Anadolu’nun kalbinde yer alan ve bugün dünya turizminin en önemli duraklarından biri olan Nevşehir, tarihin tozlu sayfalarında Muşkara adıyla bilinen küçük bir yerleşim yeriyken büyük bir değişim hikayesine sahne olmuştur. Bu değişim yalnızca bir isim değişikliğinden ibaret kalmamış, aynı zamanda bir mimari devrim ve sosyokültürel dönüşüm projesi olarak tarihe geçmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak dönemlerinden biri olan Lale Devri’ne damgasını vuran bu kentsel dönüşüm, devletin en üst kademelerine kadar yükselen bir sadrazamın doğduğu topraklara olan vefa borcunun en somut nişanesi olarak günümüze ulaşmıştır. Bugün peribacalarıyla anılan bu coğrafya, aslında bir vizyoner devlet adamının ellerinde yükselen planlı bir şehircilik örneğidir.

Sıradan Bir Köyden İmparatorluk Payitahtına Uzanan Vizyon

Nevşehir’in tarihsel kökenlerini anlamak için öncelikle on sekizinci yüzyılın başlarına ve Muşkara köyünün mütevazı yapısına bakmak gerekir. O dönemlerde Niğde sancağına bağlı küçük bir yerleşim birimi olan Muşkara, içerisinde sadece birkaç hane barındıran ve bölgenin diğer yerleşim yerleri arasında pek de dikkat çekmeyen bir köydür. Ancak bu köyün kaderi, buradan yetişen İbrahim adındaki bir gencin İstanbul’a giderek sarayda yükselmesiyle tamamen değişmiştir. Sultan Üçüncü Ahmed’in sır katibi olan ve ardından sadrazamlık makamına getirilen Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, memleketini unutmayarak burayı ihya etme kararı almıştır. Paşa, doğup büyüdüğü bu kurak ve sessiz coğrafyayı bir eğitim, kültür ve ticaret merkezi haline getirmeyi hedefleyerek büyük bir kalkınma hamlesi başlatmıştır.

Muşkara Adının Yerini Alan Yenişehir İdeali

Damat İbrahim Paşa’nın bölgede başlattığı imar faaliyetleri o kadar geniş kapsamlıdır ki eski Muşkara köyü kısa sürede tanınmayacak hale gelmiştir. Yerleşim yerinin sınırları genişletilmiş, nüfus artırılmış ve bölgeye yeni bir kimlik kazandırılmıştır. Bu büyük dönüşümün ardından Paşa, şehre Farsça kökenli olan ve "Yeni Şehir" anlamına gelen Nevşehir ismini vermiştir. İsim değişikliği aslında siyasi ve toplumsal bir mesaj da taşımaktadır. Eski, köhne ve küçük olan Muşkara geride bırakılmış, yerine imparatorluğun modernleşme sancılarını ve estetik anlayışını yansıtan yepyeni bir merkez inşa edilmiştir. Nevşehir adı, o günden itibaren bölgenin resmi kimliği haline gelmiş ve kentin gelişim serüveninin başlığı olmuştur.

Kentsel Kimliği Oluşturan Mimari Ve Kültürel Yapılar

İbrahim Paşa’nın Nevşehir’e kazandırdığı eserler, kenti sadece bir yerleşim yeri değil aynı zamanda bir cazibe merkezi yapmıştır. Kurşunlu Camii olarak da bilinen ve kentin siluetini belirleyen Damat İbrahim Paşa Külliyesi, bu imar hamlesinin en görkemli parçasıdır. Külliye içerisinde yer alan imaretler, medreseler, hamamlar ve çeşmeler, kentin sosyal dokusunu güçlendirmiştir. Özellikle kurulan kütüphaneler ve medreseler sayesinde Nevşehir, çevre illerden öğrenci ve alim çeken bir ilim yuvasına dönüşmüştür. Bölgeye su getirilmesi için yapılan devasa su yolları ve çeşmeler, çölü andıran bu coğrafyayı yaşanabilir bir vaha haline getirmiştir. Bu mimari dokunuşlar, Osmanlı’nın o dönemki batılılaşma etkilerini taşıyan barok ve rokoko tarzlarıyla geleneksel Türk mimarisinin harmanlanmış bir örneğini sunmaktadır.

Adana'nın Simgesi Nedir?
Adana'nın Simgesi Nedir?
İçeriği Görüntüle

Vefa Ve Estetikle Şekillenen Bir Anadolu Mirası

Nevşehir’in kuruluşu, Türk şehircilik tarihinde bir devlet adamının kendi memleketine yaptığı en büyük yatırımlardan biri olarak kabul edilmektedir. İbrahim Paşa, sadece taş ve topraktan binalar inşa etmemiş, aynı zamanda bölgeye farklı yerlerden nüfus transfer ederek kentin ekonomik hayatını da canlandırmıştır. Pazar yerlerinin kurulması ve ticaret yollarının buraya yönlendirilmesi, Nevşehir’i kısa sürede bölgenin idari merkezi haline getirmiştir. Bugün Nevşehir’in her bir sokağında ve tarihi camisinin avlusunda, o dönemki büyük dönüşümün izlerini görmek mümkündür. Lale Devri’nin getirdiği o barışçıl ve sanata düşkün ruh, kentin temellerine işlenmiş ve yüzyıllar boyunca korunmuştur. Muşkara’dan Nevşehir’e uzanan bu yolculuk, aslında bir yoktan var etme hikayesidir ve kentin tarihsel DNA’sını oluşturan en temel unsurdur.

Muhabir: Zeki Ersin Yıldırım