyete göre farklılık gösterdiğini vurgulayarak,
"Kadınlarda en sık gördüğümüz idrar kaçırma tipi; stres tipi olarak tabir ettiğimiz karın içi basıncını artıran öksürme, ıkınma, ağır bir cisim kaldırma gibi durumlarda olan idrar kaçırmadır. 2’nci sıklıkla görülen ani sıkışma tipi, bazı hastalarda da bu 2 idrar kaçırma tipi bir arada olur. Bunun dışında tipler sayılabilir. Nörolojik hastalıklara bağlı gelişenler vs. Erkeklerde daha çok ani sıkışma tipi idrar kaçırmayı görüyoruz. Erkeklerde prostat var ve bu organın yaşlanmayla ortaya çıkardığı bir takım sorunlar var"
ifadelerini kullandı.
Her iki kadından biri bu sorunu yaşıyor
Kadınlarda görülme oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Dinçer,
"Kadınlar özelinde görülme oranı yüzde 46 ila 50’lerde, her 2 kadından biri hayatının bir döneminde idrar kaçırmayla ilgili sorun yaşıyor. Yayınlara, bilimsel araştırmalara göre bu hastaların ancak 4’te birini görüyoruz. Niye böyle; birçok hasta başvurmuyor. Kadınlar için bu sorun oldukça ciddi. Erkekler bu konuda hassaslar, tedavi konusunda çok daha ısrarcılar. Erkekler, hemen hemen tamamına yakını eğer idrar kaçırma olduysa doktora başvuruyor. Aşırı aktif mesane olan kadınların yüzde 50’si idrar kaçırıyor, erkeklerin yüzde 16’sı. Nörojenik bir hastalığın ilk bulgusu olabilir. Multipl Skleroz (MS), ilk bulgusu bu olabilir, birçok hastalık var. Hastaları sorgularken gerekirse nöroloji konsültasyonu istiyoruz. Genç yaşlarda aniden ortaya çıkan idrar kaçırma her meslektaşım için uyarıcı bir faktör. Pelvik taban kaslarını güçlendirmek için çok etkin egzersizler var"
diye konuştu.
Kilo kaybı semptomları ciddi oranda geriletiyor
Hayat kalitesini bozan bu durumla baş etme yöntemlerine değinen Dinçer, şu bilgileri paylaştı:
"Hanımlar için pelvik tabanı bozmayacak şekilde bağırsak alışkanlığını düzeltmek, bir takım tuvalet alışkanlıklarını yerleştirmek ve basit bir takım günlük yapabilecekleri egzersizlerle bu sorunların önüne geçmek mümkün. Kilo almamak, egzersiz yapmak lazım, yürüyüşler. Semptomatik bir hastayı düşünelim, yüzde 10 kilo kaybı yaşadığında semptomlar yüzde 30 geriliyor. Tedavide egzersizler bir seçenek ama her hasta için uygun değil. Uygun olan bir hasta varsa ortalama 6-9 ay içinde sonuç alabilir. Sürdürülebilir olması için düzenli olarak devam etmesi gerekli. Ani sıkışma tipi olan hastalarda ilaç tabi ki işe yarıyor ama en sık görülen stres tipte tedavi temel olarak cerrahi. Cerrahide seçenekler var; mesane içine yaptığımız bir takım enjeksiyonlar var, askı cerrahileri var. Ameliyat oluyorlar, ertesi gün kaçırmıyorlar, ağlayarak gelen hastalarımız var"
Yaşlanmanın doğal bir süreci değildir
İdrar kaçırmanın yaşla ilişkisini değerlendiren Uzm. Dr. Ayşe Demirden ise şunları kaydetti:
"Yaş ilerledikçe sıklığı artsa bile idrar kaçırma yaşlanmanın doğal bir süreci değildir. Birçok kadın bunun doğuma ve yaşlanmaya bağlı olduğunu düşündüğü ve ya utanıp çekindiği için doktora başvuramıyor oysa etkili tedavi seçenekleri bulunmakta. En sık gördüğümüz; öksürürken, hapşırırken, gülerken, merdiven çıkarken ya da egzersiz yaparken olan stres tipi idrar kaçırmadır. Bir diğer tip; ani sıkışma hissiyle eşlik eden sıkışma tipi. Bazı kadınlarda bu 2 tipi birlikte görebiliyoruz. Gebelik, doğum sayısı, menopoz, fazla kilo, sigara kullanımı, kabızlık, öksürük, ağır yük kaldırma vs. bunlar riski artırabiliyor. Başvuru olmamasının en büyük sebebi; utanıyor olması bunun normal olarak değerlendiriyor olması"
"Hiçbir idrar kaçırma normal olarak değerlendirilemez"
Tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını belirten Uzm. Dr. Demirden,
"Tedavi tamamen hastaya özeldir, her hastaya ameliyat gerekmiyor. Yaşam tarzı değişikliklerinden pelvik taban egzersizlerine kadar ilaç ve cerrahi işlemler gibi çeşitli tedavi seçeneklerimiz mevcut. Hiçbir idrar kaçırma normal olarak değerlendirilemez. Obezite de ne yazık ki kadın sağlığını çok olumsuz etkiliyor. Artan kilo nedeniyle pelvik taban kasları zayıflıyor ve ne yazık ki hasta idrar kaçırmayla karşımıza geliyor. Sigaranın her yerde olduğu gibi kadın sağlığına da olumsuz etkisi var. İdrar kaçırma şikayeti olan hastalarda özellikle sorguluyoruz ve tedavi sürecinde de mutlaka sigarayı bırakmasını öneriyoruz. Her kadın hiçbir şikayeti olmasa bile yılda bir jinekolojik muayeneye gelmek zorundadır, gelmelidir. İdrar kaçırmada erken tanı ve doğru tedavi çok önemli. Şikayeti olan her hasta lütfen utanmadan, çekinmeden bir kadın hastalıkları uzmanına başvursun"
uyarısında bulundu.
Yaz aylarında vajinal enfeksiyon riskine dikkat
Sıcak havalarda artış gösteren enfeksiyonlara dikkat çeken Uzm. Dr. Özlem Yüksel Aybek ise şu değerlendirmeleri yaptı:
"Her akıntı vajinal enfeksiyon değildir, kadınlarımız çok sık karıştırıyorlar. Şeffaf, beyaz renkli kokusu olmayan akıntılar genellikle normaldir. Önce detaylı muayene ediyoruz, öykülerini alıyoruz. Özellikle yaz aylarındayız, kadınlarda vajinal akıntı şikayetleri artıyor. Vajinal enfeksiyonların en sık sebebi; hava sıcaklığı, artan nem, terleme, özellikle yüzme sonrası ıslak mayoyla kalınmasıdır. Düzenli bakımı yapılmayan havuzlarda da enfeksiyon riski artabilir. Enfeksiyonlardan korunmak için yüzme sonrası mutlaka kuru kıyafetlere geçilmesi, pamuklu iç çamaşırların tercih edilmesi, genital bölgenin kuru tutulması önemlidir. Ayrıca rastgele ilaç kullanılmaması gerekir, bizim önerdiğimiz ilaçları kullansınlar. Basit ilaçlarla tedavi edecekken enfeksiyon daha dirençli duruma geçiyor. Özellikle tatil sonrası ‘Hocam havuza, denize girdik, akıntılarımız arttı’ ifadeleri bu dönemde artmış durumda. Enfeksiyon dirençli ise ağızdan alınacak antibiyotiklerle de desteklemek gerekir. Hatta çok çok ileri durumlarda artık damardan antibiyotikler vermek gerekebilir"





