Türkiye'nin güneybatısında bir turizm cenneti olarak konumlanan Muğla, dünya çapında tanınan sahil beldeleriyle refahın simgesi haline gelmiş olsa da kentin idari sınırları içerisinde farklı ekonomik manzaralar barınmaya devam ediyor. Özellikle iç kesimlerde yer alan ve temel geçim kaynağı tarım ile el sanatlarına dayalı olan ilçeler, kıyı şeridindeki yoğun nakit akışından aynı oranda pay alamıyor. Son dönemde paylaşılan sosyoekonomik gelişmişlik verileri, kentin yerleşim birimleri arasındaki uçurumu net bir şekilde ortaya koyarken, kalkınma önceliği bekleyen bölgeleri de işaret ediyor. Bu tabloya göre kentin en az gelişen noktaları olarak Seydikemer ve Kavaklıdere ilçeleri ön plana çıkıyor. Her iki bölge de coğrafi yapıları ve sektörel kısıtlılıkları nedeniyle sosyoekonomik basamakların alt sıralarında yer alarak dikkat çekiyor.
Seydikemer İlçesinin Demografik Yapısı Ve Ekonomik Dağılım Verileri
Muğla'nın en geniş yüzölçümüne sahip bölgelerinden biri olmasına rağmen Seydikemer, sosyoekonomik katmanlar arasında en alt seviyede yer alan nüfus yoğunluğuyla dikkat çekiyor. İlçedeki refah düzeyini ölçen araştırmalar, halkın yalnızca yüzde üç virgül yedisinin en üst seviye gelir grubuna dahil olduğunu gösteriyor. Buna karşın, bölge sakinlerinin yüzde yirmi yedi virgül üçü alt seviye sosyoekonomik grupta bulunurken, nüfusun en büyük bölümünü yüzde otuz üç virgül dokuz ile orta seviye oluşturuyor. İdari olarak Fethiye'den ayrıldıktan sonra kendi kurumsal kimliğini inşa etmeye çalışan ilçede, ekonomik hayatın büyük ölçüde geleneksel tarıma dayalı olması, kıyı turizminin getirdiği yüksek katma değerin bu iç bölgelere sızmasını zorlaştırıyor. Genç nüfusun iş bulma ümidiyle daha gelişmiş sahil ilçelerine göç etmesi, Seydikemer'in kalkınma hızını yavaşlatan en temel unsurlar arasında kabul ediliyor.
Kavaklıdere Bölgesinde Geleneksel Üretim Ve Sosyal Tabakalaşma
Kentin kuzeyinde yer alan ve mermer yatakları ile bakırcılık zanaatıyla bilinen Kavaklıdere, Muğla'nın nüfus bakımından en küçük ilçesi olmasının yanı sıra düşük sosyoekonomik göstergeleriyle de gündemde kalıyor. İlçedeki üst seviye gelir grubunun oranı yüzde dört virgül yedi olarak belirlenirken, orta seviyedeki vatandaşların oranı yüzde otuz sekiz virgül yedi gibi yüksek bir seviyede seyrediyor. Kavaklıdere'de alt seviye grupta yer alanların oranı ise yüzde yirmi iki virgül yedi civarında seyrederek Seydikemer'e göre biraz daha dengeli bir tablo sunuyor. Bölgedeki sanayi faaliyetlerinin mermer odaklı kalması ve turizm rotalarının dışında yer alması, ilçenin ekonomik çeşitliliğini kısıtlıyor. Ancak orta seviye grubun yoğunluğu, ilçede yerleşik bir esnaf kültürünün ve geleneksel sanayi disiplininin hala korunduğunu, yoksulluğun ise daha çok kırsal mahallelerde yoğunlaştığını gösteriyor.
Kıyı Ve İç Kesimler Arasındaki Kalkınma Farkının Nedenleri
Muğla genelindeki bu ekonomik ayrışmanın temelinde, sahil şeridindeki ilçelerin küresel birer marka haline gelmiş olması yatıyor. Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi bölgeler uluslararası yatırımları ve döviz girdisini çekerken, Seydikemer ve Kavaklıdere gibi bölgeler daha çok yerel pazar odaklı üretimlerle hayatta kalmaya çalışıyor. Kıyı şeridinde hizmet sektörü üzerinden dönen yüksek sermaye, iç kesimlerdeki tarım ve küçük ölçekli sanayi alanlarına aynı hızla transfer edilemiyor. Ayrıca ulaşım ağlarının sahil turizmine göre şekillenmesi ve sosyal donatıların turistik bölgelerde yoğunlaşması, iç kesimlerdeki ilçelerin modern kentleşme ve eğitim imkanlarından faydalanma oranını düşürüyor. Bu durum, il genelinde homojen bir kalkınma modelinin uygulanmasının önündeki en büyük engel olarak görülmeye devam ediyor.
Yerel Yönetimlerin Ve Kalkınma Ajanslarının Bölgesel Stratejileri
Seydikemer ve Kavaklıdere gibi düşük gelişim endeksine sahip ilçelerin sosyoekonomik düzeyini yukarı çekmek adına çeşitli stratejiler masaya yatırılıyor. Özellikle tarımsal sanayinin desteklenmesi, mermer işletmeciliğinin katma değerinin artırılması ve yayla turizminin canlandırılması gibi projelerle bu bölgelerin kaderinin değiştirilmesi hedefleniyor. Seydikemer'in sahip olduğu antik kentler ve doğal kanyonların turizme kazandırılması çalışmalarıyla bölgeye daha fazla turist çekilmesi planlanırken, Kavaklıdere'deki el sanatlarının dijital pazarlar aracılığıyla dünyaya açılması amaçlanıyor. Nüfusun alt ve orta seviye gruplarında yoğunlaştığı bu bölgelerde, mesleki eğitim kurslarının artırılması ve kooperatifleşme hareketlerinin desteklenmesi, yerel ekonominin canlanması adına hayati önem taşıyor. Kalkınma ajanslarının sunduğu hibe programları, bu iki ilçenin Muğla'nın parlayan yıldızları arasındaki farkı kapatması için bir umut kapısı olmayı sürdürüyor.




