Sosyal mecraların popüler kültüre yön vermesi toplum hayatını dönüştürürken, uzmanlar bu platformların özellikle çocuk ve ergen yaş grubundaki bireylerin sağlığı üzerinde yıkıcı etkiler yaratabildiğine dikkat çekiyor. Sosyal medyada empoze edilen ekstrem zayıflık kalıpları ile popülerleşen hatalı beslenme metotlarının 18 yaş altındaki bireyler tarafından kontrolsüzce uygulandığını belirten Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım önemli uyarılarda bulundu. Antalya’da düzenlenen bir programa katılarak kürsü alan Prof. Dr. Kıykım, çocukların akran zorbalığı ve sosyal medya algısıyla içine sürüklendiği tehlikelere değindi. Kıykım, zaman zaman ebeveynlerin de bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ya da büyümeyi hızlandırmak gayesiyle çocuklarına aşırı ve yersiz takviye ürünler verdiğini, bu bilinçsiz kullanımların fayda yerine vücutta toksik etki yaratabileceğini vurguladı.
"Olmasını istediğinizin tam tersine dönebilir işler"
Çocuklara yönelik kontrolsüz gıda takviyesi ve vitamin yüklemelerinin küresel bir probleme dönüştüğünü ifade eden Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, bu konuda şu tespiti paylaştı:
"Bu, şu anda bütün dünyanın sıkıntısı. Çoklu vitamin kullanalım, ‘Şu vitamin şuna iyi geliyormuş, illaki takviye alalım.' Sanki takviye almazsak her şey yolunda gitmeyecekmiş gibi bir durum söz konusu hale gelmiş vaziyette. Her vitamin ihtiyaç değildir, toksik etki yapabilir. Başka başka gıda takviyeleri kullanalım, ‘Çocuğumuzun beyni daha gelişsin, boyu uzasın, daha güçlensin' diye çok sayıda takviye yapılıyor. Çocukta etkili olup olmayacağı belli değil, eş zamanlı da gıda güvenliğiyle ilgili sorun yaşayabilirsiniz. Olmasını istediğinizin tam tersine dönebilir işler"
"İncelme akımları çok tehlikeli, aileler çocuğu iyi takip etmeli"
Sosyal ağların çocuklarda yarattığı fiziki tatminsizlik ve yeme bozukluklarına değinen Prof. Dr. Kıykım, anne ve babaların dikkatli olması gerektiğinin altını çizerek şöyle konuştu:
"Kişi tercihiyle veganlık yapabilir, herhangi bir sorun yok. Vegan beslenmede bazı vitamin, mineral eksiklikleri oluşabilir, düzenli takip ediliyor olması lazım. En büyük sorun artık sosyal medyanın girişiyle beraber beden algısının değişmesi. ‘Daha ince ya da daha şişman olmalıyım'. Çocuk, bunun için farklı diyetler ve ürünler kullanabilir, bu önemli bir sıkıntı. Beslenmeyi de sadece bir şey popüler oldu diye yapıyorsa, ‘Şu anda popüler, ben bir vegan besleneyim' dediğiniz zaman uygun vitamin, mineral ve kaloriyi de alamayabilirsiniz. Hele ki bazı çocuklar anne, babadan da gizleyerek yapmaya çalışıyor, en büyük tehlike onlarda. O zaman kalori açığı ortaya çıkmış oluyor. En son zayıflayacağım baskısı, akran zorbalığı. Bunun sonunda anoreksiya başlayabiliyor. Beslenme düzensizliğine girebiliyor ve bu kalıcı olabiliyor. Çok dikkat edilmesi lazım. Ailenin çocuğu iyi takip ediyor olması lazım, hele bu incelme akımları çok tehlikeli"
"Sosyal medya her şey için bir standart belirliyor"
Büyüme çağındaki çocukların maruz kaldığı akran dayatmasına ve sanal dünya normlarına değinen Kıykım, konunun tıbbi boyutunu şu şekilde açıkladı:
"Anoreksiya her zaman var. Bir önceki nesilde daha fazlaydı, ‘Çok ince olmak zorundayım' diye. Ben zayıflamak istiyorum ve ben zayıf değilim, başka bir şey. En büyük sorun beden algısının bozulması ve devamlı devamlı daha fazla zayıflamaya çalışmaktır. Bu, artık tıbbi bir durum, hastalık haline gelir. Mutlaka müdahale edilmesi gerekir. Önemli olan da o seviyeye gelmeden fark edebilmektir. Çünkü açlıkla yaptığınız her şey; hele ki büyüme çağında vitamin, mineral eksiklikleriyle beynin ihtiyaçlarını karşılayamamak haline gelir. Ergenlik çağı en sorunlu zaman. Sosyal medya her şeye dahil artık, her şey için bir standart belirliyor. Sosyal medyanın size getirdiği başka bir şey daha var; yanınızdaki arkadaşınız yapıyor, ‘Sen niye yapmıyorsun?' diye seni zorlamaya başlıyor. Yapmadığınız zaman zorlanmaya başlıyorsunuz"
"Hastamız ‘A4 kağıtlarına sığmam gerekiyor' diye 'sen zayıfsın'a ikna olamadı"
Sanal mecralarda paylaşılan meydan okuma videolarının çocukları sürüklediği klinik vakalardan birini örnek gösteren Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, konuşmasını şu çarpıcı örnekle tamamladı:
"Çocuğumuzun ne izlediğini ve sürecini de kontrol edebiliyor olmamız lazım. Gördüm ve özendirdim, sosyal medya bunu bize devamlı dikte diyor. Sosyal medya akımı sonunda bir hastamız ‘Bir A4 kağıtlarına sığmam gerekiyor' diye diyete başlayıp, sonra da artık adaptasyonu, vücut algısı bozulduğu için anoreksik olarak devam etmek, çok ciddi tedaviler almak zorunda kaldı. Çünkü artık ‘sen zayıfsın'a ikna olamadı. Yaklaşık 2 yıldır belirli tedaviler ve diyetler almak zorunda kalıyor."