Bir kiracının Polatlı 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne açtığı davada, 3 Ağustos 2022 başlangıç tarihli kira sözleşmesi kapsamında ödemelerini düzenli yaptığı belirtildi.
Kiracı, kira bedellerini kiraya verenin eşinin bildirdiği hesaba ve taraflar arasındaki fiili mutabakata göre her ayın 15’inde ödediğini savundu. Ancak kiraya veren tarafın ekonomik gerekçelerle tahliye ve elektrik kesme tehdidinde bulunduğunu, kira dönemi içerisinde hukuka aykırı şekilde sürekli artış talep edilerek kendisinden fazla ödeme alındığını ileri sürdü. Kiracı ayrıca, Ağustos 2024 kira bedelini ödemediği iddiasıyla hakkında tahliye talepli icra takibi başlatıldığını belirtti. 2024 Kasım ayına kadar yaptığı ödemeleri hesaplayan kiracı, toplam 9 bin 822 lira fazla ödeme yaptığını öne sürerek bu paranın 15 Ekim 2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iade edilmesini istedi. Davalı taraf ise ödemelerin rızaen yapıldığını savunarak davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını ileri sürdü.
İlk mahkeme davayı reddetti
Polatlı 2. Sulh Hukuk Mahkemesi, kiracının talebini “istirdat davası” kapsamında değerlendirdi. Mahkeme, istirdat davasının kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında ve cebri icra tehdidi altında yapılan ödemelerin geri alınması amacıyla açılabileceği görüşünü benimsedi. Kiracının son ödemeyi ödeme emrinin tebliğ edilmesinden ve icra takibinin kesinleşmesinden önce yaptığı gerekçesiyle dava reddedildi. Mahkeme ayrıca, dava değeri 9 bin 822 lira olmasına rağmen davalı lehine 18 bin lira vekalet ücretine hükmetti.
"Hukuki nitelendirme mahkemeye ait"
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz istemini inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 5 Mayıs 2026 tarihli kararında ilk derece mahkemesinin değerlendirmesini hukuka aykırı buldu. Daire, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ve 33. maddelerine işaret ederek, hakimin tarafların talep sonucuyla bağlı olduğunu ancak olayların hukuki nitelendirmesini ve uygulanacak hukuk kurallarını kendisinin belirlemesi gerektiğini vurguladı. Yargıtay, somut olayda kesinleşmiş bir icra takibi kapsamında cebri icra tehdidi altında yapılan bir ödemeden söz edilmediğine dikkat çekti. Uyuşmazlığın, kira ilişkisi kapsamında hukuki bir sebep olmaksızın fazla tahsil edildiği ileri sürülen kira bedellerinin iadesine ilişkin olduğu belirtildi.
Sebepsiz zenginleşme kapsamında incelenecek
Yargıtay, kiracının talebini “istirdat” olarak adlandırmasının mahkemeyi bağlamayacağına hükmetti. Daireye göre talep, İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen istirdat davası kapsamında değil, sebepsiz zenginleşme ve fazla ödemenin iadesine dayalı genel hükümlere tabi bir alacak davası olarak değerlendirilmeliydi. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin davanın esasını incelemesi, tarafların sunduğu delilleri değerlendirmesi ve ortaya çıkacak sonuca göre karar vermesi gerektiği belirtildi. Yargıtay, yalnızca istirdat davasının şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesini usul ve yasaya aykırı buldu.
18 bin liralık vekalet ücretine de dikkat çekildi
Kararda, ilk derece mahkemesinin hükmettiği vekalet ücretine ilişkin de değerlendirme yapıldı. Dava değerinin 9 bin 822 lira olmasına rağmen davalı lehine 18 bin lira vekalet ücretine hükmedilmesinin, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne aykırı olduğu belirtildi.
Karar kanun yararına bozuldu
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz istemini kabul etti. Polatlı 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı, sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozuldu. Kararın bir örneği Adalet Bakanlığı’na gönderilirken dosya da ilk derece mahkemesine iletildi.
Yargıtay’ın söz konusu kararı, 19 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.