Uzmanlar tarafından, internet ortamında, özellikle sosyal medyada yayınlanan ve gerçeğiyle neredeyse ayırt edilemeyecek yapay zeka videolarının, insanın ruh sağlığına olumsuz yönde etkisi olduğu bildirildi.
"Güven mekanizmasına zarar vermeye başladı"
Antalya'da konuşan Psikiyatri Uzmanı Dr. Fatma Arkaz, yapay zekayla birlikte yalnızca teknolojinin değil, gerçeklik algısının da dönüştüğünü belirterek,
"İnsan beyni gördüğüne inanmaya eğilimlidir. Burada temel bir güven mekanizması vardır. Ancak yapay zeka ile üretilen içerikler bu temel güven mekanizmasına zarar vermeye başladı"
diye konuştu.
"Gerçek olana şüphe ile yaklaşılıyor"
Arkaz, yapay zekanın gerçeğe çok yakın taklitler üretebildiğine dikkati çekerek,
"İnsanlar artık sadece gerçek olmayanı gerçek mi diye sorgulamaktan öte, gerçek olana şüphe ile yaklaşmaya başladı. Tabi bu durumda ruh sağlığı açısından yeni ve önemli problemleri de beraberinde getiriyor"
şeklinde konuştu.
Beynin görsel bilgiyi kanıt olarak kabul ettiğini vurgulayan Arkaz, yapay zekanın bu güveni sarstığını belirterek,
"Kişi gördüğüne bile inanamaz hale geliyor, bu da genel bir güvensizlik duygusunu tetikliyor"
değerlendirmesinde bulundu.
"Sanrısal düşünceler tetiklenebiliyor"
Yoğun yapay zeka etkileşiminin zihinsel etkilerine değinen Arkaz, dikkat süresinin azaldığını, eleştirel düşüncenin pasifleştiğini ve bilişsel yorgunluğun arttığını söyledi.
Uzm. Dr. Arkaz,
"Özellikle anksiyete bozukluğu, depresyon ve psikoza yatkınlığı olan kişilerde gerçeklik sınırları zorlanabiliyor. Bazı hassas bireylerde sanrısal düşünceler tetiklenebiliyor"
diyerek psikiyatrik rahatsızlıklar açısından risklere işaret etti.
Arkaz, ayrıca yoğun yapay zeka kullanımının bağımlılık benzeri döngülere yol açabileceğini vurguladı.
"Gerçek sosyal bağlar korunmalı"
Arkaz konuşamasının devamında,
"Sürekli şüphe hali zihinsel yorgunluğu artırır ve olaylara karşı güvensizliği besler. Her gördüğümüze inanmayalım ama her şeyin gerçekliğini de sürekli sorgulamak zorunda değiliz"
diyerek sorgulamanın belirli bir düzeye kadar sağlıklı olduğunu ifade etti.
Özellikle duygusal olarak hassas dönemlerde dijital etkileşimin sınırlandırılması gerektiğini söyleyen Arkaz, yapay zekanın bir araç olduğunu, insani ilişkilerin yerini tutamayacağını belirterek gerçek sosyal bağların korunması çağrısında bulundu.
"Bilgiye ve kanıta olan güven sarsıldı"
Yapay zekanın gerçekliği kolayca taklit edebilmesinin bilgiye ve kanıta olan güveni sarstığını ifade eden Arkaz, bunun toplumsal düzeyde şüpheciliğin ve komplo teorilerinin artmasına, uzmanlara ve kurumlara duyulan güvenin azalmasına yol açabileceğini söyledi.
"Yapay zeka olduğu belirtilmeli"
Uyarı mekanizmalarının eksikliğine de dikkat çeken Uzm. Dr. Arkaz,
"Yapay zeka ile üretilen içeriklerin açıkça belirtilmesi, oluşan şüpheyi azaltabilir. Ancak şu an böyle bir uygulama yaygın değil"
değerlendirmesinde bulundu.