Kamu kurumlarında görev yapan yüz binlerce personeli yakından ilgilendiren yıllık izin kullanımına dair kritik bir takvim dönemi içerisine girildi. Mevcut yasal düzenlemeler kapsamında devlet memurlarının bir önceki yıldan devreden hakkı olan izin günlerini içinde bulunulan senenin sonuna kadar bitirmesi gerekiyor. Kamu personeli kanunundaki net kurallar sebebiyle zamanında değerlendirilmeyen izin hakları bir sonraki döneme aktarılmayarak tamamen geçerliliğini yitiriyor. Bu durum personelin hak kaybına uğramaması adına izin planlamasını yıl bitmeden tamamlamasını zorunlu kılıyor.
Kamu idarelerindeki personel birimleri üzerinden yapılan bakiye kontrolleri sonucunda geçmiş yıldan kalan günlerin tespiti büyük önem taşıyor. İş yükü ve idari planlamalar göz önüne alındığında amirlerin izin onay süreçleri yılın son aylarında yoğunlaşabiliyor. Bu sebeple hak kaybı yaşamak istemeyen kamu görevlilerinin idari makamlara başvurularını son günlere bırakmadan iletmeleri öneriliyor. Herhangi bir parasal karşılığı bulunmayan bu hakların ancak zamanında fiilen kullanılmasıyla korunması mümkün hale geliyor.
Kamu Personel Mevzuatında İzin Haklarının Devri Ve Kullanım Koşulları
Devlet memurlarının çalışma sürelerine bağlı olarak hak kazandıkları yıllık izin miktarları 657 sayılı kanun hükümleri doğrultusunda belirleniyor. Hizmet süresi 1 yıldan 10 yıla kadar olan kamu çalışanları için yıllık 20 gün izin hakkı tanınırken hizmet süresi 10 yılı aşan memurlar için bu süre 30 gün olarak uygulanıyor. Kanundaki emredici hükümler uyarınca memurlar yalnızca cari yıl ile bir önceki yıla ait izinlerini birleştirerek kullanma imkanına sahip bulunuyor. Bir önceki yıldan aktarılan günlerin ise ikinci yılın bitimiyle birlikte kullanımı hukuken imkansız hale geliyor.
Söz konusu mevzuat hükümleri çerçevesinde geçmiş senelerden kalan izinlerin korunması ve sonraki yıllara devredilmesi engellenmiş durumdadır. Kurumlarda görev yapan yöneticilerin izin tarihlerini belirleme ve onaylama yetkisi bulunsa da kalan hakların silinmesini önleyecek tek yöntem personelin bu günleri yıl bitmeden fiilen kullanmasıdır. Eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler ise mevzuat gereği yaz tatili ve ara tatil dönemlerinde izinli sayıldıklarından bu genel uygulamanın dışında tutularak sadece mazeret ve sağlık izinlerinden faydalanabilmektedir.
Hafta Sonu Günlerinin Yıllık İznin İçine Dahil Edilmesi Ve İdari Uygulamalar
Kamu çalışanlarının yıllık izin kullanırken karşılaştığı en büyük tartışma konularından biri hafta sonu tatillerinin izin süresine dahil edilme şeklidir. Memurlar genellikle haftalık çalışma günlerini kapsayacak biçimde izin talebinde bulunsalar da araya giren Cumartesi ve Pazar günleri de izin bakiyesinden düşülmektedir. Bu durum kesintisiz uzun süreli izin kullanmak isteyen kamu personelinin daha fazla izin günü harcamasına yol açmakta ve çalışanlar arasında ciddi hoşnutsuzluklara neden olmaktadır.
Açık bir kanuni düzenleme bulunmamasına rağmen idari bir alışkanlık olarak sürdürülen bu yöntem geçmişte verilen kurum görüşlerine dayandırılmaktadır. İlgili değerlendirmelerde resmi tatil ve bayram günleri izin süresinden sayılmazken hafta sonu günlerinin izin süresine eklenmesi kuralı uygulanmaktadır. Memurların iş günü esasına göre değil takvim günü esasına göre izinli sayılması, özellikle uzun süreli tatil planı yapan çalışanların izin bakiyelerini hızla tüketmelerine sebebiyet vermektedir.
İş Kanunu İle Devlet Memurları Kanunu Arasındaki İzin Hesaplama Farklılıkları
Özel sektörde çalışanlar ile kamudaki işçilerin tabi olduğu 4857 sayılı İş Kanunu izin hesaplamasında memur mevzuatından oldukça farklı esaslar barındırmaktadır. İş Kanununa tabi olarak görev yapan personelin yıllık izin sürelerine denk gelen hafta tatilleri, ulusal bayramlar ve genel tatil günleri izin süresinden düşülmemektedir. Bu sayede aynı takvim aralığında izne ayrılan bir işçi sadece fiilen çalıştığı iş günleri kadar izin harcamış sayılmaktadır.
Memur mevzuatı ile işçi mevzuatı arasındaki bu belirgin yaklaşım farkı, aynı kurumda yan yana çalışan farklı statüdeki personelin yıllık izin haklarında eşitsizlik yaratmaktadır. Aynı tarihlerde izin kullanan bir devlet memurunun hafta sonları da izninden düşülürken işçi statusundaki personelin hafta sonları izin bakiyesinden eksilmemektedir. Bu durum kamu sektöründe izin sürelerinin hesaplanmasına yönelik yeknesak bir hukuki altyapının oluşturulması gerekliliğini bir kez daha gündeme taşımaktadır.
Yıl Sonu İzin Taleplerinde Dikkat Edilmesi Gereken Yasal Unsurlar
İzin sürelerinin silinme riskiyle karşılaşan kamu görevlilerinin son aylarda yoğun bir şekilde izin başvurusunda bulunması kurum içi hizmetlerin aksama riskini doğurmaktadır. Birim amirleri, kamu hizmetinin kesintisiz yürütülmesi ilkesi gereğince izin taleplerini zamana yayarak onaylama yetkisine sahiptir. Bu nedenle yılın son haftalarında yaşanabilecek olası yoğunluklar dikkate alınarak taleplerin erkenden idareye sunulması büyük önem arz etmektedir.
Kamu mevzuatında iş kanunundaki gibi kullanılmayan izinlerin ücretinin ödenmesi şeklinde bir mekanizma yer almamaktadır. Emeklilik veya görevden ayrılma durumları haricinde, görevine devam eden memurların hak ettikleri izinlerin parasal karşılığını talep etmeleri mümkün değildir. Hak kayıplarının önüne geçebilmek adına çalışanların güncel izin durumlarını personel servislerinden teyit ederek izinlerini yıl bitmeden planlamaları en makul çözüm yolu olarak öne çıkmaktadır.





