Küresel petrol piyasalarındaki dalgalanmalar ve yurt içinde uygulanan vergi politikaları neticesinde akaryakıt fiyatları eylül ayının ilk günlerinde tarihi zirvelerine ulaştı. Yaz döneminin son ayında motorin için tanınan geçici vergi muafiyetinin sona ermesi, pompa fiyatları üzerinde ani ve sert bir yükseliş baskısı oluşturdu. Gece yarısı yapılan son ayarlamayla birlikte motorinin litresi yaklaşık 7,72 TL, benzinin litresi ise 2,48 TL tutarında artış gösterdi. Bu gelişme, özellikle ulaşım ve nakliye sektörünü doğrudan etkilerken tüketicilerin bütçesinde de ciddi bir yük meydana getirdi.
Fiyat artışlarının ardından Türkiye genelindeki akaryakıt istasyonlarında tabelalar güncellendi ve motorin litre fiyatı kritik psikolojik eşikleri geride bıraktı. İstanbul Anadolu Yakası'nda 89,76 TL seviyesine çıkan motorin, Avrupa Yakası'nda 89,89 TL ortalamasıyla satılmaya başlandı. Başkent Ankara'da litre fiyatı 90,02 TL olarak kayıtlara geçerken, İzmir'de ise 90,29 TL seviyesine ulaştı. Sektör temsilcileri ve sürücüler, uluslararası hampetrol varil fiyatlarındaki değişkenlik ile döviz kurundaki seyir sebebiyle fiyatların önümüzdeki günlerde de hareketliliğini koruyabileceğini ifade ediyor.
Vergi Düzenlemesi Depo Maliyetlerini Doğrudan Katladı
Söz konusu dev fiyat artışının arkasındaki en önemli unsurlardan biri, eylül ayı itibarıyla yürürlüğe giren yeni mevzuat düzenlemesi oldu. Resmî Gazete üzerinden duyurulan karara göre, ağustos ayının ikinci yarısında motorindeki Özel Tüketim Vergisi oranının sıfıra indirilmesi uygulaması son buldu. Geçici süreli bu vergi kolaylığının bitmesiyle birlikte kademeli vergi artışı süreci resmen başlatıldı. Bu durum, ham petrol maliyetlerindeki küresel tırmanışla birleşince sürücülerin karşılaştığı nihai faturaların katlanmasına yol açtı.
Oluşan yeni tablo, standart binek ve ticari araçların depo dolum masraflarını oldukça yüksek bir seviyeye taşıdı. İstanbul'da 89,89 TL'lik ortalama fiyattan hesaplama yapıldığında, 50 litrelik bir depoyu tam doldurmanın bedeli 4 bin 500 TL sınırını buluyor. Yılın başındaki veriler incelendiğinde, İstanbul Avrupa Yakası'nda motorinin litresi 54,46 TL seviyelerinde seyrediyordu. Sadece sekiz aylık süreçte yaşanan 35,43 TL'lik net fiyat artışı, akaryakıttaki yıllık maliyet yükselişinin boyutlarını net biçimde ortaya koyuyor.
Taşımacılık Ve Lojistik Sektöründe Maliyet Alarmı
Ekonomi çevreleri, motorin fiyatlarındaki tırmanışın sadece hususi araç kullanıcılarının bireysel bütçeleriyle sınırlı kalmayacağını vurguluyor. Türkiye'de lojistik ağının, şehirler arası nakliye süreçlerinin, dağıtım filolarının ve üretim hatlarının ana yakıt unsuru motorin üzerine kurulu bulunuyor. Ticari araç filosuna sahip işletmeler, artan akaryakıt masrafları karşısında birim taşıma bedellerini ve sefer tarifelerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyor. Nakliye kalemlerindeki bu zorunlu güncelleme, ticaret çarklarının işleyişinde zincirleme bir etki yaratıyor.
Tarladan toplanan sebze ve meyvelerin hallere taşınması, fabrikalarda üretilen mamul maddelerin ana depolara aktarılması ve ardından perakende satış noktalarına dağıtılması süreçlerinin tamamında motorin tüketiliyor. Ulaşım giderlerindeki %30'u aşan bu ani artışlar, tedarik zincirindeki her aşamada maliyet yapısının bozulmasına sebebiyet veriyor. Lojistik firmaları, yakıt kalemindeki bu artışı doğrudan hizmet bedellerine yansıtmak durumunda kaldıklarını belirtiyor.
Tarımsal Üretim Ve Tüketici Ürünleri Baskı Altında
Akaryakıt zamlarının en belirgin etkilediği bir diğer stratejik alan ise hiç şüphesiz tarımsal üretim faaliyetleri oluyor. Çiftçilerin arazi sürerken, ekim yaparken ve mahsul toplarken kullandığı traktör ile biçerdöver gibi ağır iş makineleri tamamen motorinle çalışıyor. Üretim aşamasındaki mazot giderlerinin yükselmesi, çiftçinin tarladaki maliyetini doğrudan tırmandırıyor. Üretim maliyetine eklenen nakliye masrafları da birleştiğinde, nihai ürünlerin raf fiyatlarında yukarı yönlü hareket kaçınılmaz hale geliyor.
Tüketici endeksli temel gıda ve tüketim maddeleri, akaryakıt zamlarından en hızlı etkilenen grupların başında yer alıyor. Üretimden pazara ulaşana kadar defalarca depolanan ve taşınan ürünlerin maliyet unsurları geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Vergi oranlarındaki artışın ve küresel petrol dalgalanmalarının önümüzdeki süreçte de devam etmesi halinde, piyasadaki genel fiyatlar genel seviyesinin akaryakıt kaynaklı bir baskı altında kalacağı öngörülüyor.





