Yaşam

Usta Oyuncu Şeref Sezer Kimdir: Aslen Nerede, Kaç Yaşında, Evli mi?

1946 yılında Bursa'nın Mudanya ilçesinde dünyaya gelen Şerif Sezer, Türk sinemasının en güçlü karakter oyuncularından biri olarak adını sanat tarihine yazdırdı. Tiyatro kökenli olan Sezer, sanat yaşamına Ankara Devlet Tiyatrosu'nda başladı. İlk profesyonel sahne deneyimini Ahmet Kutsi Tecer’in “Köşe Başı” adlı oyunuyla yaşadı.

Abone Ol

Usta Oyuncu Şerif Sezer’in Sanatla Yoğrulmuş Hayatı

1946 yılında Bursa'nın Mudanya ilçesinde dünyaya gelen Şerif Sezer, Türk sinemasının en güçlü karakter oyuncularından biri olarak adını sanat tarihine yazdırdı. Tiyatro kökenli olan Sezer, sanat yaşamına Ankara Devlet Tiyatrosu'nda başladı. İlk profesyonel sahne deneyimini Ahmet Kutsi Tecer’in “Köşe Başı” adlı oyunuyla yaşadı. Konservatuvar yıllarında Arsen Gürzap ve Alev Sezer ile aynı sınıfı paylaşan sanatçı, disiplinli eğitimi ve sahne deneyimiyle ilerleyen yıllarda sinemaya da sağlam bir temel atmış oldu.

Köklü Bir Ailenin Cesur Kızı

Sezer, Rumeli, Laz ve Gürcü kökenli bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya geldi. Zeytincilikle uğraşan ailesinin geleneksel yapısı içinde, eğitim ve özgürlük mücadelesini erken yaşta vermeye başladı. Küçük yaşta ailesinin ayrılmasıyla annesinden uzak kalması, onu daha da güçlü bir karakter haline getirdi. Ortaokula gidemeyip dikiş kursuna gönderilmesi onun kaderini belirlemedi. Annesine kavuşmak için yalnızca ilkokul diplomasını alıp evden ayrılması, hayatında yepyeni bir sayfa açtı.

Paris Yılları ve Hayat Mücadelesi

İlk evliliğini üniversite çevresinde tanıştığı bir öğrenciyle yaptıktan sonra, eşinin eğitimi için Paris’e taşındı. Tiyatrodan uzaklaştığı bu süreçte geçimini sağlamak adına birçok farklı işte çalıştı. Çocuk bakıcılığı, dikiş dikme ve fotomodellik gibi işler, onun sanattan kopmamasına destek olan geçici uğraşlardı. Paris’te tanıştığı Azmi Arna ile Türkiye’ye döndü ve 1971 yılında ikinci evliliğini yaptı. İstanbul’a yerleştikten sonra Sheraton Oteli'nde garsonluk yaparak geçimini sağlamaya devam etti.

Sinemaya Geçiş ve Büyük Çıkış

Sezer’in sinema yolculuğu 1980 yılında “Bir Günün Hikâyesi” ile başladı. Ancak asıl çıkışını, 1981 yapımı ve Cannes'da Altın Palmiye ile ödüllendirilen “Yol” filmindeki performansıyla yaptı. Ardından gelen “Hakkâri’de Bir Mevsim” filmiyle Berlin Film Festivali’nde de dikkat çekti. Uzun süre sinemadan uzak kalan sanatçı, kızı Deniz'in dünyaya geldiği dönemde annelikle ilgilendi. Fakat kamera önüne döndüğünde, izleyici onu ilk günkü hayranlıkla karşıladı.

Dizi Dünyasında Büyük Tanınırlık

2002 yılında yayınlanan “Asmalı Konak” dizisinde canlandırdığı “Kader” karakteri, Şerif Sezer’i Türkiye’nin dört bir yanında evlere konuk etti. Ardından Çağan Irmak’ın yönettiği “Babam ve Oğlum”, “Mustafa Hakkında Her Şey” ve “Ulak” gibi filmlerdeki derinlikli rolleriyle geniş bir hayran kitlesine ulaştı. Özellikle “Babam ve Oğlum”daki performansı, onu Türk sinema tarihinde unutulmaz kıldı.

Ödüllerle Taçlanan Bir Kariyer

Şerif Sezer, kariyeri boyunca birçok prestijli ödüle layık görüldü. 2006 yılında İstanbul Film Festivali’nde Sinema Onur Ödülü’ne, aynı yıl “Babam ve Oğlum” ile En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne değer bulundu. Eskişehir ve Altın Koza film festivallerinde de onur ödüllerine layık görüldü. Bu ödüller, onun sanata verdiği emeğin, yeteneğin ve yıllara meydan okuyan tutkunun en somut karşılıkları oldu.

Sanatla Geçen Bir Ömür

Bugüne kadar onlarca sinema filmi ve televizyon dizisinde izleyiciyle buluşan Şerif Sezer, oyunculuğun yalnızca bir meslek değil, yaşam biçimi olduğunu defalarca kanıtladı. Hem sahne hem de kamera arkasındaki yaşamı, mücadele ve adanmışlıkla örülmüş bir sanat yolculuğudur. Onun hikâyesi, genç oyunculara ilham olurken, izleyiciye ise her rolüyle duyguyu iliklerine kadar yaşatmaya devam ediyor.

Devam eden projeleriyle Türk sinemasının yaşayan efsanelerinden biri olmayı sürdüren Şerif Sezer, sanat yolculuğunda halen dimdik duruyor. Oyunculuk kariyerinde olduğu kadar hayattaki duruşuyla da örnek bir figür olarak hafızalarda yer ediniyor.