Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in tutuklu yargılandığı davada duruşma, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Konferans Salonu’nda saat 09.30’da başladı. Yeni iddianamenin ilk dosyayla birleştirilmesiyle sanık sayısının 41’den 51’e yükseldiği davada, ara karar öncesinde sanıkların savunmaları dinlendi. Mahkemenin daha önce 17 kişi hakkında rüşvet verme suçundan suç duyurusunda bulunmasının ardından Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 10 iş insanının bu suçtan cezalandırılması talep edildi. Rüşvet suçlaması kapsamında yargılanmalarına geçtiğimiz salı günü başlanan isimler arasında D.D., Y.Y., S.T., H.I., M.A.K., S.K., M.S.A., İ.T., F.B. ve M.E. bulunuyor. Duruşmaya Muhittin Böcek’in eski eşi Havva Minta da katıldı. Bir süredir kanser tedavisi gördüğü belirtilen Minta’nın, maskeli şekilde ve bir yakınının desteğiyle salona geldiği görüldü. Minta’nın ikinci kez tedavi gördüğü öğrenildi. Muhittin Böcek’in ise önceki duruşmalarda yanında taşıdığı siyah el çantası olmadan salona geldiği görüldü.

Türkiye’de sigara yasakları yolda! O alanlarda içilmeyecek
Türkiye’de sigara yasakları yolda! O alanlarda içilmeyecek
İçeriği Görüntüle

Sağlık durumuna dikkat çekti

Ara karar öncesinde savunma yapan Muhittin Böcek, yargılama boyunca yöneltilen soruları açık ve samimi şekilde yanıtladığını belirterek tutukluluk süresinin ve sağlık koşullarının değerlendirilmesini istedi. Böcek, savunmasında hukuka olan güvenini dile getirirken kendisi ve oğlu hakkındaki tutukluluk kararının ailesini de olumsuz etkilediğini söyledi. Böcek, savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün huzurunuzda yalnızca hakkımdaki iddialara cevap vermek için değil hukukun üstünlüğüne adaletin tarafsızlığına inancımla bulunuyorum. Yargılamanın ilk gününden itibaren adli makamların bütün sorduklarına açık samimi ve tutarlı cevaplar verdim. Üzerime düşen hiçbir sorumluluktan kaçınmadım, bildiklerimi saklamadım. Hiçbir hususu cevaplamadan geri kalmadım. Buna rağmen uzun süredir özgürlüğümden yoksun kalıyorum. Tutukluluğumun devamı ailemi bize emek verenlerin hayatını derinden etkilemektedir.

Bu süreçte kendimi yalnızca hukuki iddialara değil oluşturulmaya çalışılan olumsuz kanaatlere gerçek dışı isnatlara karşı da savunmak zorunda kalıyorum. Yargılama sürecinin her türlü dış etkilerden ve siyasi kişisel tartışmalardan uzak yürütülmesi sadece benim değil herkesin ortak beklentisidir. Bugüne kadar adli sürecin aydınlatılması için gösterdiğim tutum, içinde bulunduğum süreç ve sağlık koşullarımın değerlendirilmesini istiyorum. Bu bir ayrıcalık değil herkesin hukuki güvencelerinin eksiksiz uygulanmasını istiyorum. İddiaların aksine sağlık durumum göz ardı edilmemelidir. Adaletin gecikmesi insan hayatında olumsuz etkiler bırakır.

15 aydır soruşturma kapsamında 151 kişiydik, 149 kişi tahliye oldu sadece oğlum ve ben kaldım. Delil karartma, kaçma şüphesi gibi kelimeler beni ve oğlumu, ailemi üzmüştür. Oğlum yurt dışındaydı geldi ve adalete teslim oldu. Bu topraklarda doğdum büyüdüm Yörük çocuğu olarak hiçbir yere kaçmayacağım, bu topraklarda öleceğim.

6 defa mazbata aldım. Hiçbir yanlışın içinde olmadım. İki kişiden birinin oyunu aldım. Halkım bana güvendiği için 6 defa sandıktan çıktım. Çalmadan çaldırmadan bugünlere geldik. Bağışladığımız arsa lise yapılan 12 bin metrekaredir, bugün değeri 500 milyon liradır. Hayatım boyunca kimsenin parasında gözüm olmadı. Antalya ve ülkem için çalıştım. Kamu zararına uğratmadım hiçbir kurumumuzu. Ne oğlum ne kendim için bir yerden bir masa ayırtmış değilim. Ömrümün yarısını verdim 32 yıl.

En ağır kovidi geçirdim. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Cumhurbaşkanımız yakından ilgilendi. Bugün objektif yargılama görüyorum. Hukuka olan inancım tam, güvenimi koruyorum. Önceki savunmalarımı aynen tekrar ediyorum. Tutuklu kaldığım süre, sağlık koşullarım göz önünde bulundurularak adli kontrol kararı ve serbest bırakılmamı saygıyla talep ediyorum.”

Belediye işleri için rüşvet iddiası

Muhittin Böcek’in savunmasının tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti ara karar öncesinde duruşmaya ara verdi. Verilen aranın ardından müteahhit M.E., avukatlarıyla görüştükten sonra savunmasını yaptı. M.E., belediyedeki bazı iş ve işlemlerin gecikmemesi için kendilerinden çeşitli katkılar istendiğini öne sürdü. İskan ruhsatı sürecinde belediyenin ihtiyaçlarının gerekçe gösterildiğini, bu kapsamda kendisinden iş makinesi talep edildiğini ve 250 bin TL'yi elden verdiğini iddia etti. M.E, savunmasında şu ifadeleri kullandı:

“O dönemde iskan ruhsat işlerimizin gecikmemesi için belediyenin bazı ihtiyaçları olduğu söylendi. İskan ruhsat onay süresinde zorluklar oluyordu ama işlerim aksamadı. Belediyenin ihtiyaçları olduğu söylendi, bizden buna karşın bazen iş makinesi istendi, bu şekilde ödeme oldu. Bu görüşmeleri T.K. ile yaptık. 250 bin TL’yi elden verdik belediyede. Genelde bağışlar yapıldığı, işlerin hızlanacağı yönünde söylendi. Bir rakamda anlaşma olmadı. Aracı yok, ben kendim verdim. Belediye işleri için para istendi. Toplamda 250 bin TL verdim.”

Kaynak: Haber Merkezi